Son 4 günde Ortadoğu’daki gelişmeler
Filistin’e istimlak kararı Gazze’den çekilerek ‘barışçıl’ olduğu izlenimi yaratan İsrail, gerçek yüzünü Batı Şeria’da gösteriyor. İsrail hükümeti, Batı Şeria’daki en büyük Yahudi yerleşiminin çevresine ‘güvenlik duvarı’ inşa edebilmek için, Filistin topraklarının istimlak edilmesi talimatını verdi. PKK, militanlarını İran’a kaydırıyor Türkiye’deki silahlı eylemlerini askıya aldığını açıklayan bölücü terör örgütü, İran’a yöneldi. Son günlerde İran askerleri ile terör örgütü militanları arasında şiddetli çatışmalar yaşandığı, onlarca asker ve teröristin öldüğü bildiriliyor. ABD Telafer’i bombalıyor Iraklı Türkmenlerin çoğunlukta olduğu Telafer’in günlerdir Amerikan bombardımanı altında olduğu duyuruldu. Ez Zaman gazetesinin haberine göre, kenti dört gündür bombalayan ABD askerleri, Irak Parlamento Sözcüsü Haşim el Hasani’nin uyalarına rağmen saldırıyı sürdürüyor. Şii İttifakı'na karşı Türk-Kürt ittifakı mı? İbrahim Karagüldiscount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialiscialis forum cialis prodaja cialis bez recepta
Filistin’e istimlak kararı
Gazze’den çekilerek ‘barışçıl’ olduğu izlenimi yaratan İsrail, gerçek yüzünü Batı Şeria’da gösteriyor. İsrail hükümeti, Batı Şeria’daki en büyük Yahudi yerleşiminin çevresine ‘güvenlik duvarı’ inşa edebilmek için, Filistin topraklarının istimlak edilmesi talimatını verdi.
Haaretz gazetesinin haberinde, Adalet Bakanlığı’nın duvarın o bölgedeki güzergahını onaylamasından sonra, İsrail Savunma Güçleri ve Sivil İdare’nin, istimlak talimatlarını vermeye başladığı belirtildi. Habere göre tartışmalı duvar, Maaleh Adimum yerleşiminin çevresindeki toprakları da içine alacak şekilde Batı Şeria’nın 14 kilometre içine kadar sokulacak, duvarın bu bölümü için toplam 162 hektar Filistin toprağı istimlak edilecek.
Duvarın Maaleh Adimum’un çevresindeki bölümü, beton duvarlar, elektrikli teller, hendekler ve dikenli tellerden oluşacak 680 kilometrelik duvarın bir parçasını oluşturacak. Filistinliler, duvarın Batı Şeria’daki toprakları ilhak etmek için yapıldığını vurguluyor. İsrail ise duvarı “Filistinli intihar bombacılarını uzak tutmak için inşa ettiğini” savunuyor. Maaleh Adimum’da 30 bin dolayında Yahudi yerleşimci yaşıyor.
Kudüs’teki diplomatik kaynaklar, hafta sonu verilen istimlak talimatlarının “Amerikan yönetimindeki en üst düzey yetkililer tarafından dikkatle incelenmekte” olduğunu kaydettiler.
Ordu ekimde çekilecek
Bu arada Filistin lideri Mahmud Abbas, İsrail ordusunun, Gazze Şeridi’nden en geç 4 Ekim’e kadar çekilmesinin beklendiğini söyledi. Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’le görüştükten sonra açıklama yapan Abbas, Gazze Şeridi’ndeki yerleşimcilerin tahliyesinden sonra bir diğer aşama olan İsrail askerlerinin bölgeden çekilme sürecinin 4 Ekim’e kadar tamamlanmasının beklendiğini belirtti.
İsrail Savunma Bakanı Şaul Mofaz, daha önce, İsrail ordusunun Gazze’den eylül ayı ortalarına kadar çekileceğini söylemişti.
Diğer yandan İsrail, Yahudi yerleşim birimlerinin tamamını boşalttığı Gazze sınırına Mısır güvenlik gücü konuşlandırılması konusundaki anlaşmanın sonuçlandırıldığını doğruladı.
Mısır ile görüşmelere katılan İsrailli yetkili Amos Gilad, Kahire ile Gazze sınırının güvenliği konusunda tam anlaşmaya varıldığı söyledi.
İsrail ile Mısır, 1 Ağustos’ta, Gazze sınırında İsrail askerleri yerine, Filistinli gerillaların silah kaçırmasını engellemek amacıyla Kahire’nin 750 özel sınır polis gücü konuşlandırılması konusunda ilke anlaşmasına varmıştı.
PKK, militanlarını İran’a kaydırıyor
Türkiye’deki silahlı eylemlerini askıya aldığını açıklayan bölücü terör örgütü, İran’a yöneldi. Son günlerde İran askerleri ile terör örgütü militanları arasında şiddetli çatışmalar yaşandığı, onlarca asker ve teröristin öldüğü bildiriliyor.
Türkiye’ye yönelik saldırılara bir ay ara verdiğini ilan eden terör örgütü PKK, silahlı teröristlerini İran sınırına kaydırıyor. ABD’nin Irak’ı işgali sonrasında İran’a yönelik saldırılarda bulunan PKK, yaklaşık 2 yıldır Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PJAK) adlı illegal örgütle bu ülkede silahlı eylem yapıyor. Haziran ayında İran Cumhurbaşkanlığı’na seçilen Mahmud Ahmedinecad’ın PKK’ya yönelik net tutumu sonrasında, ülke sınırında çatışmalar giderek artıyor. Son bir hafta içerisinde yaşanan çatışmalarda çok sayıda İran askeri ve terörist öldü. Artan çatışmalar üzerine İran hükümeti de, batı sınırın askerî yığınak yaptı.
ABD’nin Irak’a yerleşmesi, 1987 yılından beri ilişkileri iyi olan İran hükümetiyle terör örgütü PKK’nın arasını açtı. Uzun yıllar Türkiye ile İran arasında da sorunlara sebep olan PKK’nın, bu sefer ABD’nin desteğiyle İran’a yönelik saldırılarda bulunduğu iddia ediliyor. Terör örgütünün haziran ayında yaptığı kongrede, bu ilişkilere dikkat çekilirken, “ABD İran’la çatışma sürecini geliştirdikçe, Kürtlerin bu çatışma içerisindeki yeri ve rolü çok daha ön planda olacaktır. ABD, Kürtleri kazanmadan, yine İran’a karşı yürüttüğü mücadeleyi kazanamaz.” değerlendirmesi yapıldı. PKK’nın, ABD’den destek almak için ‘müttefik ülke’ Türkiye yerine ‘düşman ülke’ İran’a yönelik saldırılarını artıracağı ifade ediliyor. Kandil Dağı ve çevresinde konuşlanan yaklaşık 5 bin terörist, bir süredir İran’ın batı sınırlarını taciz ediyor. Çatışmalarda bugüne kadar İran ordusundan ve PKK’dan onlarca kayıp verildi. Son bir hafta içerisinde 8 İran askerinin bu saldırılarda öldüğü belirtiliyor. Bunun üzerine İran, ülkenin batı sınırına yığınak yapmaya başladı. İran ordusu, haziran ayında ise Kandil Dağı’nı savaş uçaklarıyla bombalamış ve çok sayıda teröristi öldürmüştü. PKK’ya bağlı terör örgütü PJAK’ın lideri Haci Ehmedi, örgütünün yayın organı olan Mezopotamya Haber Ajansı’na (MHA) yaptığı değerlendirmede, İran’daki çatışmalarda ABD’nin Irak’a müdahalesinin önemli rol oynadığını söyledi. İran’da Kürt hakları için mücadele ettiklerini savunan Ehmedi, PJAK’ın İran’ın her tarafında örgütlü ve silahlı olduğunu ileri sürdü. Hacı Ehmedi, İran ile Türkiye’nin kendilerine karşı ortak operasyonlar yürüttüğü iddiasını da dile getirdi.
PKK’ya göre İran’da 5 milyon Kürt kökenli insan yaşıyor. Kürt halkının İran’da demokratik haklarını elde edemediği iddiası üzerinde duran ve taban bulmaya çalışan terör örgütüne karşı İran ise Türkiye’nin tecrübelerini kullanıyor. İran’da son aylarda Kürtlerin yaşadığı bölgelerde ‘köy koruculuğu’ sisteminin kurulması yönünde tartışmalar var. Geçtiğimiz yıl İran’a resmi bir ziyarette bulunan Başbakan Erdoğan’la bu ülke yetkilileri arasında terörle mücadelede işbirliği yapılması yönünde görüşmeler oldu. İran bu gezide PKK’yı ‘terörist örgüt’ olarak kabul ettiğini açıklarken, işbirliği yönünde de her adımı atacağını belirtti.
ABD Telafer’i bombalıyor
Iraklı Türkmenlerin çoğunlukta olduğu Telafer’in günlerdir Amerikan bombardımanı altında olduğu duyuruldu. Ez Zaman gazetesinin haberine göre, kenti dört gündür bombalayan ABD askerleri, Irak Parlamento Sözcüsü Haşim el Hasani’nin uyalarına rağmen saldırıyı sürdürüyor.
Saldırılarda onlarca kişinin hayatını kaybettiği haber verilirken halkın su, gıda ve sağlık hizmetleri gibi temel ihtiyaçlardan yoksun kaldığı belirtildi.
Cehennem ateşi
Kenti aylardır kontrol altına almak isteyen ABD askerleri ile kentte yaşayanlar arasında çatışma çıktığı kaydedildi. Binlerce kişinin kenti terk ettiği de gelen haberler arasında.
Telafer’de bulunan Ez Zaman muhabiri önceki gün kentte yaşayanların durumu ‘cehennem ateşi’ olarak tanımladığını duyurdu. Gazete ayrıca, kaçırılma korkusuyla ‘kendilerini lüks otellere kilitleyen uluslararası medya mensuplarının’ Telafer’de yaşananları dünya kamuoyuna duyurmadığnı öne sürdü.
Gazetenin güvenlik nedeniyle ismini açıklamadığı muhabiri, “İnsanlar o kadar büyük bir korku içindeler ki geri dönüp yakınlarının cesetlerini gömmeye ya da yaralılara bakmaya bile cesaret edemiyorlar” dedi. Muhabir, ABD askerlerinin şehre giriş ve çıkışlara da izin vermediğini belirtti.
Kendi partisinden eleştiri
ABD’de iktidardaki Cumhuriyetçi Parti’nin önde gelen senatörlerinden Chuck Hagel Irak’ta ‘savaşın’ giderek Vietnam’daki duruma benzediğini ve ABD’nin çekilmek için strateji geliştirmesi gerektiğini söyledi. Hagel, Bush yönetiminin Irak politikasını eleştirerek, “Mevcut politikaya devam, artık çözüm değil. Hangi standarttan bakarsanız bakın, Irak’taki son iki buçuk seneyi incelediğinizde, kazanamadığımızı göreceksiniz” dedi. Vietnam savaşına katılan ve gösterdiği yararlılıklardan dolayı madalyalar verilen Senatör
Öte yandan, Cumhuriyetçi Parti’ye mensup Senatör Lindsey Graham, Türkiye için problem yaratacak şekilde Kürtlerin Irak’tan ayrılması durumunda ABD’nin kendisi için büyük bir problem yaratacağını söyledi.
Şii İttifakı'na karşı Türk-Kürt ittifakı mı? İbrahim Karagül
Türkiye'deki hiçbir tartışma, Kafkaslar, Orta Asya, Ortadoğu ya da küresel eğilimlerden bağımsız değil. "Her şeyi dış güçlere bağlama" söylentisi, bir gerçeğin altını çizmekten ziyade, gözlerimize sokulurcasına aşikar biçimde yapılan kötülükleri gizleme telaşından başka bir şey ne ki? Balkanlar'dan Ortadoğu'ya, Irak'tan Orta Asya ve Hazar çevresine kadar bakın, bu bölgelerde yaşanan sorunlardan kaç tanesini hangi güçler yapıyor?
Rusya'nın ve ABD'nin Afganistan'da ne işi vardı? ABD ve İngiltere'nin Irak'ta ne işi var? Körfez ülkeleri neden birer ABD askeri üssü? Ortadoğu coğrafyasının sınırlarını kim çizdi? Aynı güçler şimdi yeni bir Ortadoğu kurmuyor mu? Yeni devletler kurup varolanları parçalamıyor mu? "Dış güçler"i koruma, savunma, günahlarını gizleme telaşı nereden kaynaklanıyor? On binlerce insan katlediliyor, yanı başımızda bir ülke yağmalanıyor, parçalanıyor, birlikte yaşayan insanlar boğaz boğaza getiriliyor.. Kim yapıyor bunu? Yarın Türkiye'de, İran'da aynı şeyler yapıldığında da, ki yapılacak, aynı şeyi mi söyleyeceğiz?
Evet, sorunlarımızı, zaaflarımızı tartışmak, çözmek, kendimizi gerekirse suçlu ilan etmek zorundayız. Ama bütün bunlar, başkalarının günahlarını gizlememizi gerektirmiyor. Bugün için, bölgenin zaafları üzerine şekillenen bir müdahale var. Sıradan değil, yaşadığımız coğrafyanın onlarca yılını, enerjisini, umudunu tüketecek bir müdahale. Etnik ya da mezhep eksenli, her türlü farklılıkları düşmanlığa dönüştürecek, bölgeyi kanlı bir geleceğe sürükleyecek türden bir müdahale. Kürt meselesi de, hızla bölgenin zaafı, sorunu olmanın ötesine geçip, bir truva atına dönüşüyor.
Bizler, 1991'den beri bölgeyi hep günlük polemiklerle, tartışmalarla, taktik manevralarla ele aldık. Devlet eliyle bu ülkenin kuyusunu kazdık. Devlet eliyle bile bu ülkeye kötülükler getiren başkalarını politikalarını uyguladık. Şimdi bir taraftan dövünürken diğer taraftan aynı hatayı yapmaya devam ediyoruz.
On yıl önce, beş yıl önce bu günleri yazanları, tartışanları, bölgenin bu hale geleceğini söyleyenleri hayalcilikle suçlayanlar, şimdi de beş yıl sonrasını öngörmeye çalışanları alaya alıyor. Bu sorumsuzlar, Türkiye'ye ve bölgeye Washington'dan ve Londra'dan bakanlar, yalanlarla zihinlerimizi perişan edenler ne yazık ki bu ülkenin en muteber insanları kabul ediliyor.
Hala Irak diye bir devletin varolduğunu iddia edebiliyorlar. Artık böyle bir devlet yok, olmayacak, uyanın! Yakında Körfez ülkelerinden Suudi Arabistan'a ve Türkiye'ye kadar etkisini sürdürecek bir proje adım adım uygulanıyor. İşgalden önce böyle olacağı biliniyordu. Hatta işgal gündeme gelmeden önce bile. Ama birileri hepimizi kandırmayı başardı.
Şimdi Irak'ı değil, parçalanan Irak'ı, bundan sonra nasıl bir Ortadoğu olacağını tartışalım. Ve ne yapmamız gerektiğini, nasıl direneceğimizi... Üç yıl sonra, beş yıl sonra eyvah dememek için, artık apaçık belli olan, bırakın devletleri şirketlere paylaştırılan bu topraklara yönelik aşağılık müdahalelere karşı nasıl savaşacağımızı konuşalım.
Irak bölündü. Fiilen… Çok yakında resmileşecek. Hem de Birleşmiş Milletler onayıyla. Daha sonra Irak'ın çevresinde referandum tartışmaları başlayacak. Federasyon tartışmaları. Türkiye'de, İran'da, Suudi Arabistan'da… Bunu öngörmek istemeyenler birkaç yıl beklemeye tahammül etsin.
Şimdi yeni senaryolar konuşuluyor. Irak'ta bir Şii devleti kuruluyor. Kuzeyinde de Kürt devleti. İran, Irak Şiileri, Körfez ülkeleri ve Suudi Arabistan'an Şiiler'den oluşan petrol bölgeleri ile birlikte bir Şii Kuşağı oluşturuluyor. Buna karşı bölgenin Sünni refleksleri nasıl harekete geçirilecek? Türkiye'nin ve Suudi Arabistan'ın tavrı ne olacak? Kürt meselesinden çok daha büyük, çok daha yakıcı yeni bir sorun, yeni bir kamplaşma sebebi, yeni bir bölgesel savaş senaryosu işleniyor. Kürt kartı İran, Suriye ve Türkiye'ye karşı kullanılırken, Şii-Sünni kamplaşmasıyla İran'dan Mısır'a kadar bütün bölgenin dizginlerini ellerine geçiriyorlar.
Sonra da Şii Bloku'na karşı Türk-Kürt ittifakı seçeneği…. Bunu yakında açıkça dile getirebilirle. Bugün Kürt sorununa karşı tavizsiz duran çevreler o zaman bakalım ne diyecek? Peki Sünni Araplar ne olacak? Türkiye böyle bir proje ile hem Sünni Araplar'ı hem de İran'ı karşısına almayacak mı? Birinci dünya savaşından bu yana Türkiye'nin bölgesel çıkarlarıyla Arap dünyasının çıkarları ilk kez bu kadar yakınlaşıyor.
Belki istenen de budur, Türkiye'yi Şii İttifakı'na, yani İran'a ve Arap dünyasına karşı konuşlandırmak. Arap olmayan, İslam tehdidine karşı olan, Batı'nın çıkarlarını önceleyecek olan bir ittifak. Bu çıkarları tehdit edenlere karşı yeni bir taşeron güç. Ne de olsa İran'daki Azeri nüfus ABD'nin sürekli gündeminde ve Tahran nükleer silah istiyor. Ne de olsa Arap dünyasından Batı'ya yönelen radikal İslam Türkiye için de tehdit.
Peki ne olacak? Hangisi iyi? Hepsi kötü... "Dış güçler" diye birilerinin korumaya çalıştığı ülkelerin bu topraklara uzanan ellerini kesmedikçe bizler asla huzur bulamayacağız, kardeş olamayacağız. Geçen yüzyıl onların senaryoları yüzünden birbirimizle boğuşmadık mı? Bir yüzyıl daha boğuşmamak için bu elleri kesmek, oyunlarını boşa çıkarmak, inadına kardeş olmak zorundayız. Dini, mezhebi, tarihi, kültürü, etnik birlikteliği boşa çıkaran, bu topraklardaki bütün zaafları tahrik eden ve düşmanlığa çevirenler, Şii İttifakı da oluşturur, Türk-Kürt ittifakı da. Sonra da bunları birbiriyle kapıştırır.
İnanmıyor musunuz? O zaman birkaç yıl daha bekleyin….