Irkçı Demokrasi - OKTAY EKİNCİ
ABD'nin ''demokrasiyi getirmek'' için bombalayıp işgal ettiği Irak'taki yeni meclisin ''siyasi grupları'' şöyle tanımlanıyor: ''Sünniler'' , ''Şiiler'' , ''Kürtler'' , ''Türkmenler'' ... Bu meclis hakkındaki haberlerde de hep şu bilgi veriliyor: ''275 üyenin çoğunluğu Şiiler ve Kürtler; Sünnilerin ise 17 sandalyesi bulunuyor...'' Ya 'düşünce'ler?.. Oysa parlamentoların, örneğin ''liberaller'' , ''sosyal demokratlar'' , ''milliyetçiler'' , ''komünistler'' , ''yeşiller'' , ''muhafazakârlar'' gibi, ''farklı düşünceler'' e sahip grup ve partilerden oluşmaları gerekmiyor mu? cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmaciecialis coupons printable link discount prescription drug cardnaproxennatrium site naproxen kruidvatsymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort symbicort cenacleocin 150 mg read cleocin 300 mgclaritin mazilo claritinekombo claritin maziloabilify link abilify
Yani, toplumsal sorunlara farklı açılardan ya da farklı sosyo-ekonomik kesimlerin çıkarlarına göre bakanların; bu nedenlerle ülkenin ve dünyanın geleceği hakkında ''farklı düşünceler'' e sahip olanların, kendilerine en yakın görüştekilerle farklı partilerde ''buluşmaları'' gerekmiyor mu?
Kendilerine ''Iraklı'' diyenlerin, ''ırktaş'' larıyla ya da ''din'' daşlarıyla değil, ''fikirdaş'' larıyla birlikte olmaları, ''demokratik düzen'' in en temel göstergesi değil mi?
Dini, mezhebi ya da ırkı ''aynı'' olanlar, topluma, dünyaya, geleceğe de ''aynı'' bakmak zorunda mı?
Ne var ki Irak'ta yaşanan ''demokratik süreç'' in(!) bu evrensel demokrasi kültürü ve kuramıyla hiçbir ilgisi olmadığını ne yazan var, ne önemseyen ne de üzerine giden...
Bir insan Sünni olursa, sanki solcu, sağcı, hatta ''futbolcu'' bile olamaz. Şii olursa da öyle, Kürt olursa da... Peki nerede ''aklın'' üstünlüğü; nerede ''ide'' ler ve ''ideoloji'' ler?..
ABD çok beğendiyse...
Irak'ta anayasa tartışmaları sürerken Başkan Bush adına Beyaz Saray Sözcüsü Scott McClellan 'in açıklaması şöyleydi: ''İleriye doğru bir adım niteliğini taşıyan bu gelişmeleri memnuniyetle karşılıyoruz...'' (Cumhuriyet-24 Ağustos 2005)
O halde Amerikan Kongresi'nde de ''Demokratlar'' ve ''Cumhuriyetçiler'' değil de örneğin ''Zenciler'' , ''Beyazlar'' , ''Kızılderililer'' , ''İspanyollar'' mı yer almalı?
Bu ne kadar ''saçma'' ise Irak'ta oluşturulan meclisin yapısını ''demokrasi'' yle açıklamak da bir o kadar saçma...
Bu garipliğin bir ''benzeri'' de hem Bulgaristan'da hem de Türkiye'de gözleniyor...
Bulgaristan'daki ''Hak ve Özgürlükler Partisi'' nin özelliği, sadece ''Türk'' kökenli Bulgar yurttaşlarının partisi olması. Soydaşlarımızın ''değişik'' fikirlere sahip olabilecekleri ise sanki hiç önemsenmiyor...
Güneydoğu'daki ''Kürt'' kökenli yurttaşlarımızın da ''farklı siyasal ve ideolojik görüşler'' i olabileceği, hatta olduğu, nedense hiç akla bile getirilmiyor...
Akıl yerine ayrımcılık
Konunun güncel söylemindeki ''aydın'' sözü ''aydınlanma'' dan geliyor ve temelinde de ''insan aklı'' nın önderliği yatıyor. Ne var ki Kürtlerin demokratik haklarını savunan kimi aydınlarımızın da ''akıl'' etrafında değil, sadece ''Kürtlük'' etrafındaki siyasal birleşmeye ''özgürlük'' istedikleri görülüyor...
O kadar ki, yüzde 10'luk oy barajı aşağıya çekilerek TBMM'de ''temsiliyet'' i istenen parti de ''Kürt Partisi'' ! Oysa doğru olan, ''gerçekten demokratik'' bir yapılanma için, sosyalistlik, liberallik gibi farklı ''düşünce'' ler etrafında siyasal örgütlenmeyi gerçekleştirmek değil mi?
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları arasındaki Türklerin yanı sıra Ermeniler, Rumlar, Yahudiler ve herkes, nasıl ki soldan sağa bir siyasal yelpazede değişik partileri kendilerine ve fikirlerine yakın buluyorlarsa, Kürtlerin de bu ''demokratik zenginliği'' yaşamaları ve ''yurttaşlık hakkı'' olarak değerlendirmeleri neden esas alınmıyor?
Demokratik haklar, sadece anadil, kültürel kimlik ve etnik örgütlenme özgürlüğü değil... Örneğin, Güneydoğu'daki Kürt kökenli işverenlerin, yani ''patron'' ların işyerlerinde ''sendika'' var mı? Kürt kökenli işçilerin haklarını veriyorlar mı? Diyarbakır'ın yoksul semtleri ile varlıklı semtleri arasında, belediye hizmetleri ''adil'' mi?
Üstelik kent dokusunu gözetmeyen, toplum çıkarlarına aykırı ''ayrıcalıklı imar izinleri'' ni verenler de Kürt kökenli, alanlar da...
ÇED Köşesi, bir siyasi yorum köşesi değil. Ancak, bu sorular da hem yazarının hem de okurlarının ortak merakı...