Siyaset5 Eylül 2005 00:00

Serdar Turgut'un analizi

2- Büyük şehirler de dahil olmak üzere Anadolu'nun birçok il ve ilçesinde farklı adlar altında kuvay-i milliye derneklerinin kurulduğu söyleniyor. Bunu bana aktaran kaynak 'Eskiden sahte isimler altında kumar oynatan kulüpler açılırdı, şimdi ise kuvay-i milliye örgütü kuruluyor' dedi. Aynı kaynak 'İş sadece Anadolu ile sınırlı değil, İstanbul'da da bazı semtlerde aynı gelişme var, hatta hiç beklemeyeceğin lüks semtlerde bile halk örgütlenmeye başladı' dedi.3- Son 'silahları bıraktırma' kampanyasının halkın örgütlenmeye başlayan bölümünü savunmasız bıraktırma yolunda yapılmış gizli bir planın parçası olduğu yaygın biçimde konuşuluyor ve silahsızlanma çağrısına uymama yolunda bir eğilim büyüyor.new prescription coupons free prescription cards discount online cialis couponscoupons for cialis 2016 prescription savings cards prescription drug cards

Türkiye ile bir oyun oynanmakta olduğunu hissetmemek son derece güç.

Böyle bir oyun olduğunu hiç hissetmeyenler ya o oyunun aktif parçası olanlardır ya da aptallık derecesinde saftırlar.

Her Allah'ın günü Türkiye'nin her bir yanından ve de yabancı ülkelerden yüzlerce belki de binlerce haber akıyor gazetelere.

Bunları irdeleyici bir zeka ile okuduğunuzda, bazı söylentileri bile sadece alt alta sıraladığınızda ortaya ürkütücü bir tablo çıkıyor.

Ben bugün sadece bana ulaşan bazı bilgileri, -ki bunlardan bazılarını haber haline getirdik bazıları ise haber olacak kadar olgunlaşmadığından uykuya yatırıldılar - sizlerle paylaşmak istiyorum.

İlk önce bilgileri alt alta sıralayayım sonra da ne gibi sonuçlara vardığımı anlatmaya çalışacağım.

1- Trabzon'da yakalanan teröristlerin çok büyük eylem planladıkları yönünde üzerlerinde şifreyle yazılmış belgeler bulunduğu ve bu büyük eylemin de bir Trabzonspor maçında bomba patlatmaya odaklı olduğu yolunda bilgi ve söylenti var. Kolay dolduruşa gelebilecek Karadeniz insanını tahrik ederek sadece bölgede değil, Türkiye'nin Karadenizli nüfusu çok olan her büyük şehrinde-başta İstanbul olmak üzere- olayların patlamasına yol açmak yolunda bir plandan söz ediliyor. Son olarak bu konuda Başbakan'ın 'Karadeniz'i karıştırma gayreti var' diyen demeci de geldi ama bu demeç gazetelerde hak ettiğinden çok da küçük yer aldı.

2- Büyük şehirler de dahil olmak üzere Anadolu'nun birçok il ve ilçesinde farklı adlar altında kuvay-i milliye derneklerinin kurulduğu söyleniyor. Bunu bana aktaran kaynak 'Eskiden sahte isimler altında kumar oynatan kulüpler açılırdı, şimdi ise kuvay-i milliye örgütü kuruluyor' dedi. Aynı kaynak 'İş sadece Anadolu ile sınırlı değil, İstanbul'da da bazı semtlerde aynı gelişme var, hatta hiç beklemeyeceğin lüks semtlerde bile halk örgütlenmeye başladı' dedi.

3- Son 'silahları bıraktırma' kampanyasının halkın örgütlenmeye başlayan bölümünü savunmasız bıraktırma yolunda yapılmış gizli bir planın parçası olduğu yaygın biçimde konuşuluyor ve silahsızlanma çağrısına uymama yolunda bir eğilim büyüyor.

Sevgili okurlar daha birçok bilgi var burada yazamadığım, ancak bu yazdıklarım bile ülkemizin durumu hakkında son derece endişe verici bir tablonun ortaya çıkmasına yetiyor.

Bir gazeteci olarak ben görevimizi bu gerginleşmiş ortamı yumuşatmak yolunda adımlar atmak olarak görüyorum. Çünkü içten içe yanmaya başlayan ateşin üzerine gazla gittiğimizde alev etrafı öyle bir sarar ki ortaya çıkacak yangın fırtınası önünde ne var ne yok kavurur geçer gider.

Açıkça söylüyorum; bu gibi koşullarda medya kuruluşları, aralarında koordineli çalışmalı ve bazı yayın ilke kararları acilen alınmalıdır. Bu tür bir çalışma gayet tabii ki ideal bir durum da, çok da hoşlanılacak bir gelişme değildir. Ama ne yazık ki Türkiye geldiği bu aşamada son derece hassas bir konumda, üzerinde tereddüt gösterilecek, ertelenecek tavıra tahammülü yok. Ülkenin karmaşaya sürüklenmesinin birey olarak her birimizi son derece olumsuz etkileyeceğini görenlerin, bilek güçleri yerine akıl güçlerini ortaya koyarak bir an önce harekete geçmeleri gerekmektedir. 19 ve 20'nci yüzyıl tarihini okuyun, bakın göreceksiniz ki bugün Türkiye ile oynandığı gibi başka oynanan ülke de kolay bulunmadığını içiniz acıyarak fark edeceksiniz. İşin tuhafı bu oyunun var olduğunu devletin çeşitli kademelerinden sorumlu olan insanlar ifade etmektedirler ama buna son vermek için harekete geçilemiyor. Bunun nedeni ya çaresizlik yani yapacak bir şeyimiz kalmadığı ya da koordineli çalışan ortak iradenin ortaya konulmasının başarılamamış olmasıdır. Benim korkum, birçok acılar içinden geçmeye zorlandıktan sonra bazı insanların, ben ve benim gibi düşünmüş olan insanlara dönüp 'Haklı çıktın arkadaş' deme olasığıdır. Ben sonradan haklı çıkmak istemiyorum, çünkü o acıları çekmek zorunda kalacak Türkiye'yi görmek istemiyorum. Akıl yoluna inananları yangın çıkmadan tedbir almaya çağırıyorum...