Siyaset12 Eylül 2005 00:00

Katrina Kasırgası ve Vahşi Kapitalizmin Teslim Oluşu - Erol Manisalı

ABD'nin New Orleans kentini vuran kasırga karşısında “dünya devi ve lideri” ülkenin yönetimi çaresiz kaldı. ABD yüze yakın ülkede askeri üs bulunduruyor. Birçok ülke ABD'nin açık ve örtülü işgali altında. Yedi tane dev nükleer filosu dünya denizlerini sarmış. Ay'a insan göndermiş, ama kendini vuran doğa olayının üstesinden gelemiyor. Parası var, araçları var, teknolojisi var ve yine de çaresiz kalıyor. Çünkü Amerikan kapitalizminin işleyişi ve felsefesi “toplumsal değil, bireysel düzen” üzerine yerleştirilmiş. İnsanlar başlarının çaresine bakmak zorunda. Devlet yerine sigorta şirketine gideceksin. Sigortan yoksa yandın. Sigorta şirketi batmışsa yine yandın. Ölen ölür kalan sağlar bizimdir!.. cialis 5mg prix en pharmacie http://cialis20mgsuisse.com/5mg/prix-en-pharmacie cialis 5mg prix en pharmaciecoupons for cialis 2016 coupons for prescription drugs prescription drug cardscialis forum cialis bez recepta cialis bez receptasymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenacleocin 150 mg read cleocin 300 mgcialis walgreen coupon site cialis coupon

Ortada sosyal devlet olmadığı için “toplumsal olaylara karşı” çözüm üretilemiyor. Kapitalist sistem buna izin vermiyor. Üretilen bütün çözümlemeler küresel sömürü için. Vahşi kapitalizmin dış sömürü düzeni, geniş kesimleri etkileyen bu tür iç olaylar karşısında çaresiz kalıyor.

- Aynen 1930'lardaki “Borsa krizinde” olduğu gibi. Doğal bir afet gibi gelen “Borsa felaketi” insanları silip süpürmüştü. Kendini öldürenler, sokaklarda açlıktan ölenler, çıldıranlar vahşi kapitalizmin vahşi borsasının doğal bir sonucuydu.

- Aynen Katrina kasırgası ve hortumu gibiydi. Borsa krizi, hortumlayanları da alıp götürmüştü.

Amerikan sistemi uzaya silah yerleştirebiliyor. Irak'ı işgal edebiliyor; dev şirketleri Türkiye benzeri ülkelere buldozerler gibi girip çiftçiyi, işçiyi, esnafı sömürüyor. Ama aynı vahşi kapitalizm kendisini vuran bir kasırga karşısında insanlara ulaşamıyor, insanları taşıyamıyor, kente gıda yardımı yapamıyor.

- Sistem bireyi terk etmiş. Sistem zengin, güçlü, silahlı; her şeyi var. Ama kendini bile kurtaramıyor, çünkü Amerika'nın vahşi kapitalizmi toplumu, toplumsallığı göz ardı etmiş. Bireysel özgürlük var ama toplumsal özgürlük yok. Yönetimlerin toplumsal misyonu bulunmuyor.

Bireysel özgürlükleri ile toplumsal özgürlükler arasında denge ve tamamlaşma olmadığı için koskoca Amerika, bir kentine bile yardım edemez hale düşüyor.

Katrina kasırgası yalnız New Orleans'ı değil Amerikan kapitalizmini de vurdu ve silkeledi. Amerikan kapitalizmi “toplumsal faydayı” kapitalist felsefe ve dış sömürü üzerine yoğunlaştırmış. İçerde “halkın yararı, halkçılık” diye bir yaklaşım yok. Sisteme göre, “bireyler kendi çıkarlarını korurken toplum da gelişmiş olur”. Bu anlayış toplumsal yarar kavramı yerine kapitalist anlayışın beyinlere kazınması sonucunu doğurmuş.

İşte Katrina kasırgası gibi bir olayla karşılaşıldığında, sistem buna yanıt veremiyor, çünkü halkçılık ve toplumsallık beyinlerin reddettiği bir kavram. “Federaller” bile buna çözüm getiremiyor.

Federal güçler, siyah-beyaz çatışmalarında veya kapitalist mafya hesaplaşmalarında iç savaşı önleme amacına göre düzenlenmiş. Engelleme amacı var ama “toplumsal yardım sağlama misyonu yok”. Bu misyon biraz da dinci gerekçelerle kiliselerin üstlendiği bir durum.

Kiliseler 1929-1930 Borsa krizinde sokakta çorba dağıtarak ancak marjinal bir işlev üstlenebiliyordu. Katrina gibi bir afet karşısında çözüm getirmeleri olanağı kesinlikle bulunmuyor.

Bunlar sosyal devlet politikaları sonucu çözülebilecek sorunlardır. ABD'de devletin böyle bir misyonu bulunmuyor. Devletin misyonu 100 ülkede ABD üsleri kurmak, diğer ülkeleri Batı kapitalizmi adına işgal etmek; uzaya, dünyayı vurmak için ABD füzeleri ve lazer silahları yerleştirmek olarak görülüyor. Sistemin öncelikleri bunlardır. Vahşi kapitalizm toplumsal ve toplumcu politikalara hiçbir zaman izin vermez.

Katrina kasırgası ve ABD'nin güneydeki fakir bölgelerine getirdiği felaket Amerikan sisteminin ve onun yeni dünya düzeninin ne anlam taşıdığının gözler önüne serilmesine yardım etti.

Dünya insanına ve halklarına “halkçı politikalarla yarar sağlayamayan düzenlerin” nasıl aciz kaldıkları açık bir biçimde görüldü.