KİMSENİN BİLMEDİĞİ GİZLİ KARARNAMELER ÇIKARILIYOR
İstanbul Barosu Başkanı, Ceviz Kabuğu’nda açıkladı. Programa katılan İstanbul Barosu Başkanı Avukat Kazım Kolcuoğlu; “Hükümet gizli kararnameler çıkararak Irak’taki işgalci güçlere yardımcı oluyor. Bu nedenle biz hükümete dava açtık” dedi. Kolcuoğlu şöyle devam etti: “Gizli olunca, bu gizliliğin altında ne yattığı, ne amaçla bu gizlilik yaratıldığı konusunda ister istemez vatandaş soruyor. Adana’daki üssün kullanılması konusunda Irak ile ilgili İki defa gizli kararname çıkarıldı. Resmi Gazete’de gizli kararname çıktığı konusunda haber çıktı, ama açıklaması yapılmadı. İstanbul Barosu olarak dava açtık.new prescription coupons lilly cialis coupon online cialis couponscialis forum cialis bez recepta cialis bez receptasymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort symbicort cenaclaritin mazilo claritin tablete claritin mazilokamagra kamagra wikipedia kamagra gel
AKP Hükümeti’nin halktan gizli olarak bazı uluslararası kararnameler çıkararak, Irak’taki işgalci güçlere yardımcı olduğu ileri sürüldü. Usta Gazeteci Hulki Cevizoğlu’nun Ceviz Kabuğu programında konuşan İstanbul Barosu Başkanı Kazım Kolcuoğlu, “Türkiye’de kimsenin bilmediği gizli kararnameler çıkarılıyor” dedi. Baro Başkanı bu nedenle Hükümete “dava” açtıklarını açıkladı.
Programa katılan Prof.Dr.Anıl Çeçen de, “Bir tarafta ılımlı İslam görüntüsü altında şeriat hareketleri, öbür tarafta bölücü PKK terörü; özgürlük savaşı biçiminde gösterilerek meşrulaştırılmaya çalışılıyor” uyarısında bulundu ve bunun “Türkiye’de çok ciddi bir baskı yarattığını” söyledi.
Bu arada, laik Türkiye Cumhuriyeti’nde “bazı mahkemelerin müftülüklere danıştığı ve onlardan bilgi istediği” ortaya çıktı..
GİZLENEN KARARLAR!..
Yaklaşık 5,5 saat süren Ceviz Kabuğu’nda konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Kazım Kolcuoğlu, Hükümetin çıkardığı “gizli kararnameler” sorunu olduğuna işaret ederek, “Kimsenin bilmediği, gizli kararnameler çıkarılıyor” dedi.
Kolcuoğlu şöyle devam etti: “Gizli olunca, bu gizliliğin altında ne yattığı, ne amaçla bu gizlilik yaratıldığı konusunda ister istemez vatandaş soruyor. Adana’daki üssün kullanılması konusunda Irak ile ilgili İki defa gizli kararname çıkarıldı. Resmi Gazete’de gizli kararname çıktığı konusunda haber çıktı, ama açıklaması yapılmadı. İstanbul Barosu olarak dava açtık. Açık toplumda, bütün idari işlemler yargının denetiminde olan bir ülkede şimdi gizli kararnameler olmaz. Çok stratejik konular olursa, gizli anlaşmalar olabilir ama Irak konusu Türkiye’nin sorunu. Türkiye’yi tehdit ediyor.”
Bu açıklamalar üzerine Cevizoğlu, “Gizli kararnameleri Cumhurbaşkanının görme hakkı var mı?” diye sordu. Kolcuoğlu, “Çok gizli olduğu için kimin görüp görmediğini bilemiyoruz” diye yanıt verdi. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Çeçen ise, “Milli Güvenlik Kurulu’nda bu konuların ele alınması gerekir, onun da icrai yetkilerini alıp danışma kuruluna çevirdiler. Bundan sonra o konularda da devlet içerisinde kimin ne yaptığı belli olmayabilir. Gizli anlaşmalar var” şeklinde konuştu.
AĞIR İDDİALAR
Büyük ilgiyle izlenen programda Cevizoğlu, geçtiğimiz günlerde İstanbul’da Cuma Namazı sonrası Hizb-ut Tahrir örgütünün “Ya Hilâfet, ya şehadet” sloganları atarak yaptığı şeriat gösterisini hatırlatarak, polis ve savcılar arasında anlaşmazlık çıktığını, İstanbul polisinin “Elimiz kolumuz bağlı” demesi üzerine savcılardan “Mazeret üretmeyin, işinizi yapın” açıklamasının geldiğini hatırlatarak, “Zafiyet, uygulamalarda mı, yasalarda mı? Bununla birlikte, PKK yandaşlarının sokaklarda huzur ve güvenliği yok etmesi yasal olarak mümkün mü?” diye sordu.
Kolcuoğlu, Hizb-ut Tahrir’in yaptığının, anayasanın temel ilkelerini değiştirmeye yönelik bir açıklama olduğunu kaydederek, “Polis eskiden beri daha fazla yetki istiyor. Yetkileri kısıtlanmaya başladığı zaman görev yapamaz hale geldik,. Onun için seyirci kalıyoruz diyor” dedi.
Bunun üzerine, Cevizoğlu, Prof.Çeçen’e dönerek, “PKK ve Hizb-ut Tahrir gösterilerine neden müdahale edilemiyor?” sorusunu yöneltti. Prof.Çeçen, bu soruyu şöyle yanıtladı:”Biri bölücülüğe, diğeri şeriata dönük örgütler. Türk Ceza Kanunu çerçevesinde konuya bakarsanız, Türkiye’de bir hukuk devleti olarak hem şeriatın önlenmesine hem de bölücülüğün önlenmesine yönelik hüküm olduğunu görürsünüz. Ama Türkiye’de öyle bir kamuoyu yaratılıyor ki, ılımlı İslam sürecine Türkiye sürüklenmek isteniyor. Bu süreç içerisinde de İslami kökenli şeriata yönelik bir takım siyasal oluşumlar kamuoyunda siyasallaşma sürecine itiliyor. İslami yayın yapan çevrelerin önemli bir kesimi şeriat amaçlı bu tür örgütlerin girişimlerini ya da faaliyetlerinin üzerine gidilmemesi konusunda ciddi yayınlar yapıyorlar. Aynı şey PKK konusunda da yapılıyor. Bugün PKK meselesi terör sorunu mudur yoksa bir insan hakları sorunu mudur?
Çok ciddi boyutta tartışılıyor. Batılı ülkelerin yayın organlarına baktığımız zaman, bizim için terör anlamına gelen PKK olayını, özgürlük savaşçıları olarak ele aldıkları noktada, hem Türk hem dış basında bu konular gündeme geldiği noktada ister istemez Türkiye’deki kamu ve güvenlik görevlileri de bunların etkisi altında kalıyorlar. Edindiğim izlenime göre bu iki eğilim, bir yönüyle ılımlı İslam çizgisinde şeriat hareketlerini meşrulaştırma eğilimi, öbür tarafta Güneydoğu’daki bölücü hareketi, bir özgürlük savaşı biçiminde görerek meşrulaştırma eğilimi. Bu durum Türkiye’deki devlet organları, kamu kurumları üzerinde çok ciddi bir baskı yaratıyor. Burada yasalardan hareket ederek gerekli önlemleri almaya başladığınız zaman ‘faşist devlet’ diye Avrupa’dan sesler ve yurtdışından müdahaleler gelmeye başlıyor. Türkiye bu konuda baskı altındadır.”