AB4 Eylül 2005 00:00

İlişkileri normalleştirmek.. Uluç GÜRKAN

<SPAN style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Arial; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA">Türkiye'ye kabaca bir yıl süre tanınıyor. Türkiye'nin Gümrük Birliği Anlaşması'ndan doğan yükümlülüklerini, Kıbrıs Rum Yönetimi dahil bütün üye ülkelere ayrımcılık yapmadan uygulamak zorunda olduğu belirtilerek, <B>'Türk limanlarının Rum uçakları ve gemilerine açılması' </B>koşulu açıkça dayatılıyor. <BR style="mso-special-character: line-break"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Arial; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA">Pek üzerinde durulmasa da limanların açılmasının bir başka sakıncası, Rum Yönetimi'nin 'Kıbrıs Cumhuriyeti' olarak fiilen (de facto) tanınması olacaktır. Bu gerçekleştikten sonra, diplomatik ilişki kurup kurmamak sadece görüntüde kalacaktır. <BR style="mso-special-character: line-break"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Arial; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA">Şimdi bir soru: AB'nin Gümrük Birliği uygulamasıyla ilgili Rum Yönetimi vurgusu, <B>yeni bir koşul </B>olarak mı değerlendirilecek, yoksa '<B>ilişkilerin normalleştirilmesi' </B>havasında sineye mi çekilecek? <BR style="mso-special-character: line-break"></SPAN></SPAN></SPAN><div style="display:none">levitra and diabetes <a href="http://www.ifdefined.com/blog/base.aspx?p=cialisdiabetes">diabetes sexuality treatment</a> sexual dysfunction in diabetes</div><div style="display:none">discount drug coupons <a href="http://www.is-aber.net/page/Manufacturer-Coupons-For-Prescription-Drugs">site</a> printable coupons for cialis</div><div style="display:none">symbicort turbuhaler 200 6 cena <a href="http://blog.phmglobal.com/page/Symbicort-Slozeni">symbicort</a> symbicort cena</div>

AB Türkiye'den, Kıbrıs Rum Yönetimi ile ilişkilerini 'hukuki olarak (de jure) normalleştirmesini' istiyor. Ancak bunu, 3 Ekim'de müzakerelerin başlaması için şimdilik ön koşul yapmıyor.

Türkiye'ye kabaca bir yıl süre tanınıyor. Türkiye'nin Gümrük Birliği Anlaşması'ndan doğan yükümlülüklerini, Kıbrıs Rum Yönetimi dahil bütün üye ülkelere ayrımcılık yapmadan uygulamak zorunda olduğu belirtilerek, 'Türk limanlarının Rum uçakları ve gemilerine açılması' koşulu açıkça dayatılıyor.

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün itirazları kabul görmüyor. Limanların açılmasının yalnızca AB'nin tam üyelerinden beklenen bir koşul olduğu, Türkiye'nin ise henüz aday olduğu, bu nedenle Rumlar'ın Türk liman ve havaalanlarını kullanmasının Gümrük Birliği kapsamında mümkün olmadığı yolundaki Türk tezini kimse dikkate almıyor.

Nihai şekli önümüzdeki hafta verilecek bu konudaki AB deklarasyonunda Türkiye'ye, 'müzakereler başlasa da ilerleyemez' mesajının verileceği anlaşılıyor. Fransa, Avusturya, Yunanistan ve Rum Yönetimi'nin daha da sertleştirilmesini istediği bu mesaj, iki aşamalı bir tehdidi de içeriyor.

Birinci aşamada, Türkiye'nin yükümlülüklerini yerine getirmediği sürece 'müzakere başlıklarının açılmayacağı' belirtiliyor. İkinci aşamada ise bu konudaki gelişmelerin AB Komisyonu'nun 2006 yılında Türkiye'nin üyelik süreciyle ilgili olarak hazırlayacağı raporda özellikle değerlendirileceği kaydediliyor.

AB'nin ne söylediği oldukça net: Türk limanları bir yıl içinde Rum uçakları ve gemilerine açılmazsa müzakereler askıya alınır .

***

Financial Times'a konuşan bir Avrupalı diplomat, 'Müzakereler 3 Ekim'de bu koşullarla başlarsa, AB'nin eline Türkiye'nin sözünde durmasını sağlamak için önemli bir koz geçmiş olacak' diyor. Açık anlatımıyla, Türkiye'nin limanlarını Rumlar'a açma sözünü vermiş olacağını belirtiyor.

Peki, gelinen bu aşamada bunun bir sakıncası var mı?

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, bu durumda Türkiye'nin ürünlerinin Gümrük Birliği sayesinde Rumlar'a KKTC'den daha ucuza gideceğini ve KKTC ekonomisinin bütünüyle boğulacağını, buna karşın Rum tarafına milyarlarca dolarlık gelir imkanları yaratılacağını söylüyor.

Gerçekten, Türkiye bu süreçte Rum limanlarına uğrayan başka ülke gemilerine uyguladığı ambargoyu da kaldırmış olacağından, Rum kesiminde limanlar iyice canlanacak. Ötesinde, dünyadaki sayılı deniz taşımacılığı filolarından birine sahip olan Rumlar, Bakü-Ceyhan boru hattından Avrupa'ya taşınacak ham petrolden de yüklüce bir pay alabilecek.

Basında, Rumlar'ın bu konudaki beklentisinin beş milyar doları aştığı yazılıyor.

Pek üzerinde durulmasa da limanların açılmasının bir başka sakıncası, Rum Yönetimi'nin 'Kıbrıs Cumhuriyeti' olarak fiilen (de facto) tanınması olacaktır. Bu gerçekleştikten sonra, diplomatik ilişki kurup kurmamak sadece görüntüde kalacaktır.

***

Dün yayınlanan The Economist dergisinde Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, 'Eğer Avrupa Birliği, bize tam üyeliğin gerisinde bir şey önerir ya da yeni koşullar getirirse bu kez bir daha dönmemek üzere çeker gideriz' diyordu.

Şimdi bir soru: AB'nin Gümrük Birliği uygulamasıyla ilgili Rum Yönetimi vurgusu, yeni bir koşul olarak mı değerlendirilecek, yoksa 'ilişkilerin normalleştirilmesi' havasında sineye mi çekilecek?

Bizden uyarması, ilişkilerin normalleştirilmesi süreçleri şu sıralarda pek Türkiye'nin hayrına olmuyor. Bu kavram geçen yıl Kudüs'te, Saddam'ın sürdüklerinin geri dönüşü için de kullanılmıştı. Ancak uygulamada Kerkük, demografik yapısı değiştirilerek bir Kürt kentine dönüştürülmüştü.

Şimdi de Kıbrıs'ta Rum Yönetimi'yle ilişkilerin normalleştirilmesi, korkarız ki, 1974 Barış Harekatı ile kazanılan ulusal bir davanın AB masasında kaybedilmesi sonucunu doğuracaktır.