TÜRKİYE’Yİ PAZARLAYANLAR !.. - Selahattin Erol
Son günlerde iki isim kamuoyunun gündemini işgal ediyor : Global Menkul Değerler’in sahibi Mehmet Kutman ve İsrailli yatırımcı Sami Ofer.. Kim bu Sami Ofer ? Milliyet muhabiri Songül Hatısaru bu soruyu Mehmet Kutman’a sormuş. Mehmet Kutman şöyle yanıtlıyor : “Öncelikle İsrailli Ofer Grubu'nun Türkiye ile tanışıklığı 1940'lı yıllara dayanıyor. Yani yaklaşık olarak benim doğumumdan 20 yıl önceye. Yanılmıyorsam o dönemde Hayfa'dan İskenderun'a gemi nakliyesi yapıyorlarmış. Dolayısıyla tanışıklıkları çok eskilere dayanıyor Türkiye ile.. Türkleri seven, gemilerinde her zaman Türk mürettabatını tercih etmiş bir grup. Sanırım yakın bir zamana kadar da İstanbul'da gemilere gemici ve subay yetiştirmek için bir okulları vardı. Dünyanın en saygın, en önde gelen işadamlarından birisi. Amerika'dan Uzakdoğuya, denizcilikten bankacılığa kadar uzanan, milyar dolarlık yatırımları bulunan uluslararas ı bir grup.” (Milliyet, 20.9.2005)cialis manufacturer coupon open drug coupon cardmicardisplus 80/25 mg micardis haittavaikutukset micardis plus 80 12.5 mgoxcarbazepine dosage bilie.org oxcarbazepin
Görüldüğü gibi Sami Ofer, Türkiye’de çok eski (!) tanışıklıklara sahip olan, Türkleri seven, gemilerinde Türk mürettabatını tercih eden, hatta gemici ve subay yetiştirmek için Türkiye’de okul bile açan bir hayırsever !..
Sami Ofer Türkleri ve Türkiye’yi bu kadar sevince, doğal olarak TÜPRAŞ’ı ve Türkiye limanlarını (özelikle de Galata limanı çevresini) sevmemesi için bir&nbs p; neden yok !..
İşte bu “hayırsever” (!) İsrailli yatırımcı, Mehmet Kutman’a geliyor ve onun aracılığıyla gizli olarak TÜPRAŞ hissesi alıyor. Ama Mehmet Kutman bu konudan tam olarak emin değil !.. Bakın ne diyor :
“Ofer'ler Tüpraş hissesi aldılar mı, bilmiyorum... Ellerinde Tüpraş hissesi olduğunu biliyorum ama ne zaman aldılar, bunu bilemem. Bu sorunun muhatabı Ofer'lerdir. Bunu onlara sormanız lazım.”
Mehmet Bey haklı !.. Bu durumda, Ofer’ler TÜPRAŞ hissesi aldı mı, almadı mı, öğrenmek için iki yol var : Ya Ofer’lere soracağız ya da papatya falı açacağız !..
Aldı, almadı, aldı, almadı…
* * *
Ama Ofer’lerin Türkiye sevdası sadece TÜPRAŞ ile sınırlı değil. İnsan Türkiye’yi sever de limanlarını sevmez mi ?
Ofer’ler de seviyor !.. Üstelik “gizli bir sevda” bu !..
Ofer’ler gemici olduğundan limanları çok seviyorlar tabii… Ve Mehmet Kutman ve Ofer kafa kafaya verip Tüpraş ve Galataport ihalelerinin yanı sıra, yedi limanın (İzmir, Mersin, İskenderun, Haydarpaşa, Derince, Bandırma ve Samsun) işletme hakları için Ulaştırma Bakanı Binal i Yıldırım ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'la 'gizli pazarlık' yapıyorlar !.. (Milliyet, 20.9.2005)
Nasıl ?..
Nasıl olacak ki ? Seven insan sevdiğine mektup yazar !.. Bunlar da mektupla ilan ediyorlar aşklarını !..
'Çok gizli' notu düştükleri 12 Aralık tarihli mektupta, 7 limanın işletme hakkının 30 yıllık bir süre için devrine karşılık 1 milyar 35 milyon dolar teklif ediyorlar !..
Yani başlık parası önermek gibi bir şey bu !..
Mektubun sonuna da şöyle bir not düşülüyor :
“Bu ön teklif, aramızda gerçekleşen tüm görüşmelerin gizli kalması anlayışı ve şartı ile hazırlanmıştır… Bilgi akışını sağlayabilmeniz durumunda 2004 Şubat ayında yapılabilecek sınırlı bir ihaleye katılabilecek durumda olacağımızı (...) düşünmekteyiz."
Haberden öğreniyoruz ki, sonraki süreçte “bilgi akışını” sağlamışlar !.. Görüşmeler yapılmış, mektuplar gidip gelmiş vs… Sözkonusu aşk olunca, insan engel tanımaz tabii !..
Ama Mersin limanı ihalesinde araya bir "kara kedi" girip Ofer’lerden 200 milyon dolar fazla vererek limanı “götürüyor” !.. Aksilik işte, bu “Türkiye sevdalıları” İskenderun limanı ihalesin de de eleniyorlar.
Şimdi, İzmir limanı ihalesine hazırlanıyorlarmış !..
Ey aşk, sen nelere kadirsin !..
* * *
Ofer’lerin kim olduğunu Mehmet Kutman’dan öğrendik… Peki bu Mehmet Kutman kim ? Nasıl bir zihniyete sahip ? Onu da Kutman’ın aşağıdaki sözlerinden çıkarmak mümkün :
“1990'lı yıllara, Türkiye'ye yabancı sermaye niye gelmiyordu? Kanun derseniz, kanunlar hep aynıydı. Yabancı sermayeyi kısıtlayan bir kanunumuz yoktu. Yaklaşım değişti. Niye yaklaşım değişti. Bugün gerek politikacılarımız, gerekse bürokratlarımız Türkiye'yi pazarlamak için ciddi bir uğraş içindeler. Tıpkı Özal'ın ilk yıllarında olduğu gibi politikacılarımız, bürokratlarımız hem ihracat hem Türkiye'yi pazarlamak için sürekli seyahatler yapıyorlar. Unakıtan, Kürşad Tüzmen sürekli bir yerlere gidiyor. Ben işim gereği günde 10 mektup yazıyorum yabancı yatırımcılara Türkiye'deki potansiyeli anlatan. Türkiye bunları önceden de yapsaydı 2001 krizi olmazdı. Türkiye'ye kalıcı yabancı sermayenin girmesi lazım. Eğer bunun için Türkiye'yi pazarlamak bir suç ise evet ben bu suçu işliyorum. Türkiye Atatürk'ten beri ilk defa yabancı yayın organlarında kapak oluyor.”
Bu satırlardan Mehmet Kutman’ın kim olduğunu öğreniyoruz : BİR PAZARLAMACI !..
Ama pazarladığı mal, ÜLKEMİZ !.. Ve bunu da yabancı sermayeye, Kürşat Tüzmen, Kemal Unakıtan gibilerle birlikte yapıyor !.. Türkiye’yi “Babalar< SPAN style="mso-spacerun: yes"> gibi satan” “Kemal Abi” ile !..
Gerçi biz Kemal Unakıtan’ın kim olduğunu biliyoruz ama, fazla bilgi göz çıkarmaz, bir de Mehmet Kutman’ın ağzından dinleyelim. “Özelleştirmeden sorumlu Bakan Unakıtan'ı nasıl buluyorsunuz ?” diye soruluyor Mehmet Bey’e… O da yanıtlıyor :
”New York'ta bir toplantıya katılmıştım. Fransızların önde gelen bir yatırım grubunun üst düzey yetkilisi bana aynen şunları söyledi: "Keşke sizin maliye bakanınız gibi bakanlar bizde de olsaydı. Unakıtan çok iyi pazarlama yapan bir bakan.”
* * *
Manzara bu işte… “Satılık bir vatan” ve onu “babalar gibi” pazarlayanlar var !..
“Vatan namustur, satılmaz !” diyenlere duyurulur !..