ABD29 Ağustos 2005 00:00

ABD’de Yani Muhafazakarların Yükselişi - Aslı Gökçora

Yeni muhafazakar hareket, ABD'nin yeni ihtiyaçlarını önceden gören, buna uygun politikaları faşizan anlayışla geliştiren ve bu siyasetin gereğini yapmak üzere hazırlıklı ve radikal bir üslupla harekete geçme yeteneğine sahip siyasal bir oluşumdur (1). Yeni muhafazakarlar, ilk olarak "soldan" gelen ve Commentary dergisinin kurucularından Irving Kristol'un Başkan Nixon'un seçim kampanyasını desteklemesiyle siyaset sahnesine çıkmışlardır. Yeni muhafazakarlar, Ronald Reagan'ın başkanlık döneminde ise 1981 ve 1985 yılları arasında, hükümette görev alma ve bürokrasi içinde örgütlenme imkanı bulmuşlardır. Örgütlü bir yapı kazanmaya başladıkları andan itibaren, merkez sol ve liberal entellektüelleri silme konusunda ısrarcı davranmışlardır. Yeni muhafazakarlar iç ve dış politikadaki rakiplerin güçsüzlüğünün güçlü olmaya bağlı olduğuna inanmışlardır. Amerika'nın elindeki askeri ve teknolojik imkanların sonuna kadar kullanılması gerektiğini savunmuşlardır.symbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort a alkohol symbicort cenacleocin 150 mg read cleocin 300 mg

Milli Güvenlik stratejisinin temeli

Başta silah ve petrol olmak üzere büyük tekellerle Yahudi sermayesi ve lobisiyle yakın ve organik ilişkiler içinde olan neo-conlar; siyaset projelerini 1990'larda, Sovyetler'in dağılması sonrasında yeniden yorumlayarak gerçekleştirmek için harekete geçmişlerdir. Yeni muhafazakar görüşe göre, Soğuk Savaş'ın bitimiyle beraber "haydut devlet"ler çoğalmış, tehdit yayılarak küreselleşmiştir. Esas olarak Bush ekibinin öne çıkardığı yeni Milli Güvenlik Stratejisi'nin temelini 1992'de Paul Wolfowitz ve Dick Cheney gibi isimlerin hazırladığı ve basına sızdığında büyük yankı uyandırdığı için bir süre rafa kaldırılan "Savunma Politikası Kılavuzu" ("Yeni Bir Yüzyıl için Stratejiler, Güçler ve Öneriler") başlıklı rapor oluşturmuştur. Bu rapor, yeni muhafazakarlara göre Washington'un siyasi ve askeri tavrının rehberidir(2).

1997 yeni muhafazakar hareket açısından bir örgütsel sıçrayış yılı olmuştur. "Yeni Amerikan Yüzyılı Projesi" (PNAC) adlı think tank kuruluşu 1997 yılında the Weekly Standard'ın yayın yönetmeni William Kristol ve Robert Kagan'ın girişimiyle oluşturulmuştur. Söz konusu örgüt, 1992 'deki raporu hazırlayanların da bulunduğu ya da desteklediği bir örgüttür. PNAC tarafından yayımlanan "statements of principles" (ilkelerin ilanı) ismiyle bildirgeyi Donald Rumsfeld, Paul Wolfowitz, Lewis Libby, Zalmay Halilzad, Jeb Bush, Francis Fukuyama ve onlara sonradan katılan Richard Perle gibi bugün ABD yönetiminde görev alan isimler hazırlamıştır.

Yeni Amerikan Yüzyılı Projesi 1997 yılının ilkbaharında oluşturulmuştur. Bu proje, öncelikle, Amerika'nın savunma gücündeki düşüşü incelemek ve bu düşüşün Amerika'nın dünya liderliğini sürdürmesinde yaratacağı sorunları ele almak kaygısıyla hazırlanmıştır. Ülkenin savunma planlarını ve kaynak ihtiyaçlarını incelemek üzere 1998 ilkbaharında bir proje başlatılmıştır. Proje bir dizi seminerle devam etmiştir.

PNAC, 1997'de Başkan Clinton'a da bir mektup göndererek politik arenada ilk kez dikkatleri üzerine çekmişti. Bu mektupta da Afganistan ve lrak'a müdahale edilmesi, İran ve Suriye'nin etkisizleştirilmesi, İsrail' in desteklenmesi ve askeri harcamaların arttırılması gibi bir dizi başlık dikkati çekmiştir. İsrail 'de hükümeti hangi ekip ya da siyasi eğilim oluşturursa oluştursun şartsız olarak bu ülkenin desteklenmesi gerektiği, İsrail'in güvenliğinin ancak müdahaleci bir ABD ile sağlanabileceği görüşü yeni muhafazakarların hem bu mektupta hem de daha sonra hazırlayacakları ve Amerikan siyasetinin eksenini oluşturacak raporlarında sıkça vurgulanmıştır.

Dolayısıyla, ABD'nin yeni savunma doktrini, 1997 yılında ABD eski Başkanı Demokrat Bill Clinton'un başkanlığı sırasında belirlenmiş ve benimsenmiştir. Clinton yönetimi sırasında hazırlanan (1997) 4 yıllık "Savunma Değerlendirme Raporu" ile belirlenen yeni Ulusal Güvenlik Stratejisi'nde "tehdit merkezli" askeri savunma doktrininden (önleme), olanak-olasılık (ön alma-önleyici ilk vuruş) merkezli bir askeri-politik yaklaşıma geçilmiştir. ABD, kendisine yönelebilecek tehditleri daha oluşmadan ortaya kaldırmaya yönelik bu stratejiyi 1997'den itibaren uygulamaya koymuştur. Niyetinden şüphelendiği bölgeye ya da ülkelere "önleyici operasyon" yapabilecek şekilde askeri konumlandırmaya başlamıştır. Dolayısıyla, Soğuk Savaş sonrasında dış politikasını, emperyalizmin girdiği yeni aşamanın (yeni klasik sömürgecilik-yeni emperyalizm) ihtiyaçlarına göre şekillendiren ABD'nin, yeni emperyal siyasetini sadece Bush yönetimine ve bu yönetimin pilot kabinini oluşturan yeni muhafazakar ekibe bağlamak doğru değildir(3).

Savunma Değerlendirme Raporu ve yeni muhafazakar düşünce sistemi

PNAC ekibi 2000 seçimleri öncesinde de, başkan adayı Bush'a "Present Dangers" adlı bir rapor sunmuştur. Bu rapordaki bazı başlıkları Irak ve Kuzey Kore'nin etkisizleştirilmesi, İran'da rejim değişikliğine gidilmesi, savunma harcamalarının araştırılması, milli füze savunma sistemi kurulması ve Amerikan liderliğinin korunması oluşturmaktadır. Bu çerçevede, ABD birçok cephede aynı anda sürdürülebilecek bir savaş yeteneğini dünya egemenliği için gerekli görmüştür. 1997'deki 4 yıllık "Savunma Değerlendirme Raporu" 11 Eylül eylemlerinden sonra Bush yönetimi tarafından 2001'de yeniden güncelleştirilerek düzenlenmiştir. Bush yönetimi tarafından hazırlanan yeni doktrinin esasını, ABD'nin küresel egemenliği önündeki engelleri gerekirse zor kullanarak kaldırma siyaseti oluşturmaktadır. Ayrıca yeni savunma anlayışı, "belirsizlik ve sürpriz öğesiyle birlikte" ele alınmıştır. Tehdidin, belirli bir düşman devlet ya da devletlerin yanı sıra, "sistem içi çatışmalardan" ve sisteme yönelik felsefi temelli saldırılardan da kaynaklanabileceği öngörülmüştür. Yeni muhafazakarlar tarafından geliştirilen aktüel ABD savunma doktrini, Batı ve kapitalizm karşıtı siyasi hareketlere ve güçlere önem vermektedir. Bu durumda, sistem muhaliflerinin neredeyse tamamı "düşman" ilan edilmektedir. ABD'nin, "erişimine kapalı bütün alanlara ve girişine kapalı bütün coğrafyalara gerektiğinde zorla gireceği, işgal edeceği, siyasi müdahalede bulunacağı ve rejimleri değiştirmek için operasyonlar yapabileceği " resmen kabul edilmiştir. Bu felsefeye göre, ABD kendisini iyi ve doğrunun temsilcisi olarak görmektedir. Çıkarlarına aykırı bulduğu, küresel mali sermayenin serbest dolaşımının önünde engel olarak gördüğü ya da enerji yatakları üzerindeki egemenliğini gelecekte engelleyeceğini düşündüğü ülkeleri kolaylıkla "şer ekseni" olarak tammlamaktadır.(4)

Yeni muhafazakar anlayışa göre, bugün ordunun görevi yeni bir büyük gücü rakip olarak gelişmesini önlemek, Avrupa, Doğu Asya ve Orta Doğu'nun kilit bölgelerini savunmak ve savaşın yeni teknolojilerle mümkün olacak dönüşümü boyunca Amerikan üstünlüğü korumak üzere "demokratik barış kuşaklarını" güvenlik altına almak ve geliştirmektir. Onlara göre, bugünkü savaşlar, her biri kendine özgü ve farklı hedeflere sahip başka başka ve bağımsız düşmanlara karşı farklı bölgelerde gerçekleşecek savaşlardır.

Neo-con'lar tarafından ABD'ye atfedilen dört temel görev

Anavatanın savunulması, eş zamanlı büyük ölçekli savaşların gerçekleştirilmesi, asayiş görevleri ve ABD Silahlı Kuvvetleri'nin Dönüştürülmesi yapılması gereken dört temel görev olarak sıralanmıştır. Bu çerçevede, yeni muhafazakarlar, ABD'nin küresel liderliği ile bir süper güç olarak barışı koruma rolünün, ABD topraklarının güvenliğine; Avrupa, Orta Doğu ve çevresindeki enerji üretim bölgeleri ve Doğu Asya'daki güçlerin elverişli dengesinin korunmasına ve ulus devletlerden oluşan uluslararası sistemin terörizm, organize suçlar ve diğer "devlet dışı" aktörler karşısındaki genel istikrarına bağlı olduğuna inanmışlardır. Bununla birlikte, önümüzdeki birkaç on yıl içinde, ABD küresel bir füze savunma sistemi kurmalı, uzaydaki ve siber-uzaydaki yeni uluslararası "ortak alanları" denetlemenin etkin yollarını bulmalı, çeşitli stratejik rakiplere karşı yeni konvansiyonel güçler oluşturmalı, yeni bir teknolojik ortam yaratmalıdır. Ayrıca, eğer ABD hem etkili hem de güvenli bir nükleer caydırıcılığa sahip olmak istiyorsa, nükleer denemeler yapması gerekmektedir. Büyük cephe savaşları yapabilecek kuvvetlere ihtiyacı vardır. Zira, geçen on yıl boyunca Pentagon'un kuvvet yapılanmasında değişmeyen tek şey, aynı zamanda birden çok büyük cephe savaşında mümkün olduğunca hızlı ve sonuç alıcı şekilde savaşan ve bu savaşları kazanan muharebe kuvvetleri bulundurulması ihtiyacının kabulü olmuştur(5).

1- Merdan Yanardağ ed., Yeni Muhafazakarlar (Neo-cons), Chiviyazıları Yayınevi, 2004, s. 35-42.

2- Yanardağ, a.g.e., s. 47.

3- Yanardağ, a.g.e.,s. 49.

4- Yanardağ, a.g.e., s. 50-51

5- Geçen on yılda hazırlanan diğer hiçbir güvenlik raporu ABD'nin küresel bir lider olarak gereksinim duyduğu hedefleri yansıtmamaktadır.