Siyaset10 Eylül 2005 00:00
Yarın 12 Eylül - Rıza Zelyurt
Kenan Evren ve ekibinin yönetimi silah zoruyla ele geçirmesi üzerine ABD tarafı; 'Bizim çocuklar yönetimi ele aldı!' diye açıklama yaptı.ABD istedi; Türkiye'de iç çatışmanın dinamikleri yaratıldı ve oyun sahnelendi; cuntacı askerler de yönetime el koyudlar.YARALAR İYİLEŞMEDİ12 Eylül 1980 darbesi; Türkiye'yi geleneksel çizgisinden çıkartıp iyice emperyalizmin safına çekti. Tarafsız Türkiye'nin yerini Amerikancı Türkiye; akılcı Türkiye'nin yerini tarikatçi Türkiye; devletçi Türkiye'nin yerini liberal yamyam Türkiye aldı. Batı kültürüne açılan ve tüketime alıştırılan toplum; ABD'ye borçlandırılan ülkenin silik toplumuna döndü.discount drug coupons codesamples.in free discount prescription cardkamagra kamagra wikipedia kamagra gel
Yaşı uygun olanlar hatırlarlar... 12 Eylül 1980 öncesinde Türkiye bir terör dalgasının etkisi altındaydı. Ülkemiz sağ ve sol kamplara ayrılmıştı ve bunlar birbirlerini yok etmenin peşindeydi...
O sıralar, olayların nedenini, nereden gelip nereye gidildiğini tam göremiyorduk. Bugün; 12 Eylül darbesinin inceden inceye planlandığını biliyoruz.
Dünya, iki kutupluydu... Sağ kanadın ve kapitalist dünyanın önderliğini ABD üstlenmişti. Bunların karşısında ise Sovyetler Birliği ve biraz da Çin vardı.
Türkiye, ABD'nin ve Sovyetler'in etki alanında kalan önemli bir bölge... İki gücün çatışması, içeriye sağ-sol çatışması olarak yansıyor. Çatışanlar bu gerçeğin farkında değiller; farkında olsalar bile kabul etmek istemiyorlar.
Solcular daha özgür, daha eşit, daha insancıl bir Türkiye kurma hayalindeler. Sağcılar; bu hayalin Rusya'nın planı olduğunu iddia ediyorlar. Solcular Türkiye'yi kurtarmanın; sağcılar da Türkiye'yi solculardan kurtarmanın peşindeler. Aynı mahallede oturan aynı ekonomik güce sahip iki esnafın çocuğu birbirinin düşmanı olmuş...
KIŞKIRTICI İŞBAŞINDA
12 Eylül asker darbesine giden yol, oldukça uzun ve dolambaçlı oldu. General Kenan Evren ve cuntasının yönetime el koyabilmesi için ciddi bir gerekçeye ihtiyaçları vardı. Yani; halkın onlara hak vermesi gerekiyor idi. Bunun yolu da ülkedeki iç çatışmayı artırmak idi.
Bu yüzden; sağ ve sol arasındaki zıtlaşma keskinleştirildi. Karadeniz kıyılarına yaklaşan kaçakçı gemilerinden sağcılara da solculara da silah ve mermi verildi.
O zamanlar; toplumu bölecek biçimde bir Kürt karşıtlığı yoktu. Bu yüzden toplumdaki Alevi-Sünni zıtlığı kullanıldı. Alevilerin yoğun olduğu bazı şehirlerde; bu kesime karşı katliam hareketlerine kalkışıldı. Kahramanmaraş'ta yaşananların sebebi budur. 1978 ve 79 süreci; toplumu iki kampa bölerek çatışmayı derinleştirmek süreci oldu. Bu süreçte çatışma bölgelerinde sıkıyönetim olduğu halde olayların önü alınamadı, alınmadı. Halk, bıktı, yıldı, korktu, ürktü ve kurtarıcı bekler hale geldi.
Meyvenin olgunlaştığını gören cuntacılar 12 Eylül 1980 gecesi yönetime silah zoruyla el koydular. Dönemin başbakanı Süleyman Demirel'in deyişi ile, 12 Eylül'de sıkıyönetim altında süren anarşi, 13 Eylül'de şıp diye kesildi.
Kenan Evren ve ekibinin yönetimi silah zoruyla ele geçirmesi üzerine ABD tarafı; 'Bizim çocuklar yönetimi ele aldı!' diye açıklama yaptı.
ABD istedi; Türkiye'de iç çatışmanın dinamikleri yaratıldı ve oyun sahnelendi; cuntacı askerler de yönetime el koyudlar.
YARALAR İYİLEŞMEDİ
12 Eylül 1980 darbesi; Türkiye'yi geleneksel çizgisinden çıkartıp iyice emperyalizmin safına çekti. Tarafsız Türkiye'nin yerini Amerikancı Türkiye; akılcı Türkiye'nin yerini tarikatçi Türkiye; devletçi Türkiye'nin yerini liberal yamyam Türkiye aldı. Batı kültürüne açılan ve tüketime alıştırılan toplum; ABD'ye borçlandırılan ülkenin silik toplumuna döndü.
Ülkemiz; Amerikan kültürünün işgal ettiği kültürel sömürge olma sürecine sokuldu. Demokratik gelişim; geriye döndü. Bugün siyasetteki hastalıkların, iç çatışmaların, borçla tutsak edilmemizin altında 12 Eylül darbesi yatmaktadır.
12 Eylül darbesinin mağdur ettiği; kitabını yasaklayıp kendisini hapsettiği bir aydın olarak öfkeliyim. Gel gör ki öfkem kişisel değil. Bu ülkenin insanları; hep kutsal değerleri kullanılarak kışkırtılıyor; sonra da akbabalar gelip ölenlerin leşlerini yiyor.
Herkes bilmelidir ki darbenin iyisi olmaz...
O sıralar, olayların nedenini, nereden gelip nereye gidildiğini tam göremiyorduk. Bugün; 12 Eylül darbesinin inceden inceye planlandığını biliyoruz.
Dünya, iki kutupluydu... Sağ kanadın ve kapitalist dünyanın önderliğini ABD üstlenmişti. Bunların karşısında ise Sovyetler Birliği ve biraz da Çin vardı.
Türkiye, ABD'nin ve Sovyetler'in etki alanında kalan önemli bir bölge... İki gücün çatışması, içeriye sağ-sol çatışması olarak yansıyor. Çatışanlar bu gerçeğin farkında değiller; farkında olsalar bile kabul etmek istemiyorlar.
Solcular daha özgür, daha eşit, daha insancıl bir Türkiye kurma hayalindeler. Sağcılar; bu hayalin Rusya'nın planı olduğunu iddia ediyorlar. Solcular Türkiye'yi kurtarmanın; sağcılar da Türkiye'yi solculardan kurtarmanın peşindeler. Aynı mahallede oturan aynı ekonomik güce sahip iki esnafın çocuğu birbirinin düşmanı olmuş...
KIŞKIRTICI İŞBAŞINDA
12 Eylül asker darbesine giden yol, oldukça uzun ve dolambaçlı oldu. General Kenan Evren ve cuntasının yönetime el koyabilmesi için ciddi bir gerekçeye ihtiyaçları vardı. Yani; halkın onlara hak vermesi gerekiyor idi. Bunun yolu da ülkedeki iç çatışmayı artırmak idi.
Bu yüzden; sağ ve sol arasındaki zıtlaşma keskinleştirildi. Karadeniz kıyılarına yaklaşan kaçakçı gemilerinden sağcılara da solculara da silah ve mermi verildi.
O zamanlar; toplumu bölecek biçimde bir Kürt karşıtlığı yoktu. Bu yüzden toplumdaki Alevi-Sünni zıtlığı kullanıldı. Alevilerin yoğun olduğu bazı şehirlerde; bu kesime karşı katliam hareketlerine kalkışıldı. Kahramanmaraş'ta yaşananların sebebi budur. 1978 ve 79 süreci; toplumu iki kampa bölerek çatışmayı derinleştirmek süreci oldu. Bu süreçte çatışma bölgelerinde sıkıyönetim olduğu halde olayların önü alınamadı, alınmadı. Halk, bıktı, yıldı, korktu, ürktü ve kurtarıcı bekler hale geldi.
Meyvenin olgunlaştığını gören cuntacılar 12 Eylül 1980 gecesi yönetime silah zoruyla el koydular. Dönemin başbakanı Süleyman Demirel'in deyişi ile, 12 Eylül'de sıkıyönetim altında süren anarşi, 13 Eylül'de şıp diye kesildi.
Kenan Evren ve ekibinin yönetimi silah zoruyla ele geçirmesi üzerine ABD tarafı; 'Bizim çocuklar yönetimi ele aldı!' diye açıklama yaptı.
ABD istedi; Türkiye'de iç çatışmanın dinamikleri yaratıldı ve oyun sahnelendi; cuntacı askerler de yönetime el koyudlar.
YARALAR İYİLEŞMEDİ
12 Eylül 1980 darbesi; Türkiye'yi geleneksel çizgisinden çıkartıp iyice emperyalizmin safına çekti. Tarafsız Türkiye'nin yerini Amerikancı Türkiye; akılcı Türkiye'nin yerini tarikatçi Türkiye; devletçi Türkiye'nin yerini liberal yamyam Türkiye aldı. Batı kültürüne açılan ve tüketime alıştırılan toplum; ABD'ye borçlandırılan ülkenin silik toplumuna döndü.
Ülkemiz; Amerikan kültürünün işgal ettiği kültürel sömürge olma sürecine sokuldu. Demokratik gelişim; geriye döndü. Bugün siyasetteki hastalıkların, iç çatışmaların, borçla tutsak edilmemizin altında 12 Eylül darbesi yatmaktadır.
12 Eylül darbesinin mağdur ettiği; kitabını yasaklayıp kendisini hapsettiği bir aydın olarak öfkeliyim. Gel gör ki öfkem kişisel değil. Bu ülkenin insanları; hep kutsal değerleri kullanılarak kışkırtılıyor; sonra da akbabalar gelip ölenlerin leşlerini yiyor.
Herkes bilmelidir ki darbenin iyisi olmaz...