Etnik Çatıştırma - Mustafa Erkal
Geçen hafta Irak''ın Türkmen şehirlerinden biri olan Telefer''de Amerikan işgalci güçleri tarafından yeni bir katliam yapıldı. Herkesi terörist olarak görme ve öldürme hürriyetine sahip olan ABD''li askerler Telefer''de evlere girerek el bombalarıyla içerdeki sivil halkı katlettiler. Yüze yakın sivilin öldürüldüğü bu son olayları sözde Türk basını mümkün olduğu kadar gizlemeye çalıştı. Irak politikasını ABD''ye emanet eden Türkiye''nin basını da bundan farklı olamazdı. 6-7 Eylül olaylarını canlandırıp sergilerle, kokteyllerle Türkiye''nin önüne tekrar dikmeye çalışan dıştan kumandalı kuruluşlar için de bu haber niteliği taşıyamazdı. Bazı yayın organlarında "100 civarında terörist öldürüldü" şeklinde verilen haber, basının ne ölçüde ABD ve Batı güdümüne girdiğini göstermektedir. Bu son derece düşündürücü ve üzücüdür.escitalopram i alkohol escitalopram tbl escitalopram i alkoholsymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenacialis walgreen coupon cheap cialis cialis coupon
Türkiye''de yer yer kendini Türk milletinden görmeyen, ırkçı gerekçelerle kendilerinin "öteki" olduğunu kabul ettirmeye çalışan bölücü gruplar saldırılarını tırmandırdılar. Van''da sözde yasal siyasi parti görünümündeki bir partinin güdümünde hareket eden bu güruh, Gemlik ve Bursa''da eylem yapabilmek için kendilerine otobüs vermeyen bir otobüs şirketini de kundakladılar. Kurtuluş''ta bayrağa saldırı ve benzeri korsan gösteriler etnik çatıştırma örnekleridir. Maksat; terör örgütüne karşı, silahlı eylemi reddeden, bir kısmı kendini Türk milletinden ayırmayan bazı Kürtleri de hedef haline getirip işi büyütmektir. Ülkeyi yönetenler de yaptıkları yasa değişiklikleri ve çıkardıkları uyum yasalarıyla ve Güneydoğu''ya tayin ettikleri valilerle terör örgütüne özgürlük sağlamışlardır. Terör örgütünün bayrağı asılabilmekte; lehine nümayiş yapılabilmekte; Türkiye Cumhuriyetinin temel nitelik ve sembollerine saldırı serbest hale gelmektedir. Devlete ihanet suç olmaktan çıkmıştır.
Ülkeyi yönetenler gaflet ve yanlışlarıyla Türkiye''yi kalbura çevirmişlerdir. Akıllı bir yönetim marjinal bir takım grupları -bunlar silahlı eylemci de olsa- kitleleştirmez.
Kitleleştirmemesi gerekir. Bu marjinal grupları hukuk devleti içinde kontrol altında tutar. Oysa Sayın Başbakan "Kürt sorunu" ifadesiyle marjinalle kitleleri kaynaştırma mücadelesi vermektedir. Kendisini ziyarete gelen Brüksel veya Washington uşaklarına uyarak garip beyanatlar vermiştir. Terörün azmasına yardımcı olmuş; adeta bütün Kürtleri sorunlu göstermiş ve sorunu meşrulaştırmıştır. İçişleri Bakanı adeta kayıptır. Etnik çatıştırma ne zamandan beri demokratikleştirme oldu?
Herkes kalitesini ve çapını ortaya koyuyor. Türkiye''nin bir Kürtçülük sorunu varken; bu sorun genelleştirilerek "Kürt sorunu" haline getiriliyor. Etnik çatışma veya çatıştırma iki yolla olur:
- Toplumdaki büyük çoğunluğun azınlık konumundaki belirli bir sosyal grubu sistemli, şuurlu ve sürekli olarak dışlaması, aşağılaması, ötekileştirmesi, bir çok alanda mahrumiyetle karşılaştırması,
- Bunun tersi olarak küçük bir azınlığın da toplumun büyük çoğunluğunu hesaba katmaması, ona karşı azınlık ırkçılığı yapması, milli devleti ve üniter yapıyı zedelemesi, reddetmesi.
Türkiye''de yukarıdaki ikinci şık geçerli olmaktadır. Milli devlet ve hâkim kültür reddedilmekte; Türk bir etnik grup gibi anlaşılmaya zorlanmaktadır. ABD''de hâkim kültür olan ve nüfusun % 25''ini temsil ettiği ileri sürülen Beyaz Anglosakson Protestan (WASP) egemenliği vardır. Hâkim kültür reddedilememektedir. ABD''de de kimse çıkıp bunların hâkim kültür olmadığını ve sadece bir etnik grup olduğunu ve başkalarının da bulunduğunu iddia etmemektedir. Hiçbir ülkeyle karşılaştırılmayacak ölçüde çok kültürlü olan bu ülkede anayasada da tanınma ve kurucu unsur olma özelliği kimseye verilmemektedir. Bu demokratikleştirilme diye de yutturulamamaktadır. Ama bunu Türkiye''de yutanlar ise epey fazladır. Irak eski Dışişleri Bakanı Tarık Aziz''in "siz Kürt cahilisiniz" sözü aslında gerçektir.