Dış Politika2 Eylül 2005 00:00

KİM DAHA UYGAR ? - Selahattin Erol

Bütün  dünyada  haber  ajansları,  ABD’nin Meksika Körfezi  kıyılarını  vuran Katrina  kasırgasının  binlerce  kişinin  ölümüne  yol  açtığı  haberlerini  duyuruyor.  Kasırgadan  etkilenen  en  önemli  merkezin  New Orleans  olduğu  bildiriliyor.  New Orleans’ın da  yer aldığı  Lousiana  eyaletinin  ABD Senato’sundaki  temsilcilerinden Mary Landireu,  “Kartina’nın bölgede  binlerce kişinin  ölümüne  yol  açtığını”  söylüyor. (Milliyet, 1.9.2005)Yine  New Orleans’ta  yağmalama  olaylarının  en  büyük  sorunlardan  biri  haline  geldiği  ve  Başkan  Bush’un  bunun  üzerine  bir  açıklama  yaparak  yağmacılara  “sıfır  tolerans”  gösterilmesini  istediği,   ortaya  çıkan  benzin  sıkıntısından yararlanarak  fahiş  fiyatla  benzin  satan  bayilere  karşı da  önlem  alınmasını  talep ettiği  bildiriliyor. naproxennatrium site naproxen kruidvatcialis sample coupon cialis manufacturer coupon 2016 cialis manufacturer coupondiscount card prescription discount prescription coupons prescription drugs discount cards

Bu  haberleri  okuyunca,  yakın  geçmişte,  henüz  6  yıl  önce  meydana  gelen Gölcük  depremini anımsadım.  Gölcük depreminde  resmi  rakamlara  göre  20  bin  civarında  ölü  olduğu  iddia  ediliyordu. Aslında  deprem  bölgesini  bilenler  ve  depremden  sonra  gidip  görenler için  bu  sayının  çok  daha  fazla olduğu  açıktır.  Adapazarı’ndan  Yalova’ya  kadar  uzanan  bir  hatta  büyük bir  yıkım  ve  felaket  yaşanırken, bütün  Türk  ulusu  bunun  acısını  etinde,  kemiğinde, yüreğinde  hissetmişti.  Ülkenin  dört  bir  yanından  deprem  bölgesine  yardım  yağdı,  insanlar  bizzat gidip  kurtarma  çalışmalarına  katılmak  için  yollara  döküldü. 

Bugün  ABD’nin  New Orleans  kenti  de  benzer bir  acıyı  yaşıyor.  Ne  var  ki, Gölcük  depreminde  biz  haber  kanallarından  “yağma  olaylarının  en  büyük sorunlardan  biri  haline  geldiği”  türünden  haberler  dinlemedik !.. Cumhurbaşkanımız  ya  da  devletin  diğer  yetkilileri  bu konuda  “sıfır  tolerans”  gösterilmesi  için  çağrıda  bulunmadılar !.. Yıllardan  beri  ekonomik  sıkıntılar içinde  bocalayan  Türkiye’de  ve  felaket  bölgesinde,  depremi  fırsat  bilip  vurgunculuğa  soyunanlar olmadı !.. Olsa  bile,  devlet  başkanının  bunlara  karşı  önlem  alınmasını  talep  edebileceği  boyutlarda  değildi  bu türden  olaylar !..

Bugün  Türk  toplumu, çeşitli  yapay  sorunlar  yaratılarak  karıştırılmaya,  toplumsal  krizlere  sürüklenmeye  çalışılıyor.  Nefret  ve  şiddet  tohumları  ekilip,  ülkemiz  ve  ulusumuz  üzerinde  karanlık  oyunlar  sahneye  konulmak isteniyor.  Ama  halkımız,  en  kara gününde  gösterdiği dayanışma  ve  yardımlaşma  ile  bu türden  kalleşliklere  ve  düşmanlıklara  izin  vermeyeceğini  göstermedi mi ?

Türk  halkı değişik  etnik  kökenlere,  değişik  dini inançlara, farklı dünya görüşlerine  sahip  kesimlerden  oluşabilir. Ama  bizi  bir  arada  tutan  bilinç,  ortak  bir geçmişin  varlığından  duyulan  kıvançtır,  geleceğe  beraber  yürüme  inancının birleştiriciliğidir. Ulusal  bilinç,  iddia  edildiği  gibi  kimseyi  ve  herhangi  bir  kesimi  dışlayıcı olmadığı  için, ülkemizin  sorunları  ne  derece  büyük  olursa  olsun,  Gölcük  depremi  gibi  felaket  anlarında,  bütün  Türk  halkı dili, dini,  cinsi, etnik  kökeni, siyasal  görüşü  ne  olursa  olsun,  hemen  bir  bütün  haline  gelir. Yağmacıya,  vurguncuya  fırsat  verilmez,  “sıfır  tolerans” talep edilmesine  gerek  bile  kalmaz.  

Ama Amerika’da  olsun  ya  da  başka  bir  Batı  ülkesinde,  bu  tür felaket  anlarında  tanık olduğumuz, Batı  uygarlığının  özünü  ortaya  çıkaran bu tür  manzaralar  sergilenip,  ortalık  yatışınca,  “uygar  müttefiklerimiz”,   “barbar  Türkleri”  yargılamaya  başlarlar !..

Oysa  en  adil  yargıç  yaşamın  kendisidir. İşte bir  tarafta  Katrina  kasırgası,  bir  tarafta  Gölcük  depremi !..  Ve  yağmalar,  vurguncular, “sıfır  tolerans”  çağrıları…

Acaba  kim  daha  uygar ?