Türkiye'nin İnsan Kaynağı Envanteri - Öztin Akgüç
Bir ülkenin gerçek zenginliğinin, altın madeni değil, insan kaynağı olduğunu kavradığımız, algıladığımız takdirde, gelişme, kalkınma yolunda önemli bir mesafe alabileceğiz. Bilgi ekonomisinde insan kaynağı ana öğe olduğuna göre ilk yapılacak iş, doğal kaynak envanterinden önce, insan kaynağı envanterinin yapılmasıdır.discount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialisrenovation vejle renovation skive renovacialis sample coupon cialis coupon card cialis manufacturer couponkamagra link kamagra gel
Basına ara ara bazı raporlar, bilgiler yansır Türkiye'nin altın rezervi hakkında. Türkiye 600 ton görünür altın rezervini değerlendirebilirse, kalkınma sorununun, dış borç sorununun çözülebileceği dile getirilir. Gerçekten Türkiye, olduğu savunulan altını değerlendirse, belki altını çıkaran şirketler, bu şirketlerde çalışanlar, bazı çevre sorunları pahasına gelirlerini artırabilirler, Türkiye dış ödemeler sorununu bir süre hafifletebilir ama.. Türkiye ekonomik ve toplumsal açıdan kalkınamaz.
Bu köşede de yinelendiği Dünya, insan odaklı bilgi ekonomisine geçiş sürecinde. Artık dünyanın en varlıklı kalkınmış ülkeleri, doğal kaynak zengini ülkeler değildir. Doğal kaynak zenginliği gelişmeyi, kalkınmayı belirleyici başlıca etken olsaydı, kıymetli maden çıkaran, satan ülkeler, kalkınma ölçütlerine göre ilk sıralarda yer alırlardı. Günümüzde, Afrika'nın kapitalistler, sömürgeciler gözünde geri planlara düşmesi de, kıymetli madenlerin doğal kaynakların, yeni servetler, zenginlikler elde etmede eski önemini yitirmesinin bir yerde kanıtı oluyor.
Bir ülkenin gerçek zenginliğinin, altın madeni değil, insan kaynağı olduğunu kavradığımız, algıladığımız takdirde, gelişme, kalkınma yolunda önemli bir mesafe alabileceğiz. Bilgi ekonomisinde insan kaynağı ana öğe olduğuna göre ilk yapılacak iş, doğal kaynak envanterinden önce, insan kaynağı envanterinin yapılmasıdır. İnsan kaynağı envanterinden amaç, sadece nüfus sayımı yapmak, nüfusu kentsel, kırsal yerleşime göre ayırmak, nüfusun yaş gruplarını, cinsiyetini, eğitim düzeyini saptamak değildir. Nüfusun yeteneklerini belirlemek ve izleyen aşamada da bu yetenekleri geliştirecek eğitim düzenini kurmak temel amaç olmalıdır. Özellikle genç kuşaklarda sıkı, ciddi bir tarama, araştırma yapılarak bilime, sanata, girişimciliğe, spora yatkın, bu alanlarda yeteneği, becerisi olanlar belirlenmelidir. Terim yerinde ise genç kuşakların bir yetenek envanteri yapılmalıdır. Bu eleme yapılıp yetenekler belirlendikten sonra, bunun geliştirilmesi için gerekli eğitim düzeni kurulmalıdır. Gerçekten bilimde, sanatta, girişimcilikte, sporda söz sahibi olmak, kalkınmak istiyorsak bunu gerçekleştirmek zorundayız. Günümüzde doğal kaynak zenginliği değil, insan kaynağının geliştirilmesi önemlidir. Sonuçta var olan doğal kaynakları da geliştirecek, değerlendirecek, ülke yararına kullanacak olan insan gücüdür.
Yetenekleri ortaya çıkarmak, keşfetmek ve yetenekleri eğitim yoluyla geliştirmek de yeterli değildir. Bu yeteneklerin, insanımıza, ülkemize, zamanla tüm insanlığa yararlı olabilmesi için değer yargılarının sağlamlığı ve etik değerlere bağlılığı, en az yetenekli olmak kadar yaşamsaldır. Kişisel çıkar peşinde koşan, yalnız çıkar beklentisiyle hareket eden, etik değerleri olmayan bir kişi, ne denli yetenekli olursa olsun yararlı değil, belki de zararlı olur. Bağımsızlık, özgürlük mutlaka kişisel karakterin ana öğesi olmalıdır. Olimpiyatlarda da gözledik. Yetenek kadar davranışlar da, değer yargıları da önemli. Bizimkiler de dahil daha mücadeleci, hırslı, elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışan, mütevazı sporcular sempati ve destek bulurken, ne kadar yetenekli olursa olsunlar şımarık tavırlı, yüksekten atan, başarı eksikliğini hakem, ortam vb. etmenlere bağlayan sporcular aynı desteği bulamamış, sempati uyandıramamışlardır. M. Kemal Atatürk 'ün ''Ben sporcunun karakterlisini severim'' özdeyişi, tüm sporcuların uymaları, göz önünde tutmaları gereken bir ilkeyi ifade eder. Kişilikli olmak, karakterli olmak, ılımlı davranmak; gösterişten, şarlatanlıktan kaçınmak yalnız sporcular için değil, bilimde, sanatta, girişimcilikte de uyulması gereken davranış ilkeleridir.
Türkiye'de yetenek araştırması envanteri yaparak, bunun üzerine eğitim sistemini kim kuracak? Bu bağlamda doğal olarak en başta görevli ve sorumlu kurum, Milli Eğitim Bakanlığı'dır (MEB). Ancak Türkiye'yi aydınlatma yerine başka hevesler peşinde koşan bir kadro ile MEB'in bu işi başaracağını, hatta üstleneceğini sanmıyorum. İşi lafta, gösterişte de bırakmamak gerekir. Kamu kurumlarından, bu ortamda, ciddi bir çaba beklenemeyeceğine göre, olanak ölçüsünde ülkedeki yetenekleri araştırmak, bunlara eğitim olanağı, yeteneklerini geliştirmek fırsatını yaratmak yine kişisel çabalara, iyi niyetli, özverili sivil toplum örgütlerine düşmektedir.
Bir ülke altın çıkararak, yabancı sermaye çekerek kalkınamaz. Neo Merkantilist dahi denemeyecek bu arkaik düşüncelerle ülke bir yere gidemez. Günümüzde ülkelerin gerçek zenginliği insanıdır. Değerlendirilmesi gereken insan gücüdür.
Cumhuriyet