Siyaset10 Eylül 2005 00:00

9 Eylül’den 12 Eylül’e Türkiye... Erol Manisalı

- 9 Eylül 1922, işgalcilerin ve emperyalizmin Anadolu'dan sürülüp atılışı. Yalnız İzmir'in kurtuluşu değil Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun yolunun açılışı. - 12 Eylül 1980 ''darbesi'' , Batı emperyalizminin yeniden Anadolu'ya sokuluşunun bir köşetaşı. 1961 Anayasası'nın kademe kademe ortadan kaldırılışının son noktası. 12 Eylül ile 24 Ocak kararlarının uygulanışı otorite bir rejim ile güvence altına alındı. Sermayenin, Batı kapitalizmiyle birlikte Türkiye'nin iktisadına, siyasetine, kültürüne ve güvenliğine egemen olması için ''biçimsel demokrasinin'' bütün öğeleri uygulanmaya başlandı. Tarikatlar ve sermaye biçimsel demokrasinin motoru oldular. discount drug coupons codesamples.in free discount prescription cardcialis manufacturer coupon drug coupon drug coupon card

 

1961 Anayasası toplumsal (ve toplumcu) demokrasinin, yani gerçek demokrasinin kapılarını aralamaya başlamıştı. 12 Mart 1971'le birlikte sağ-sol, Türk-Kürt, laik-antilaik çatışmalarının altyapısı da hazırlanıyordu.

12 Eylül 1980'de bu süreç bürokratik ve hukuki olarak tamamlanmıştı. Sonrasında, ''liberal piyasa ekonomisi'' yolu ile Batı kapitalizminin (ve emperyalizminin) yolu yeniden ardına kadar açılarak 9 Eylül'de kovulan işgalcilerin yeniden gelmeleri sağlanıyordu.

Bugün 2005'te geldiğimiz nokta bunun sonucudur.

- Ekonomi Batı kurumlarının ve şirketlerinin denetimi altına girmektedir. Ülke uluslararası anlaşmalarla AB'nin güdümüne sokulurken ipler IMF'ye bırakıldı. Bunların hazırladığı altyapı sayesinde Batı'nın dev tekelleri iç pazarı işgal etmeye başladılar. Bu arada özelleştirme adı altında iktisadi kuruluşlar, iletişim sistemi, ulaştırma araçları, eğitim kurumları, bankalar ve araziler 9 Eylül 1922 öncesinde olduğu gibi, Batı emperyalizmine teslim edilmeye başlandılar.

Yeniden başlayan işgal

9 Eylül 1922'de Anadolu'dan kovulan işgalciler ve sömürgeciler yeniden gelmeye başladılar. 12 Eylül 1980, işgalcilerin ve sömürgecilerin yeniden gelişlerini hazırlayan bir darbe olmuştur.

 

Siyasetin, ekonominin ve bürokrasinin Batı'ya bağlanma süreci 12 Eylül 1980'den sonra büyük hız kazandı. Serbest piyasa, sermaye ve dev tekeller artık, ''doğal bağlanma sürecini'' bir lokomotif gibi götürmekteler.

 

Bugün 2005'te geldiğimiz noktada ''serbest piyasa'' kanalı ile ekonomi, siyaset, kültür ve güvenlik bu tünele sokulmuştur. 12 Eylül darbesi bazı askerlere, bu amaçları sağlamak için ABD (ve Batı) tarafından yaptırılmıştır. Aynen 12 Mart 1971 darbesi gibi.

 

Batı, 1961 Anayasası'nı yavaş yavaş bitirmiştir.

Kadife işgaller...

9 Eylül, emperyalizmin Anadolu topraklarındaki faaliyetine fiilen son vermişti. Sömürgeciler sökülüp atılmışlar ve Ege'nin sularına gömülmüşlerdi.

 

Bugün yeniden Cumhuriyete, Mustafa Kemal 'lere, gerçek demokrasiye karşı çıkıp sömürgecilerin yanında yer alan azınlıktaki bazı odaklar,

 

- kimi zaman Batı'nın dev şirketleri ile birlikte kadife devrimlere ve ''kadife işgallere'' destek veriyorlar;

 

- kimi zaman bölücü çevrelerle birlikte olay çıkartarak emperyalizmin yolunu açıyorlar;

 

- hatta din özgürlüğü, inanç özgürlüğü maskesi altında emperyalizm ile işbirliği yapıyorlar.

 

12 Eylül'leri, 9 Eylül'leri ortadan kaldırmak için kullanıyorlar.

 

9 Eylül ve 12 Eylül; biri 1922'de diğeri 1980'de üç gün arayla bu sonbahar günlerine sıkışan olaylar zinciri. Biri kurtuluşun, özgürlüğün, bağımsızlığın, Cmuhuriyetin ve emperyalizme karşı duruşun görkemli bir simgesi; 12 Eylül ise emperyalizmin kara gölgesinin estirdiği bir karabasan.

 

Bugün Türkiye'de yaşamakta olduğumuz önemli sorunların kökeninde 12 Eylül darbesi yatar. Bu darbe, emperyalizmin bir dayatmasıydı.

 

''Kadife işgallere'' ortam hazırlayan askeri ve dış kaynaklı bir oluşumdur.

 

Acaba darbeyi yapanların kaç tanesi emperyalizmin birer kurşun askeri olduklarının farkındaydılar!..