Siyaset9 Eylül 2005 00:00

The Tayyip'i kimler nasıl parlattı?

Yeniçağ Gazetesi’nden Macit Soydan sordu Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Şevket Kazan yanıtladı. The Tayyip'i kimler nasıl parlattı? Recep Tayyip Erdoğan kendisine iktidar yolunu açacak çalışmaları yaparken bir defa bizim kontrolümüzden kurtulmak istiyordu. Çünkü bizim çizgimizde ve bizim kontrolümüzde bugün bu yaptıklarını yapması mümkün değildi. Onu bir hırs basmıştı. Türkiye beni seviyor, Ben Türkiye’nin Tayyibiyim, Ne yapar ederim Başbakan olurum. Benim bir partiye ihtiyacım yok. Ben bir parti kurarım, olur. Halbuki kendisine gösterilen bu sevgi hep Refah’lıların omuzlarına basmak suretiyle gerçekleşen bir sevgiydi. 3 Kasım seçimlerinde de halk kendisinin Refah’tan ve Milli Görüş çizgisinden koptuğunu göremedi. Biz anladık ve millete bunu haber verdik ama seçimde bütün medya ve etkin odaklar hep ona çalıştı. Peki sözünü ettiğiniz güçler neden Tayyip Erdoğan’a çalıştılar? Cezaevinden çıkar çıkmaz ilk iş olarak Koç ile arasını düzeltmeye çalıştı. Kim ile düzeltecek ? Korkut Özal ve yanında Cüneyt Zapsu. Önce bu rantiyeciler, sonra da ABD. ABD’nin şu anda tam desteğini arkasına almış durumda ve ABD’nin desteğiyle de iş başına geldi.buscopan link buscopan plusabilify abilify alkohol abilifymicardisplus 80/25 mg micardis haittavaikutukset micardis plus 80 12.5 mg

Peki sözünü ettiğiniz güçler neden Tayyip Erdoğan’a çalıştılar?

Cezaevinden çıkar çıkmaz ilk iş olarak Koç ile arasını düzeltmeye çalıştı. Kim ile düzeltecek ? Korkut Özal ve yanında Cüneyt Zapsu.


Önce bu rantiyeciler, sonra da ABD. ABD’nin şu anda tam desteğini arkasına almış durumda ve ABD’nin desteğiyle de iş başına geldi. Peki ABD’nin desteklemesi için ne gerekiyordu ? Koç’un referans vermesi gerekiyordu. Türkiye’de Süleyman Demirel’in, Turgut Özal’ın seçimi böyle olmuştur. Bunları bir kitapta okudu bu. Okuduğu kitabın adı Erol Toy’un İmparator kitabı. Kitabı okuduktan sonra anladı ki Türkiye’ye Başbakan olmak için Koç’un kapısını çalmak gerekiyor. Koç’la kavgalı. Neden? Çünkü Koç’un Sarıyer’de Koç Üniversitesi’nin yapımını ruhsat yönünden engelliyordu. Demirel’in baskısına rağmen kavgalıydı. O zaman ne yaptı ? Cezaevinden çıkar çıkmaz ilk iş olarak Koç ile arasını düzeltmeye çalıştı. Kim ile düzeltecek ? Korkut Özal ve yanında Cüneyt Zapsu.


‘BAHÇELİ’NİN HATASI’

Önce Koç’a mı gidildi TÜSİAD’a mı?

Korkut Özal ve Cüneyt Zapsu Erdoğan’ı önce TÜSİAD’a soktular. Orada görüşmeler yapıldı ve yemek yendi. Tüm bunlardan sonra da Koç’a gidildi. Koç, Erbakan’ın Başbakanlığı döneminde gündeme gelen havuz sisteminin getirilmeyeceği yönünde garanti aldı. Erdoğan da bunun garantisini verdi. Onun arkasından ABD’ye gönderildi, Yahudi lobileriyle görüşmeler oldu. Tüm bu lobilerden de gereken desteği aldı ve daha sonra Devlet Bahçeli de 3 Kasım’da seçim tarihini ilan edince bu Tayyip Erdoğan için büyük bir fırsat oldu. Sayın Bahçeli’nin en büyük hatası buydu. Bunu yapmasaydı ve seçimler Nisan ayına ya da sonrasına kalmış olsaydı meydanı bu kadar boş bulamazdı. Çünkü biz halka planlarını anlatırdık. Anlatmak için de geniş alan bulurduk. Ama bu fırsatı bulamadan birden bire 3 Kasım seçimleri geldi çattı. Türkiye’den rüzgarlar estirildi. Bütün anketler Erdoğan’a çalıştı. Bir de millet Milli Görüş özünün Erdoğan’da aynen durduğunu zannediyordu, “Erbakan yumruğu masaya vuramadı, bunlar gelir masaya yumruğu vurur” diye taban da AKP’yi destekleyince Türkiye yandı gülüm keten helva noktasına geldi.


‘RANTÇILARIN KORKUSU’

TÜSİAD ve Koç’un REFAHYOL iktidarından bir rahatsızlık mı duyuyordu? Bu rahatsızlığın temeli neydi?

REFAHYOL hükümetinin iş başından uzaklaştırılması, dünyadaki kapitalist blokun eseridir. Biz hükümetin programına rant ekonomisi değil reel ekonominin beklentilerinin karşılanacağı hükümleri koydurduk. Biz bunu yapınca fincancı katırları ürktü. Çünkü yıllardan beri rant ekonomisi ile şişen ve şiştikçe hırsları daha çok artan rant ekonomisi temsilcileri birdenbire bu hükümetin programında Tansu Çiller’e rağmen rant ekonomisinin terk edileceğini görünce kulaklarını dikti. Biz hükümeti kurduktan sonra Koç, Sabancı, TÜSİAD gibi kuruluşların bütün temsilcilerini Boğazın en manzaralı otelinde toplantıya davet edecektik ve bu toplantıda hükümet programına bu ifadeyi neden koydurduğumuzu izah edecektik. Toplantıda ayrıca kendilerine 5 ayrı kaset izletecektik. Çünkü bize irtica kaseti izletiyorlardı halbuki biz farklı bir kaset hazırlatmıştık.


Neler vardı bu kasetlerde?

Birinci kasette Almanya’nın harpten önce ve sonraki durumu, bugünkü durumu, Almanya’nın köyleri, şehirleri, köylerinin ve şehirlerinin yolları, köylerdeki ve şehirlerdeki sosyal yaşam, ekonomik denge. Bütün bunları göstererek Almanya’nın tablosunu ortaya koyacaktık. Ondan sonra sırasıyla Fransa’yı, İspanya’yı, İtalya’yı gösterecektik. Tüm bunlardan sonra da ekrana Türkiye’yi getirecektik. İşte harp görmemiş Türkiye. Sadece Kore ve Kıbrıs’ta savaşmış, bunun dışında savaş görmemiş . 80 yıldır savaş görmemiş Türkiye’de ne olması gerekirken Türkiye ne halde ? İstanbul’u gösterecektik, Atatürk Hava Limanı’nı, otoyollarını ama bunun hemen arkasından Kastamonu’da, Ağrı’da, Doğu Karadeniz’de, Doğu Anadolu’da ulaşımdaki sıkıntıları gösterecektik. Türkiye’de böyle bir yaşam olduğunu gösterecektik.


VE TAYYİP’İN ÖNÜ AÇILIYOR

Bütün bunları gösterdikten sonra ne yapacaktınız?

Bunları gösterdikten sonra kendilerine diyecektik ki, “Arkadaşlar işte Almanya, Fransa, onların gerisinde kalan İspanya ve İtalya. Bu İspanya ve İtalya ile dahi Türkiye mukayese edilebilir mi ? Edilemez. Şu acıklı hale bakın” O zamanlar hatırlarsınız lise sınavlarına giren bir delikanlı gazetelerde yer almıştı, ağılda yaşayan. Bütün bunları gösterdikten sonra “Türkiye böyle kalmaya mahkûm mudur yoksa artık bu ülkeler seviyesine doğru yol almalı mıdır?” diye soracaktık. Sonra da “53 tane hükümeti suçlamanın manası yok. Biz 54’üncü hükümetiz ve bu tabloyu sizlerle birlikte düzeltmeye kararlıyız. Bunu yapabilmek için rantlarınıza bir süre paydos edin” diyecektik. Onun için devlet artık borçlanmayacak, borçlanmamanın ötesinde devlete destek veriyormuş gibi göründüğünüz bazı haller var. Bu hallerdeki problemleri devlet kendisi çözecek. Çünkü biz Refah Partisi olarak 24 Aralık seçimlerinden sonra hükümetin kurulma görevi bize verilecek diye 158 milletvekilimizi seferber ettik ve hepsinden kaynak paketi bulmalarını istedik.


Söylediklerinizden çıkan sonucu “REFAHYOL’u iktidardan Erdoğan’ın önünü açmak için uzaklaştırdılar” diye özetleyebilir miyiz?

Koç, Erdoğan’dan ‘havuz sistemi’nin getirilmeyeceği garantisini aldı. Sonra ABD’ye gönderildi, Yahudi lobileriyle görüşmeler oldu.


Önce ABD’de Necmettin Erbakan’ın Türkiye’de Başbakanlığını tartışılıyor. O tarihlerde Washington Enstitüsü Başkanı Yahudi Makovski bir panel düzenliyor. Ben kitabımda bundan da bahsettim. Makovski’den başka Ian Laser’de bu konularda görüş bildiriyor. Bunlar Erbakan’ın Başbakanlığında Türkiye konusunu tartışıyorlar. Bu durumun ABD’nin lehine mi yoksa aleyhine mi olduğunu değerlendiriyorlar. Makovski burada Türkiye’de Erbakan’ın Başbakan olması Türkiye ve İsrail’in aleyhinedir diyor. Bu nedenle de REFAH-YOL hükümetinin en kısa zamanda iş başından uzaklaştırılması gerektiğini kendilerince dile getiriyorlar.



REFAH-YOL’un iktidardan uzaklaştırılması bu panelle mi başlıyor? Bu panelden sonra neler yaşanıyor?

REFAH-YOL’un iktidardan uzaklaştırmak için için iki strateji uygulanması gerekiyor. Birinci strateji hükümeti iş başında başarısız kılmak. Bu hükümet diğer tüm hükümetler gibi kapımıza gelecek ve borç para isteyecek diyorlar. IMF’den ve ABD’den yardım isteyecek diye kanaat getiriyorlar. Ayrıca buralardan manevi destek almamız yönünde de beklentiler var. Diğer hükümetler böyle yapmışlar. Bunların stratejisi şuydu: Para isterlerse vermeyeceğiz, gelmek isterlerse kabul etmeyeceğiz, Avrupa ülkelerini ziyaretlerine de engel olunacak. Böylece hükümet bir bakıma enterne edilecek. Bunun sonucunda da başarısız olacağımız hesaplanmış. Oysa bizim kaynak paketlerimizden haberleri yok. Bu plan tutmazsa bir başka plan devreye sokulacak.


Bu plan neydi?

Bu çevreler Türkiye’de anketler yaptırmışlar Refah partisinin oy oranı bu anketlere göre 2005 yılında yüzde 65’lere çıkıyor. Bunun önüne geçebilmek için de partinin içinde revizyon gündeme getiriyorlar. Yani Erbakan ve arkadaşları yerine gençler iş başına getirilecek. Özellikle kaynak paketlerinin varlığı nedeniyle birinci plan tutmadı. Hükümet ekonomide başarılı gidiyor. Öte yandan İslam ülkeleriyle ilişkilerde son derece iyi. Eldeki veriler hükümet lehine olunca ikinci plana geçildi. İkinci planda ise parti içindeki yenilikçi harekete destek verildi.



Yine Yahudi lobisiyle biraraya gelecek

16-17 Eylül tarihleri arasında ABD’de bulunacak olan Erdoğan, ziyaretinin ikinci gününde Amerikan Yahudi Konseyi ile Yahudi örgütleri temsilcilerini kabul edecek

170’den fazla devlet ve hükümet başkanın katılacağı 13-16 Eylül tarihleri arasında yapılacak BM Zirvesi’ne katılmak üzere 13 Eylül’de New York’a gelecek olan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın yoğun temaslar ve görüşmelerde bulunacağı öğrenildi.

New York ziyareti sırasında Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün eşlik edeceği Erdoğan, ziyaretinin ilk gününde merkezi New York’ta bulunan etkin düşünce kuruluşu Dış İlişkiler Konseyi’nin onuruna vereceği öğlen yemeğine katılacak. Aynı gün Amerikan televizyon kanalı PBS’de yayınlanan Charlie Rose Show’a bir mülakat verecek olan Erdoğan, Amerikan Yahudi Konseyi (AJCR), Anti-Defamation League, B’nai B’rith ve diğer Amerikan Yahudi örgütleri temsilcilerini Türkevi’nde kabul edecek. Aynı gün ABD’de faaliyet gösteren Türk işadamlarını da kabul edecek olan Erdoğan, akşam saatlerinde ise BM binasında Arnavutluk Cumhurbaşkanı Alfred Moisiu ile bir ikili görüşme yapacak.


ŞARON’LA GÖRÜŞECEK

Erdoğan, daha sonra ABD Başkanı George W. Bush’un zirveye katılan devlet ve hükümet başkanları onuruna Waldorf Astoria Oteli’nde vereceği resepsiyona katılacak. 14 Eylül’de BM binasında yine devlet ve hükümet başkanları onuruna verilecek kahvaltıya katılacak olan Başbakan Erdoğan, daha sonra BM Zirvesi’nin açılışında yer alacak.

Erdoğan, aynı gün öğleden önce ise İsrail Başbakanı Ariel Şaron ile yine BM binasında bir görüşme yapacak. BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın devlet ve hükümet başkanları onuruna vereceği öğlen yemeğine katılacak olan Erdoğan, daha sonra zirveye katılan liderlerle birlikte bir zirve fotoğrafı çektirecek. 15 Eylül günü zirve toplantıları devam ederken İspanya Başbakanı Zapatero ile bir görüşmede bulunacak olan Erdoğan, bunun hemen ardından, ‘Medeniyetler İttifakı’ girişimi çerçevesinde İspanyol meslektaşı Zapatero ile birlikte Annan’ı ziyaret edecek.

Bu görüşme sonrasında Pakistan Cumhurbaşkanı Pervez Müşerref ile biraraya gelecek olan Erdoğan’ın öğlen saatlerinde BM Genel Kurulu’na hitap etmesi bekleniyor. 17 Eylül’de basın mensupları için bir basın toplantısı düzenleyecek olan gece yarısına doğru New York’tan Türkiye’ye hareket edecek. Görüşmelerinde Erdoğan’a eşlik edecek olan Gül ise, 24 Eylül tarihine kadar New York’ta kalarak BM Genel Kurul çalışmaları çerçevesinde temaslarına devam edecek.