Ekonomi30 Ağustos 2005 00:00

Günümüzün İzzet Paşaları ve Batman! - Arslan Bulut

Cumhuriyet''in ilanının yedinci yıldönümünde, 29 Ekim 1930 gecesi, Ankara Türk Ocağında düzenlenen baloda Associated Press muhabiri Amerikalı gazeteci Dorothy Ring, Türkiye''nin hangi bakımlardan Amerikanlaşmasının düşünüldüğünü Atatürk''e sorar. Atatürk''ün cevabı net ve açıktır: "Türkiye bir maymun değildir ve hiç bir milleti de taklit etmeyecektir. Türkiye ne Amerikanlaşacak, ne de Batılılaşacaktır; o sadece özleşecektir." cialis forum cialis prodaja cialis bez receptasitagliptin phosphate and metformin hydrochloride gedave.ro sitagliptin phosphate side effectskamagra link kamagra gel

Ne zaman Avrupa Birliği''ne girişin bir devlet politikası ve bu politikanın, Atatürk''ün çarpıtılan çağdaş medeniyet hedefinin gereği olduğuna dair sözler duysam, aklıma Atatürk''ün verdiği İzzet Paşa örneği gelir!
Biliyorsunuz, son üç Cumhurbaşkanı, Özal, Demirel ve Sezer döneminde, Avrupa Birliği''ne katılmak, "devlet politikası" olarak ilan edildi. Bu dönemde görev yapan bütün Başbakanlar ve Genelkurmay Başkanları da bu politikayı destekledi. Ancak Avrupa Birliği''nin açık açık Türkiye''de etnik azınlıklar oluşturmayı hatta Fırat ve Dicle''nin sularının uluslararası bir komisyon tarafından yönetilmesini hedeflediği anlaşıldı. AB''nin üniter bir Türkiye, hatta ulus devlet yapısına sahip bir Türkiye istemediği net bir şekilde ortaya çıktı. Hatta son Katılım Müzakereleri Çerçeve Taslağı''nın 9.maddesi, Türkiye''nin daha önce imzaladığı uluslararası antlaşmaların AB müktesebatı karşısında geçersiz olduğunu öngörüyor! Bu durumda bile AB''nin hala "devlet politikası" gibi tanıtılması, artık ülkeyi bölmek isteyenlerle işbirliği anlamına geliyor!

***

Cumhuriyet''in ilanının yedinci yıldönümünde, 29 Ekim 1930 gecesi, Ankara Türk Ocağında düzenlenen baloda Associated Press muhabiri Amerikalı gazeteci Dorothy Ring, Türkiye''nin hangi bakımlardan Amerikanlaşmasının düşünüldüğünü Atatürk''e sorar. Atatürk''ün cevabı net ve açıktır:

"Türkiye bir maymun değildir ve hiç bir milleti de taklit etmeyecektir. Türkiye ne Amerikanlaşacak, ne de Batılılaşacaktır; o sadece özleşecektir."
Atatürk bir Meclis konuşmasında da Türkiye''nin Avrupa karşısında gerilemesinin sebeplerini anlattıktan sonra şöyle demişti:

"Efendiler; bu düşüşün ortaya çıkışı, korku ve acz ile başlamıştır. Türkiye ve Türk halkı ve nasılsa bunların başına geçmiş olan birtakım insanlar, galip düşmanlar karşısında sessizliğe mahkûm imiş gibi Türkiye''yi atıl çekingen bir halde tutuyorlardı. Türkiye''yi kendi kendilerine memleketin ve milletin menfaati icaplarını yapmakta mütereddit ve korkak idiler. Türk mütefekkirleri adeta kendi kendilerine hakaret ediyorlardı. Diyorlardı ki, biz adam değiliz ve olamayız. Kendi kendimize adam olmamıza ihtimal yoktur. Bizi kayıtsız şartsız canımıza, tarihimize, mevcudiyetimize düşman olan ve düşman olduğuna hiç şüphe edilmeyen Avrupalılara vermek istiyorlardı. Onlar bizi idare etsin diyorlardı.

Buna en yakın misal olmak üzere İzzet Paşa''yı hatırlatmak isterim. Malûmu alinizdir ki, Balkan Muharebesi''ni müteakip, vicdanı, kafası zayıf olanlar bu milletin artık hayat ve kurtuluş bulamayacağına kani olmak, batıl zannında bulunmuş oldular. Bunların başında İzzet Paşa vardı. İzzet Paşa o zaman dedi ki; biz kendi kendimizi adam ve insan edemeyiz. Biz kendi kendimizi ıslâha muktedir değiliz. Dolayısıyla kayıtsız, şartsız bir islâh heyeti getirelim ve onlara mevki verelim ve onun seçimi olan Liman Von Sanders''in riyaseti altında bir ıslah heyeti getirmiştir, milletimizin başına.
Efendiler; Türkiye''yi bu tuttuğu hastalıklı yollardan tükenişe ve yok olmaya sevk eden bu vadiden kurtarabilmek için bütün alimlerin keşfedebildikleri bir hakikat vardır. O da Türkiye''nin fikir hayatını yeni bir imanla istila etmek lazımdır. Yani Türkiye çıkmazında hükümet teorisini değiştirmek lazım idi."

***

Galiba bugün de artık ABD ve Avrupa''nın taleplerini karşılamakla görevli olduklarını zanneden siyasi partilerin oluşturduğu hükümetlerden ve İzzet Paşa''lardan kurtulabilmek için yeni bir hükümet teorisine ve yeni bir imana ihtiyaç var.
Fakat yeni hükümet teorisinden ve yeni imandan önce, Hüseyin Mümtaz''ın 30 Ağustos için bir önerisi vardı. 30 Ağustos geçti ama, öneri hala geçerli:
"Eğer Batman''da….
Birkaç gün önce 54 saat süren çatışma sonucu öldürülen PKK''lıların cesetlerini almak için Devlet Hastanesine saldıran güruh….
"Burası Trabzon değil, Batman" ve "Burası Türkiye değil, Kürdistan" diye bağırarak güvenlik güçlerine karşılık vermişse…
Batman bir günlüğüne Hükümet Merkezi olmalıdır.
Türkiye Cumhuriyeti''nin merkezi.
Genelkurmay Başkanı kimseye sormadan uçağına atlamalı ve sabah, bütün kuvvet komutanları ile beraber Batman''a intikal etmelidir.
30 Ağustos törenleri ve geçit resmi, Batman''da icra edilmelidir.
Cumhurreisi de Başvekil ile beraber Batman''a gitmeli, orada sabahın köründe Genelkurmay Başkanı tarafından karşılanmalıdır.
Devlet erkânı ve bayrak…
Ve asker…
Ve devlet ve millet Batman''da boy göstermelidir.
Akşam, isterlerse Ankara''ya dönebilirler.."