Türkiye'deki Amerikan üssüne sokulmayan Türk paşası - Metin Gümüş
İsterseniz, biraz geriye,yaklaşık 40 yıl önce tarihin not düştüğü bir sayfaya göz atalım.Uğur Mumcu'nun yıllar önce Yeni Ortam gazetesindeki köşesinde yazdığı bu ilginç yaşanmış öykü, günümüzde ülkemizin karşı karşıya olduğu sorunlara da bir anlam kazandırmaktadır. Olay şöyle yaşanıyor; 1963 yılında 3'üncü Ordu Komutanı olan Orgeneral Refik Tulga, Trabzon'daki Amerikan üssüne gider. Üs komutanı Amerikalı albay orgeneralimizi üsse sokmaz. Olayı Orgeneral Refik Tulga'nın kendi kaleminden okuyalım.levitra and diabetes diabetes sexuality treatment sexual dysfunction in diabetes
"Üs komutanı albay,bizi büyük bir merasimle karşıladı. Albay, kantin, kulüp,yemekhane,mutfak gibi tesisleri gezdirdi.Biraz ötede etrafı demir kafesle çevrili gerçek üsse doğru ilerledim. Amerikalı albay yolumu kesti:
-Giremezsiniz,buraya ancak Amerikan uyruklu yetkililer girebilir...
-Ben ordu komutanıyım.Bulunduğumuz bölgede giremeyeceğimiz yer olamaz...
-Emir böyle...
-Bu hükümranlık haklarımıza tecavüz değil mi?
-Ama ikili antlaşmalar var...Bir viski almaz mısınız paşam?
-Hayır...
-Kıtayı denetleyecek misiniz?
-Hayır..." (1)
Türk Milleti tarafından, demokrasiye aşık Türk evlatlarının vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi olunan 1982 Anayasası'nın başlangıç bölümü şu sözlerle başlamaktadır:
"Türk Vatanı ve Milletinin ebedi varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa,..."
Yine 1982 Anayasası'nın 3.maddesinde ise;
"Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür." denilmektedir.Türkiye Cumhuriyeti'nin sınırları içindeki bir bölgenin, tesisin,üssün ya da toprak parçasının yabancı bir devletin denetimine bırakılması,Anayasamızın üçüncü maddesinde yer alan "Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür." değiştirilemez hükümüne aykırı değil midir?
Çok partili dönemden bu yana,Türkiye ile yabancı devletler arasında imzalanan askeri,ekonomik ve kültürel içerilikli ikili anlaşmaların TBMM'nin onayından geçerek mi yürürlüğe girdiği,ayrı bir araştırma konusudur. Eğer geçmediyse geçerliliği var mıdır?Bu da ayrıca anayasa hukuku açısından irdelenecek bir konudur.
Türkiye'deki,Amerikan üslerinin, ulusal bağımsızlığımızı kısıtlayıp kısıtlamadığı sorusu, günümüzde değişen siyasal ve ekonomik koşullara göre,çağın askeri amaçlarına ve ulusal savunmamızın gereklerine göre yeniden tartışılması gereken önemli bir konudur.
Bir ordu komutanımızın,kendi ülkesinin topraklarında,bir bölgeye,bir binaya ya da bir tesise sokulmamasını anlamak mümkün müdür?O dönemdeki 3'üncü Ordu Komutanı Orgeneral Refik Tulga'nın, "Bu hükümranlık haklarımıza tecavüz değil mi?" sorusu,haklı ve yerinde değil mi?Şu olay bile,ikili anlaşmalar yoluyla ulusal bağımsızlığımızın ve ulusal onurumuzun nasıl bir duruma düşürüldüğünü göstermektedir.
Türkiye'deki Amerikan üslerinin bulunma koşulları,öteki NATO ülkeri ile aynı mıdır?Bu üsler Türkiye'nin savunmasına katkıda bulunuyor mu?Bu soruların yanıtının, geç kalınmış olmasına karşın şimdiden verilmesi gerekir.
Türkiye,ulusal savunmasını,ancak ve ancak kendi ulusuna ve kaynaklarına güvenerek yapabilir.Ulusal güvenliğimiz, tek yanlı ikili anlaşmalarla ve NATO stratejilerine dayanılarak yapılamaz.Bunun en yakın ve en önemli örneğini, 1974 yılında,Kıbrıs çıkarması sırasında yaşadık.
Eğer yakın tarihten gerekli dersleri çıkaramazsak,sonra uluslararası mali oligarşinin baş temsilcisi George Saros efendi ülkemize gelir, "Sizin en iyi ihraç ürününüz ordunuzdur" sözlerini suratımıza çarpıp gider.
(1) Uğur Mumcu,Amerika Küsmesin,S:25-26,um:ag yayınları)