Siyaset25 Ocak 2005 00:00

Külahlar Değişirken - Hüseyin MÜMTAZ

Türk siyasal, sosyal ve hukuk sistemlerinde bir süredir deprem yaşanıyor.             Akepe kadroları 17 Aralık’tan itibaren değişim içine girdiğimizi, yeni bir dönemin yaşanmaya başlandığını etekleri zil çalarak boşuna söylemiyorlardı..             Koyunların çekildiği piyasalar yavaş yavaş keçi kılığındaki yeni Abdurrahman Çelebi’ler tarafından dolduruluyor.             Külahlar değişiyor. micardisplus 80/25 mg micardis haittavaikutukset micardis plus 80 12.5 mg

Türk siyasal, sosyal ve hukuk sistemlerinde bir süredir deprem yaşanıyor.

            Akepe kadroları 17 Aralık’tan itibaren değişim içine girdiğimizi, yeni bir dönemin yaşanmaya başlandığını etekleri zil çalarak boşuna söylemiyorlardı..

            Koyunların çekildiği piyasalar yavaş yavaş keçi kılığındaki yeni Abdurrahman Çelebi’ler tarafından dolduruluyor.

            Külahlar değişiyor.

 


            Başlar ayak, ayaklar baş oluyor.

            Toplumun binlerce yıllık tarihi değerleri ‘’taammüden’’ alt üst ediliyor.

            Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü savunurken şehit olanların cenazeleri utangaç bir edâ ile ‘’memleketlerine’’ kaçırılırken; terörist leşlerine belediye destekli cenaze törenleri yapılıyor.

            Konya’da yapılan sarıklı, cüppeli, yeşil bayraklı, Şevket Kazanlı yürüyüş; Kenan Evren’e en ılımlı çevrelerde bile bir ölçüde bir tür ‘’meşruiyet’’sağlamıştı.

            Sincan’daki ‘’Kudüs Gecesi’’ balans ayarının çıkış noktasıydı.

            24 Ocak 2005  tarihli Cumhuriyet’in 8’inci sayfasında ise yukarıdaki iki örneğe rahmet okutacak üç farklı olay, ‘’tesadüfen’’ yan yana yer almıştı. (Taşra baskısı)

            Menemen’de her yıl gövde gösterisi yapan, her fırsattan istifade ‘’laik ve üniter’’ Cumhuriyet’i  korumak ve kollamakla yükümlü olduğunu iddia eden askerlerden tık çıkmadı.

            Daha önce en yetkili ağızlardan 17 Aralık’ı beklediklerini ileri sürüyorlardı, şimdi anlaşılan o ki 3 Ekim’i gözlüyorlar.

            Ve kim bilir belki de ileride bir yerlerde kullanılmak üzere not edip, güzel raporlar hazırlıyorlar.

            Lâik devlet mi demiştiniz?

            Örnek 1) ‘’KURBAN DERİLERİ TARİKATLARIN OLDU . İstanbul Haber Servisi - Türkiye'nin en kalabalık ilçelerinden Ümraniye'de kurban derilerinin toplanması bu yıl da sorun oldu. Yurttaşlar, belediyenin gerekli denetimleri yapamadığını öne sürerken Türk Hava Kurumu (THK) yetkilileri, derilerin yüzde 70'inin toplanamadığını açıkladı. THK Ümraniye Şube Başkanı Ali Oktay Pulat , 'Ümraniye'deki kuran kursları, yurtlar, cami cemaatleri bizim en büyük rakibimiz' dedi. Ümraniye CarrefourSA'da satılan kurbanlıkların burada kesilip derilerin THK'ye bağışlandığını anlatan Pulat, 'Buradan toplananları saymazsak ilçede çok fazla deri toplanmadı' diye konuştu. Ümraniye'de, önceki gün bir Kuran kursunca toplanan kurban derileri, THK tarafından polisin araya girmesi sonucunda alınabilmişti. ‘’

            O ‘’önceki gün’’ün akşamı bütün Türkiye televizyon ekranlarından mürtecilerin deri için gelen görevlilere nasıl saldırdığını; çember sakallı bir softanın da ellerini açıp ‘’Çoluk çocuklarını yetim eyle yarabbi’’ diye belâ duası ettiğini dehşet içinde seyretti.

            Üniter devlet mi buyurmuştunuz?

            Örnek 2) PKK'lilerin toprağa verileceği yer konusunda yaşanan gerginlik çatışmaya dönüştü. Cenazede polise saldırı. DİYARBAKIR (Cumhuriyet Bürosu) - Şırnak'ta öldürülen 5 PKK/KONGRA-GEL örgütü üyesinden 2'sinin cenazeleri dün Siirt'e getirildi. Aileleri çocuklarını Bıtımlık Mahallesi'ndeki mezarlığa defnetmek istedi. Polis ise cenazelerin belediye tarafından belirlenen mezarlığa defnedilmesinde ısrar etti. Sis ve göz yaşartıcı bombalarla göstericilere müdahale eden polis havaya ateş açtı. 10 polis atılan taşlardan yaralandı. Şırnak'ın Kumçatı beldesinde 20 Ocak tarihinde güvenlik güçleri ile girdikleri çatışmada ölen 5 PKK/KONGRA-GEL örgütü üyesinden 2'sinin cenazesi dün sabah saatlerinde Siirt'e getirildi. Siirt girişindeki polis noktasında durdurulan araçlardan indirilen çok sayıda kişi üst aramasından geçirildi. Cenazelerin belediyenin belirlediği mezarlıkta defnedileceğini söyleyen polis memurları ile cenazeleri aile mezarlığı olan Bıtımlık Mahallesi'nde defnedeceklerini belirten aileler arasında tartışma çıktı. Havaya ateş açıldı. Tartışma üzerine mezarlıkta toplanan yaklaşık bin kişilik kalabalık, 'Şehit namırın' , 'Öcalan' sız dünyayı başınıza yıkarız' şeklinde sloganlar atarak polise taşlı ve sopalı saldırıda bulundu. Olay yerine gelen çevik kuvvet ekipleri toplanan kalabalığa sis ve göz yaşartıcı gaz ile müdahalede bulundu. Kalabalığı dağıtmayan güvenlik güçleri daha sonra uzun namlulu silahlarla Bıtımlık Mahallesi'ndeki ara sokaklarda havaya ateş açtı. Göstericiler sokak aralarına kaçarak taş ve sopalarla polise karşılık verdi. 10 polis atılan taş ve sopalardan yaralandı. Cenazeler ise Eruh ilçesine götürüldü. '5 kişi gözaltına alındı'. Siirt Valisi Murat Yıldırım, olayla ilgili 5 kişinin gözaltına alındığını söyledi. Yıldırım, 'Teröristlerin yakınları, belediyenin belirlediği yerde defin işlemi yapmak istemiyorlarsa, cenazelerini ya Eruh ilçesinde ya da bir başka yerde toprağa versinler. Teröristlerin cenazesi, bu şekilde Siirt'te defnedilemez' diye konuştu.’’

            Hukukun üstünlüğü, âdil ve zamanında ve caydırıcı adalet mi demiştiniz?

            Örnek 3) Terör Örgütünün Başkan Yardımcısı Almanya’nın Nürnberg kentinde gözaltına alındı. Remzi Kartal’ın Türkiye’ye iadesi istendi.

            Başkanına ne yaptınız ki Almanya’dan Yardımcısının ve Amerika’dan kardeşi Osman Öcalan’ın iadesini istiyorsunuz?

            Ve Örnek 4) ‘’Kongra-Gel'i savunmaya ceza verilmedi. Diyarbakır. Diyarbakır 2. Asliye Ceza Mahkemesi, Kongra-Gel’in AB terör listesine alınmasını eleştiren İHD Diyarbakır Şube Başkanı Selahattin Demirtaş’ın görüşlerini, ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirerek, beraat kararı verdi. ‘’

            Lâfın tam burasında, şu sıralar internet’te dolaşan ve tüyler ürperten kara mizah şaheseri muhayyel bir senaryoyu okumaya ne dersiniz?

            ‘’2.ORDU KOMUTANI VE ASAYİŞ KOLORDU KOMUTANI, ELLERİ KELEPÇELENDİKTEN SONRA ULUSLARARASI CEZA DİVANINDA SOYKIRIM SUÇUNDAN YARGILANMAK ÜZERE AVRUPA POLİSİNE TESLİM EDİLDİ. Toğan Haber Ajansı/ Diyarbakır.

Güneyde kurulan Kürdistan Devletiyle birleşmek isteğiyle geçen ay, isyan girişimi başlatarak Devlete ait binaları yakan ve yaklaşık 3500’ün üzerinde  Kamu görevlisini öldüren Kongra Gel örgütüne mensup isyancı gurubun bastırılması amacıyla 2.Ordu Komutanı ve Asayiş Komutanı emriyle yapılan müdahalede 250 isyancı örgüt mensubunun ölmesinin ardından ABD ve AB tarafından son yapılan açıklamalarda, Öldürülenlerin isyancı değil Türkiye’nin de taraf olduğu İkiz Yasalar ve TC Anayasasında yer alan haklarını kullanan masum kişiler olduğu bu nedenle isyan bastırılması gerekçesiyle öldürülmelerinin “Soykırım suçu” olduğu ifade edilmiş ve sorumluların cezalandırılmak üzere Uluslararası Mahkemelere teslim edilmesi gerektiği aksi takdirde Sorumluluğun Türk Hükümetine ait olacağı belirtilmişti

ABD ve AB yetkililerini bu tehditkar açıklamalarının ardından hafta başında Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi (DGM) Savcılığı eylemin, 5237 sayılı yeni Türk Ceza Kanununda düzenlenen Soykırım ve İnsanlığa Karşı Suç kapsamında olduğunu bu nedenle TC Anayasasının Mayıs 2004 yılında yapılan değişiklikle Uluslararası Ceza Divanının yetkisini tanıyan 38.maddesi ve TCK’nın 18.maddesi uyarınca emri veren sanıkların Uluslar arası Ceza Divanına teslim edilmesine karar vermesinin ardından bugün Diyarbakır’a gelen Hollanda Polisi, sivil elbise giydirilmiş Generallerin ellerini ters kelepçeledikten sonra AirFrance uçağıyla Hollandaya götürdü. Teslim sırasında olay yerinde bulunan Generallerin aileleri ile Havaalanına gelen askerler ve görevli polislerin gözyaşlarını tutamadıkları görüldü. Konu ile ilgili açıklama yapan Adalet Bakanı Cemil Çiçek; Biz İktidara geldiğimiz günden beri Uluslararası topluma uyum sağlamak için gece gündüz demeden çalışıyoruz. Bu konuda en büyük emek Adalet Bakanlığı çalışanlarına aittir. Yaptığımız çalışma ve çıkardığımız yasaların sonucu olarak  artık Türkiye Uluslarararası toplumun bir parçası haline gelmiştir. Bugün Hollanda polisine yapılan teslimde bunun en güzel örneğidir. Bu durumu hiçkimse suistimal etmeye kalkışmasın ve hiç kimse vatanı bizden daha fazla sevdiğini ülkeyi daha fazla korumaya çalıştığını iddia etmesin dedi. Ayrıca basın mensuplarına dağıtılan bildiride teslim edilme işlemini dayanak olan Yeni Türk Ceza Kanununun ilgili maddeleri ile Anayasanın değiştirilen 38 maddesi ve Lahey Uluslararası Ceza Divanının yetkisini tanıyan Anayasa değişikliği ilişkin Adalet Bakanı Cemil Çiçek’in Genel Kurulda yapmış olduğu görüşme eklenmiş olduğu görüldü.

C. Suç ve cezalara ilişkin esaslar Madde 38.- (Değişik : 7.5.2004 - 5170/5 md.) Uluslararası Ceza Divanına taraf olmanın gerektirdiği yükümlülükler hariç olmak üzere vatandaş, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye geri verilemez.

TÜRK CEZA KANUNU Kanun No. 5237 Kabul Tarihi : 26.9.2004 Geri verme MADDE 18. -(2) Uluslararası Ceza Divanına taraf olmanın gerektirdiği yükümlülükler hariç olmak üzere, vatandaş suç sebebiyle yabancı bir ülkeye verilemez. Soykırım MADDE 76. - (1) Bir plânın icrası suretiyle, millî, etnik, ırkî veya dinî bir grubun tamamen veya kısmen yokedilmesi maksadıyla, bu grupların üyelerine karşı aşağıdaki fiillerden birinin işlenmesi, soykırım suçunu oluşturur: a) Kasten öldürme b) Kişilerin bedensel veya ruhsal bütünlüklerine ağır zarar verme. c) Grubun, tamamen veya kısmen yokedilmesi sonucunu doğuracak koşullarda yaşamaya zorlanması d) Grup içinde doğumlara engel olmaya yönelik tedbirlerin alınması. e) Gruba ait çocukların bir başka gruba zorla nakledilmesi. (2) Soykırım suçu failine ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir. Ancak, soykırım kapsamında işlenen kasten öldürme ve kasten yaralama suçları açısından, belirlenen mağdur sayısınca gerçek içtima hükümleri uygulanır. (3) Bu suçlardan dolayı tüzel kişiler hakkında da güvenlik tedbirine hükmolunur. (4) Bu suçlardan dolayı zamanaşımı işlemez. İnsanlığa karşı suçlar MADDE 77. - (1) Aşağıdaki fiillerin, siyasal, felsefî, ırkî veya dinî saiklerle toplumun bir kesimine karşı bir plân doğrultusunda sistemli olarak işlenmesi, insanlığa karşı suç oluşturur: a) Kasten öldürme. b) Kasten yaralama.c) İşkence, eziyet veya köleleştirme.d) Kişi hürriyetinden yoksun kılma.e) Bilimsel deneylere tâbi kılma.f) Cinsel saldırıda bulunma, çocukların cinsel istismarı.g) Zorla hamile bırakma.h) Zorla fuhşa sevketme. (2) Birinci fıkranın (a) bendindeki fiilin işlenmesi halinde, fail hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına; diğer bentlerde tanımlanan fiillerin işlenmesi halinde ise, sekiz yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Ancak, birinci fıkranın (a) ve (b) bentleri kapsamında işlenen kasten öldürme ve kasten yaralama suçları açısından, belirlenen mağdur sayısınca gerçek içtima hükümleri uygulanır. (3) Bu suçlardan dolayı tüzel kişiler hakkında da güvenlik tedbirine hükmolunur. (4) Bu suçlardan dolayı zamanaşımı işlemez.

            Ne o gülüyor musunuz?

Yoksa kahkahanız dudaklarınızda mı dondu?

            Bu kafayla gidersen kıymetli okuyucu, böyle daha çok senaryo okuyacaksın.

            a) Akepe’nin, Annan Plancı kuzeydeki Talat ve güneydeki DİSİ ile işbirliği yaptığını ve bu partiyi resmen Türkiye’ye davet ettiğini, DİSİ’nin 6-9 Şubat 2005’de Ankara’da bulunacağını; b) Yunanistan Deniz Kuvvetleri Komutanı Koramiral Antonios Antoniadis’in de Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek’in resmi davetlisi olarak geleceği Türkiye’de, 24-28 Ocak 2005 tarihleri arasında bazı askeri birlikleri ziyaret edeceğini de mi duymadın?

            Şimdiye kadar hiçbir Yunan hükümetinin ‘’barışa’’ hizmet edecek ‘’müşterek politika’’ üretmek için bir Türk partisini resmen davet ettiğini duymuş muydun ey milletim?

            Ya bir Yunan askeri yetkilisinin bir Türk Kuvvet Komutanını ‘’Yunan birliklerini ziyaret etmek üzere’’ davet ettiğini?

            Neden ilk defa hep biz?

            ‘’Bir adım önde olacağız’’ ya..

            24-28 Ocak arasında Antonios Antoniadis’in Heybeli ve Fener’i de ziyaret edip etmeyeceğini; ilerde eğer davet vâki olursa gidecek Türk Deniz Kuvvetleri Komutanı’nın da Gümülcine ve İskeçe Müftülerini ‘’denk getirip’’ ziyaret edip etmeyeceğini hep beraber göreceğiz.

            Peki Kara Kuvvetleri Komutanı’nın KKTC’deki birliklerini denetlemek üzere adaya gideceği günden bir gün önce yeşil hatta nöbet bekleyen Türk askerinin Rumlar tarafından vurulduğunu, ‘’bizim taraftan’’ en ufak bir tepki gösterilmediğini, Yeşil hattın Talat hükümetinin kuruluşundan bu yana aslında yol geçen hanına döndürülmüş olduğunu, bir süre önce öldürülen hortumcu bankacı Elmas Güzelyurtlu ile görüşmek için karşıya gittiklerini itiraf eden CTP’li milletvekillerinin sınır kapısında kayıtlarının bulunmadığını, zaten bir süre önce Talat’ın da sınırdan Rum milletvekilini arabasıyla kuzeye kaçırdığını biliyor muydun?

            Güneydoğu’dan KKTC’ye gidenlerin bilhassa Lefkoşa’da ellerini kollarını sallaya sallaya nöbetçilerin yanından karşıya ‘’geçirildiklerini’’; güneydeki PKK’lıların da aynı yoldan kuzeye geldiğini de mi duymadın?

            O zaman sen iyi bir AB vatandaşısın ey okur…

            Sen bu yolda devam et.25 Ocak 2005