Siyaset17 Ağustos 2005 00:00

Ayrışmanın nedeni - Mahir KAYNAK

Düşüncelerime belki de hiç kimse katılmayacak ve ben havanda su dövmeye devam edeceğim. Yazılanlar ve söylenenler Güneydoğu’daki sorunun etnik kökenli olduğunu, orada yaşayanlar farklı bir etnik kökenden geldiği için sorunlar yaşandığını tekrarlıyor ama ben bunu anlamamakta ısrar ediyorum. Bana göre etnik farklılık ayrışma nedeni değildir ve bölünmenin tek nedeni çıkarların farklılaşmasıdır. Eğer etnik farklılık bölünme nedeni ise ve bu durum bir gerçekse sorunu nasıl çözeceksiniz? İnsanların etnik kökenini değiştirecek bir formül mü icat edildi?discount drug coupons lilly coupons for cialis free discount prescription cardcialis manufacturer coupon open drug coupon cardrenovation vejle site renova

Bazıları PKK ile Kürtlüğü özdeş olarak kullanıyor, bölgedeki egemenlerle çaresiz insanların aynı amaçla hareket ettiğini söylüyor. Olay böyleyse çözümsüzlük bir kaderdir ve farklı olan ayrışır demekten başka bir yol yoktur. Olayı etnik kökene bağlayanlar, bilerek ya da bilmeyerek, ayrışma ateşini körüklüyor.

Bu sözlerim, pratik sonuçlar yaratmak için, gerçeğe sırt çevirmek anlamını taşımıyor. Aynı soydan gelen, aynı inançları paylaşan insanların bir arada yaşamaları şart değildir ve bunun tersi de doğrudur. Birbirine tamamen yabancı kültürel değerlere sahip insanlar güçlü bir devlet yapısı oluşturabilirler ve bu farklılıklar tartışma konusu bile olmayabilir.

Ortadoğu’da var olan bir sürü Arap devletinin halkları arasındaki farklar Türkiye’deki bölgeler arasındaki farklardan daha mı keskin? Amerikalının sosyolojik ortak noktası ne?

Bir şeyi anlamamakta ısrar ediyoruz. Her sorun gerçek içeriğiyle ifade edilmez. Çıkarlar üstün değerlerle ambalajlanır ve bu biçimiyle sunulur. Etrafa bakarsanız ülkenin yüksek menfaatlerinin dışında kişisel bir kaygıyla hareket eden bir kişi bile görmezsiniz. Gazeteleri dolduran magazin haberleri bile kişisel egoyu tatmin için değil daha ileri bir toplumun örneklerini sunmak için yazılmaktadır.

Güneydoğu’da yaşayanların Türkiye dışındaki bir oluşumda daha güvenli ve mutlu olmaları mümkün mü? Eğer böyle ise sorunun maddi ve ciddi bir temeli vardır ve çözümü zordur. Eğer bu doğru değilse Türkiye için de bir çözüm aranmaktadır ve olay, şikayetlerin ifade ediliş biçiminden kaynaklanmaktadır.

Güneydoğu üretiminden fazlasını tüketen bir bölgedir. Bu sözüm onları itham anlamı içermez, aksine böyle bir yapının oluşmasının Türkiye’yi yönetenlerin kusuru olduğunu ifade eder. Bu durum sadece sınırlarımız içinde geçerli değildir. Kuzey Irak’ın gelir düzeyini artıran temel faktör de Türkiye ile var olan ekonomik ilişkilerdir. Türkiye’den kopma bölgeyi sefalet düzeyine indirir. Bunu ya başka ülkelerden sağlanacak yardımlar ya da petrol gelirleriyle kapatmak düşünülebilir. Bölgenin yükünü kimse taşımaz, petrol seçeneği son derece risklidir. Kısa dönemde pazarlanmasının önünde ciddi engeller oluşur, orta vadede petrol zaten değersiz hale gelecektir.

Olayın uluslararası boyutu da aynı ölçüde sorunludur. ABD işgalinin genel bir kabul gördüğü söylenemez. İşgal sonrasında tüm düşmanlık işbirlikçi olarak ilan edilen Kürtlere yönelecektir. Irak’taki direnişin temel aktörü olan Saddam dönemindeki devleti yöneten kadroların yeni hedefi izole konumdaki Kürtler olacaktır. Böyle bir çatışmanın son derece acımasız olacağını söylemek kehanet sayılmaz.

Bana en aykırı gelen sözler, yurttaşlarımız olan Kürtlerle bir ayrışma ve farklılaşmaya götürenlerdir. Bölgedeki çatışmaların tahrik olup olmadığı sorgulamadan tepki göstermek, bölgedeki egemenlerin çıkarları uğruna çatışmayı sürdürmek isteyip istemediklerini sorgulamamak ciddi bir eksikliktir.

Bir hastaya sorun kaynağı olarak da bakabilir ve ona kızabilirsiniz. Evinizdeki hasta tüm düzeninizi alt üst edebilir ve size zor günler geçirtebilir. Bu yüzden işinizi ihmal edebilir parasal kayıplara uğrayabilirsiniz. Ben Güneydoğu’ya bir husumet odağı olarak değil tedavi edilmesi gereken, sorunları olan bir bölge olarak bakıyorum ve bölgede en aykırı gördüğünüz insanların yüreğinde bile nefret olmadığını düşünüyorum.