Siyaset26 Ağustos 2005 00:00

Fiyatı Olan Kişilere Aydın Denmez! - Özcan Yeniçeri

Tarihi, kökü, geçmişi ve varoluş dinamikleri hakkında bilgisi sınırlı olan kişinin "kimlik" sorununu çözmesi mümkün değildir. Her konuda yüzeysel, kulaktan dolma, temeli ve esası olmayan bilgi kırıntıları ile yetinen bir kişinin ne derece kendini ifade etme yeteneğine sahip olduğu da tartışılır. Dünyası kendi gördüğü, yaratılışı kendi inandığı ve değerleri kendi bildiği kadar olan ferdin zihninin ve zekâsının paslandığını söylemek bir kehanet değildir. Farklılıklarla, değişikliklerle ve karşıtlıklarla ilgilenmeyenlerin bir şey üretmesi ya da icat etmesi oldukça zordur. Bu bağlamda cehaletine düşman olmayanın kendisine dost olması beklenemez.İstismar kokan gazete yazılarını, kelime leşleri ile üretilmiş makaleleri ve her cümlesi içinde yaşadığı topluma nefret kusan kitapları yazanlar kendilerini aydın olarak ifade etse ne yazar!cialis coupons printable link discount prescription drug cardescitalopram i alkohol nguoiviendong.net escitalopram i alkohol

Her satırı karamsarlık, öç duygusu ve tahrik kokan şiirler ve şarkılarla hangi barışın sağlanacağı bellidir. Hiç bir zaman kendisi olamayan ve sürekli birilerini memnun etmek amacına yönelik olarak karalanan yazılarının ne önemi olabilir?
Kişi neyi bilmiyorsa onun düşmanıdır. Cahillik düşmanlığın olmazsa olmaz şartıdır. Kendisini bilmeyen, tarihinden habersiz, kültür ve sosyal değerlerini özümsememiş kişilerin eğitimlerinin seviyesi ne olursa olsun onlar gerçek anlamda bir cahildirler. Zira cahillik bir şeyler bilmemek değil kendi kendisini bilmemektir. Bu bağlamda imanı olmayanın ziyasının da olmayacağı bilinmelidir.

Küresel projelerin arkasındaki güçlerden beslendiği oranda onları besleyenler gerçekte aydın değil içinde yaşadığı toplumun sırtındaki asalaklardır. Toplum asalaklarından kurtulmadan sorunlarından da kurtulamayacaktır.

Medyatik, popüler ve şişirilmiş bazı yazar/çizer takımının yaptıkları konuşmaları dinlerken, onlarla aynı toprağı ve kimliği taşımanın büyük bir talihsizlik olduğunu iliklerine kadar hissetmeyen çok az insan vardır, bu ülkede. Her tarafı istismar kokan sözleri, suratlarında taşıdıkları nefreti, ürettikleri isyanları ve yakınmaları dinledikçe içinden çıktıkları halka yaptıkları hakaretlere ve onlara insanların nasıl olup da tepkisiz kaldığına şaşırmamak elde değildir.

Türk aydınını şarlatanlar temsil edemez. Birileri ısrarla Ermeniperest toplantıları düzenlese de, devleti temsil edenler katında da en yüksek seviyede de muhatap alınsalar da milletin onlar hakkındaki kanaati değişmeyecektir. Çünkü fiyatı olan, konjonktüre göre davranan ve endeksli bir kimlik sahibi olan bireylerden aydın olmaz!

Sömürücü amaçlara hizmet eden aydın için çağ; zevkler ve anlamsızlıklardan ibarettir. Davranış biçimi "düşünme arzu et!" ilkesine dayanır. Dik başlı olup ezilmektense gerekirse böcek gibi ol, hayatın zevkini çıkar! Size mi düşmüş "düzeni düzeltmek"; "hobiler ve lobiler" dururken. Konforu al, konforu döşe, konforu yaşa. Tabi olarak yaşamak, icazetsiz kalem oynatmamak, ruhen ve fiziken teslim olmak egemen aydın tavırdır. Oyun bozanlık yapmak, kural ihlalcisi olmak ve şefin hoşuna gitmeyecek olan şeyleri söylemek hem bir belayı satın almak hem de yalnız kalmak anlamını taşır. Bu da her babayiğidin altından kalkacağı bir iş değildir.
Bu bağlamda söz ve yazı orucu tutmak milli kültür ve milli irfan taşıyan gerçek aydının zorlandığı kaderdir. Medyası işgal edilmiş, sermayesi yabancılaştırılmış, köşe başları tutulmuş, yayın evleri yabancılara servis için tahsis edilmiş bir ülkede millilik zor bir duruştur. Ya susarsınız ya da susturulursunuz. Bu nedenle de milliğe karşı açılmış olan savaşa herkesin aynı kararlılıkla karşı durması beklenemez. Ortalama insan dürüst olmanın maliyetini görünce oportünist kimliği ve ufak tefek tavizi karakter haline getirir. Kimileri de şöyle düşünür: Her zaman ağzın bir bandajla kapatılacaksa ve düşündüklerini ancak sızıntılı bir varil gibi gizli gizli damlatacaksan, yaşadığın hayatın keyfi olmaz. İşte bu karakter milli duruş üretebilir.

İşin kolayı ise inanmış gibi görünerek, savunuyor gibi yaparak, inançların üzerinden ticaret ya da siyaset yapmakta saklıdır. Taviz her türden beladan bireyi azade kılar. Kılar kılmasına da ilkeler, ülküler ve insanlık adına ne kadar değer varsa hepsi de rüzgâra kapılan bir yaprak gibi çukurdan çukura yuvarlanıp durur.

Mücadele iki taraflıdır: bir yandan güçlü lobilerin ve odakların güdümünde yabana hizmet eden aydın (!) vardır, diğer yanda sürekli itilip/kakılan, görmezlikten gelen, iftira ve isnatlara muhatap olan aydınlar vardır. Eşitsiz şartlardaki bu mücadele yar ile ağyar, yerli ile yaban, milli ile gayri milli arasında sürmektedir. Sürecektir.