Hangisi doğru? - Emin Pazarcı
Bugün , Türkiye'de ekonomik hayat içinde devletin payı yüzde 26 civarında. Bunu, iyice azaltmak için var gücümüzle özelleştirmeye yönelmiş durumdayız. ABD'de bu pay yüzde 32 . Avrupa ülkelerinde devlet ekonomide çok daha etkin durumda. Almanya'da, ekonominin yüzde 49'u devletin elinde. Bu oran, Avustralya'da yüzde 51, Belçika ve Fransa'da yüzde 54, Hollanda'da yüzde 49, İngiltere'de yüzde 41, İspanya'da yüzde 42, İtalya'da ise yüzde 50 . Şimdi sıkı durun , İsveç'te devlet ekonominin yüzde 62' sini kontrol ediyor. Onlar "sosyalist" olmuyorlar...Biz "son sosyalist ülke" oluyoruz! Onlar, "Eyvah, yandık, bittik, mahvolduk" demiyorlar...Biz bir yandan dövünüp, diğer taraftan elde ne varsa özelleştirmeye çalışıyoruz.Kimse de kalkıp sormuyor: - Bize akıl verenler, "İlle de yapmak zorundasınız" diyenler, bunu neden yapmıyorlar? Oralarda devlet ekonomiden elini eteğini niye çekmiyor?fusidinezuur voetschimmel fusidinezuur creme fusidinezuur acnesymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort a alkohol symbicort cenasitagliptin phosphate and metformin hydrochloride read sitagliptin phosphate side effectsabilify idippedut.dk abilify
denildi.
Vakit geçirmeden elde ne varsa satmamız gerektiği söylendi.
Hatta, daha da ileri gidildi. Sürekli olarak aynı propaganda yapıldı:
- Devletin bu kadar ekonomi içinde yer aldığı ender ülkelerden biriyiz. Sosyalizm yıkıldı, dünya üzerinde tek sosyalist ülke olarak Türkiye kaldı.
IMF gibi kuruluşlar da bastırdıkça bastırdı:
- Devletin ekonomiden elini eteğini çekmesi gerekiyor. Devletin ekonomik hayattaki payını azaltmak zorundasınız.
Biz de bu yolda ilerlemeye devam ettik. Bugün de aynı politikayı sürdürmemiz isteniyor. Satıyor, savıyor, devletin ekonomiden elini çekmesi için var gücümüzle çalışıyoruz.
Peki dünya ne yapıyor? Tam tersini! Bugün , Türkiye'de ekonomik hayat içinde devletin payı yüzde 26 civarında. Bunu, iyice azaltmak için var gücümüzle özelleştirmeye yönelmiş durumdayız.
ABD'de bu pay yüzde 32 . Avrupa ülkelerinde devlet ekonomide çok daha etkin durumda.
Almanya'da, ekonominin yüzde 49'u devletin elinde. Bu oran, Avustralya'da yüzde 51, Belçika ve Fransa'da yüzde 54, Hollanda'da yüzde 49, İngiltere'de yüzde 41, İspanya'da yüzde 42, İtalya'da ise yüzde 50 . Şimdi sıkı durun , İsveç'te devlet ekonominin yüzde 62' sini kontrol ediyor. Onlar "sosyalist" olmuyorlar...
Biz "son sosyalist ülke" oluyoruz! Onlar, "Eyvah, yandık, bittik, mahvolduk"
demiyorlar...
Biz bir yandan dövünüp, diğer taraftan elde ne varsa özelleştirmeye çalışıyoruz.
Kimse de kalkıp sormuyor:
- Bize akıl verenler, "İlle de yapmak zorundasınız" diyenler, bunu neden yapmıyorlar? Oralarda devlet ekonomiden elini eteğini niye çekmiyor?
***
Peki, özelleştiriyor da ne yapıyoruz? Devletin kasasına para mı giriyor?
Özelleştirme İdaresi, bu işe 1986'da başladı. Tam 167 kamu kuruluşunu özelleştirdi . 5,6 milyar YTL gelir elde etti. İdarenin bu süre içinde 7,8 milyar YTL gideri oldu.
Hem o kadar tesis gitti. Hem de devlet bu iş için gelenden fazla para harcadı.
Demek ki, atılan taş ürkütülen kurbağaya değmedi.
Bu özelleştirmeler, beraberinde sıkıntı da getirdi. Mesela, Et Balık ve Süt Endüstrisi Kurumu gibi piyasayı düzenleyen devlet tesisleri elden çıktı. Büyük bir üretici kitlesi ciddi sıkıntıya girdi.
***
Bitmedi, dahası var... Bize bir başka bilgi daha verildi. "Bu kadarı da olmaz" denildi:
- Türkiye, dünyanın en çok memur çalıştıran ülkesidir. Kamu çalışanlarının oranını mutlaka aşağılara indirmemiz gerekir.
Yine inandık. Yine doğru söylüyorlar diye düşündük. Hatta, bu konu üzerine makaleler yazdık, televizyon programları düzenledik...
Sonra gördük ki durum çok farklı.
Başkent İktisatçılar Derneği bir rapor hazırladı. Çok ilginç rakamlar ortaya koydu. Türkiye'de, her 30 kişiye bir memur düşüyor. Amerika'da ise 13 kişiden biri memur. Gelişmiş ülkelerin hiç biri bizden az memur çalıştırmıyor . Finlandiya'da 10 kişiden, Kanada'da 12 kişiden, Almanya ve Hollanda' da 19 kişiden, İspanya ve
İtalya'da ise 25 kişiden biri memur.
Belli ki, bu konuda da yanıltılmışız!
***
Rakamlar ortada: Özelleştirmede de, kamudaki istihdamda da durum hiç de iddia edildiği gibi değil.
Demek ki, biz doğruluğu tartışılacak bazı adımlar atıyoruz. Bunları meşru kılmak için de olmayan örnekler üretip, hayali senaryolar yazıyoruz. Milletin karşısına geçip, bütün dünyanın yaptığının tersini savunuyoruz.
Ne diyelim?..
Allah sonumuzu hayır eylesin!