Titanik'te yer kapmak - Ergin Yıldızoğlu
<SPAN style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: Verdana; mso-bidi-font-size: 9.0pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA">”Anayasada anlaşıyor muyuz?” adlı “ortaoyunu” Irak'ın parçalanmasının ve bir iç savaşın artık engellenemeyeceğini gösteriyor. <BR><BR>Türkiye'de yeniden gündeme gelmeye başlayan, “Sürece katkıda bulunmak” , “geleceğimizi yönetmek” , “Türkiye'nin Ortadoğu'da aktif müdahil olması gerekliliği her geçen gün güçleniyor” gibi saptamalar, Titanik'in güvertesinde iskemle kapma telaşına benziyor. Barzani-Talabani çiftiyse, Titanik'e herkesten önce binerek en iyi iskemleleri kapmış olmanın inancıyla (şimdilik) derin bir mutluluk içindeler.... </SPAN><div style="display:none">cialis forum <a href="http://blog.devparam.com/page/cialis-sarajevo-B6K.aspx">link</a> cialis bez recepta</div><div style="display:none">fusidinezuur voetschimmel <a href="http://blog.jp-sa.org/page/Fusidine-Teva">click</a> fusidinezuur acne</div><div style="display:none">claritin mazilo <a href="http://www.speeddatingmixers.co.uk/blog/blog/page/Claritin-Mazilo">claritin tablete</a> claritin mazilo</div><div style="display:none">cialis walgreen coupon <a href="http://driverblog.suddath.com">cheap cialis</a> cialis coupon</div>
Artık Irak diye bir ülke yok!
Kürtler, Kuzeyde fiilen oluşturdukları yapının bir gün bağımsız bir devlete dönüşmesine olanak sağlayacağına inandıkları için, Şiiler de Güneyde Irak'ın zengin petrol rezervleri üzerinde, kendi otonom bölgelerine sahip olmaya kararlı olduklarından, Irak''ı üç federal bölgeye ayıran anayasa taslağı üzerinde anlaştılar. Şiiler Irak'ın merkezi devletinin yasal zemininin İslama dayanmasını istiyorlardı. Kürtler buna karşıydılar ama anlaşılan, ABD'nin baskısıyla Şiileri tatmin edecek bir sonuca ulaşıldı. Petrol bölgelerinin dışındaki topraklarda kalan Sünniler ise Irak'ın toprak bütünlüğünü dinamitleyecek bir anayasa taslağına kararlı bir biçimde karşı çıktılar.
Cumartesi gelen haberler, Kürtlerle Şiilerin, anayasa taslağı üzerinde anlaştıklarını, Sünnilerin itirazlarına kulaklarını tıkayarak taslağı parlamentoya götürmeye karar verdiklerini gösteriyordu (New York Times, 27/08). Böylece Sünnilere “İsterseniz anayasayı, referandumda reddedebilirsiniz” deniyordu. Irak'ta artık demokrasi vardı ya...
Şiilerin liderleriyse Sünnilerin gereken ret oylarını harekete geçiremeyeceğine inanıyorlar. Bu hesaplar doğru çıkarsa Kuzeyde Kürt devleti, Güneyde bir Şii devleti fiilen oluşmaya başlayacak: Yeni anayasanın merkezi devletin yetkilerine ilişkin maddelerinin gerçek yaşamda bir karşılığı yok. Örneğin Irak''ı merkezi bir ordu ve güvenlik gücü koruyacak, ama hem Kürtlerin hem de Şiilerin kendi milis güçleri var, bunları silahtan arındırmaları söz konusu değil. Anayasaya göre yüksek hâkimler kuruluna belli sayıda dini liderin de, yasaların İslama uygun olup olmadığını saptamak üzere katılması, hem ülkeyi Kürtlerin itirazlarına rağmen dini bir cumhuriyete benzetmeye başlıyor. Hem de Kürtlerle Şiiler İslamın farklı yorumlarını benimsemiş iki grup olduklarından potansiyel bir sorun alanı yaratıyor.
Kudüs Üniversitesi'nden Prof. Shalomo Avineri , geçen hafta Irak Kürdistan Yerel Yönetiminin web sitesine (krg.org) konan bir yorumunda, “Artık Irak diye bir ülke yok” diyordu. Gerçekten de, bu gelişmelere bakarak, öyle uzun boylu analize gerek kalmadan, Kürtlerin ve Şiilerin kendi yollarına gitmeyi seçerek hızla devletleşecekleri, direnişin ise hızla üç yanlı bir iç savaşa dönüşeceğini söylemek gerçekçi bir yaklaşım olacaktır. Geçen hafta La Reppublica'ya verdiği bir demeçte de zaten Barzani “Ölmeden bağımsız bir Kürdistan görmek istiyorum” demiyor muydu? Bu sırada, ABD, (geçen hafta İngilizlerin, Basra'da, Şiiler birbirine girdiğinde yaptığı gibi - Daily Telegraph, 28/08) bir taraftan bu iç savaşın tarafları tüketmesini izlerken, kısmen Irak'tan asker çekebilecek, belli sayıda üsle yetinecek, öbür taraftan en uygun anda petrol kuyularına doğrudan el koymanın, ya da İran'a yönelmenin fırsatını kollayacak...
Evdeki hesap çarşıya...
Ancak çarşamba günü, Muktada El Sadr Necef'teki bürosunu yeniden açmaya kalkınca, Şiilerin kendi aralarında patlak veren çatışmalar, cuma günü, Sadr'ın çağrısıyla, Bağdat''ta anayasa taslağına karşı düzenlenen ve Reuters'e göre 100.000''den fazla insanın katıldığı protesto gösterisi sürecin sanılandan çok daha karmaşık bir biçimde yaşanacağını, evlerde yapılan hesapların çarşıya uymayacağını gösterdi.
Amerikan işgaline karşı iki kez ayaklandıkta sonra, en kıdemli Şii lider Sistani 'nin baskısıyla “siyasi sürece katılmayı” kabul ederek geri çekilen Sadr, ABD'nin tüm baskılarına karşılık Mehdi ordusu olarak bilinen milislerini silahsızlandırmadı, ABD işgaline karşı konuşmaya, diğer Şii liderleri işbirlikçilikle suçlamaya devam etti, giderek eleştirilerini sosyal, ekonomik zemine kaydırmaya başladı (The New Republic, 26/08). Anayasa taslağı süreci başlayınca, Sadr ulusalcı bir tutum alarak, Irak'ın bölünmesine karşı çıktı, işgal altında yapılan seçimlerin gayri meşru olduğunu savundu.
Gelişmeler Bağdat'taki bir diğer Şii liderin de benzer bir tutum almaya başladığını, daha da önemlisi Sadr güçleriyle Sünniler arasında bir ittifakın varlığını ortaya çıkardı. Böylece hem anayasanın referandumda reddedilme olasılığı güçlendi, hem de daha da önemlisi Şiilerin tek bir siyasi blok olarak ABD dümen suyunda bir “bağımsız” bölge oluşturma planları tehlikeye girdi.
Cuma günü David Ignatius Washington Post'taki köşesinde bildirdiğine göre geçici hükümetteki en büyük Şii grubu, İran''a yakınlığıyla bilinen, Irak İslam Devrimi Yüksek Konseyi (Sadr'ın militanlarıyla çatışan grup) Başkanı Abdul Aziz Hakim'in oğlu Ammar Hakim , önceki hafta Washington'daydı. Hakim, State Department, Pentagon ve Ulusal Güvenlik Konseyi (NSC) görevlileriyle görüşmüş, Ignatious'la yemek yemiş. Bu ziyaretin arkasından Ignatious'un, ABD'nin Şii kartını oynaması gerektiğine dikkat çekmesi Kürtlerin hesaplarının da aksayacağının ilk işaretlerini veriyordu.
Kürtlerin çıkmazı
Kürtler güvenlik açısından tümüyle ABD'ye bağımlılar. Bunun karşılığına oynayacak hemen hiçbir koza sahip değiller. Bu yüzden ABD, rahatlıkla onları ikinci plana iterek, dikkatini, Irak'ın topraklarının yarısını, petrolün de neredeyse tamamını (yaşlı Kerkük kuyularını saymazsak) elinde tutacak olan Şiiler üzerinde yoğunlaştırmaya başlayabilir.
Gerçekten de ABD'nin, İran'ın Şiiler üzerindeki etkisini markaja almak açısından Şiilerin işbirlikçi kesiminin olduğu kadar, bölge jeopolitiğinde İran''ı dengeleyen (Irak yıkıldıktan sonra) tek güç olarak Türkiye'nin taleplerine öncelik vermesi beklenebilir. Irak'ta bir iç savaş patlak verdiği takdirde, ABD'nin, dengeleyici müdahaleler dışında, kendi üslerine çekilmesi halinde, Kürtlerin bir kez daha kendi kaderlerine terk edilmesi hiç de şaşırtıcı olmayacak. Bu olasılığı daha önceden gören kimi Kürt yazarlarının da “bir bağımsızlık savaşına hazırlanmaktan” söz ediyor olmaları da bu denkleme çok uygun.
Kuzey Irak'taki Kürtlerin trajedisinin kaynağı ise jeopolitik dengeler kadar, sosyo-ekonomik yapılarıyla da ilgili. Bugünün dünyasında ayakta kalabilmek için gerekli kaynakları feodal ilişkilere (toprak, hatta petrol rantına) dayanarak üretmek olanaklı değil. Bu açığın büyük devletlerden gelen “transferlerle” kapatılmasının sonucuysa bağımlılık ve iktidarsızlık.
Geçenlerde bir dostum soruyordu: “Nasıl ayakta kalacak? Ücretli emek sömürüsüyle mi, yoksa dış dünyadan kaynak transferiyle mi?” Kapitalist dünyada devletlerin geleceğini bu belirliyor... Bu açıdan bakınca, Türkiye'nin bile bağımsızlığından geriye ne kaldığı tartışılır... İşte bu yüzden, “sürece katkıda bulunmak” , “Ortadoğu''ya aktif müdahale gereği” gibi saptamaları korkuyla izliyorum.