İÇİMİZDEKİ MANÇURYALILAR - Hüseyin Mümtaz
Hiç lâfı eğip bükmeye lüzum yok.. Bizim de içimizde külliyetli miktarda Mançuryalı var ve etkin konumdalar. Mançuryalı’nın ne olduğunu bilmeyenler, bilen birini bulup öğrensinler. Mançuryalılar çeşitli kılık, en, boy ve cinste karşımıza çıkıyorlar. Sağcılar, solcular, komünistler, faşistler, liberaller, radikal dinciler.. cialis 5mg prix en pharmacie http://cialis20mgsuisse.com/5mg/prix-en-pharmacie cialis 5mg prix en pharmaciediscount drug coupons lilly coupons for cialis free discount prescription cardsymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cena
Halbuki resmen ve alenen mürteci ve mandacılar.
Resmen, sömürgecinin işbirlikçisiler.
Basın-yayın mensubu, politikacı, öğretim üyesi, monşer hariciyeci, STÖ üyesi, yabancı sermayenin emrindeki sermaye sahibi kılığındalar.
Her zaman her yerde karşımızda, yanımızda, arkamızda, içimizdeler.
Amaçlarına ulaşabilmek için önce laik-demokrat ve üniter devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü korumak ve kollamakla görevli kadroları-dinamik güçleri, ‘’Bürokratik oligarşiyi’’ uyuşturuyorlar.
Bürokratik oligarşiyi yerden yere vuruyor ama kendileri siyasi oligark olarak karşımıza çıkıyorlar.
Cumhuriyetin nitelik ve nicelikleri ile ilgili en ufak bir kaygı taşımıyorlar.
Cumhuriyetin niteliği, laik, demokrat ve üniter bir milli devlet olmasıdır.
Cumhuriyetin niceliği, ülkesi ve milleti ile bir ve bütün olmasıdır.
AB hayali ile ufalanmış, eyaletlere bölünmüş; olan ve olmayan her etnik ailenin her birine beylik verilmiş, onların da önce babalarını astığı şehir devletçikleri, komünler, cemahiriyeler düşlüyorlar.
‘’Ruh ül Kudüs’’ yahut ‘’Ulûl emre itaat’’ veya ‘’diyalog’’ aldatmacası ile her ikisinin birden rüyasındalar.
Yukarıda ‘’önce’’ dedik, ‘’laik-demokrat ve üniter devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü korumak ve kollamakla görevli kadroları-dinamik güçleri, -Bürokratik oligarşiyi- uyuşturuyorlar’’.
Demek ki bürokratik oligarşinin içinde ve üstünde de Mançuryalılar var ki çıtları çıkmıyor.
‘’Türk Devleti’’nin sırasıyla 4000, 1000, 600 ve 80 yıllık tarihiyle küsmesini, tarihine yabancılaşmasını sağlamaya çalışıyorlar.
Amaçlarına ulaşınca ortada devlet ve millet değil, insan kılığında köle robotların oluşturduğu bir fikirsizler gürühu kalacak.
Ol mahiler Tanzimat ve Islahat fermanlarında azınlıklara verilen aşırı haklarla İmparatorluğu yıkmışlardı. Şimdi ‘’Uyum Paketleri’’ndeki ‘’olmayan azınlıkları yaratma’’ çabasıyla Cumhuriyet’in defterini dürüyorlar.
Mançuryalılar Cumhuriyeti içeriden çökertirken, yakın çevresindeki koruma kalkanlarını da bir bir ortadan kaldırıyorlar.
Ermenilerle flört ediyorlar; ilk iktidarının ilk dönemlerinde ‘’Crusade’’ ilan eden Deccal’in Irak’tan sonra İran ile de peşreve girmesine sessiz kalıyorlar.
Şartlar olgunlaşınca sıranın kendilerine geleceğini bilmiyorlar.
Şartlar ‘’kendiliğinden olgunlaşmazsa’’ deprem-tsunami sair bahanelerle ‘’olgunlaştırılacağını’’ görmezden geliyorlar.
Kerkük’te, dağdan yarım saat önce inen peşmergenin sandık başına giderek oy kullanabilmesi konusundaki Kürt-Amerikan ittifakına ses çıkarmıyor, yahut ‘’dikkatle takip edip’’, ‘’not alıyorlar’’.
Kıbrıs’ın güneyindeki ‘’evetçi’’ Rumla resmen ve alenen, bilerek ve isteyerek, taammüden işbirliği yapıyorlar.
Kimsenin çıtı çıkmıyor.
‘’Tanınmayan’’, tanınmadığı iddia edilen Rumların muhalefetteki ‘’evetçi’’ kanadı Talat’ın Üsküdar’da kulağa üflemesi ile Türkiye’ye davet ediliyor ey millet.
Rum-Talat-İçimizdeki Mançuryalıların göz göre göre koalisyonu kuruluyor.
Hayret necip basınımızın necip kalemleri susuyor, onlar da ‘’Mançuryalılaşıyor’’.
Yoksa eskiden beri zaten Mançuryalı mıydılar?
Kardak’tan filan vazgeçiyorlar.
Batı Trakya Türkleri’nin ‘’Türk’üm’’ demesinin Yunan Yüksek mahkemesi kararı ile yasaklanmasına bile ses çıkarmıyorlar.
Türklük kaygıları yok ki!
Onlar zaten Mançuryalı..
Bazı dostlar yazı ve kitaplarımda çok kötümser olduğumu söylüyorlar.
Ben de pekala 24 saat çingene, arap, kürt, yunan müziği eşliğinde göbek atılan eğlence programlarımız veya ‘’ulusal kaynanamız Semrânım’’, ‘’Size anneanne diyebilir miyim?’’, yahut ‘’Hanımefendilerin sesi’’ ile efkârımı dağıtıp dünyayı toz pembe görebilirim..
Ama yoksa siz….
Siz de yavaş yavaş Mançuryalılaştırabildiklerimiz’den mi oluyorsunuz?
Fakat ben her şeye ve bütün çabalara rağmen Mançuryalılaştıramadıklarımız’dan olmanızı tercih ederdim..