Sağduyu Çağrıları Psikolojik Harekattır - Mustafa Çınkı
Açıkça anlaşılıyor ki sağduyu ve tahriklere kapılmayın çağrıları; “Türk Ulusunun ve Türkiye Cumhuriyetinin bölünmez bütünlüğünün parçalanmasına seyirci kalın ve bunu içinize sindirin. Dağdan şehre inen bölücü eşkiyaya boyun eğin.. ” ile eş anlamlı ve tırnağı etten ayırmayı hedefliyor. Kısaca taşları bağlayıp köpeklerin serbest bırakıldığı yeni bir döneme giriyoruz. Algılama konusunda zafiyeti bulunanlar ise olayları; Türkiye’nin AB üyeliği baltalanmak isteniyor şeklinde değerlendirmeleri ise tam anlamıyla bir trajedi. Sanki AB’nin Türkiye’yi parçalamak dışında Türkiye’yi üye olarak içine almak gibi bir niyeti var. Köpeklerin bağlarını çözenler elbette taşların bağlanmasını isterler. PKK’ya helikopterlerle lojistik destek sağlayan, peşmerge ile aynı kaba kaşık sallayan, Türk Ulusuna karşı uygulanan sağduyu telkinli psikolojik Harp uzmanları ise, işte bu gün, Türkiye Cumhuriyetini parçalama dayatmalarında bulunmak üzere ülkemizdeler. Ve onları AB üyeleri ülkeler ve AB parlamentosu, takip edecek. Boyun eğilmesi istenenlerse açık ve net.PKK’nın lider kadrosunu affedin.İkiz yasaları uygulayın,Etnik siyasallaşmanın önünü açın,Güneydoğu’ya yerel özerklik verin, ardından ulus statülerini tanıyın.Bırakın federasyon kursunlar.Türkiye Cumhuriyetini bölün parçalayın yok edin...Tüm bunlar yapılırken milletiniz sağduyulu olsun yok oluşunu içine sindirsin.discount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialissitagliptin phosphate and metformin hydrochloride gedave.ro sitagliptin phosphate side effects
BÜYÜK VE ASİL TÜRK ULUSU TARİHİNİN HER DÖNEMİNDE SAĞDUYULU OLMUŞTUR.
SAĞDUYU TELKİNLERİ YANLIŞ ADRESE YAPILMAKTADIR.
BU TELKİNLER, TÜRK ULUSUNA KARŞI YÜRÜTÜLEN YENİ BİR PSİKOLOJİK HAREKATTIR
Bölücü teröre şehit verdiğimiz her vatandaş, mehmetçik, subay, astsubay ve polislerimizin ardından, matriks filminden dışarı fırlamış, rayban marka güneş gözlüklü devlet ricalinin ağzından dökülen “kanı yerde kalmayacak” sözlerini hepimiz hatırlarız. Hatırlarız diyorum çünkü, böylesi sözler artık Türk Ulusuna verilemiyor. Verilse bile, bu sözler; ne acılı ailelere, ne silah arkadaşını kaybetmenin üzüntüsünü derinden yaşayanlara, ne de Türk Ulusuna bir anlam ifade etmiyor.
Peki neden ?
Asker dağda bölücünün canına okuyor. Yargı, canlı yakalananı içeri tıkıyor. Ardından; AB, ABD bastırıyor. Demokrasi ve daha çok özgürlük safsataları altında bir bakıyorsunuz ki, meclisten geçen itiraf yada pişmanlık yasası, yetkileri budanan hareket alanı daraltılan kurumlar ve ardından;Türkiye Cumhuriyetine el kaldıran bölücülerin hepsi dışarıda. Dışarıya salıverilen de soluğu ihanetin göbeğinde alıyor. Sonrası malum... Film tekrar baştan başlıyor ve bizler bunu yıllardır tekrar tekrar izliyoruz.
Kısaca;
(Dağa çıkış+silahlı çatışma+yakalama+yargılama+hapis) - (itiraf +pişmanlık)-af = yeniden dağa çıkış
şeklinde formüle edebileceğimiz bu kısır döngü, bu yalın gerçek karşısında, payımıza düşense; gurbet, hasret, hicran, acı, şahadet ve sabır ile bilumum insani haslet.
Adı üzerinde bölücü örgüt, ayrılıkçı terör. PKK, Dehap düpedüz Türkiye Cumhuriyetine, Türk Ulusuna saldırıyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin Güneydoğusuna, Doğusuna Kürdistan diyor. Üstelik yıllardır Türkiye Kürdistanı gibi bir söylem dillerinde. Ellerinde federasyon bayraklarıyla dolaşıyorlar. İnternet sitelerinde, gazetelerinde boy boy Türkiye’nin yarısını bölerek içine almış, üzerinde Kürdistan yazılı haritalar yayınlıyorlar. CIA’nın Pentagon’un dökümanlarında, Türkiye’de faaliyet gösteren sömürgeci Batılı şirketlerin Türkiye’de dağıttığı ajandalarda, CNN gibi medya çapulcularının dökümanlarında bu haritalara rastlıyorsunuz. Toplantılarında, Konya Kürdistanı, Manisa Kürdistanı, Ankara Kürdistanı gibi tanımlamalar kullanıyorlar.
Bir güruh halinde, Türkiye’nin her tarafında isyanı tahrik eder inanılmaz saldırganlıklarına karşı, Milletin sabrı,metaneti ve sağduyusundan kaynaklanan sessizlik, bölücülüğün ikrarı bellenip, Türkiye Cumhuriyetine, Türk Ulusuna "...onurlu, başı dik bir şekilde yürümeliyiz. Üç beş taşla geri çekilmemiz mümkün değildir. Daha büyük mitinglerde daha büyük eylemliliklerde buluşacağız(saldıracağız)" şeklinde pervasız , ahmakça tehditlere dönüşüyor.
Dehap, başkanı vasıtasıyla ; “...mağdurların hak arama taleplerinin demokratik zeminlerde hoşgörü ve sağduyuyla karşılık bulması gerektiği...”.ni söylüyor. Ulusuyla birlikte Türkiye cumhuriyetine karşı yapılan bölücü, yasa dışı saldırıların, yasa dışı eylemlerin, hoşgörü ve sağduyu ile karşılanması gereken ,mağdurların hak arama talebi olduğunu söylüyor. Et ve tırnak birbirinden ayrıştırılmaya çalışılıyor. Milletin canı yanıyor.
Ardından her yetkili ağızdan bir ses yükseliyor. Aman "tahriklere kapılmayın" aman "sağduyu"lu davranın. Bu söylemler de Dehap’ın, PKK’nın uluorta verilen demeçlerine uygun. Oysa yapılması gereken tahrikçilere yasaları uygulamak. Onları etkisiz ve tesirsiz hale getirmek. Yapılansa tahrik edene yol verme ve hoş görü, tahrik edilen millete ise, sabır ve sağduyu telkini.
Türkiye cumhuriyetinin, Ulusuyla birlikte yok edilmesini hedefleyenlerin okşadığı kafalardan biride Mehmet Barlas. Barlas; “ BİRLİKTEN BÜTÜNLÜKTEN YANA OLAN VATANDAŞLARIMIZA, tahrikçilerin ağzından sesleniyor; “...vatanı kurtarmak için milletin çeşitli kesimlerine sürekli bunlar beni tahrik ediyor diye bakmak doğru olabilir mi ?” Oysa tahrik, Barlas’ın dediği gibi çeşitli kesimlerden değil, PKK’dan onun siyasi kolu Dehap’tan AB’den ve ABD’den geliyor.
Sanki Büyük Türk milleti; bölücü ile bölücü olmayanı ayırt edemiyor.
Bu güne kadar kim duydu, kim okudu ve siz kimden duyup, nereden okudunuz Barlas efendi; bölücü olmayana karşı bu büyük ve asil Türk Milletinin nefret beslediğini. Bu kadar PKK hayranlığı, Türk Ulusu düşmanlığı akla zarar değil mi? Allah aşkına kimlerin hücre evlerinde kilolarca C4 patlayıcılar yakalanıyor...C4 PATLAYICILARLA MİLLET SEVGİSİNİ NASIL BAĞDAŞTIRIYORSUNUZ. Kimler İstanbul’un orta yerinde, aynı anda 12 yerde birden bölücü eylem yapıyor. Kimler Türk Bayraklarını yakıyor ve o bayrakların asılı olduğu evlere saldırıyor. BAYRAK YAKMAYLA DEVLET VE MİLLET SEVGİSİNİ NASIL ÖRTÜŞTÜRÜYORSUNUZ. Ve kimler İstanbul’un orta yerinde yol kesip otobüs yakıyor. Ve kimler 20 Eylül’de ayaklanma çağrıları yapıyor. Ve siz nasıl oluyor da tüm bu olanları tahrik saymıyorsunuz.
Açıp sözlüğe bir kez daha bakıyorum nedir bu sağduyu diye.
Sağduyu; Doğru, akla uygun yargılar verme yeteneği, aklıselim, hissiselim; doğru ile yanlışı birbirinden ayırma ve doğru yargılama gücü demek.
Birden, Dehap ve PKK eşliğinde “burası Kürdistan Türkiye değil”, “T.C şaşırma Sabrımızı taşırma”, “gerilla burada halk nerede” naraları atan güruh karşısında Şehit cenazelerindeki vakur aileler, bayrağına sarılmış AKLISELİM,HİSSİSELİM kontrollü kalabalıklar düşüyor aklıma, bir de “bir oğlum daha var, vatan ve millet için feda” diyen babadaki vatan ve millet sevgisi.
Sonra, 25 yıldan bu yana şehit düşen binlerce vatan evlatları, kundaktaki bebeklere sıkılan kurşunlar... ve AB, ABD sevdasıyla içine düşürüldüğümüz ;
(Dağa çıkış+silahlı çatışma+yakalama+yargılama+hapis) - (itiraf +pişmanlık)-af = yeniden dağa çıkış
kısırdöngüsü. Ve tüm bunlar karşısında; hiç kimsenin telkine ihtiyaç duymaksızın, milletin yıllarca gösterdiği sağduyuyu görmezden gelen, emperyalizmin, Sevr’ci yalaklarının taşıdığı kafalar.
O gözleri kör olmuş, tarih bilincinden yoksun kafalar ki; AB ve ABD emperyalizminin maşası PKK’nın Dehap’ın kışkırtmaları karşısında doğru, akla uygun yargılarla aklıselim ve hissiselim ile hareket eden, karşı karşıya kaldığı bölücü ihanet karşısında doğru ile yanlışı birbirinden ayıran ve doğru yargılama yapan Türk Ulusuna sağduyu telkin ediyorlar.
Açıkça anlaşılıyor ki sağduyu ve tahriklere kapılmayın çağrıları; “Türk Ulusunun ve Türkiye Cumhuriyetinin bölünmez bütünlüğünün parçalanmasına seyirci kalın ve bunu içinize sindirin. Dağdan şehre inen bölücü eşkiyaya boyun eğin.. ” ile eş anlamlı ve tırnağı etten ayırmayı hedefliyor. Kısaca taşları bağlayıp köpeklerin serbest bırakıldığı yeni bir döneme giriyoruz. Algılama konusunda zafiyeti bulunanlar ise olayları; Türkiye’nin AB üyeliği baltalanmak isteniyor şeklinde değerlendirmeleri ise tam anlamıyla bir trajedi. Sanki AB’nin Türkiye’yi parçalamak dışında Türkiye’yi üye olarak içine almak gibi bir niyeti var.
Köpeklerin bağlarını çözenler elbette taşların bağlanmasını isterler. PKK’ya helikopterlerle lojistik destek sağlayan, peşmerge ile aynı kaba kaşık sallayan, Türk Ulusuna karşı uygulanan sağduyu telkinli psikolojik Harp uzmanları ise, işte bu gün, Türkiye Cumhuriyetini parçalama dayatmalarında bulunmak üzere ülkemizdeler. Ve onları AB üyeleri ülkeler ve AB parlamentosu, takip edecek. Boyun eğilmesi istenenlerse açık ve net.
PKK’nın lider kadrosunu affedin.
İkiz yasaları uygulayın,
Etnik siyasallaşmanın önünü açın,
Güneydoğu’ya yerel özerklik verin, ardından ulus statülerini tanıyın.
Bırakın federasyon kursunlar.
Türkiye Cumhuriyetini bölün parçalayın yok edin...
Tüm bunlar yapılırken milletiniz sağduyulu olsun yok oluşunu içine sindirsin
. Vatan ne yana düşer usta
Ulus ne yana
Devlet ne yana düşer usta
İhanet ne yana
Cumhuriyet ne yana düşer usta
Hilafet ne yana
İstiklal ne yana düşer usta
Esaret ne yana
Şahadet hep bana, bana mı
Bana mı
Düşer usta