Ortadoğu13 Eylül 2005 00:00

Telafer - Hasan Ünal

Telafer, Irak''ın kuzey batı bölgesinde Suriye ve Türkiye sınırlarına yakın büyükçe bir Türk kenti. Kentin üç yüz elli bini aşkın nüfusunun tamamı Türkmen. Bundan dolayı Saddam zamanında il statüsü alamamış ve ilçe olarak kalmış. Telafer bir yıldır yoğun bombardıman ve etnik temizlik yaşıyor. Sebebi nüfusun Türk yani Türkmen olması. Bu büyüklükte bir Türkmen şehrin varlığı Kürt devleti projeleriyle kafayı bozmuş Amerikalıları rahatsız ediyor. Kürt grupların Telafer''den rahatsız olmaları için ise her türlü sebep var. Stratejik açıdan Telafer Irak''ın Kürt bölgeleriyle Suriye''nin Kürt bölgelerini birbirinden ayırıyor. Bu, Kürt gruplar ve Amerika açısından ciddi bir sorun. Çünkü Kerkük şehri fiilen Kürt grupların kontrolüne bırakıldı. discount drug coupons click free discount prescription cardcialis manufacturer coupon open drug coupon cardescitalopram i alkohol escitalopram tbl escitalopram i alkoholsymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort symbicort cena

Anayasa taslağı da bunu yasallaştıracak. Ama mesele Kerkük petrollerinin açık denizlere indirilmesi. İdeal senaryo, Türkiye''nin Kürt devleti kavramına karşı çıkmamasını ve hatta kabul etmesini sağlamak olur. Türkiye kendi içinde bir federasyona gider ve Irak''ta kurulan Kürt devletiyle de konfederasyon olursa buna Şam''da kayısı denir.

Bunu gerçekleştirmek için bizim satılık basın yakında ''asırlık rüyamız gerçekleşiyor; Musul vilayeti bizim olacak, petrol bize akacak, geliyor milyar dolarlar'' diye manşet atarsa hiç şaşırmayın. Ama Türkiye ikna edilemez ve Kürt devleti senaryosuna aktif ve fiili olarak karşı çıkarsa, Kürt devletine verilecek Kerkük petrollerinin denize indirilmesi Suriye üzerinden planlanabilir. Suriye rejimi baskı ve zorlamalarla ve hatta bir miktar da askeri yöntemlerle devrilirse, orası da bölünmeye gider. Kuzeydeki Kürt bölgeleri Irak''ın Kürt bölgeleriyle birleştirilir. Bunu yapabilmek için de Telafer''in ortadan kaldırılması lazım; çünkü Telafer bu iki Kürt bölgesinin arasında bir hançer gibi duruyor.

Telafer''e yönelik Amerikan saldırıları bir yılı aşkın bir zamandır sürmesine rağmen, yoğun bombardımanların zamanlamaları da ilginç. Mesela bir önceki saldırılar Irak''ta yapılan göstermelik seçimlere denk getirilmişti. Üç yüz elli bini aşkın bir nüfusun seçmenlerinin seçimlerden uzak tutulmasının oradaki oranlar üzerindeki Türkmenler aleyhine olduğuna hiç şüphe yoktu. Bu defaki operasyonların da anayasa referandumuna denk getirilmesine ne demek lazım? Bunların hepsinin tesadüf olduğuna inanmak için Türk dışişleri Bakanı olmak gerekir her halde?

Yapılan saldırının amacı ve kullanılan yöntemlere gelince, Telafer''de an acımasız işler yapıldığına hiç şüphe yok. Yer yer kimyasal silahlar kullanılmış olabileceğine dair bilgiler geldiği gibi, napalm bombaları kullanıldığını operasyondan kaçanlar dile getiriyorlar. Operasyonun amacı ise gazete lisanında etniz temizlik denilen, hukuk dilinde insanlığa karşı suç olarak adlandırılan bir kategori. Benzeri etnik temizlik operasyonları yapan Sırplar ve Hırvatlar bu suçtan yargılanıyorlar.

Telafer''i toplumsal manada unutmamamız lazım. Sanatçılarımızın Telafer için konserler yapma girişimleri takdire şayan. Bu açıdan öncülük yapmakta olan İsmail Türüt''ü tebrik edelim. Amerika''nın bu pervasız girişimlerinin Ankara''da AKP hükümetinin iktidarda olmasından kaynaklandığına şüphe yok; ama halkımızın sağduyusu neyin ne olduğunu gayet iyi görüyor. Basın ve televizyonlarımızdaki haber karartmalarına ve manipülasyona rağmen, halkın ezici bir çoğunlukla Amerikan karşıtı olması bunun göstergesi.

Amerikalıların unutmaması gereken bir husus var: Türk halkı hiç bir dönemde bu denli Amerikan karşıtı olmamıştı. Başka bölgelerde Müslümanlara yapılan haksızlıklar konusunda belirli duyarlılıklar sergilemiş; ama açıkça Amerikan aleyhtarı olmamış ve Amerika''yı kötülükler ülkesi olarak görmemişti. Amerika Irak ve Kürt politikalarının Türk basın ve televizyonları yoluyla saklanabileceğini düşünüyorsa, Türkiye''deki seçim sonuçlarını iyi incelesin.