Hep birlikte AB-D ve IMF politikalarıyla batıyoruz!
* Cari açık, 7 ayda 15 milyar 30 milyon dolara yükseldi. İktidar, müflis tüccar gibi KİT’leri satmayı başarı sayıyor.* Nakite sıkışan halk karta yüklenince 133 bin kişi borç batağına düştü. Bankaların kara listesi 800 bin kişiye dayandı.Borç batağındaAKP iktidarı, ekonomide pembe tablolar çizmeye çalışsa da resmi kuruluşların açıkladığı rakamlar, devletin ve vatandaşların bırakın borç ödemeyi günlük zorunlu ihtiyaçlarını bile yeni borç alarak karşıladığını gösteriyor. Cari açığın ilk 7 ayda 15 milyar doları da aştığı bir dönemde iktidar, “Tüpraş’ı 4 milyar dolara sattık. Bu rakamlar, ekonomiye duyulan güveni gösteriyor” diye övünüyor. Oysa 15 milyar dolarlık cari açığa karşılık 4 milyar dolarlık gelir hiçbir yaraya merhem olmuyor.levitra and diabetes diabetes sexuality treatment sexual dysfunction in diabetesacheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadaescitalopram i alkohol go escitalopram i alkoholfusidinezuur voetschimmel click fusidinezuur acneabilify link abilifycialis sample coupon cialis manufacturer coupon 2016 cialis manufacturer coupon
Yıl sonuna kadar Erdemir, THY, Milli Piyango gibi kamu kuruluşlarını satma planları yapan iktidarın bu kuruluşları elden çıkardıktan sonra oluşacak cari açığı kapatmak için neleri satacağını kamuoyu şimdiden tartışmaya başladı. Bu tartışmalar sırasında akla gelen ilk satış listesinde elektrik ve doğalgaz dağıtım hatları, otoyollar, boğaz köprüleri, paralı geçiş hakları, devletin elindeki, bor, taşkömürü, linyit, demir ve bakır madeni ocakları olarak sıralanıyor.
FAİZE YETMİYOR
Borcu borçla kapatma ve nakit para ihtiyacını karşılama niyetiyle elindeki kamu kuruluşlarını 2-3 yıllık kârları karşılığında yabancı şirketlere satan AKP, elde ettiği küçük miktardaki gelirlerle ancak günlük harcamaları zarzor karşılayabiliyor.
Başta eğitim ve sağlık olmak üzere kamu yatırımları bile neredeyse durdu. Halktan alınan vergiler de ancak borç faizlerini ödemeye yetiyor. Faizler kağıt üzerinde yüzde 8’e indiği halde Hazine, piyasalardan halâ yüzde 17 faizle borçlanabiliyor.
Aradaki yüzde 9’luk faiz farkı ise, piyasaların AKP iktidarına karşı risk faturası olarak yorumlanıyor.
Kartzedeler ordusu
AKP iktidarının son üç yıldır uyguladığı ekonomi politikaları sonucu Türkiye, devletiyle ve halkıyla borç batağına saplandı. Türk Devleti’nin son üç yılda iç ve dış borç toplamı birkaç kat artarken özellikle dar gelirli vatandaşların durumu da devletten farklı değil. Mutfak yangınını söndürmekten umudunu tamamen kesen dargelirli halk, artık günü kurtarmanın telaşına düştü. Geçen yıl harcamaları için kredi kartına sarılan birçok kartzede bugün kredi kartı borçlarını biraz olsun ertelemek için kredi kartından para çekiyor.
LİSTE KABARDI
Bu da vatandaşları borç batağına iyice gömüyor. Bankalarda şu anda 800 bin kişi borcunu ödeyemediği için Kredi Kartları Merkezi tarafından kara listeye alınmış durumda. 133 bin kişi ise aldığı krediyi hiç ödeyemiyor. Bu son gelişmeler, devletin ve vatandaşın durumunun birbirine olan benzerliğini açıkça ortaya koyuyor. Artık devlet gibi vatandaşlarımız da borcunu borçla ödeme yoluna gidiyor. Bu da devletiyle milletiyle Türkiye’nin hızla bir ekonomik krize doğru sürüklendiğini ortaya koymaya yetiyor.
FAİZLER YÜKSEK
Daha düne kadar Hazine’ye yüzde 80 faizle para satarak gelirlerini katlayan bankalar, faizlerin düşmesiyle yeni yağlı müşteri olarak dargelirli ve çaresiz vatandaşları buldular. Yüzde 20 faizlerle topladıkları vatandaş mevduatlarını kredi kartı, ev ve otomobil kredisi olarak yine ihtiyaç sahibi vatandaşlara çok yüksek faizlerle satıyorlar.
Hiçbir soru sormadan ve hiçbir teminat istemeden dağıtılan kredi kartları vatandaşları tüketime özendirirken, uzun vadeli konut kredileri de aynı tuzağın farklı bir uygulaması olarak gerçekleştiriliyor.
Cari açık, 1 yılda 2’ye katladı
Merkez Bankası’nın Ocak-Temmuz dönemi verilerine göre, cari açık geçen yıla oranla yüzde 97.2 arttı. Buna göre, geçen yıl Temmuz’da 759 milyon dolar olan cari açık, bu yılın aynı ayında 1 milyar 497 milyon dolara yükseldi. Bu yılın 7 aylık döneminde ise cari işlemler açığı, yüzde 40.2 artarak 15 milyar 30 milyon dolar oldu. Geçen yılın Ocak-Temmuz döneminde cari açık, 10 milyar 718 milyon dolar seviyesindeydi. Temmuz ayı dış ticaret açığı da geçen yılın aynı ayına göre yüzde 49.8 artarak 3 milyar 271 milyon dolara yükseldi.
Batık kredi 1 katrilyonu geçti
ATO Başkanı Sinan Aygün, “Kart sahibi 133 bin kişi borcunu ödeyemez duruma düşmüşse, bankaların kara listesi 800 bin kişiye dayanmışsa, vatandaş kart başına 550, kişi başına 738 dolar borçlu duruma gelmişse, lamıcimi yok bu kredi kartları krizidir” dedi. Geçen yılın aynı döneminde 420 trilyon olan tasfiye olacak kredi kartları borçlarının Temmuz ayı sonu itibarıyla 1 katrilyon liraya yükseldiğine dikkat çeken Aygün, sorunlu kredi kartı borçlarının aynı döneme göre yüzde 147 arttığını ifade etti. Geçen yıl sonu itibariyle sorunlu kredi kartları borçları 417 trilyon lira olmuştu.
’Ancak krizi erteleyebilirler’
DEVLET eski Bakanı Ufuk Söylemez de, AKP hükümetinin ekonomik alanda söyledikleri ile yaşananların tamamen birbirinden farklı olduğunu belirterek, bu konudaki iddialarını şöyle dile getirdi. “Son dönemlerde gerek kredi kartı batıkları gerekse cari açığın büyümesi konusunda hükümet dişe dokunur ve kalıcı bir çözüm üretemedi. Özelleştirmelerden elde edilecek paralar cari açığı kapatamayacak ve hükümet bu olayla ancak ve ancak olası bir kriz durumunu geçici olarak erteleyerek kendisine zaman kazanacak.
’Bu balon yakında patlar’
İKTİDARIN özelleştirmeleri ekonomiye kaynak yaratmak amacıyla gerçekleştirmesinin ekonomik olarak bir mantığının bulunmadığını kaydeden DYP Genel Başkan Yardımcısı Tevfik Altınok da şunları söyledi: “Hükümet özelleştirmeleri kendileri için sadece kaynak gören bir düşünceyle yapmaya çalışıyor. Cari açıktaki bu tehlikenin giderek büyümesini ben bir balonun şişmesine benzetiyorum. Balona gereğinden fazla hava bastığınız zaman balon ne kadar büyürse patlama şiddeti de o derece artar. İşte ekonomideki durum aynen böyle diyebiliriz. Bu açık tehlikesi her gün şişerek devam ediyor ve büyüyerek patlaması halinde zararı da o denli büyük olur.”
‘İki ihale fiyatı arasındaki fark kime aktarılacaktı?’
Okuyan, özelleştirme gelirlerinin Türkiye’nin hiçbir ekonomik sorununa çare olmayacağını özellikle vurguladı
HÜR Parti Genel Başkanı Yaşar Okuyan, AKP iktidarı döneminde yapılan özelleştirmelerin sakat bir mantıkla yürütüldüğünü belirterek, hükümetin özelleştirmelerden elde etmeyi planladığı rakamlarla cari açığın kapatılmasının mümkün olmadığını söyledi.
Özelleştirmedeki sakat mantığın en güzel örneğinin Tüpraş ihalesinde ilk bedel ile dünkü satılan bedel arasındaki 4 misli farkla ortaya çıktığını belirten HÜR Parti Genel Başkanı Yaşar Okuyan, Tüpraş’ın iki ihalesindeki farkı gündeme getirerek şu soruları sordu:
BU GELİR AÇIĞA YETMEZ
“İptal edilen ihaleyle ikinci ihale arasındaki fark kimlerin cebine girecekti? Yağma tüm hızıyla devam ediyor. Zaten hükümetin özelleştirmeden alacağı gelir de Türkiye’nin hiçbir yarasına merhem olmaz. O paralarla da cari açığı kapatacağını düşünenler hayalden öteye geçemez. Hükümetin borç ile borcu kapatma politikası devam ediyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarihinin şimdiye kadar görev yapan tüm hükümetlerinin yaptığı borcu, bu hükümet 3 yılda yaptı ve bunu da kimseye göstermiyorlar.”
’Delik büyüdü yama tutmuyor’
CARİ açık konusunda iktidarın uyguladığı politikaların amacına ulaşmayacağını dile getiren Yurt Partisi Genel Sekreteri Ekonomist Murat Güztoklusu, “Hükümetin uyguladığı yanlış politikalar nedeniyle cari açık günden güne büyüyor ve tehlike bana göre her gün biraz daha yaklaşıyor. Özelleştirmelerden gelen gelir cari açığı kapatmaktan çok kamu finansmanı için kullanılacak diye düşünüyorum. Türkiye’nin borç miktarı 400 milyar dolar” dedi.