Ekonomi10 Eylül 2005 00:00

'Piyasa Ekonomisinin Yarış Atları' - Zekeriya Temizel

Servet Taşdelen'de yeni küresel düzen konusunda şu değerlendirmeyi yapıyor: ''Benim için önemli olan daha fazla refah değil, daha az refaha karşılık uluslar topluluğunun saygın ve egemen bir üyesinin eşit bireyi olmak. Yeni düzende, stratejik sektörler başta olmak üzere birçok alan yabancı şirketlerin egemenliğine giriyor. Çocuklarımın işçi, yabancıların patron olduğu bir ülkede yaşamak istemiyorum. Bundan yabancı sermayeye tamamen karşı olduğum anlamı çıkmasın. Cumhuriyeti kuranların istediği kadar ve nitelikte yabancı sermayeye ülkemiz her zaman açık olmalıdır. Bayrağımın dalgalandığı topraklarda, iktisadi egemenliği kaptırmak istemiyorum. İktisadi egemenliğin içini doldurmadığı siyasi egemenliğin ise boş bir torba kadar ayakta durabileceğine inanıyorum.'' levitra and diabetes sexual dysfunction in diabetesescitalopram i alkohol escitalopram tbl escitalopram i alkoholsymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenaoxcarbazepine dosage click oxcarbazepin

''Piyasa Ekonomisinin Yarış Atları'', Servet Taşdelen 'in anonim şirketlerin tarihi, hukuku ve ekonomisi üzerine yazdığı yeni kitabının adı.

Kapsamlı bir araştırmanın ürünü olan bu eser ''ÜPV Yayınları'' arasında çıktı. (ÜPV Yayıncılık, Ankara, Mayıs 2005).

Küreselleşmenin bu kadar yoğun olarak tartışıldığı günümüzde, bu olgunun temel aktörleri konusunda ülkemizde yeterince araştırma yapılmaması bir boşluk oluşturuyordu.

''Piyasa Ekonomisinin Yarış Atları'' bu boşluğu bir ölçüde dolduruyor.

Bu kitapta, anonim ortaklıkların tarih içinde ortaya çıkışları, gelişmeleri, günümüzdeki serüvenleri incelendikten sonra, küresel ekonomik düzendeki işlevleri ve piyasa ekonomisi içinde hiçbir müdahale olmaksızın yarışmalarının gerçekten insanlığın yararına olup olmayacağı değerlendirilmektedir.

Küresel terörün son zamanlarda tırmanışa geçmesi ile bu piyasaların işleyişi arasında bir ilginin olup olmadığı araştırılmaktadır.

Türkiye'nin küresel yarışmadaki durumu ile ulusal şirketlerin bu gelişmelerde oynadıkları rol tartışılmaktadır.

***

Özünde kapsamlı bir dünya pazarının oluşmasından başka bir şey olmayan küreselleşme, bu pazarı ele geçirmeye çalışan şirketlerin kıyasıya rekabetine sahne oluyor. Enformasyon ve iletişim teknolojilerindeki baş döndürücü gelişme bu dev pazarda yer ve uzaklık kavramını ortadan kaldırıyor. Sermaye için artık sınır kavramı yok.

Ancak bu sınır tanımayan sermayenin tek hedefi kârlarını azamileştirmek. Maliyetleri nerede düşükse, yatırımlar oralara taşınıyor. Geleceği riskli görüldüğü için yatırımların götürülemediği ülkelerde de gelecekte kendilerine rakip olabileceği düşünülen şirketler satın alınıyor, pazar hâkimiyetini korumak için onların üretimine son veriliyor.

Uluslararası antlaşmalar ve kuruluşlar bu dünya çapındaki şirketlerin giderek tekelleşmesine yol açan kararların altyapısını oluşturuyorlar. Bu kurumsal yapıya halklar karşı çıksalar da hükümetler uyuyor. Birçok ülkede küçük sermaye yok oluyor.

Küresel sermayenin sosyal sorumlulukları da yok. Pazarını ele geçirmek için satın alınan ve kapatılan işletmelerde işlerini kaybedenler ile yoğun teknoloji kullanımı nedeniyle işsizleşenler sürekli çoğalıyor. İşsizlik, yoksulluk ve krizler çevre ülkelerde kalıcı hale geliyor.

Dünyanın bu yeni düzeninde başrolü üstlenenler sermayenin en üst örgütlenme biçimi ile ortaya çıkmış olan anonim şirketler.

Anonim şirketlerin acımasız bir şekilde faaliyetlerini sürdükleri alan ise serbest piyasa ekonomisi.

Anonim şirketler de serbest piyasa ekonomisinin yarış atları.

***

Anonim şirketlerin dünya üzerinde oynadığı rol ve küreselleşmedeki etkinlikleri, kitapta, William Greider' den yapılan şu alıntı ile ortaya konuluyor: ''Kendi çokuluslu şirketlerinden yoksun ve gelişmekte olan uluslar, küresel üretim sistemi içinde bağımlı roller oynayan yeni sömürgeler haline gelebilirler. Bu ülkeler endüstrileştikçe daha yüksek bir refah düzeyine yükselebilir, ancak iktisadi egemenlikleri, küresel ittifakın oluşturduğu şebekelerin kararlarına bağlı kalacaktır. Bağımlılık, kuşkusuz, üçüncü dünya ulusları için yeni bir durum değildir ve hepsi küresel sistemi kimin yönettiğini bilir.''

Servet Taşdelen'de yeni küresel düzen konusunda şu değerlendirmeyi yapıyor: ''Benim için önemli olan daha fazla refah değil, daha az refaha karşılık uluslar topluluğunun saygın ve egemen bir üyesinin eşit bireyi olmak. Yeni düzende, stratejik sektörler başta olmak üzere birçok alan yabancı şirketlerin egemenliğine giriyor. Çocuklarımın işçi, yabancıların patron olduğu bir ülkede yaşamak istemiyorum. Bundan yabancı sermayeye tamamen karşı olduğum anlamı çıkmasın. Cumhuriyeti kuranların istediği kadar ve nitelikte yabancı sermayeye ülkemiz her zaman açık olmalıdır. Bayrağımın dalgalandığı topraklarda, iktisadi egemenliği kaptırmak istemiyorum. İktisadi egemenliğin içini doldurmadığı siyasi egemenliğin ise boş bir torba kadar ayakta durabileceğine inanıyorum.''

Küresel piyasa ekonomisinde kendi atlarımızla yarışmanın önemi açık değil mi?