KİM DAHA UYGAR ? - Selahattin Erol
Bütün dünyada haber ajansları, ABD’nin Meksika Körfezi kıyılarını vuran Katrina kasırgasının binlerce kişinin ölümüne yol açtığı haberlerini duyuruyor. Kasırgadan etkilenen en önemli merkezin New Orleans olduğu bildiriliyor. New Orleans’ın da yer aldığı Lousiana eyaletinin ABD Senato’sundaki temsilcilerinden Mary Landireu, “Kartina’nın bölgede binlerce kişinin ölümüne yol açtığını” söylüyor. (Milliyet, 1.9.2005)Yine New Orleans’ta yağmalama olaylarının en büyük sorunlardan biri haline geldiği ve Başkan Bush’un bunun üzerine bir açıklama yaparak yağmacılara “sıfır tolerans” gösterilmesini istediği, ortaya çıkan benzin sıkıntısından yararlanarak fahiş fiyatla benzin satan bayilere karşı da önlem alınmasını talep ettiği bildiriliyor. naproxennatrium site naproxen kruidvatcialis sample coupon cialis manufacturer coupon 2016 cialis manufacturer coupondiscount card prescription discount prescription coupons prescription drugs discount cards
Bugün ABD’nin New Orleans kenti de benzer bir acıyı yaşıyor. Ne var ki, Gölcük depreminde biz haber kanallarından “yağma olaylarının en büyük sorunlardan biri haline geldiği” türünden haberler dinlemedik !.. Cumhurbaşkanımız ya da devletin diğer yetkilileri bu konuda “sıfır tolerans” gösterilmesi için çağrıda bulunmadılar !.. Yıllardan beri ekonomik sıkıntılar içinde bocalayan Türkiye’de ve felaket bölgesinde, depremi fırsat bilip vurgunculuğa soyunanlar olmadı !.. Olsa bile, devlet başkanının bunlara karşı önlem alınmasını talep edebileceği boyutlarda değildi bu türden olaylar !..
Bugün Türk toplumu, çeşitli yapay sorunlar yaratılarak karıştırılmaya, toplumsal krizlere sürüklenmeye çalışılıyor. Nefret ve şiddet tohumları ekilip, ülkemiz ve ulusumuz üzerinde karanlık oyunlar sahneye konulmak isteniyor. Ama halkımız, en kara gününde gösterdiği dayanışma ve yardımlaşma ile bu türden kalleşliklere ve düşmanlıklara izin vermeyeceğini göstermedi mi ?
Türk halkı değişik etnik kökenlere, değişik dini inançlara, farklı dünya görüşlerine sahip kesimlerden oluşabilir. Ama bizi bir arada tutan bilinç, ortak bir geçmişin varlığından duyulan kıvançtır, geleceğe beraber yürüme inancının birleştiriciliğidir. Ulusal bilinç, iddia edildiği gibi kimseyi ve herhangi bir kesimi dışlayıcı olmadığı için, ülkemizin sorunları ne derece büyük olursa olsun, Gölcük depremi gibi felaket anlarında, bütün Türk halkı dili, dini, cinsi, etnik kökeni, siyasal görüşü ne olursa olsun, hemen bir bütün haline gelir. Yağmacıya, vurguncuya fırsat verilmez, “sıfır tolerans” talep edilmesine gerek bile kalmaz.
Ama Amerika’da olsun ya da başka bir Batı ülkesinde, bu tür felaket anlarında tanık olduğumuz, Batı uygarlığının özünü ortaya çıkaran bu tür manzaralar sergilenip, ortalık yatışınca, “uygar müttefiklerimiz”, “barbar Türkleri” yargılamaya başlarlar !..
Oysa en adil yargıç yaşamın kendisidir. İşte bir tarafta Katrina kasırgası, bir tarafta Gölcük depremi !.. Ve yağmalar, vurguncular, “sıfır tolerans” çağrıları…
Acaba kim daha uygar ?