Siyaset20 Eylül 2005 00:00

Türk milletine ‘provokasyona gelme’ diyenler - İsrafil Kumbasar

Bu ülkenin asayişini sağlamakla, ‘hain eylemleri’ önlemekle görevli olanlar, ‘soruşturma açılır’ endişesi ile ‘üzerlerine düşen sorumluluğu’ yerine getirmiyorlarsa eğer...Bu ülkeyi korumak ve kollamakla görevli olanlar, ‘yan gel Osman’ misali, olayları sadece ‘balkondan’ izlemeyi tercih ediyorlarsa eğer...Bu ülkenin ‘milli direnç kaynağı’ olduğunu iddia edenler, ‘fincancı katırlarını ürkütme’ korkusu ile başlarına yorgan örtmüş mışıl mışıl uyuyorlarsa eğer... Millet ya ne yapacaktı?.. Milleti, ‘provokasyona gelme’ diye uyaranlar, eğer provokasyonların önüne geçmek istiyorlarsa, işe ilkönce o provokasyonlara önayak olup, tetikleyen hainlerden başlamalıdır!..cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie

TÜRKİYE Cumhuriyeti’ni ‘sahipsiz’ zanneden bölücü teröristler, dağları mesken tutmuş, ölüm kusuyorlar!..

Kentleri, kasabaları ele geçiren yandaşları, caddeleri, sokakları, ‘doğal eylem alanı’ haline çevirmiş bulunuyorlar!..

İdarecilerin acziyetinden cesaret alarak er gün bir başka yerde gösteri düzenliyorlar, İmralı’da ‘ağır konuk’ olarak himaye edilen ‘30 bin kişinin katilinin’ resimlerini taşıyorlar!..

“Kürt sorununun çözümünün yolu İmralı’dan geçer” diye pankartlar açıyorlar!..

Bölücü örgütün paçavralarını ‘bayrak’ diye dalgalandırıyorlar!..

‘Türk bayrağını’ gördükleri yerde yakıyorlar, elinde ‘Türk bayrağı’ taşıyan vatandaşların üzerine saldırıp tekmeliyorlar!..

Balkonuna Türk bayrağı asan vatandaşların evlerini ‘taş yağmuruna’ tutuyorlar!..

Eşkıya dağdan şehire iniyor!..

Güvenlik kuvvetleri, ‘gözlerinin önünde’ gerçekleşen olayları sadece seyretmekle yetiniyor!..

Çünkü, Avrupa Birliği’ne uyum çerçevesinde ‘yetkileri’ kısıtlanmış, eli-kolu bağlanmış!..

İşte bu noktada, ‘bıçağın’ gelip ta ‘kemiğe’ dayandığını gören millet, ‘Türk bayrağını’ kaptığı gibi kendisi sahaya iniyor!..

‘Ümit bağladığı’ partilerden ses seda çıkmadığını, memleketi koruyup kollamakla görevli olanların vazifelerini yapmadığını görünce, ‘kendi adına’ vaziyete el koyuyor!..

Türk milletindeki ‘direncin’ hala kırılmadığını görüp de ‘övünmesi’ ve dahi ‘cesaret’ alması gerekenlerden, hep alışageldiğimiz o aynı ‘maval’ yükseliyor:

“Ey millet, aman provokasyonlara gelme!..”




Bu ülkenin asayişini sağlamakla, ‘hain eylemleri’ önlemekle görevli olanlar, ‘soruşturma açılır’ endişesi ile ‘üzerlerine düşen sorumluluğu’ yerine getirmiyorlarsa eğer...

Bu ülkeyi korumak ve kollamakla görevli olanlar, ‘yan gel Osman’ misali, olayları sadece ‘balkondan’ izlemeyi tercih ediyorlarsa eğer...

Bu ülkenin ‘milli direnç kaynağı’ olduğunu iddia edenler, ‘fincancı katırlarını ürkütme’ korkusu ile başlarına yorgan örtmüş mışıl mışıl uyuyorlarsa eğer...

Millet ya ne yapacaktı?..

Bölücü hainler, bütün Anadolu’yu otobüsler ile ‘boydan boya’ geçecekler, geçtikleri her yerde ‘bebek katilinin’ resimlerini ‘kutsal kahraman’ gibi taşıyacaklar, örgüte ait paçavraları ‘bayrak’ diye sallayacaklar, millet de olup biteni ‘koyun’ gibi seyredecek, kendisini idare eden gafiller gibi ‘sesini-soluğunu’ çıkarmayacak öyle mi?..

Kimse kusura bakmasın!..

Türk milleti, her metrekaresi ‘binlerce’ şehit kanı ile sulanmış olan bu ülkede, hiç kimsenin ‘başka bayrakları’ sallamasına müsaade etmez!..

Bu millet asla ve asla kendi topraklarında ‘başka bayrakları’ taşıttırmaz!..

Türk milletinin, ‘haklı müdahalesini’ de hiç kimse kalkıp “provokasyona gelmek” olarak nitelendiremez!..

Milleti, ‘provokasyona gelme’ diye uyaranlar, eğer provokasyonların önüne geçmek istiyorlarsa, işe ilkönce o provokasyonlara önayak olup, tetikleyen hainlerden başlamalıdır!..

Ülkeyi kan gölüne çevirmek isteyen vatan hainlerine ‘lojistik’ destek verenler, derhal tutuklanarak yargı önüne çıkarılmalıdır!..




‘Provokasyon’ mu demiştiniz?..

Kimse Türk milletinin sabrını ‘test etmeye’ kalkışmasın sakın!..

Asıl provokasyon, milletin genlerinde varolan ‘milli direnci kırmaya’ çalışmaktır!..

Asıl provokasyon, bu hain eylemleri, ‘demokrasinin bir gereği’ imiş gibi, ‘meşru’ olarak kabul etmektir!..

Asıl provokasyon, bölücü başının terör örgütünü ‘İmralı’daki malikanesinden’ idare etmesine göz yumup, “Ne yapalım, demokrasi bunu gerektiriyor!..” bahanesinin arkasına sığınmaktır!..

Asıl provokasyon, “Kürt sorununu kabul ediyoruz” diyerek, bölücü terör örgütünün ‘siyasallaşmasının’ önünü açmaktır!..

Her türlü bölücü eylem ‘demokrasinin gereği’ olarak görülüyor da, o bölücülere ‘Türk’ün tokadını’ yapıştırmak neden ‘demokrasinin gereği’ olarak kabul edilmiyor?..

Türkiye, Avrupa Birliği aşkıyla, ‘suskun’, ‘her türlü işgale ve istilaya açık’ bir ülke haline getirilmek isteniyor!..

Türk insanı, ‘duyarlı aktif vatandaş’ kimliğinden uzaklaştırılmak isteniyor!..

Her türlü ihanete karşı, ‘duyarlı’ her Türk vatandaşının ‘aktif olarak’ müdahale hakkı vardır!..

Nasıl ki, insanlar ‘evlerine’ giren hırsızlara ‘namusuna’ göz diken ‘ırz düşmanlarına’ müdahale edebiliyorlarsa, aynı şekilde ‘vatanına’ göz dikenlerin de yakasına yapışırlar!..




Ey bu milleti idare eden gafiller!..

Türk milletinin ‘aktif olarak’ sahaya inmesinden o kadar çekiniyorsanız eğer, kendiniz sahada olun ve gerekeni yapın o zaman!..

Aksi taktirde, bu millet ‘zamanı geldiğinde’ o paçavraları taşımaya cüret edenlerle birlikte sizlere de ‘haddinizi’ bildirecektir!..

‘Sahipsiz’ vatanın batması haktır!..

Türk milleti sahip çıktıkça bu vatan asla batmayacaktır!..

Bu böyle biline!..