Ekonomi6 Eylül 2005 00:00

AKARYAKIT KAÇAKÇILIĞI - İMF – BARZANİ – PKK- FİNANSMAN – SİYASET - Hasan Aydın

27-8-2005 Tarihli Yeniçağ Gazetesi ekonomi sayfasında “Uluslararası Para Fonu ( İMF ) vergi uzmanlarının zaman zaman gündeme getirdiği vergi iadesi uygulamasının kaldırılması önerisini Maliye Bakanlığı’na yeniden iletti. İMF heyetinin önerisinin önümüzdeki günlerde değerlendirilmesi bekleniyor.” Ekonomi uzmanlarının görüşü ise vergi iade sisteminin kaldırılmasıyla hem geniş halk kesimlerinin elinden küçük bir imkanın alınmış olunacağı, hem de kayıt dışı ekonominin daha da azgınlaştırılacağını söylediler. Ayrıca ABD ve Gelişmiş Batı Ülkelerinin tamamına yakınında ekonominin tamamen kayıt altında olduğunun da bilinen bir gerçek olduğudur. Türkiye’de de akaryakıt ve sigara dahil her türlü mal için kullanıcı her kesime ( çiftçi, balıkçı, denizci, memur, işçi, emekli, esnaf vb. ) vergi iadesi getirmek suretiyle ekonomi kayıt altına alınmalı ve ülkemizi yıkmaya yönelik hareketlerin ve işbirlikçilerinin Türkiye’deki finansman kaynaklarının önü kesilmelidir. new prescription coupons free prescription cards discount online cialis coupons

Peki İMF bunu neden istiyor ? Türkiye’nin vergi gelirlerinin önemli bir bölümünü oluşturan TÜPRAŞ, devlet teşebbüsü olduğu halde iken bile aşağıda belirtilen 20 milyar dolarlık petrol kaçakçılığının; TÜPRAŞ özelleştirildikten sonra ne olacağını ve tehlikenin boyutlarının ne kadar büyük olabileceğini tahmin edeceğinizi ve bu kaçakçılıktan hangi şer güçlerin rant sağlayabileceğine dikkatinizi çekmek istiyorum.
 
7-5-2005 Tarihli Yeni Şafak gazetesinde “ 25 kuruşa Kaçak Benzin “ adlı haberde “Kaçak akaryakıtın merkezi haline gelen Mersin Serbest Bölgesi’nde benzin ve mazotun litresi 25 kuruşa satılıyor. İncelemeye alınan 15 firmadan 7 adetinin yolsuzluk yaptığı belirlendi.” Bir litre akaryakıttan Türkiye’nin uğradığı vergi kaybı 1.3 dolar ( litresi 2.5 milyona satılan benzinden 1.375 TL ÖTV ve 350 bin TL KDV kesiliyor. 7-5-2005 tarihi itibariyle ). “TBMM Kaçakçılık Komisyonu, Ufuk Özkan tarafından yapılan bir açıklamada balıkçılık ve denizcilik sektörünü desteklemek için verilen ÖTV ’siz ve KDV’siz akaryakıtın bir kısmının karada tüketilmesi yoluyla yeni bir kaçakçılık başlatıldığına dikkat çekerek, hiç ol mayan hayali teknelere bile mazot satıldığının saptandığını belirtti ve kaçakçılıktan Devletimizin 8 milyar dolar kaybı olduğunu kaydetti.” Yine aynı gazete haberinde “ Mersinde Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Talimatı ile jandarma ve polis tarafından kurulan özel birimler tarafından yürütülen operasyonlarda akıllara durgunluk verecek akaryakıt kaçakçılık yöntemleri tespit edildi. Özelikle serbest bölgede yoğunlaşan kaçakçılık faaliyetlerini ortaya çıkarmak için Ankara’dan gelen, altı kişilik uzman mali ekibin çalışmalara katıldı. Uzman ekibin Mersin valisi Atilla Osman Çelebioğlu, Mersin Cumhuriyet Başsavcısı Cemil Kuyu, Jandarma komutanı Albay Nedim Özkan, Emniyet Müdürü Süleyman İkizer ve MİT bölge Müdürü’ne verdiği birifingde yıllık 20 milyar dolar tutarında kaçakçılık yapıldığı belirtildi. Mersinle ilgili iddialar üzerine kurulan TBMM Kaçak Akaryakıt komisyonu da Mersini mercek altına alarak incelemeleri başlattı”.
22-6-2005 Tarihli Zaman gazetesi haberinde “ Mecliste akaryakıt kaçakçılığını önlemek için kurulan komisyon çalışmalarında; Kaçakçılığın görme engelli, hamal ve çaycı üzerine kurulan paravan şirketler vasıtasıyla yapıldığı belirlendi.” Yine gümrükler eski başmüfettişi Necati Can , Meclis komisyonuna yaptığı açıklamada, önceki hükümetler döneminde bürokraside karşılaşılan sorunlara yer veriyor. Gümrük müsteşarıyla bakanın arasının akaryakıt sebebiyle açıldığını kaydeden Can, devletin istemesi halinde kaçakçılara göz açtırmayacağı görüşünü dile getiriyor. Mafyanın baskı yaptığını vurgulayan Can, devletin tedbir alması halinde, hükümetlerin düşmesine kadar süren sonuçlar doğurduğunu sözlerine ekliyor.”
 
Vedat Yenerer’ in haberinde KDP’ yi yöneten aşiretinin dünyanın en zenginleri arasında yer aldığı Irak’taki içki, sigara, çay, şeker ve pirinç ihtiyacının neredeyse tümünü karşıladığı ve sigaraların Kıbrıs rum kesimi ya da Mersin’deki serbest bölgeden alındığı belirtiliyor.” ( Söyler misiniz ? Mersin serbest bölgesi kimin yararı için çalışıyor ? Bu bölgeleri kuranlar neden kurmuş? Iraktaki Amerikan askerlerine vergisiz petrol sevki buradan yapılmıyor mu? )”Bu ailenin bu zenginliğe Türkiye sayesinde ulaştığı, KDP’ nin kendisine yardım edenlere kuru teşekkür etmediği Ankara temsilciliğinde çantalar içinde uluorta bizim hain satılmışlarımıza gönderildiği belirtilmiştir.”
Akşam gazetesinden Güler Kömürcü’ nün 23-8-2005 tarihli “Kürtçü Burjuvaziye Servet Transferi “ başlıklı yazısında kürt mafyasının siyasetle iç içe giren ilişkisinden de bahsedilerek Sn. Tantan’ ın ifade ettiği “ uyuşturucu, petrol kaçakçılığı ve kapkaçta PKK’ nın izleri olduğundan söz etmektedir.” “Türkiye’de servet- varlık el değiştiriyor. Ekonomik güç transferi yapılıyor. Mafya eliyle kürtçü burjuva yaratılmakta. Türkiye içindeki kaynağı belirsiz vergilendirilmemiş sıcak paranın sahipleri kimler dersiniz ?” diye yazısını bitirmektedir.
 
İnternet haber sitesinde 23-8-2005 tarihinde, Behiç Kılıç da aynı konuya değinmiştir. Bu yazıda; Diyarbakır’ın AKP vekillerinden İhsan Arslan ile Vatan gazetesinin bir röportaj yaptığını ve gazetede iİhsan Aslan şöyle buyurmuşlardı. “Lozan’ı bir tarafa bırakmak lazımdır, Barzani ile ittifak kurulmalıdır, Abdullah Öcalan Kızıl Elmacıdır ve TSK yetki verilirse insan hakları ihlali işler “ Ya işte böyle olmalıymış. Vatanın bağımsızlığını ve bütünlüğünü Atatürk ve silah arkadaşlarının kurduğu cumhuriyeti, anayasayı korumaya namusu üzerine yemin eden vekil Lozan’ın bir tafra bırakılmasından bahsediyor. Lozan’ın bir tarafa bırakılması “ Sevr’i tanıyalım” demektir. Diye başlayan yazısında daha bir çok önemli tespitler yapmış , Güler Kömürcü’ nün yazısına da değinerek , “Asıl büyüyen sorunu bir kenara bırakıp, Lozan’ı yok etmekten bahseden kılavuzların yönlendirmesi doğrultusunda “ tanıyın bakalım meseleyi. Sonunu göreceğiz .“diye bitirmiştir.
Şimdi yukarıda anlatılanları alt alta topladığımız zaman yazı başlığındaki denklem kurulmuyor mu?
Önlem olarak düşünülen ise 16-8-2005 tarihli, Yeniçağ gazetesi ekonomi sayfasında “Devlet Bakanı Kürşat Tüzmen, yaptığı açıklamada, gümrüklerde kaçakçılıkla mücadeleyi, arlıksız bir şekilde sürdürdüklerini ifade ederek, son dönemlerde artan akaryakıt ve sigara kaçakçılığını önlemek için yeni tedbirler aldıklarını ve almaya devam edeceklerini vurguladı. Devlet Bakanı Kürşat Tüzmen , akaryakıt kaçakçılığı ile mücadelede elektronik kontrollere geçeceklerini belirtirken, akaryakıt depolarını kamera ve elektronik ölçümlerle Ankara’dan izleyeceklerini söyledi.” ( Böyle nasıl önlenecekse ? "Yine birileri de PKK’nın yollara uzaktan kumandalı patlayıcı yerleştirmemesi için, Güneydoğu’ da dört bin kilometre yolun asfaltlanmasını istemişti." Yoksa bu milletin sonuç getirmeyecek işlere ayrılacak çok mu parası var ? Yoksa birileri meseleyi çözer gibi gözüküp neticede çözmek istemiyor mu ? Örtülü destek mi oluyor ? Takdir sizlerin. )
 
Derhal vakit kaybedilmeden İMF ’ye de rest çekip, gelişmiş batı ülkelerinde olduğu gibi akaryakıt, sigara vb. her türlü mal için, kullanıcı her kesime( çiftçi, işçi,memur,balıkçı vb.), çok küçük bir oran olsa da VERGİ İADESİ GETİRİLEREK EKONOMİ KAYIT ALTINA ALIMALIDIR ( Örnek olarak:sadece bir litre akaryakıt için vergi kaybı 1.3 dolar’dır bunun 0.1 doları vergi iadesi verilmiş olsa 8 milyar dolarlık vergi kaybı yerine devletin kasasına 7.4 milyar dolar, vatandaşın cebine de 600 bin dolar girer ve hainler 8 milyar dolar kaybeder ) ve devletin kasasına girmesi gereken paraların yanlış adreslerce hortumuna ve Türkiye’nin aleyhine çalışan güçlerce kullanılmasına son verilmelidir. Bunun için Medya’daki tüm ulusal/milli yazarlar bir kampanya başlatmalı ve kamuoyu bilinçlendirilerek, demokratik bir baskı mekanizması ile gerekli kanunların çıkarılması sağlanmalıdır.
Şimdi yukarıda anlatılanları alt alta topladığımız zaman yazı başlığındaki denklem kurulmuyor mu?
Olayın sadece yurt içi yönü olmayıp, vergi iadesinin tamamen kaldırılmasını isteyen İMF’ de dahil olduğu uluslar arası kombine bir yıkım planı mı devrede ? TÜPRAŞ özelleştirildikten sonra, devlet denetiminden çıkan böyle bir kuruluşun vergi kayıpları daha korkunç boyutlara gelmeyecek mi ? Türk milletinin sırtından beslenen asalaklar için neden önlem alınmıyor ? Kanun çıkarma gücü elinde olan yetkililer nerde ? Bu eşsiz vatanı savunmakla görevli olan güvenlik kurumları ne yapıyor ? MGK ‘da bu konular görüşülüyor mu ? Görüşülüyorsa neden bugüne kadar önlem alınmamıştır ? 4/5-Eylül-2005 tarihinde Telafer’ de Türkmen kardeşlerimize atılan mermi ve bombaların ne kadarı bu yolla finans edilmiş olabilir ? Neden hala Habur sınır kapısı açık ? Sınır kapısı ille açık tutulacaksa, neden Ovacık sınır kapısı açılmıyor ?
 
Devletin yasama , yürütme gücünü elinde bulunduranlar ve güvenlikle ilgili görevini yerine getirmeyen tüm şahıslar, yüce Türk Milletinin ulu önder Atatürk’ün Bursa nutkunu idrak etmekte olduğunu bilmeliler ve derhal görevlerinin gereğini yerine getirmelidirler.
Yoksa son pişmanlık fayda etmez…! Bir millet uyanıyor.