Siyaset17 Eylül 2005 00:00

Çifte Demir - MÜMTAZ SOYSAL

DİNLEYENLER kulaklarına inanamadılar. Konuşan, ülkedeki büyük ve dinamik sermaye gruplarından birinin en üst yöneticilerindendi. Şirketlerinin başarılarını ve geleceğe dönük tasarımlarını överken sözü ülkenin de şimdiki ''parlak'' durumuna getirmiş ve bu sonucun ''AB ile IMF gibi iki çipa sayesinde'' gerçekleştiğini söylemekten kendini alamamıştı. ''Çapa'' ya da ''demir'' yerine genellikle çok küçük tekneler için kullanılan ''çipa'' sözcüğünü seçmiş olması bir yana, acaba niçin böyle bir ''imge'' ye başvurma gereğini duymuştu? İki yabancı kuruluştan söz ettiğine göre, kendine ve halkının yeteneklerine güvensizlik mi? levitra and diabetes sexual dysfunction in diabetesclaritin mazilo claritin tablete claritin mazilo

DİNLEYENLER kulaklarına inanamadılar. Konuşan, ülkedeki büyük ve dinamik sermaye gruplarından birinin en üst yöneticilerindendi. Şirketlerinin başarılarını ve geleceğe dönük tasarımlarını överken sözü ülkenin de şimdiki ''parlak'' durumuna getirmiş ve bu sonucun ''AB ile IMF gibi iki çipa sayesinde'' gerçekleştiğini söylemekten kendini alamamıştı.

''Çapa'' ya da ''demir'' yerine genellikle çok küçük tekneler için kullanılan ''çipa'' sözcüğünü seçmiş olması bir yana, acaba niçin böyle bir ''imge'' ye başvurma gereğini duymuştu?

 

İki yabancı kuruluştan söz ettiğine göre, kendine ve halkının yeteneklerine güvensizlik mi?

 

Sayelerinde başarı elde edildiğini söylediği kurumlara bağlılık gösterisi mi? Şükran borcu mu?

 

Yeri gelmişken uzaklardan sözlü bir ''temenna'' yla ''Bizi gözetmeye devam edin'' mesajı mı?

 

Hangi nedenle olursa olsun, ''çipa'' ya da ''demir'' sözcüğünün seçilmiş olması üzerinde birazcık durmak, ''ekonomik, siyasal ve medyatik çözümleme'' açısından hayli öğretici olabilir.

 

Herkesin bildiği gibi, demir deniz üstündeki gemileri belli bir yerde tutabilmek için kullanılır. Hareket ifade etmeyen, dolayısıyla ''tutucu'' tınısı olan bir söz. Nitekim, Avrupa Birliği'nin 17 Aralık 2004 metinleri, ''ucu açık süreç'' sonrası tam üyelik olmasa da Türkiye'nin AB'ye sıkı sıkıya ''demirletilmesi'' gerektiğini yineleyip durmuştu. Acaba bizim hazret de böyle bir limana demirleyip kalmak mı istemektedir? Attilâ İlhan 'ın ünlü ''cinayet'' şiirindeki gemi gibi, ''eli kolu bağlı'' ve ağlayıp böğürmekten başka bir şey yapamayan?

 

Ayrıca, AB ve IMF'den oluşan bu ''çifte demir'' in, ''ıskarça'' bir limana, yani kalabalık ve salma alanı olmayan bir yere kötü atıldığı için, Türkiye'yi yerinde ''tutmak'' şöyle dursun, sürekli ''demir tarattığı'' ve kötü kıyılara doğru sürüklenmesine engel olamadığı da bilinmiyor mu? AB'ye demirli kalmamız gerektiğini sananlar, ora korkusuyla, Apo'culuk ve Kürtçülük bayrakları karşısında bile düdük çalamaz duruma düşmediler mi? IMF emretti diye cumhuriyetin en değerli varlıkları gereksiz birer safra gibi çirkefe atılmıyor mu?

Kaldı ki çifte demir her zaman tam güvenlik sağlamaz. O bakımdan, AB ile IMF'nin şimdilik aynı rüzgârı estiriyor olmalarına aldanmamak gerekir; rüzgârlar değişir ve akıntılar gemiyi değişik yönlere salıp döndürürse, iki demirin zincirleri birbirine dolanıp içinden çıkılmaz bir durum yaratabilir.

 

Konuşan, kim bilir belki de böyle durumlarda çarenin demir zincirlerini ayrı ayrı ''karamusal'' denen bir fırdöndüye tutturmak olduğunu öğrenmiştir ve siyaset alanı, özellikle de medya âlemi fırdöndü dolu bir ülkede kasa gücüyle bu çeşit badirelerin kolay atlatılabileceğine güveniyordur.