Siyaset17 Ağustos 2005 00:00

GELECEĞİ TAHMİN ETMENİ YOLU !.. - Selahattin Erol

Askerinin  kafasına  çuval geçirilen ;  ülkesi örtük  bir  şekilde  işgal  ile  tehdit  edilen ; kendisine  karşı, yıllardır  kan  dökerek  ülkeyi  bölmeyi amaçlayan  bir  terör  örgütüne,  sözde “stratejik  müttefik”i  tarafından   destek  verilen  bir  ülke, bu eylemlerin  ardında  olan  bir  güçle  beraber  nasıl  bir  gelecek  yaratabilir ?  Hangi sürece,  nasıl  bir  katkıda  bulunabilir ?  Süreci  yönetir  mi,  yoksa  emperyalist  amaçların  bir  aleti  olarak  kullanılır  mı ?   TSK’da gerçekleşen  terfi ve  atamalarda  uyumlu  bir  ekip  çalışmasının    şartlarını  oluşturmanın  göz ardı  edilmediği  dikkate  alınırsa, “BOP  takdire  şayandır”  diyen  generalin,  “geleceği  tahmin  etmek”  ve  “katkı yapmak”  adı  altında,  örtük  olarak  ABD ile  işbirliğini  savunan  Kara Kuvvetleri  Komutanı  Org. Büyükanıt’ın  Kurmay  Başkanlığı’na  atanması  da  “takdire  şayan” (!) ama  aynı oran  da  endişe  verici  bir  gelişmedir.  cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacieclaritin mazilo claritin tablete claritin maziloabilify link abilify

Büyük Ortadoğu Projesi (BOP),  gerek  Türkiye’de  gerekse  uluslararası  alanda  son  bir  yılın  en  çok  tartışılan  konularından  biridir.  Kavram nispeten  yeni  olmasına  rağmen, bu  konuda  oldukça  geniş bir  literatürün  oluşmaya  başladığını söylemek  bir abartma  olmayacaktır.  Bu  bağlamda, bir  Ortadoğu  ülkesi olarak  bu  tartışmaların  Türkiye’yi  de  yakından  ilgilendirdiği  ve  gelişmelerin  ülkemizi  de  etkilediği  açıktır. Türkiye’nin  dış ilişkilerinde  ve güvenlik politikalarında  karar  alıcı  ve  uygulayıcı konumda  olan kadroların,  gelişmelerle  yakından  ilgilendiği  görülmektedir. Hele ki, artık “Kürt sorunu” olarak  adlandırılan,  ülkenin  belli  bir bölgesi ile  ilgili  ekonomik, siyasal,  sosyal  sorunlar,  bir  türlü  üstesinden  gelinemeyen  bir  güvenlik  problemi ve  bu konuda  karşı karşıya  olduğunuz  tehditler  varsa,  bu  tür bir ilginin  olmaması  da  düşünülemez. 

 

Türkiye’nin  dış  ilişkileri  ve  güvenlik  politikaları  sözkonusu  olduğunda,  hukuki  ve  siyasi  durum  ne  olursa  olsun,  Türk  Silahlı  Kuvvetleri’nin (TSK) fiili bir etkisi ve belirleyiciliği olduğu  inkar  edilemez.  Bu  durumda   TSK’nın  ve  onu  temsilen  komuta  kademesinin  BOP’a  yaklaşımı  ve  bu  açılımı nasıl  değerlendirdikleri,  sözkonusu  fiili  etki  ve  belirleyicilik  bağlamında  göz ardı  edilemeyecek  bir  unsur  olarak  dikkate  alınmalıdır.

 

İzleyebildiğim  kadarıyla  TSK’dan  BOP  konusunda  bir açıklama  yapan  yetkili  ilk  kişi,  eski NATO  temsilcisi  Korgeneral  Ergin Saygun’dur.  Cumhuriyet  gazetesinde  7.4.2004 tarihinde yayınlanan  bir  habere  göre,  Korgeneral  Saygun, Türk-Amerikan Konseyi'nin (ATC)  23. konferansındaki  bir panelde  yaptığı  konuşmada,  ABD’nin  Büyük  Ortadoğu  Projesi (BOP)  çerçevesinde Türkiye'nin "hedef ülkelerle  değil,  Avrupa  ülkeleriyle"  gruplandırılması  gerektiğini söylemiş ve   "Ortadoğu'da  makul  bir  girişimi  desteklemeye  istekliyiz. ABD'nin Büyük  Ortadoğu  Projesi  takdire  şayan.  Bu  girişimin politikalarımızda  derin  etkisi olacak.  Ancak   karanlık  noktalar  aydınlanmalı"  şeklinde  konuşmuştur.

 

Korgeneral  Ergin Saygun,  Ağustos 2005  YAŞ  Kararları  sonucu  “orgeneral”  rütbesine  terfi ederek,  Kara  Kuvvetleri  Kurmay Başkanlığı  görevine  atanmıştır.

 

*  *  *

 

TSK’dan  BOP  konusunda  yapılan  son  açıklama  da  Kara  Kuvvetleri  Komutanı Org. Yaşar  Büyükanıt’a aittir.  Org. Büyükanıt,  Ege Ordu  Komutanlığı’ndaki  devir-teslim  töreninde, kendisine  yöneltilen ABD-İran ilişkileri  ve  BOP ile  ilgili bir soruya şu  şekilde  yanıt  vermiştir :

 

“Bu  kadar  hassas  bir konuda bir  iki  cümleyle açıklama  yapmak mümkün  değil.  Ama  şunu söyleyebilirim. Tüm  dünyada  bir dönüşüm var. Buna çeşitli isimler  takıyorlar.  BOP diyorlar.  Değişik isimler  söylüyorlar.  Dünyada,  başta  Ortadoğu  olmak  üzere  bir  dönüşüm  süreci yaşanıyor. Önemli  olan  bu  sürece  Türkiye’nin  nasıl  katkıda  bulunacağı, nasıl  yöneteceğidir. Geleceği,  yalnız  başkaları değil, bizim  de  çizmemiz, görmemiz  lazımdır. Drucker’ın  bir sözü var :  Geleceği tahmin  etmenin  en güzel  yolu, onu  yaratmaktır’  Geleceği  nasıl  tahmin ediyorsanız, eğer  onu şimdiden  yaratabiliyorsanız  başarılı  olursunuz.”  (Cumhuriyet, 16.8.2005)

 

TSK komuta kademesinin önemli  bir üyesi ve  geleceğin  Genelkurmay  Başkanı  olarak Org. Büyükanıt’ın  değerlendirmeleri  düşündürücüdür !..  ABD’nin  BOP  kapsamında  Kuzey Irak’ta  oluşturulan  kukla  devlete  verdiği  önem  ve  destek,  bu  oluşumu  gerek  Türkiye’yi  gerekse  bölge  ülkelerini  kendi  politikaları  koşutunda  yönlendirebilmek  için  bir  tehdit  aracı  olarak  kullanma  niyeti ve kararlılığı  göz önüne  alınırsa, “bu  sürece  Türkiye’nin  nasıl  katkıda  bulunacağını”   düşünmenin  pek hayırlı  sonuçlar  doğurmayacağı  açıktır.  Yakın  geçmişte  yaşanan,  kafalara  çuval geçirmekten Türkiye’yi  işgal  planlarına,  PKK’ya  verilen  desteğe kadar  bir çok  olumsuz  olay, BOP çerçevesinde  “nasıl bir  katkı”  sorusunu  anlamsız  kılmaktadır.

 

Geleceği  tahmin  etmenin  yolu, sadece  onu  yaratmak  değil,  geçmişi  de  unutmamaktır.  Başarının şartı,  geleceği isabetli  bir şekilde  tahmin  etmek  kadar, geçmiş deneyimlerden gerekli dersleri  de  çıkarabilmektir.

Ne  yazık  ki,  TSK  komuta  kademesi yakın  geçmişin  acı olaylarından   gerekli  dersleri çıkaramamıştır ya  da  buna  niyeti yoktur.

 

Askerinin  kafasına  çuval geçirilen ;  ülkesi örtük  bir  şekilde  işgal  ile  tehdit  edilen ; kendisine  karşı, yıllardır  kan  dökerek  ülkeyi  bölmeyi amaçlayan  bir  terör  örgütüne,  sözde “stratejik  müttefik”i  tarafından   destek  verilen  bir  ülke, bu eylemlerin  ardında  olan  bir  güçle  beraber  nasıl  bir  gelecek  yaratabilir ?  Hangi sürece,  nasıl  bir  katkıda  bulunabilir ?  Süreci  yönetir  mi,  yoksa  emperyalist  amaçların  bir  aleti  olarak  kullanılır  mı ? 

 

TSK’da gerçekleşen  terfi ve  atamalarda  uyumlu  bir  ekip  çalışmasının    şartlarını  oluşturmanın  göz ardı  edilmediği  dikkate  alınırsa, “BOP  takdire  şayandır”  diyen  generalin,  “geleceği  tahmin  etmek”  ve  “katkı yapmak”  adı  altında,  örtük  olarak  ABD ile  işbirliğini  savunan  Kara Kuvvetleri  Komutanı  Org. Büyükanıt’ın  Kurmay  Başkanlığı’na  atanması  da  “takdire  şayan” (!) ama  aynı oran  da  endişe  verici  bir  gelişmedir.