Eski CIA’ci P. Agee ile ABD’nin Venezüella’ya Müdahalesi Üzerine Söyleşi –Jonah Gindin
CIA’nin Venezüella’ya Müdahalesinin İçyüzü Jonah Gindin Venezuelaanalysis.com 1967 yılına kadar CIA’da çalışan Philip Agee, örgütün bölgedeki işlemleri yüzünden aykırılığa düşünce görevinden ayrılmasını şöyle açıklıyor, “Benim ve iş arkadaşlarımın Latin Amerika’da yaptığı, 500 yıldan beri bölgede devam eden sömürü, soykırımı gibi şeylerden farklı olmadığının bilincine varmağa başladım. Ve, o zamana kadar, yazılması hiç akla gelmemiş olan, CIA’nin nasıl çalıştığını anlatan bir kitap yazmayı tasarlamaya başladım.” Kitap- “Inside the Company: CIA Diary” (Şirket’in İçinde: CIA Günlüğü)- anında çok satanlar listesine girdi ve zamanla otuz dilde yayınlandı. Kitabın yayınlanmasından 3 yıl sonra,1978’de Agee ve bir kaç hemfikir gazeteci, CIA’in düzenini bozmak ve örtülü eylemlerini açıklamak amacı ile “Covert Action Information Bulletin- Gizli İşlemler Haber Bülteni”ni (Şu anda “Covert Action Qaurterly”) yayınlayarak “gerilla haberciliğine” başladı.
ABD hükümeti ve CIA’nin özellikle Agee’ye karşı tepkisi sert ve saldırgan olduğundan, Agee 1970 yılından beri yaşamını Küba ve Almanya arasında geçirmek zorunda kaldı. Şu anda Latin Amerika’da bir Kanada petrol teknoloji firmasının temsilcisi olarak çalışıyor.
ABD medyasında son zamanlarda artan anti-Chavez başyazılara ve ABD dış işleri ve savunma bakanlık görevlilerinin yaptığı tehditlere ve saldırılara rağmen, Agee ABD’nin Venezüella’ya karşı daha çok hor görücü ve sinik bir stratejisi olduğuna inanıyor. Bilim adamı William I. Robinson’un 1980’li yıllarda ABD’nin Nikaragua’ya müdahalesi üzerinde yaptığı çalışmalara ve sonraki yıllarda CIA ve ABD hükümetinin Venezüella’daki eylemleri hakkında yazılan dokümanlara dayanarak, Agee Venezüella’da CIA’nin “demokrasiyi teşvik” stratejisin kuvvetle uygulandığını düşünüyor.
1980’lerde Nikaragua’da olduğu gibi, Venezüella’da bir dizi vakıf ABD Uluslararası Kalınma Kurumu- United States Agency for Internatıonal Development (USAID)- tarafından tutulmuş özel bir kuruluş aracılığı ile karşıt güçlere milyonlarca dolar bağış yapıyor.
ABD Dışişleri Bakanlığından batı yarımküresi sorumlusu yardımcı bakan Roger Noriega’nın 2 Mart 2005 tarihinde Senato Dışişleri Komisyonunda verdiği ifadede bakanlığın bu konudaki taahhüdünü kabul etti ve “Venezüella’da demokratik unsurları, politik alanda hakları olan yeri korumaları için desteklemeye devam edeceğiz” dedi. Bu “demokratik unsurlar”a para yardımının asıl amacı Venezüella’da dağınık, zayıflamış, daha evvelden “Coodinadora Democratica” da gruplaşmış olan muhalefeti 2006’da yapılacak olan başkanlık seçimi için birleştirmek ve kuvvetlendirmek. Ama Agee, eğer 2006’de zafere ulaşılmazsa, CIA 2012 seçiminde, 2018 seçiminde, sonsuza dek uğraşmaya devam edecek diye uyarıyor çünkü, “asıl söz konusu olan ABD’de politik sistemin istikrarı olması ve egemen sınıfın güveninin sağlanması.
Venezüella’daki son gelişmeleri nasıl yorumluyorsunuz?
Chavez seçimi ilk kazandığında durumu izlemeye başlayınca, 1970 yılında Şili’de, 1979-80 yıllarında Nikaragua’da olduğu gibi olanları anlayabiliyordum. ABD’nin, Şili’de, Nikaraguada’da diğer ülkelerde yaptığı gibi olayların gidişatını değiştirmeye çalışacağından hiç şüphem yoktu. Ne yazık ki o zamanlar haberleri günlük izleyecek zamanım yoktu ama yinede uzaktan da olsa izlemeye çalıştım. Daha sonra Eva Golinger web sitesini kurduktan sonra bazı belgeleri okumaya başlayınca, Venezüella’da sivil topluma sızmak, politik olayları ve seçimleri etkilemek için aynı 1980 yılında Nikaragua’da kullanılan mekanizmanın uygulandığını gördüm. Zannedersem 1979 yılında Sandinistalar başa geçtikten hemen sonra Nikaragua’da bulunduğum sırada ABD programının nasıl olacağı hakkında bir yazı yazmıştım. Dediklerimin hemen hemen hepsi doğru çıktı, çünkü CIA, AID, Dışişleri Bakanlığı ve 1984 yılından beri NED (Ulusal Demokrasi için Bağış Vakıfı), hepsi aynı metodu kullanıyor. Nikaragua’da 1990 seçim sonuçlarını etkilemek, muhalefeti birleştirmek,sivil toplumu kışkırtmak programı seçimlerden bir buçuk yıl önce uygulanmaya başladı. Aynı şeyler Venezüella’da tekrarlanıyor gibi. Şimdi benim politik alanda ilgim Venezüella’da olayları izlemek ve yazmak.
CIA’de çalışırken, Amerikan İstihbarat’ının Latin Amerika’da ABD’nin stratejik çıkarlarını korumak için en belirgin stratejisi neydi?
1950 sonlarından 1960 sonlarına kadar örgütte çalıştığım sürede örgütün bütün dünyada etken kurumlara sızma ve onları kullanma amacıyla devam eden yerel, ulusal ve uluslararası eylemleri vardı ve benim de CIA’de yaptığım iş buydu—politik partilere, sendikalara, öğrenci ve gençlik hareketlerine, aydın, profesyonel ve kültürel derneklere, dini ve kadın gruplarına ve özellikle kamuya seslenen medyaya sızma ve onları kullanma. Örneğin gazetecilere bizim onlara verdiğimiz haberleri kendi haberleriymiş gibi yayınlamaları için para öderdik. Propaganda CIA’nin aralıksız devam eden bir işleviydi. Aynı zamanda seçimlere müdahale ederek bizim adayları desteklemek için büyük paralar öderdik. CIA’nin dünya görüşü “Manichean” idi- yani bize taraftar olanlar ve karşı olanlar (genelde sosyal demokratların solunda olan her şey) vardı. Örgütün görevi düşman olarak kabul ettiği politik güçlerin içine sızmak, onları bölmek, zayıflatmak ve yok etmek ve demin bahsettiğim kurumlarda ABD çıkarlarına yakın görülen politik grupları desteklemek ve kuvvetlendirmekti.
Başından, yani 1947’den beri, CIA’nin bu eylemlerde devamlı karşılaştığı sorun bu örgütlerin kendilerine ve kişilere ödenen parayı nasıl gizleyecekleriydi çünkü büyük miktarda para gelince bunu gizli tutmak zordu. Çözüm için CIA bir dizi vakıf kurdu yahut zaten kurulu olan vakıflarla anlaşmalar yaptı. Bazen bu vakıflar CIA’nın tuttuğu avukatların kağıt üstünde kurduğu vakıflardı. 1950’li yıllardan başlayarak, hemen hemen her üniversitede varolan National Students Association of the United States -ABD Ulusal Öğrenci Derneği’nin uluslararası programını CIA kontrol ediyordu. Derneğe her gelen yeni başkan CIA’den derneğin nasıl yönetileceğine dair talimat alıyordu. Ancak 1966 yılında, Vietnam savaşına karşı protestoların arttığı devrede, başkan olan adam derneği CIA güdümünde yönetmeyi kabul etmedi ve Kaliforniya’da yayınlanan katolik kilisesine bağlantılı Rampers Dergisine her şeyi açıkladı. Dergi haberi basınca büyük skandal koptu. Haber bütün medyada yayınlandı ve Şubat 1967’de Washington Post gazetesi CIA’nin uluslararası para dağıtım şebekesinin iç yüzünü anlatan uzun bir makale yayınladı. Makalede vakıflar ve bu vakıflardan para alan bir sürü yabancı kuruluş - biraz önce bahsettiğim siyasi partiler, sendikalar, öğrenci hareketleri vs gibi, - ismen açıklanıyordu. Bu CIA için büyük bir felaketti. Ben o sırada Ekvador’dan Uruguay’a görev arası merkezdeydim ve CIA için nasıl büyük bir felaket olduğunu gördüm.
Uluslararası para dağıtma mekanizmasının çöküşünün üstünden iki ay bile geçmeden, CIA’yle ve Miami’de oturan aşırı sağcı Küba asıllı Amerikalılara yakın ilişkide olan Miami milletvekili Dante Fascell meclise bir öneri verdi. Bu öneride Fascell Meclisten resmen alacağı ödeneği, o zamana kadar CIA’nin masa altından beslediği değişik örgütlere açıkça devreden hükümet dışında bir sivil toplum vakfı kurulmasını istiyordu. Ama yıl 1967 idi ve iki-parti arasında fikir birliği zayıflamıştı ve Fascell’in tasarısı destek görmedi.
Bu nedenle CIA, para dağıtma mekanizmasının çökmesine rağmen, Amerikan hükümetinin “gizli işlemler” diye bilinen işlerini görmeğe devam etti. Örneğin, 1970 senesinden beri CIA Salvador Allende hükümetini sarsmak, devirmek görevini üstlenmişti. Allende 1958 yılında seçimi neredeyse kazanmıştı. Şili’de seçimler altı yılda bir yapılıyor. 1964 seçim yılında CIA erkenden, bir buçuk yıl öncesinden Allende’nin seçilmesini önlemek için çalışmağa başladı. Para Allende, Sosyalist Parti ve “Unidad Popular” diye adlandırılan koalisyonu karalamak, güvenini sarsmak ve Eduardo Frei’ın seçim kampanyasını -Hıristiyan Demokratik kampanya- finanse etmek için kullanıldı. Frei seçimi kazandı ama 1970’de, bir sonraki seçimde Allende nihayet başkan seçildi. Seçimden sonra CIA Allende’nin başkanlığının meclis tarafından onaylanmasını, başarısız olan bir askeri darbe ile engellemeye çalıştı. Bu belgelenmiştir. Allende cumhurbaşkanı oldu ve bu sefer CIA kamuda hoşnutsuzluk yaratmak, Allende ve hükümeti aleyhine sürekli propaganda yapmak, fesat çıkartarak kamuya çok zarar veren grevleri kışkırtmak görevini üstelendi. Bu grevlerden en önemlisi, kamyon sürücülerin grevi, ülkede mal ve servislerin dağıtımını tümüyle durdurdu ve sonuçta 1973 yılında Pinochet’in Allende’ye karşı yaptığı darbeye zemin hazırladı.
1968 yılında CIA’den ayrıldığınızdan beri örgütün stratejisinde önemli değişiklikler oldu mu?
Kesinlikle evet. 1970’lerde güney konisi ülkelerinin hepsinde de –Uruguay, Arjantin, Paraguay, Brezilya ve tabii Pinochet’li Şili- CIA’nin desteklediği acımasız diktatörlükler vardı. Bu sıralarda ABD dış politikasını yapan üst düzey yetkililerde yeni bir düşünce belirmeye başladı; baskı, kayıp insanlar, ölüm mangaları ve benzerlerini beraberinde getiren askeri diktatörlüklerin Latin Amerika’da ve diğer bölgelerde de Amerikan çıkarlarını koruyacak en iyi yol olmadığı düşüncesi. Yeni düşünce, Amerikalı siyasi güçlere yakın olan, demokratik seçimle iş başına gelen hükümetlerin Amerikan çıkarlarına daha iyi hizmet edeceği düşüncesi idi. Demek istediğim Latin Amerika’daki halkçı güçler değil, “oligarşiler” diye tanımlanan geleneksel egemen sınıflar. Böylece “Demokrasi Projesi” diye bilinen bir program uygulanmaya başlandı. Bu programa göre ABD ülkelerde serbest, adil, şeffaf ve demokratik seçimleri öyle bir yolla destekleyecekti ki sonuçta halkın değil egemen güçlerin kazanması sağlanacaktı.
Dört önemli organizasyonun, -ABD’de en büyük işçi konfederasyonu AFL-CIO, ABD Ticaret Odası, Demokrat (Democratic) Parti ve Cumhuriyetçi (Republican) Parti- katılmasıyla “Amerikan Politik Vakfı” (American Political Foundation) adlı bir vakıf kuruldu ve bu vakfın finansmanı hükümetten ve özel kaynaklardan sağlandı. Vakfın görevi ABD’nin demokrasi yaymak düşüncesini uygulama yollarını araştırmaktı. Bulunan çözüm “Demokrasi İçin Ulusal Yardım” (Natioal Endowment for Democracy- NED) ve ona bağlı dört vakıf kurulması oldu: Cumhuriyetçi Parti’nin Uluslararası Cumhuriyetçi Enstitüsü (International Republican Institute-IRI), Demokrat Partinin Ulusal Demokratik Kurumu (National Democratic Institute-NDI), AFL-CIO’nun Uluslararsı İşçi Dayanışma Amerika Merkezi (American Center of International Solidarity-ACILS) ve ABD Ticaret Odası’nın Uluslararası Özel Girişim Merkezi (Center for International Enterpise-CIPE. AFL-CIO’nun kurumuna gelince, eskiden beri var olan ve yıllarca CIA ile sıkı fıkı çalışmış olan Amerika Serbest İş Geliştirme Kurumu’nu (American Institute for Free Labor Development-AIFLD) aldılar ve sadece adını değiştirdiler.(1)
NED ile CIA arasında kurulan düzen tam nasıl çalışıyor?
İşleyiş şekli şöyle: Temsilciler Meclisi Demokrasi için Ulusal Yardım –NED’e milyonlarca dolar verecek, NED de bu parayı “çekirdek vakıflar” dediği kendine doğrudan bağlı bu dört kuruma nakledecek ve bu kurumlarda parayı yabancı alıcılara dağıtacak. Mekanizma 1984 yılında işlemeğe başladı ve NED’den ilk para alanlardan biri, ABD’deki en aşırı Castro karşıtı örgütlerin odak noktası olan Küba-Amerika Ulusal Vakfı-CANF- (Cuban American National Foundation) oldu. Fakat bu yeni sistem asıl Nikaragua’da denendi. 1979-1980’den beri CIA Nikaragua’da, bütün lojistik ve örgütsel desteğini Honduras’taki bölgelerden alan ve daha sonra Kontra (Contras) diye bilinen karşıdevrim askeri yahut yarı askeri güçleri örgütlemeye çalışıyordu. Zamanla 15.000 kadar kontra Nikaragua’ya sızabildi ama Sandinista ordusuna yenildi. 1987’ye kadar kontralar kırsal yörelerde terör estirdiler, 3000 kadar insan öldürdüler ve bir çok insanı sakat bıraktılar. Yaptıkları kesinlikle kırsal yörelerde terör hareketiydi. Yıllarca bir tek mecrada bile ele geçirip tutunamadılar. Askeri bakımdan yenildiler.
1987 senesinde Orta Amerika –El Salvador, Guatemala, Nikaragua- artık savaş yorgunuydu. Bu ülkelerin başkanları Guatemala’da Esquipulas şehrinde toplandılar ve kendi aralarında (ABD bu toplantıda yoktu), kontraların silahsızlandırılması ve değişik ülkelerde ateş kesme konusunda anlaşmaya vardılar. Böylece Nikaragua’da ateşkes ilan edildi ama CIA kontraları silahsızlandırmadı çünkü 1990’da seçimlerin yapılacağını biliyordu ve kontraları bir tehdit olarak elinde tutmak istiyordu. 1987 yılında kontralar askeri bakımdan yenilmelerine rağmen, korkunç ekonomik sorunlara neden olmuşlardı ve Nikaragualılar bu yıkımın acısını çekiyordu.
Esquipulas anlaşmalarından sonra ABD politikası değişti. Sivil topluma daha fazla nüfus etmek ve Sandinista Ulusal Kurtuluş Cephesi-FSLN’ye karşıt güçleri kuvvetlendirmek ön plana çıktı. Kullanılan metodlardan birisi özel sektör iş liderlerinden ve Sandinista’ya karşı olan bazı sendika, siyasi parti ve sivil örgütlerden meydana gelen Coordinadora Democratica Nicaraguense’yi güçlendirmekti. 1990 seçimlerini etkileme işlerini yürütmek üzere Uluslararası Delphi Grubu (International Delphi Group) adlı bir danışma firması ile anlaşma yapıldı. 1990 seçimlerinde kilit rolü bu firma oynadı ve dağıtılan paranın büyük bir kısmı bu firmaya verildi. Aynı zamanda NED de 1984 yılından beri Nikaragua’da aktif bir rol oynuyordu. NED ve ona bağlı vakıfların dördü de 1988’de başlayan ama asıl 1989’da hareketlenen seçim devresinde, seçim işlemlerine sızarak gidişatını etkilemeye çalışıyordu. CIA ve NED, Sandinista’ya karşı oyları sandığa çekmek ve seçimleri gözlemek amacıyla, “Via Civica” adında bir sivil toplum cephesi kurdu. Viva Civica’nın görünüşte işlevi halkı politik olarak eğitmek ve etkinleştirmek ve parti dışı sivil toplum hareketi yaratmaktı. Gerçekte ise bütün etkinlikleri Sandinista’ya karşı olan tarafı güçlendirmekti. Önce Coordinadora, sonra Via Civica vardı. Daha sonra karşıtların tümü, yirmi tane siyasi partiden on dördü, çoğu rüşvet karşılığında, Ağustos 1989’da, seçimlere altı ay kala birleşti ve Birleşik Nikaragua Muhalefeti (United Nicaraguan Opposition-UNO) kuruldu. UNO tek aday gösterdi ve ABD Violetta Chamoro’nun aday olmasını kabul etti.
1989 Eylül’ünde Sandinistalar ve ABD hükümeti arasında çok garip bir anlaşma yapıldı. Eğer ABD, CIA’nin Sandinistalara karşı kullanılmak üzere para göndermeğe devam etmeyeceğine söz verirse, Sandinistalar Amerikan hükümetinin muhalefete destek olarak 9 milyon dolar göndermesine izin verecekti. Sandinistalar bu garip anlaşmayı kabul etti ve tabii CIA 9 milyondan çok daha fazla doları ülkeye soktu.1980’lerin Nikaragua’sı ve bu seçimler hakkında en iyi kitabı, o devirde uzun seneler orada yaşıyan akademi üyesi Bill Robinson yazdı. Kitabın adı “A Faustian Bargain” (Faustvari bir Pazarlık). Çok iyi yazılmış, çok iyi belgelenmiş bir kitap. Onun tahminine göre ABD 1990 seçimleri için 20 milyon dolardan fazla para harcadı. Herkesin bildiği gibi Sandinistalar seçimi kaybetti, UNO %56 Sandinistalar %40 civarında oy kazandı. Sandinistalar seçimi kaybetsin diye kurulan düzen bir dahaki seçimi kazanmasın diye işlemeye devam etti. Sandinistalar bir daha seçim kazanamadı.
Bu model Venezellada nasıl uygulanıyor?
Nikaragua’da ki modele oldukça benziyor: burada da Nikaragua’da olduğu gibi aynı sektör ve kurumlardan meydana gelen Coordinadora Democratica var ama okuduğum kadarıyla şu anda aşağı yukarı çökmüş durumda. Ama eminim kısa zamanda canlandırırlar. Sumate adında partilerden bağımsız, sözde seçimlere katılımı arttırmak ve temiz geçmesini sağlamak için kurulmuş bir örgüt var. Nikaragua’daki Uluslararası Dayanışma Grubunun yerini burada dolduran Kalkınma Seçenekleri Şirketi (Development Alternatives Incorporated) adlı ABD’li özel bir dayanışma grubu var. Aynı zamanda hem Uluslararası Cumhuriyetçi Kurumu’nun hem de Ulusal Demokratik Kurumu’nun Caracas’ta bürosu var. Bu üç özel büro Dışişleri Bakanlığı, ABD elçiliği ve Uluslararası Kalkınma Kurumu –AID (Agency for International Development ) kontrolünde milyonlarca dolar dağıtıyor. (2) İlk kontrat AID ve Kalkınma Seçenekleri Şirketi arasında yapıldı. NED bu arada yılda bir milyon dolara varan programlarına devam etti.(3) Nisan 2002’deki başarısız hükümet darbesinden sonra Washington Nikaragua’da yapılanın aynısını tekrarladı –yani NED’den çok daha yüksek miktarda para dağıtacak olan AID’e paravana işini görecek bir danışma şirketi ile anlaşma yaptı. İlk iki yıl içinde Venezüella’da politik eylemcilere on milyon dolardan fazla bağışta bulunmayı şart koşan kontrat 30 Ağustos 2002’de imzalandı. Şirket 2002 yılında kurulunca AID’in seçtiği beş adam Washington’dan Venezüella’ya gitti. Dikkat edin: Bu danışma şirketiyle iş anlaşması yapıyor ama elemanları kendileri seçiyor. Kontrat Kalkınma Seçenekleri şirketinde işe alının her Venezüellalının Washington’da yerleşik AID tarafından onaylamasını istiyor. Bu, buradaki üç büronun ABD elçiliğine bağlantısı olduğunu gösteriyor ve tüm mekanizmanın arkasında CIA’nin olduğunu akla getiriyor. Danışma şirketi ve bu üç büro aracılığı ile çalışmanın bir iyi yanı da, açık olarak bağış alan örgütlerin CIA’nin fazladan verdiği parayı gizlemekte çok zorluk çekmemeleri. Bu şekilde, eğer AID’in Kalkınma Seçeneklerine devrettiği 5 milyon doların 3.5 milyonu Venezüella’daki örgütlere yapılan bağışlarsa ve 1+ milyon NED’den geliyorsa ortaya 6 veya 7 milyon çıkıyor. Bu bilgiler Eva Golinger’in ele geçirdiği belgelere dayanıyor. Golinger bu konuda iyi araştırma yapmış. Ne şekilde olursa olsun CIA 6 yahut 7 milyon dolara çok daha fazla para ilave edebilir. Bunun kanıtı aralık 2002’den Şubat 2003’e kadar devam eden ülke çapında petrol grevinin ve daha sonra Chavez’i görevden almak için yapılan referandumun belgelerinde var. Bütün çabalarına rağmen kazanamadılar. Şimdi 2006 seçimine hazırlanıyor olmalılar.
Sözde sivil toplumu güçlendirme, demokrasiyi ilerletme ve halkı serbest seçimler konusunda eğitme amacı ile yapılan, ama aslında asıl amacı politik bir gücü diğerlerine karşı desteklemek ve korumak olan bu çalışmalar dünyada kesinlikle sadece Venezüella’da olmuyor. Bu konunun iyi araştırılması gerek. DAI’nin web sitesine göre bütün dünyada oluyor. Bu programların tümünü ABD finanse etmiyor – Dünya Bankası, şu anda kaç tane daha başka kaynak aklıma gelmiyor, programlar incelenirse hangileri Venezüella’ya benziyor ortaya çıkar. NED’le bağlantılı Ulusal Demokratik Kurum ve üç vakıf için de durum aynı, nerelere sızmaya çalışıyorlar, tabii CIA’e bitişik olarak, görmek mümkün. Aslında yalana dayanan, demokrasi getireceğiz diye hükümetleri devirmek, rejimleri değiştirmek yahut iktidardaki kendilerine yakın olan hükümetleri kuvvetlendirmek olan bu uygulamayı açığa çıkarmak. suçlamak gerek diye düşünüyorum.
Eski CIA ajanı Felix Rodriguez Miami televizyonunda yaptığı bir konuşmada ABD’nin Venezüella’daki rejimi, belki de şiddet kullanarak, değiştirmek istediğini söyledi. Reagan hükümetinin Libya’nın başkanı Kaddafi’ye suikast girişimini örnek olarak verdi. Venezüella için de böyle bir senaryo söz konusu olabilir mi?
Kaddafi örneğine gelince, unutma ki ABD Berlin’de diskoteği Kaddafi’nin bombalattığına inanıyordu ve Tripoli’ye saldırı buna karşılıktı. Chavez böyle bir askeri saldırıyı haklı gösterecek her hangi bir hareket yapmış değil ve ABD’nin bu kadar küstahça, bir başka ülkenin cumhurbaşkanını öldürecek noktaya geldiğine inanamıyorum. Yani, ABD’de her şey yeterince kötü, her zamankinden çok daha kötü, ama o raddeye geldiğimizi zannetmiyorum. Chavez hareketi- Bolivar hareketi için en önemli olan ABD’nin planlarından hiç bir zaman vazgeçmeyeceği, geri adım atmayacağını unutmamaktır. ABD’nin çıkarların tanımı doğal kaynakları, iş gücünü ve yabancı ülke pazarlarını hiç bir engelle karşılaşmadan kullanmaktır. Latin Amerika ülkeleri gibi ülkeler ABD’nin refahını garantiliyor. Farklı ulusal gündemleri olan ülkelerde ABD’nin neo-liberal politikasına karşı çıkan hükümetler çoğaldıkça, ABD bunu kendi çıkarları için tehlike olarak görüyor çünkü riskte olan kendi politik sisteminin istikrarı ve egemen politik sınıfın güvenliği. Venezüellalılar yaşamlarını sürdürmek için, Kübalıların 45 yıldan beri yaptığı gibi, mücadele etmek zorundalar. Eğer Venezüella şu andaki yolunda devam ederse, ABD 45 yıl sonra bile aynı Küba devrimini hala yıkmağa çalıştığı gibi, Venezüella’da politik gidişatı da durdurmağa çalışacak. Cumhurbaşkanlarının biri gelir, biri gider. ABD’de dokuz cumhurbaşkanı geldi geçti, Fidel Castro hala duruyor. Venezüellalıların anlaması gereken şey ABD’nin böl ve kazan politikası kalıcı olacak ve buna karşı yapılacak en geçerli şey uyanık ve birlik içinde olmak.
22 Mart 2005
Notlar:
(1) 1997 yılında AFL-CIO başkanı John Sweeney AIFLD’yi feshetti ve yerine “Dayanışma Merkezi” olarak bilinen ACILS’i kurdu.
(2) ABD Ticaret Odası’nın Uluslararası Özel Girişim Merkezi (The Center for International Privare Enterprise –CIPE) de Venezüella’da aktif. (http://www.cipe.org/regional/lac/index.htm) Geçen ağustos ayında Ekonomik Haber Dağıtım Merkezi (Center for the Dissemination of Ecomomic İnformation- CIPE-CEDICE) Chavez karşıtı Coordinadora Democratica’ın siyasi programını yazmasına yardımcı oldu. (http://www.venezuelanalysis.com/news.php?newsno=1308)
(3) Haber ÖzgürlüğüYasasına göre açıklanan, NED ve AID’in Venezüella’da muhalefete ödediği paraların detayları için bak: http://www.venezuelafoia.info
(Venezuelanalysis.com’dan sendika.org/latininfo tarafından çevrilmiştir)