GELECEĞİ TAHMİN ETMENİ YOLU !.. - Selahattin Erol
Askerinin kafasına çuval geçirilen ; ülkesi örtük bir şekilde işgal ile tehdit edilen ; kendisine karşı, yıllardır kan dökerek ülkeyi bölmeyi amaçlayan bir terör örgütüne, sözde “stratejik müttefik”i tarafından destek verilen bir ülke, bu eylemlerin ardında olan bir güçle beraber nasıl bir gelecek yaratabilir ? Hangi sürece, nasıl bir katkıda bulunabilir ? Süreci yönetir mi, yoksa emperyalist amaçların bir aleti olarak kullanılır mı ? TSK’da gerçekleşen terfi ve atamalarda uyumlu bir ekip çalışmasının şartlarını oluşturmanın göz ardı edilmediği dikkate alınırsa, “BOP takdire şayandır” diyen generalin, “geleceği tahmin etmek” ve “katkı yapmak” adı altında, örtük olarak ABD ile işbirliğini savunan Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Büyükanıt’ın Kurmay Başkanlığı’na atanması da “takdire şayan” (!) ama aynı oran da endişe verici bir gelişmedir. cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacieclaritin mazilo claritin tablete claritin maziloabilify link abilify
Büyük Ortadoğu Projesi (BOP), gerek Türkiye’de gerekse uluslararası alanda son bir yılın en çok tartışılan konularından biridir. Kavram nispeten yeni olmasına rağmen, bu konuda oldukça geniş bir literatürün oluşmaya başladığını söylemek bir abartma olmayacaktır. Bu bağlamda, bir Ortadoğu ülkesi olarak bu tartışmaların Türkiye’yi de yakından ilgilendirdiği ve gelişmelerin ülkemizi de etkilediği açıktır. Türkiye’nin dış ilişkilerinde ve güvenlik politikalarında karar alıcı ve uygulayıcı konumda olan kadroların, gelişmelerle yakından ilgilendiği görülmektedir. Hele ki, artık “Kürt sorunu” olarak adlandırılan, ülkenin belli bir bölgesi ile ilgili ekonomik, siyasal, sosyal sorunlar, bir türlü üstesinden gelinemeyen bir güvenlik problemi ve bu konuda karşı karşıya olduğunuz tehditler varsa, bu tür bir ilginin olmaması da düşünülemez.
Türkiye’nin dış ilişkileri ve güvenlik politikaları sözkonusu olduğunda, hukuki ve siyasi durum ne olursa olsun, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) fiili bir etkisi ve belirleyiciliği olduğu inkar edilemez. Bu durumda TSK’nın ve onu temsilen komuta kademesinin BOP’a yaklaşımı ve bu açılımı nasıl değerlendirdikleri, sözkonusu fiili etki ve belirleyicilik bağlamında göz ardı edilemeyecek bir unsur olarak dikkate alınmalıdır.
İzleyebildiğim kadarıyla TSK’dan BOP konusunda bir açıklama yapan yetkili ilk kişi, eski NATO temsilcisi Korgeneral Ergin Saygun’dur. Cumhuriyet gazetesinde 7.4.2004 tarihinde yayınlanan bir habere göre, Korgeneral Saygun, Türk-Amerikan Konseyi'nin (ATC) 23. konferansındaki bir panelde yaptığı konuşmada, ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) çerçevesinde Türkiye'nin "hedef ülkelerle değil, Avrupa ülkeleriyle" gruplandırılması gerektiğini söylemiş ve "Ortadoğu'da makul bir girişimi desteklemeye istekliyiz. ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi takdire şayan. Bu girişimin politikalarımızda derin etkisi olacak. Ancak karanlık noktalar aydınlanmalı" şeklinde konuşmuştur.
Korgeneral Ergin Saygun, Ağustos 2005 YAŞ Kararları sonucu “orgeneral” rütbesine terfi ederek, Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanlığı görevine atanmıştır.
* * *
TSK’dan BOP konusunda yapılan son açıklama da Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Yaşar Büyükanıt’a aittir. Org. Büyükanıt, Ege Ordu Komutanlığı’ndaki devir-teslim töreninde, kendisine yöneltilen ABD-İran ilişkileri ve BOP ile ilgili bir soruya şu şekilde yanıt vermiştir :
“Bu kadar hassas bir konuda bir iki cümleyle açıklama yapmak mümkün değil. Ama şunu söyleyebilirim. Tüm dünyada bir dönüşüm var. Buna çeşitli isimler takıyorlar. BOP diyorlar. Değişik isimler söylüyorlar. Dünyada, başta Ortadoğu olmak üzere bir dönüşüm süreci yaşanıyor. Önemli olan bu sürece Türkiye’nin nasıl katkıda bulunacağı, nasıl yöneteceğidir. Geleceği, yalnız başkaları değil, bizim de çizmemiz, görmemiz lazımdır. Drucker’ın bir sözü var : ‘Geleceği tahmin etmenin en güzel yolu, onu yaratmaktır’ Geleceği nasıl tahmin ediyorsanız, eğer onu şimdiden yaratabiliyorsanız başarılı olursunuz.” (Cumhuriyet, 16.8.2005)
TSK komuta kademesinin önemli bir üyesi ve geleceğin Genelkurmay Başkanı olarak Org. Büyükanıt’ın değerlendirmeleri düşündürücüdür !.. ABD’nin BOP kapsamında Kuzey Irak’ta oluşturulan kukla devlete verdiği önem ve destek, bu oluşumu gerek Türkiye’yi gerekse bölge ülkelerini kendi politikaları koşutunda yönlendirebilmek için bir tehdit aracı olarak kullanma niyeti ve kararlılığı göz önüne alınırsa, “bu sürece Türkiye’nin nasıl katkıda bulunacağını” düşünmenin pek hayırlı sonuçlar doğurmayacağı açıktır. Yakın geçmişte yaşanan, kafalara çuval geçirmekten Türkiye’yi işgal planlarına, PKK’ya verilen desteğe kadar bir çok olumsuz olay, BOP çerçevesinde “nasıl bir katkı” sorusunu anlamsız kılmaktadır.
Geleceği tahmin etmenin yolu, sadece onu yaratmak değil, geçmişi de unutmamaktır. Başarının şartı, geleceği isabetli bir şekilde tahmin etmek kadar, geçmiş deneyimlerden gerekli dersleri de çıkarabilmektir.
Ne yazık ki, TSK komuta kademesi yakın geçmişin acı olaylarından gerekli dersleri çıkaramamıştır ya da buna niyeti yoktur.
Askerinin kafasına çuval geçirilen ; ülkesi örtük bir şekilde işgal ile tehdit edilen ; kendisine karşı, yıllardır kan dökerek ülkeyi bölmeyi amaçlayan bir terör örgütüne, sözde “stratejik müttefik”i tarafından destek verilen bir ülke, bu eylemlerin ardında olan bir güçle beraber nasıl bir gelecek yaratabilir ? Hangi sürece, nasıl bir katkıda bulunabilir ? Süreci yönetir mi, yoksa emperyalist amaçların bir aleti olarak kullanılır mı ?
TSK’da gerçekleşen terfi ve atamalarda uyumlu bir ekip çalışmasının şartlarını oluşturmanın göz ardı edilmediği dikkate alınırsa, “BOP takdire şayandır” diyen generalin, “geleceği tahmin etmek” ve “katkı yapmak” adı altında, örtük olarak ABD ile işbirliğini savunan Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Büyükanıt’ın Kurmay Başkanlığı’na atanması da “takdire şayan” (!) ama aynı oran da endişe verici bir gelişmedir.