İstihbarat15 Ağustos 2005 00:00

CIA, Türkiye Cumhuriyetinin "güvenlik" kurumlarından sonra TBMM'ye de sızdı!

TBMM NDI ve TDV "TBMM Başkanlığı sivil toplum örgütleri ile olan işbirliğini daha da ilerletmek amacı ile geçtiğimiz Aralık ayından itibaren Türk Demokrasi Vakfı (TDV), ve merkezi Washington DC'de olan National Democratic Instutute (NDI) ile ortak bir çalışma yürütmektedir.bu çalışma çerçevesinde kurulan ve milletvekillerinin katılımıyla oluşturulan Demokrasi Komitesi sivil bir girişim olarak çalışmalarına devam etmektedir." Bu satırlar Demokrasi Komitesi Başkanı sıfatı ile AKP Çorum Milletvekili Agah Kafkas imzası ile pek çok kuruma olduğu gibi, ADD Bursa Şube Başkanı Lütfü Kırayoğlu'na da ismen gönderilir. Amaç 28 Temmuz Perşembe günü saat 14.00 de İl Genel Meclisi salonunda yapılacak toplantıya davettir. Davet mektubunun altında diğer komite üyelerinin de isimleri yazılıdır. 6 AKP'li 3 CHP'liden oluşan komitede en dikkati çeken isim ise Zeynep Damla Gürel adlı CHP'li (Pardon Derviş Partili ) İstanbul milletvekilidir.Komiteye daha sonra da yaklaşık 2 ay önce TDV Başkanlığına seçilen AKP İzmir Milletvekili Zekeriya Akçam da katılarak 10 kişi olurlar. levitra and diabetes sexual dysfunction in diabetescoupons for cialis 2016 prescription savings cards prescription drug cardscialis coupons printable link discount prescription drug cardsymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort a alkohol symbicort cenacleocin 150 mg mattnichols.co.uk cleocin 300 mgrenovation vejle site renovadiscount card prescription discount prescription coupons prescription drugs discount cards

Toplantı günü 6 komite üyesinin divanda yer alması ile başlar. Ancak her kalkan konuşmacı NDI denilen ABD Demokrat Partisi'nin yan kuruluşu olarak çalışan ve CIA üyesi olduğunu her fırsatta iftiharla söyleyen eski Kıbrıs Temsilcisi Nelson Ledsky'nin yöneticisi olduğu bu kuruluşun ilişkileri,NED ve CFR ile bağlantıları,dünyada ve Türkiye'de dağıttığı paraları açıklar. TDV sorgulanır. Bunları anlatanlar arasında Kamu-Sen, Türk-İş 8. Bölge Temsilcisi, DİSK Bölge Temsilcisi, Türk Eğitim-Sen Şube Başkanları, Türk Ocakları, Müdafaa-i Hukuk Bursa Şube Başkanı, Tabip Odası Başkanı, Cumhuriyet Kadınları Derneği Bursa Şube Başkanı gibi pek çok örgüt temsilcisi vardır.

ADD Bursa Şube Başkanı Lütfü Kırayoğlu yaptığı konuşmada NDI tüzüğünden alıntı yaparak bu güne kadar NDI kanalı ile TBMM'ye aktarılan yaklaşık 1,5 Milyon Dolarlık fonun dökümünü verir. TDV es ki başkanının "Türk Ulusu yapaydır " açıklamasını anlatır. Bunun üzerine Divan Başkanı Agah Kafkas "Haysiyeti olan bu konu hakkında suç duyurusunda bulunur " der. Bunun üzerine ADD Şube Başkanı Lütfü Kırayoğlu konu ile ilgili iddiaları belgeleyen 1 sayfalık açıklama metnini başta divandakiler olmak üzere basına, salondakilere ve özellikle toplantıyı izleyen emniyet görevlilerine dağıtır. Salon karışır.İddialar cevaplanamaz. Hamasi nutuklarla bastırılmaya çalışılır. Artık toplantının yönü değişmiş TBMM, NDI, TDV ilişkilerinin sorgulandığı hal almıştır. Bu arada salonda bulunan ve dışarıdan para aldığı bilinen örgütlerin temsilcileri toplantıyı sessizce terk etmişlerdir. Toplantının son bölümünde divanda bulunanlar teker teker söz alıp birşeyler söylemeye çalışırlar.

İlk sözü alan TDV Başkanı Zekeriya Akçam baklayı ağzından çıkarır ve Atatürk'ün de Wilson prensipleri ile ülkeyi kurtardığını ve bir Wilson'cu olduğunu söyler salon tekrar karışır. Akcan'ın bu konudaki tanığı (Bozacının şahidi şıracı ) Baskın Oran'dır. Salondakiler Akçam'ın Milletvekili dokunulmazlığına sığınarak Atatürk'e hakarete yeltendiğini söylediğinde ise dokunulmazlığının kaldırılmasına hazır olduğunu (!) belirtir. Akcan kıvırır ve sözünü kısmen düzeltir. Bütün bunlar olurken Divan'da bir de CHP Milletvekili vardır. Bu arada o ne yapar? İsterseniz onu hiç anlatmayalım da moraliniz bozulmasın. Bu toplantıların ilki Antalya'da yapılmıştır. Şimdi sırada Van, Şanlıurfa,Trabzon, Konya ve İzmir vardır. Bakalım oralarda neler olacak?


Ardından, bir sure once T.Turhan ve M.Eymen’in yayınladıkları Mont Pelerin - Küresel Sermayenin Beyni adlı kitabın 133. sayfasında yazılanları anımsadık.

    1980’lerin ürünü NED (National Endowment for Democracy - Demokrasi için Ulusal Yardım) kuruluşu neredeyse yönetiminin tamamı Bilderberg ve CFR bağlı ve bağlantılılarından oluşan bir örgüttür. Mont Pelerin’in –yukarıda gördüğümüz- Guatemala’lı Başkanı Manuel Ayau ile ABD eski Başkanı Ronald Reagan’ın himayesinde etkinlik kazanmıştır. Başkan Vin Weber ve Başkan Yardımcısı Thomas R. Donahue’nün altındaki çok geniş yönetici kadrosunda Morton Abramowitz, Francis Fukuyama, Richard C. Holbrooke, Barbara Haig, Julie Finley, Jean Bethke Elshtain, Carl Gershman, Evan Bayh, General Wesley K. Clark, Christopher Cox, Rita DiMartino, Kenneth M. Duberstein, Ester Dyson, William H. Frist, Suzanne Garment, Richard A. Gephardt, Ralph J. Gerson, Lee H. Hamilton, Emmanuel A. Kampouris, Jon Kyl, Gregory W. Meeks, Robert Miller, Michael Novak, Paul S. Sarbanes, Terence A. Todman, Howard Wolpe, Carl Gershman, Zarmina Nashir, David Lowe, Jane Riley Jacobse n, Lillian Benjamin, Daraka E. Satcher, Ryota Jonen, Rachel Boyle, Anna Pkhrikian-Kyrou, Reneé Rosser, Samlanchith Chanthavong, Christine Sadowski, Darryll Joyner, Nema Darani, Thomas Akowuah, Dave Peterson, Chris Wyrod, Lia Testa, Jennifer Johnson, Louisa Coan Greve, Brian Joseph, John Knaus, Melissa Birchard, Rodger Potocki, John Squier, Miriam Lanskoy, Spaska Gatzinska, Anne Cody, J. Rebekah Jumper, Garth Schofield, Christopher Sabatini, Sandra Zacarias, Jennifer Stevens, Laith Kubba, Abdülvahab El-Kesbi, Hisham Elkoustaf, Karen Farrell, Dalal Hasan, Atiaf Alwazir, Joseph Cooper, Pat Owens, Kae Guthrie, Robert Key, Chris French, John Maestros, Keenen Faulkner, Keith Burton, Theresa Shegog, Adel Mawla, Nancy Herzog, Nicolette Madanat, Oksana Berzonsky, Soledad Birnbaum, Frank Conatser, Jessica Lehman, Bradley Humphreys, Marc F. Plattner, Larry Diamond, Thomas W. Skladony, Maria Angelica Fleetwood, Anja Havedal, Kimberly Anderson, Sally Blair, Satoko Okamoto, Phil Costopoulos, Tim Myers ile Ortadoğu ve Kuzey Afrika Programlar Sorumlusu Filiz Esen vardır.

    Kuruluşun son dönemde Türkiye’ye akıttığı paralar şöylece sıralanmaktadır : Amerikan Dışişleri Bakanlığı’na bağlı -Venezuela’da Chavez’i devirmek için sendikalı işçileri rüşvetlerle satın alan- ACILS (American Center for International Labor Solidarity - Amerikan Uluslararası İşçi Dayanışması Merkezi) aracılığıyla AFL-CIO bağlantılı Türk sendikalarına 64.004 ABD Doları; Kadın Adayları Destekleme ve Eğitme Derneği KA-DER projelerini destek için 25.000 ABD Doları; Sabancı Üniversitesi’nin kurduğu Kurumsal Yönetim Derneği (Corporate Governance Forum of Turkey – CGFT) için 82,233 ABD Doları; Toplum Sorunlarını Araştırma Merkezi TOSAM’a 30.000 ABD Doları; Anadolu Folklor ve Kültür Vakfı’na 33.000 ABD Doları; Kurucu üyeleri Adalet Ağaoğlu, Ahmet Fadıl Kocagöz, Ahmet İnsel, Ali Bulaç, Ayşe Buğra, Ayşe Silivri, Bülent Tanık, Bülent Tanör, Ceyda Can, Emil Galip Sandalcı, Ercan Karakaş, Esra Koç, Fikret Toksöz, Halil Berktay, Haluk Şahin, İlhan Tekeli, İştar Bedriye Gözaydın, Mahmut Ortakaya, Mehmet Ali Aslan, Mehmet Ali Birand, Mete Tunçay, Murat Belge, Murat Çelikkan, Murat Gültekingil, Murat Karayalçın, Murtaza Çelikel, Orhan Pamuk, Osman Kavala, Selim Ölçer, Sinan Gökçen, Süleyman Çelebi, Şerafettin Elçi, Şirin Tekeli, Şule Kut, Taciser Ulaş, Tarık Ziya Ekinci, Turgut Tahranlı, Ümit Fırat ve Ümit Kıvanç olan Helsinki Yurttaşlar Derneği’ne 35.000 ABD Doları; Cumhuriyetçi Parti'yle bağlantılı olan Uluslararası Cumhuriyetçi Enstitüsü (International Republican Institute - IRI) aracılığı ile “gençlere özel bilişim portalı” diye lanse edilen Genç-Net’e ve Ka-Der’e iki ayrı dilim halinde 100.000 ve 230.000 ABD Doları; NDI (National Democratic Institute for International Affairs - Uluslararası İşler için Ulusal Demokrasi Enstitüsü) üzerinden “TBMM Parlamenter Komitelerine Şeffaflık ve Siyasal Reformlar için teknik destek olmak üzere” 300.000 ABD Doları.


Bu durumda NDI, NED, TDV, TBMM ve ötesinin dosyasını açmaya karar verdik.

 

 

 

------------------------

 

NDI, CIA, TDV, TBMM arasında tehlikeli ilişkiler - 2

CHP Grup Başkanvekili Haluk Koç, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, Türkiye Milletvekilleri ve Seçilmişleri İzleme Komitesi'nin (TÜMİKOM), National Democratic Institute (NDI) gibi "Sorosvari" kuruluşlarca desteklendiğini söyledi.

Milliyet Gaztesi’nin haberine göre, bu tür komitelerin belli finans kaynaklarıyla desteklendiğini, benzer faaliyetlerin KKTC'de halkın belli bir noktaya getirilmesi sürecinde de yaşandığını kaydeden Koç, "Komitenin destekçilerinin isimlerinin" sorulması üzerine, şöyle konuştu:

"Türkiye'den iyi niyetli bazı meslek odaları var. Fakat esas finansı sağlayan büyük boyutlu, NDI gibi birtakım ABD kaynaklı Sorosvari şirketler. Şirketler demeyeyim de sivil toplum kuruluşları. Akılları sıra, Türk demokrasisini, TBMM'nin, Türk kadınının önünü tıkamaya, çalışanı kötü göstermeye çabalayan bir yapı. Ve bunu kamuoyuna pervasızca açıklama hakkını kendinde bulan bir yapı."

Koç, NDI'ın CIA bağlantısına ilişkin soru üzerine, "Bilemiyorum, onu siz araştırın" dedi.

"TBMM Başkanlığı'nın, NDI ve Türk Demokrasi Vakfı'yla, TBMM Demokrasi Komitesi adı altında bir çalışma başlatması, CHP milletvekillerinin de bu çalışmada yer almasını nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusuna Koç, "CHP milletvekilleri yok" yanıtını verdi. CHP'lilerin ABD'ye giden heyette yer aldığı anımsatılınca Koç, "Geziye katılmış olabilirler. Grubun izni olmadan katıldılar" diye konuştu.

Biz önce Türkiye Milletvekillerini ve Seçilmişleri İzleme Komiteleri (TÜMİKOM) üzerinde duralım, sonra Koç’un "Grubun izni olmadan katıldılar" açıklamasının CHP’nin bu konudaki tutumunu aklamadığı üzerinde.



11 Haziran 2003 günlü Zaman gazetesinde “Vekilleri İzleme Komitesi: CIA’den de para alırız MOSSAD’dan da“ başlıklı ve Ercan Gün imzalı çıkan haberde şöyle yazıyordu :

Milletvekillerini İzleme Komitesi, Amerikan Ulusal Demokrasi Enstitüsü’nden para yardımı aldığını doğruladı. “Dış bağlan tılı örgütlerden finansman sağlamanın yanlış olmadığını” savunan Komite Sözcüsü Mustafa Durna, "sponsorlarının KGB veya MOSSAD bağlantılı olmasının kendilerini rahatsız etmeyeceğini" vurguladı.

Parlamenterlerin faaliyetlerini denetlemek üzere kurulan Türkiye Milletvekillerini İzleme Komitesi’nin, Amerikan Merkezi Haberalma Teşkilatı’yla (CIA) ilişkisi olduğu ileri sürülen Ulusal Demokrasi Enstitüsü’nden parasal destek aldığı ortaya çıktı. Komitenin dönem sözcülüğünü yapan Mustafa Durna, dış kaynaklı örgütlerden maddi yardım almanın yanlış olmadığını savundu. Durna, “İster CIA bağlantılı, ister KGB veya MOSSAD bağlantılı olsun, sponsorun kim olduğu bizi ilgilendirmiyor, amacımızın dışında bir şey yaptırmadıkları sürece.” dedi.

1996’da ilk defa Muğla’da kurulan Milletvekillerini İzleme Komitesi, daha sonra 44 ile yayıldı. Sivil toplum örgütü kimliğini taşıyan komiteler, önceki günlerde İstanbul’da bir araya gelmek istedi. Şile Kaymakamlığı’na yapılan başvuru ‘komite lerin tüzel kişilik sıfatı taşımadığı’ gerekçesiyle reddedildi.

Ancak, Türkiye Milletvekillerini İzleme Komitesi (TÜMİKOM) izin alamamasına rağmen 6. zirvesini İstanbul’da gerçekleştirdi. Komitenin finans kaynakları konusundaki tartışmalar İstanbul’daki toplantının ardından yeniden gündeme geldi. TÜMİKOM’un, Amerikan Ulusal Demokrasi Enstitüsü’nden (NDI) yardım aldığı ileri sürüldü. Amerikan Merkezi Haberalma Teşkilatı’nın (CIA) sınır ötesi operasyonlarının dünya kamuoyundan tepki alması sebebiyle 20 yıl önce kurulan NDI'nin, CIA fonlarını kullandığı savunuluyor.

Zaman’ın sorularını cevaplayan TÜMİKOM dönem sözcüsü Mustafa Durna, NDI’den yardım aldıklarını doğruladı. Kendi imkanları ile toplantıyı finanse edemedikleri için NDI’den destek aldıklarını anlatan Durna, şöyle konuştu: “Projeyi kendilerine sunduk. Olumlu karşıladılar. Gerekli yardımı yaptılar. Bu yardım içinde toplantıda kullanılan kırtasiye malzemesi ve otel giderleri var. Bizim projemiz ortada. Biz onla ra ne sunduysak kabul edildi. İster CIA bağlantılı ister KGB veya MOSSAD bağlantılı olsun kimin sponsor olduğu bizi ilgilendirmiyor. Amacımızın dışında bir şey yaptırmadıktan sonra bunu bir sorun olarak görmüyorum.”

31 Mayıs–1 Haziran tarihlerinde Şile’de yaptıkları toplantıda, bilgi ve organizasyon eksikliklerini gidererek merkezi bir hareket haline geldiklerini belirten Durna, “amaç ve fikir birliğine ulaştıklarını” söyledi. Demokrasinin “gözbebeği” Meclis’i izledikleri için yaptıkları işin “çok hassas” olduğunu ifade eden Durna, objektif davrandıklarını ve belgelerle çalıştıklarını dile getirdi.

NDI, 20 yıldır faaliyette

NDI 1983’te kuruldu. Amerikan Başkanı Ronald Reagan döneminde, CIA’in başka ülkelerin içişlerine karışmasının önüne geçilmesi için “Ulusal Demokrasi Fonu Yasası’’ Kongre’den geçirildi. Bu fonda biriken paranın dört enstitü tarafından kullanılması kararlaştırıldı. Bunlardan biri de Demokrat Parti’yle bağlantısı olan Ulusal Demokrasi Ensti tüsü (NDI). Azerbaycan ve Özbekistan başta olmak üzere Avrasya ülkelerinde faaliyet gösteren NDI, Türkiye’deki ilk bürosunu 1998’de İstanbul’da açtı. Siyasi süreci yakından izlemek isteyen büro 1999’da Ankara’ya taşındı. NDI çalışma amaçlarını şöyle özetliyor: “Dünya çapında, demokrat nitelikli siyasi partilerin yeni dünyaya ayak uydurmalarını sağlamak. Yeni ortaya çıkan dünyadaki bu demokrasilerde sivil toplum çalışmalarına yardımcı olmak.”

Ertesi gün ise, Bianet’de Burçin Belge imzalı haberde TÜMİKOM Dönem Sözcüsü Durna, kendilerini savunuyor, komitenin “Eğitim ve 6. Zirve Projesi"nin sponsorluğunu üstlenen NDI'ın, Türkiye'de devlet izniyle, yasal zeminde etkinlik gösteren bir sivil toplum kuruluşu olduğunu vurgulayıp "Sivil toplum kuruluşlarına yönelik, polisiye kaygılar taşıyan bu önyargılı yaklaşımı kınıyoruz" diyordu. Ardından da "Biz bir sivil toplum kuruluşuyuz. Projelerimiz doğrultusunda ulusal ve uluslararası sivil toplum kuruluşlarıy la bağlantı kurmamız doğal. Hesap veremeyeceğimiz hiçbir şey, yanıtlayamayacağımız hiçbir soru yok" diye konuşuyordu ve "TÜMİKOM'un 31 Mayıs-1 Haziran 2003'te ilk defa ulusal düzeyde merkezi bir organizasyona ulaştığı 6. Zirvesi'ni yaptığını" belirterek NDI'a da bu etkinlikle ilgili bir proje sunduklarını ve ana sponsorluk aldıklarını söylüyordu.

Oysa çoktandır biliniyor ki NDI, NED (National Endowment for Democracy - Demokrasi için Ulusal Yardım) kuruluşunun payandasıdır. NED hakkında bakın Umur Talu 2004 Şubat ayında Sabah’ta üstüüste neler yazıyor :

ABD Başkanı Bush "Büyük Ortadoğu İnisiyatifi"ni sofraya koyarken (ve bizimkileri de heyecanlandırırken), geçen ay "Ulusa Sesleniş"te, demokrasi, özgürlük, piyasa cilalarının yanında bir kurumu ön plana koydu ve "Bütçesini iki katına çıkaracağız" dedi. İki katına çıkacak ve böylece, özellikle "Büyük Ortadoğu"da demokratikleşmeye katkı, "demokrasi odakları"na fon açısından daha büyük imkanlara kavuşacaktı. Nitekim, kuruluşundan beri başında bulunan Carl Gershman da, "Ortadoğu'da çok değişiklik oluyor. Biz, doğru insanları nasıl destekleyeceğimizi biliriz" dedi. Bu kurumun adı "National Endowment for Democracy (NED)." 1983'te Reagan döneminde, Kongre kararıyla, "yönetim dışı, tarafsız" bir sivil örgüt olarak kuruldu ve amacı, "Dünyanın her yerinde demokrasinin geliştirilmesine, demokratik kurumların güçlendirilmesine hizmet" diye ifade edildi. Ancak daha o zamandan anlaşıldı ki, NED, "CIA'nın örtülü faaliyetlerinin açığa çıkması, ABD'de rahatsızlık yaratması üzerine, bir açık faaliyet örgütü olarak tasarlanmıştı." Görünüşte bir sivil toplum örgütüydü, Kongre'ye hesap vermiyordu ama kaynaklarını federal yönetim sağlıyordu. Yani, devletin bir uzantısıydı; "derin devlet" demesek de! Diyebiliriz de! Zaten, NED'in kuruluşunu hazırlayanlardan Allen Weinstein da, "Bugün bizim yaptıklarımızın çoğu, bir zamanlar CIA tarafından örtülü biçimde yapılmıştı" diyordu.

NED , şimdi 40 milyon dolardan 80 milyon dolara çıkacak bütçesinin yarısını dört kuruluşa dağıtıyor. Tarafsız ya, biri Cumhuriyetçi Parti'nin uzantısı "Uluslararası Cumhuriyetçi Enstitü (IRI)", diğeri Demokratlar'a yakın "Uluslararası Meseleler için Milli Demokratik Enstitü", ayrıca sendikal konfederasyon AFL-CIO'nun uzantısı "Amerikan Uluslararası İşçi Dayanışması Merkezi" ve Ticaret Odası'nın uzantısı "Uluslararası Özel Girişim Merkezi." Onlar da dünyanın çeşitli yörelerine. Geri kalan para ise, birtakım bursların yanı sıra, çeşitli ülkelerde, "demokrasi için", sivil toplum örgütlerine, sendikalara, öğrenci örgütlerine, muhalif gruplara, kitap yayıncılarına, gazetelere, diğer medyaya ve sonradan doğrudan destek yasaklandığı için, dolaylı yollardan partilere. Bu destekler ortalama 50 bin dolar civarında olup 200-300 bin dolara da çıkıyor. Devletten aldığının yanı sıra, "Journal of Democracy" adlı etkin yayına desteği ise, Olin, Scaife, Heritage, Bradley gibi, ABD sermayesinin en tutucu , en bağnaz, en azgın vakıflarında buluyor. Para elbette boşuna verilmiyor.

NED, "demokrasi için" dünyanın çeşitli yerlerine epeyce kaynak aktardı. Bunların içinde, Sırbistan gibi, münasip örneklerin bulunduğu da söylenebilir. Ancak, "nasıl demokrasi, hangi demokratlar" sorusu bazı Başkanlık bildirilerinde şöyleydi: "ABD ulusal çıkarlarının savunulması, stratejik önemi haiz bölgelerde ABD'ye dost demokrasilerin geliştirilmesi, ABD değerlerini paylaşan, ABD dostu olanların desteklenmesi." O yüzden bu "demokrat" sadece "kaş yapmadı", bir yandan "göz çıkardı." Fransa'da seçimle gelmiş sosyalist iktidara karşı, aşırı sağcı, yabancı düşmanı, hatta terör bağlantılı bir örgütün desteklenmesi gibi. Panama ve Haiti'de darbecilerin beslenmesi gibi. Latin Amerika'nın en istikrarlı demokrasisi Kosta Rika'da Nobel ödüllü başkan Oscar Arias'a karşı muhalefetin beslenmesi gibi. Ambargolu İran'a gizlice satılan silahlardan gelen parayla Nikaragua yönetimine karşı kontrgerilla beslenmesin e bulaşmışlık gibi. Yine Nikaragua'da seçilmiş yönetime karşı muhalefet inşası gibi. NED en son Venezuela'da fenersiz yakalandı. Meşru seçimle gelen ama Bush yönetiminin hoşlanmadığı Başkan Chavez'e karşı iki günlüğüne başarılı olan darbecileri NED'in de teşvik ve finanse ettiği belgelendi.

NED'in iki başı bir fikir verebilir: 20 yıldır başkanlığını yürüten Carl Gersham, sosyalist kökenli lakin sonradan ünlü Demokrat şahinlerden Senatör Jackson'ın çevresine giren ve orada bugünün neo-muhafazakar şahinleri Richard Perle, Paul Wolfowitz, Eliot Abrams gibileriyle "yoldaşlık" yapan bir zat. 2001'de yönetim kurulunun başına getirilen Vin Weber ise, ABD sağının şahin merkezlerinden "Empower America"nın kurucusu, "Amerikan muhafazakar düşüncesinin gelişiminde hayati rol sahibi" bir eski parlamenter ve lobici. Bunları, onlarla iş ve işbirliği yapanların biraz hatırlaması için de yazıyorum. Çünkü...

NED, doğrudan ya da dolaylı, Türkiye'de "iyi işler" yapmak isteyenlere, yapabilenlere ve başkalarına da kaynak aktardı ve aktarıyor. Bulabildiğim kadarıyla, 1991-2001 arasında NED'in Türkiye'de, sivil toplum örgütleri, eğitim çalışmaları, parlamenterler için kullandığı para 5 milyon dolar kadar. Bush'un planıyla artarak sürmesi muhtemel. Derdim, çoğunun yaptığı olumlu işlere de tanık olduklarımı teşhir etmek, suçlamak, zan ve şaibe altında bırakmak değil. Ancak, artık "ahlaki-demokratik" bir muhasebe yapıp herhalde kamuoyuyla da paylaşmaları gerekiyor. Amaçlar kadar araçların, kimlerle hangi ahlaki-demokratik ortamda ortaklık yapıldığının önemi yok mu? Nisan 2002'de Venezuela darbesi olduğunda, NED'in ortağı IRI'nin Başkanı George Folsom, "Halk demokrasiyi savunmak için ayaklandı" diye alkışlamıştı. Bir ay sonra İstanbul'da gençlere "demokrasi dersi" veriyordu. Bence, bu nevi paralarla, Bush'un kesesinden "demokratlık" biraz ayıp! En iyi amaçlar peşindeyken bile, bu ayıbın utancının hissedilmesi gerekiyor. O kaynaklarla siyasi oluşum peşinde ola nlar da dahil! Bakalım o iç muhasebeyi kimler yapacak?

…………..

Geçen hafta, NDI'yi besleyen "National Endowment for Democracy (NED)"in tartışmalı ve açık-gizli kimliğine dair iki yazı vardı burada. ABD Başkanı Bush'un, "Büyük Ortadoğu İnisiyatifi"nde koçbaşı yaptığı, görünüşte bağımsız ama kaynakları devlet bütçesinden gelen... Kimine göre, dünyanın her yanında demokrasiyi, demokratları destekleyen (kanıtları var!)... Kimine göre, dünyanın bazı yerlerinde demokrasiyi sabote, demokratları manipüle eden, sadece "ABD dostu demokratlığı" pompalayan kuruluş (kanıtları var!)

. Her neyse.

Yazıların sonu, NED ve "Cumhuriyetçi... Demokrat" uzantıları olan "IRI, NDI" ile biri sendikalara, diğeri iş dünyasına yönelen iki örgütün Türkiye'ye de epey para aktardığını...

Kimi sivil toplum örgütüyle işbirliği yaptığını, parlamenterlere dönük çalışmalar yürüttüğünü belirtiyor...

Çünkü, NED ve uzantılarının, iki yıl önceki Venezuela darbesini örgütleyenle re verdikleri destekle ilgili yeni belgeler çıkıyor.

Anlaşıldı ki, demokratik biçimde seçilmiş başkanı 48 saatliğine devirip direkten dönen darbe ile ekonomiye sabotajın arkasındaki kimi gruplar, ABD'nin bu "demokrasi havarisi" odaklarınca desteklenmiş, finanse edilmiş, cesaretlendirilmişti.

Anlaşılıyor ki, darbenin başarısızlığına rağmen, destek hala sürüyor.

Çünkü, o başkan, dünyanın en büyük petrol üreticilerinden olduğu halde yoksulluktan kıvranan ülkesinde...

Toprak reformu, petrol şirketlerinin arsızlığıyla mücadele, yoksullara destek, ABD'nin hoşlanmadığı ülkelerle ilişki gibi, ABD yönetimine ve çıkarlarına ters uygulamalar içinde.

Bu örneğin tercümesi şöyle:

Yani, bizim siyasiler ile kimi sivil toplum örgütlerinin "demokrasi" adına işbirliği yaptıkları bu havariler epey seçici:

Yani, mesele her zaman her biçimde demokrasi, meşru seçimler ve demokratlar olmuyor...

Esas mesele, ABD'nin siyasi, ideolojik, ekon omik, küresel notalarına aykırı beste yapıp yapmamak olarak tecelli edebiliyor.

Venezuela demokrasisinde, problemin demokrasi değil, demokratik yöntemle seçilmiş başkanın politikaları olması gibi.

İstanbul kongresini organize eden NED beslemesi "Demokrat" NDI mesela, "Anadolu Stratejik Araştırmalar Merkezi, TÜSİAD, Türk Demokrasi Vakfı, Türk Parlamenterler Birliği, TESEV, TÜSES, ARI, Ka-Der" ile işbirliği yaptığını belirtiyor.

Büyük Ortadoğu'da "demokrat", Latin Amerika'da "darbeci" yamukluğun bir izahı olmalı!

 

-----------------------------------------------------------

 

 

NDI, CIA, TDV, TBMM arasında tehlikeli ilişkiler - 3

Yönetiminde Madeleine K. Albright, Rachelle Horowitz, Kenneth F. Melley, Eugene Eidenberg ve Kenneth D. Wollack gibi kimlikliklerin bulunduğu ve Avrasya direktörlüğünü de eski CIA ajanı Nelson Ledsky'nin yaptığı NDI için şimdilik bu kadarını vurgulamakla yetinelim.

Yalnız bu arada bir parantez açıp T.C. Washington Büyükelçiliğinde Basın Ataşesiiken istifa edip Amerika’nın Sesi radyosuna geçen Ertuğrul Köprülü'nün ve Talabani’nin yakın dostu, iş ortağı İlnur Çevik’in gazetesi Turkish Daily News’in Washington muhabiri Tuna Köprülü'nün oğulları Kemal Köprülü'nün yönetimindeki Arı Hareketi'ni de iyi tanımak gerektiğini vurgulayalım. Çünkü bu odaklardan en çok nemalananlardan biri de bu hareket. 29 Haziran 2000'de Cumhurbaşkanı Sezer'in Konrad Adenauer Vakfı ve Türk Demokrasi Vakfı ile ortak toplantı düzenleyen ve "saygıyla selamladığı", MHP Başkanı Bahçeli'nin toplantılarında konuştuğu "hareket", Arı Hareketi. K. İnan ç Işıklar, 24 Aralık 2003'de şöyle yazmış "hareket" hakkında : "26 Mart 2000 tarihinde Arı Hareketi binasında gerçekleştirilen bir toplantı ile Demokratik Çerkes Platformu kurulur. Arı Hareketi sadece ev sahibi değil, aynı zamanda da AB ve ABD’nin etnik ayrımcılık girişimlerinin Türkiye’deki Çerkes ayağının örgütleyicilerindendir. ABD politikalarının Türkiye sivil toplum güdümleme merkezi Arı Hareketi, DSP-MHP-ANAP koalisyonunun sivil darbe ile devrilmesinde de önemli rol oynamış, sivil darbeden çok önce İsmail Cem, Kemal Derviş ve Mehmet Ali Bayar’ı bir araya getirerek ABD planını örgütlemiştir. Aynı Arı Hareketi, Demokratik Çerkes Platformu’nun kuruluşuna ve dış finans kaynaklarının yaratılmasına aracılık edecektir. DÇP vakit geçirmeden 15 gün içerisinde ilk etkinliğini düzenler. Konuşmacılar 2. cumhuriyetçi yazar Etyen Mahçupyan, Arı Hareketi Uluslararası İlişkiler Temsilcisi Sina Ülgen, etnik kimlikler konusunda uzman araştırmacı-yazar Cemal Şener ve Avrupa Gençlik Parlamentosu üyesi Cem Ayhan Azak. Toplantının konusu ise “Avrupa Birliği, Demokratikleşme ve Çerkesler”(!) Çerkes Platformu sözcüsü Sezai Babakuş bakın Avrupa Birliği’nin bağımlı ülkelerde etnik parçalanma ufku doğrultusunda yürüyeceklerini şu sözlerle ifade ediyor: “Bugün Türkiye büyük ve köklü bir değişimin içindedir. Resmi ideoloji de bu değişimin gereği yeniden konumlanmaktadır. Çağdaşlaşma-demokratikleşme ana temelinde yükselen bu değişim, şovenist ve kökten dinci fanatik odaklar dışında, devletin ve toplumun geniş kesimlerince desteklenmektedir. Demokratikleşme yolunda atılan adımlar ve özellikle TBMM'nin (MHP dışındaki partilerin oylarıyla) kabul ettiği Avrupa Birliği uyum yasaları, Türkiye'deki etnik kimliklerin ve kültürlerin kendilerini daha özgür ifade etmelerine imkan sağlayacaktır. Bu yasaları tamamlayacak iç hukuk düzenlemeleri yapılmakta ve yönetmelikler hazırlanmaktadır.”

Ferruh Sezgin ise, 26 Ocak 2005'de şunları not etmiş : "Türkiye'de ki Arı Hareketi''nin yöneticileri 6-9 Şubat 1998'de Budapeşte'de, OSI'nin (Soros'un Vakfı) Macaristan temsilcisi Central European University yetkilileriyle görüştü. Arı'lılara eşlik eden Soros'un adamlarından Anthony Richter Türkiye'ye gelerek bazı STÖ'lerle ilişkiye geçti. Arı Derneği ise yeni ilişkileri geliştirmeye başladı… Arı temsilcileri 16-18 Nisan'da İsrail'de Begin-Sedat Stratejik Araştırmalar Merkezi'nde Türkiye-İsrail ilişkileri ve dış politikaları, Orta Doğu barış süreci, bölgesel güvenlik, bölge ülkeleri arasındaki ilişkiler konularında toplantılar yaptılar. Ayrıca, Israel Democracy Institute, Peres Barış Merkezi, Tel Aviv Üniversitesi Moshe Dayan Orta Doğu ve Afrika Araştırma Merkezi ile de görüştüler. Türkiye'ye, bu ilişkilerin sonuçları hakkında bilgi aktarılmadı."


Şimdi dönelim CHP Grup Başkanvekili Haluk Koç'un açıklamasına.

Koç, CHP'lilerin ABD'ye giden heyette yer aldığı anımsatılınca "Geziye katılmış olabilirler. Grubun izni olmada n katıldılar" diye konuşmuştu. Bizce bu yanıt, CHP’nin bu konudaki tutumunu hiç de aklamıyor. CHP’den bu tür faaliyetlere en sık katılan Milletvekili Zeynep Damla Gürel. Onun kimliği de apaçık ortada nice zamandır.

1964 doğumlu Gürel, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi İngilizce Öğretmenliği Bölümü mezunu. Cantaş İç ve Dış Ticaret Soğutma Sistemleri Sanayi A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi ve NATO Parlamenter Asamblesi Türk Grubu Üyesi. Onu 17 Nisan 2004 tarihinde Işık Kansu bize şöyle yazıyordu :

Kemal Derviş, CHP MYK den yakın arkadaş grubundan Zeynep Damla Gürel ile birlikte ayrıldı. Gürel, zaten Derwish in kontenjanından CHP milletvekili seçilmiş, sonra yine aynı yöntemle MYK ye taşınmıştı. Gürel, MYK den ayrılmasını şu sözcüklerle açıklamış: Önyargı, sevgi eksikliği var. Verimliliği MYK içinde hissetmediğim için ayrılıyorum.

Zeynep Damla Gürel i CHP milletvekili olmadan önce ARI HAREKETİNİN Gençlik çalışmalarından sorumlu(!) yönetim ku rulu üyesi ve Genç Arı direktörü olarak katılımcı gençlik modelinin tüm Türkiye ye yayılması için çaba(!) harcayan kişi olarak tanıyoruz.

Gürel, aynı zmanada bu hareketin kurduğu TOPLUMSAL KATILIM VE GELİŞİM VAKFI nın ilk yönetim kurulu üyelerinden. Vakfın kurucusu ABD de eğitim görmüş bankacılık alanında uzman bir isim olan Kemal Köprülü;Kemal Derwish ile Dünya Bankasında danışmanlık yapan ve Türk Amerikan Derneğinin de başkanı olan Murat Köprülü nün kardeşi.

Zeynep Damla Gürel in yöneticiliğini yaptığı Toplumsal Katılım ve Gelişim Vakfı neler yapıyor, bir de ona bakalım:

Vakıf, Avrupa Birliği nin desteği ile Avrupa Ajandası Projesini yürütüyor. Proje, lise gençliğine Avrupa Birliğine ilişkin bilgi verme amacını taşıyor. Yine Avrupa Komisyonu Türkiye Temsilciliği nin desteğiyle yürütülen diğer tasarım da HERKES İÇİN İNSAN HAKLARI PROJESİ. Bunun da amacı , ülke gençliğinde insan hakları konusunda yeni bir anlayış (!)yaratmak.

Danimarka Büyükelçiliğ i ile de GENÇLERİN AB EĞİTİMİ projesini yürüten vakfın gençlerimize dönük hizmetleri (!)bununla bitmiyor. Arı Hareketi, AJC(Amerikan Yahudi Komitesi) ile 2003 yılından bu yana akademi, iş dünyası, siyaset ve sivil toplum alanlarında 10 genç profesyoneli kapsayan karşılıklı ziyaretler gerçekleştiriyor. Arı Hareketi ayrıca , 1998 den bu yana ABD nin genç siyasetçi adaylarını siyasi yaşama hazırlama amacıyla uluslar arası çalışmalar yapan ve değişim programları düzenleyen kuruluşu ACYPL(Amerikan Genç Siyasi Liderler Konseyi) ile değişim programı yürütüyor. Bu programa katılmanın ölçütleri arasında seçilmiş veya atanmış olarak siyasi bir pozisyonda bulunmak, siyasetin geniş ideolojik ve coğrafi dağılımından birini temsil etmek gibi koşullar da yer alıyor.

Kısacası, Arı Hareketinin uluslar arası ilişkiler alanındaki en önemli işlevlerinden(!) biri, kendi ifadeleri ile toplum liderleri(!) yetiştirmek.

Sanırız, Zeynep Damla Gürel in, Derwish ile birlikte CHP MYK den sevgi eksikliğini ileri sürüp ayrılmasını da bu toplum lideri yetiştirme hedefi açısından değerlendirmek gerekiyor.

Gürel, 9 Mart 2005 tarihli Yeni Şafak gazetesinin “Türban” dizinse konuşurken şunları söylüyor :

Ben iki senedir partideyim ama CHP'nin türban konusuna nasıl baktığını anlayabilmiş değilim. Daha ziyade kendimizi tartışan bir partiyiz maalesef. Genel bir kanı ve genel bir reaksiyon var arkadaşlar arasında. Türban sorunu siyasi değil sosyolojik bir olaydır ve enteresan biçimde siyasi partiler yansıttıkları tabanın sorunlarını çözemezler genelde…Üzülüyorum, kimsenin mağdur olmasını değil sorunun çözülmesini istiyorum. Çözüm üretmekten korkmayalım, birbirimizi kabul edelim ve kendimize güvenelim.

Gürel’in adına yanında “Amerika” olan her yerde rastlamak mümkün. 11 Şubat 2005 tarihinde Anadolu Ajansı’nın geçtiği haberde de : ”ABD kongre üyeleri ve Türk milletvekilleri arasında yakın ilişkiler geliştirme, Türkiye'nin ABD kongresinde daha etkin tanıtımı için oluşturulan ''Türkiye üzerine Kongre Çalışma Grubu'', TBMM heyetinin de katılımıyla ABD kongresinde düzenlenen bir resepsiyonla resmen çalışmalarına başladı.

Bu faaliyet çerçevesinde düzenlenen resepsiyona TBMM'den, Türkiye-ABD Dostluk Grubu Başkanı, AKP İstanbul Milletvekili Egemen Bağış ile yönetim kurulu üyeleri AKP Mardin Milletvekili Beşir Hamidi ve CHP İstanbul Milletvekili Zeynep Damla Gürel de katıldı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Amerikan kongresinde düzenlenen törene gönderdiği kutlama mesajında, ''Ülkelerimiz arasında işbirliğinin, önümüzdeki dönemde ortak hedef ve çıkarlarımız çerçevesinde gelişip derinleşeceğine olan inancım tamdır'' dedi.

ABD kongresi bünyesinde Türkiye'ye ilişkin bir çalışma grubunun kurulması dolayısıyla tebriklerini sunan Başbakan Erdoğan, çalışma grubunun, iki ülke parlamentoları arasında temel bir değişim programı olacağına ve ABD kongresi ile TBMM arasında iletişim, diyalog ve anlayışın artmasına ka tkı sağlayacağına inandığını belirtti.

Erdoğan, ''Bu vesileyle, çalışma grubunun hayata geçirilmesine yönelik girişimi başlatan ABD Kongresi Eski Mensupları Derneği üyeleriyle Türkiye-ABD Dostluk Grubu başkanları Ed Whitfield, Robert Wexler ve Kay Granger'a teşekkür etmek istiyorum'' dedi.

ABD kongresi ve Türk Dostluk Grubu'nun devamlı ve aktif çabalarını takdir ettiğini belirten Erdoğan, ''Ortak değerlerimiz, halklarımızın yakınlığı ve hükümetlerimizin idealleri ışığında birlikte çalışabileceğimize inanıyorum'' dedi.

Amerikalılarla bu temas yetersiz olmuş ki, Gürel bu kez de yine Anadolu Ajansı’nın 15 Mart 2005 tarihli bülteninde yer aldı. Bu kez Wolfowitz ve NDI bağlantısıyla : TBMM Demokrasi Komisyonu Başkanı AK Parti Çorum Milletvekili Agah Kafkas'ın başkanlığında sekiz kişilik bir TBMM heyeti, Amerikan yerel ve federal kongresinin işleyişine ilişkin Washington ve Maryland'da incelemelerde bulunurken, Amerikalı yetkililerle de biraraya geldi.

Heyette, Kafkas'ın yanı sıra AK Parti'den Kocaeli Milletvekili Nevzat Doğan, Bursa Milletvekili Faruk Çelik, Konya Milletvekili Orhan Erdem ve İstanbul Milletvekili Nimet Çubukçu bulunuyor. CHP'dense İstanbul Milletvekili Zeynep Damla Gürel, Kars Milletvekili Selami Yiğit ve Ankara Milletvekili Muzaffer Kurtulmuşoğlu yer alıyor.

TBMM heyetinin temaslarıyla ilgili Washington'da bilgi veren Kafkas, bu projenin, TBMM'nin yanı sıra Ulusal Demokratik Enstitü (NDI) ve Türk Demokrasi Vakfı'nın girişimiyle yapıldığını kaydetti. Kafkas, benzer bir çalışmayı, ABD'den sonra Avrupa başkentlerinde de yapacaklarını ve milletvekili seçimi, TBMM-kamuoyu ilişkileri, milletvekili ve meclis personeli ilişkileri, komisyonların çalışması gibi konuları inceleyeceklerini belirtti.

Agah Kafkas, gelişmiş ülkelerin parlamentolarında başkanlık divanı üyelerini Ankara'ya davet ederek bir toplantı düzenlemek istediklerinin de altını çizdi.

TBMM Demokrasi Komisyonu'nun 16 Aralık 2004'ten bu yana faaliyette olduğunu belirten Kafkas, Türkiye'de eski parlamenterler, akademisyenler, gazeteciler ve sivil toplum kuruluşlarından katılımcılarla dört ayrı çalışma grubu oluşturacaklarını, ayrıca altı ilde bir yıllık bir çalışma yapacaklarını anlattı. Çalışma sonuçları ise üç ayda bir yayınlanan raporla açıklanacak.

Agah Kafkas, Washington'da kongre üyeleri, uzmanlarla biraraya geldiklerini, çalışma komitelerinin işleyişine gözlemci olarak katıldıklarını kaydetti. TBMM heyeti ayrıca, ABD Savunma Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitz ve ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Avrupa ve Avrasya'dan sorumlu Dışişleri Bakan yardımcılığı yetkilisi Laura Kennedy ile görüşmede bulundu.

Wolfowitz ile yapılan görüşme sırasında, ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld de odaya girerek, milletvekilleriyle tanıştı. Heyet ayrıca, ABD Başkan yardımcısı Dick Cheney'nin ofisinden, ulusal güvenlik ilişkileri yetkilisi Victoria Nuland ve Ulusal Güvenlik Konseyi yetkilisi Matt Bryza il e görüştü.

TBMM heyeti, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın üç numaralı konumundan yeni emekli olan ve ABD'nin eski Ankara Büyükelçisi Marc Grossman ve yine ABD'nin eski Ankara Büyükelçilerinden Mark Parris ile de biraraya geldi. Heyet, ABD kongresindeki Türk dostluk grubu üyesi milletvekilleriyle de temasta bulundu.

TBMM heyeti, düşünce kuruluşu Stratejik ve Uluslararası Etüdler Merkezi CSIS'te düzenlenecek bir toplantıya katılacak ve 17 Mart’ta Türkiye'ye hareket edecek.

Gürel, bu arada TEKEL özelleştirmesinde de ortaya çıktı. Şanlı Sakarya Web Sitesi, olayı ”T EKEL'in özelleştirilmesine sayılı günler kala, sendikalar özelleştirmeye engel olabilmek için eylem üstüne eylem yaparken T.B.M.M.'de büyük bir skandal patlak verdi. AKP'li ve CHP'li 10 milletvekilinin Haziran 2003'de Tekel'e talip olacak şirketler arasında adı geçen Philip Morris tarafından ABD'ye götürüleceği duyuldu. 04.06.2003 tarihli Star Gazetesi'nin haberine göre, Washington'a götürülecek 10 milletvekilinden dokuzu şunlar: AKP'den: İstanbul Milletvekilleri İbrahim Özal, Nazım Ekren, Ankara Milletvekili Reha Denemeç,Batman Milletvekili Afif Demirkıran, Sakarya Milletvekili Erol Cebeci. CHP'den: Bursa Milletvekili Ali Dinçer, İstanbul Milletvekili Zeynep Damla Gürel, İzmir Milletvekili Nükhet Hotar, Edirne Milletvekili Necdet Budak. Milletvekillerinin bir bölümü resmen geziye katılacağını bildirdi. Milletvekillerinin rezervasyon için Philip Morris ile bağlantı kurdukları öğrenildi” diye duyurdu.

Sonuçta, Zeynep Damla Gürel’in faaliyetlerini herkes duydu da, CHP Grubu mu duymadı? Haluk Koç, daha inandırıcı olmak zorunda. Ya da, Gürel'in misyonunu onaylamak!