Özelleştirme: Özden Vazgeçme - Özcan Yeniçeri
Gelecek tasavvuru insana özgü bir vasıftır. Akıl ve duygu mükemmeliyeti bulunmayan yaratıklarda gelecek düşüncesi olmaz. Bu bakımdan insan için yalnızca bugünün sınırları içinde yaşamak, her şeye "hemen şimdi" arzusu içinde yaklaşmak çok doğru değildir. Hele hele geleceği bugünden tüketmek en basit tabirle mirasyediliktir. Dünün mirasının haraç mezat pazarlanması için çok da zeki olmaya gerek yoktur. Mirasyedilik ya da dünün hatıra ve değerlerini hiçbir ilke gözetmeden yar/ağyar ayrımı yapmadan pazarlamak hayırlı evlatların yapacağı bir iş değildir. Dünü ya da dün yapılanları satarak belki bugünü bir süre kurtarabilirsiniz, ama eğer yarın satmak üzere bugün en azından sattıklarınız kadar bir varlık üretemezseniz yarınlarda var olma şansınızı kaybedersiniz!discount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialissymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenarenovation vejle renovation skive renova
Elden çıkarma, ele verme, elden geçme el/alıp vermeye benzemez. Hiçbir yönetimin milletin fedakârlık ve çektiği onca çilelerin ürünü olan varlıkları haraç/mezat saçıp savurma gibi bir hakkı olmamalıdır. Yabancıya toprak satışları için "sırtlarına yüklenip götürecek halleri yok!" türünden verilen garip cevaplar ülkenin nasıl bir zihniyet tarafından yönetildiğini gösterir. Sorun yabancıların bir şeyleri yüklenip götürmesi değil yabancıların bir yerlerin -hem de en kutsal ve stratejik olanların- üzerine gelip oturmalarıdır!
Cumhuriyet tarihi boyunca meydana getirilmiş olan kurumlar özelleştirilirken herkesin üzerinde mutabık kalacağı bazı norm ve ilkelerden hareket edilmeliydi. Özelleştirilecek olanlar ile özelleştirilmesi durumunda uzun vadede psikolojik, stratejik, ekonomik ve sosyal yönden sarsıntılara neden olacaklar birbirinden ayrılmalıydı. Hele hele özelleştirme adı altında yabancılara yapılacak satışlar için iki kat daha duyarlı olmak gerekir. Bu duyarlılığın "d"sinin bile mevcut iktidar da olmadığı satmak istediği kuruluş için "pislik içinde yüzüyor" benzetmesini yapmasından anlaşılmaktadır.
Serbest piyasa, özgürlükler ve ticaretin doğası gibi kavramlara kerameti kendinden menkul anlamlar yükleyenler dahil kendi ülkeler geleceklerinin ipotek altına girmesine asla izin vermemektedirler. Dünyanın en zayıfından en güçlüsüne kadar bütün ülkeler stratejik kaynakların özelleştirirken kılı kırk yarmalarının nedeni budur. Özelleştirmenin o ülkenin rekabet gücünü azaltıp azaltmayacağı, Pazarını daraltıp daraltmayacağı, ülkeye getirisi ile götürüsünün ne olacağını hesapladıktan sonra bu konuda karar vermektedirler. Bu konuda İran da, ABD''de aynı biçimde davranmaktadır.
"ABD''li senatör ve işadamları, Çin''in önemli petrol şirketlerinden CNOOC''nin, ABD Enerji şirketi Unicol''u satın almasına, ulusal güvenliğin tehlikeye gireceği düşüncesiyle itiraz etti. Karşı cephe, Unicol''un satışıyla ABD''nin teknolojik olarak diğer ülkelere karşı zayıf düşeceğini savundu". Çin, Unicol''u satın almaya kalkışınca, Amerikalı senatör ve iş adamları ülkenin ulusal güvenliğinin tehlikeye girebileceği düşüncesiyle ayağa kalktılar. Çin''in Unicol''u alması halinde Amerika''nın gerek bilgi gerekse teknolojik olarak diğer ülkelere karşı zayıf düşeceğini belirten yetkililer, ABD Başkanı George Bush''a baskı yapmaya başladılar.
18 Temmuz 2005 tarihli Cumhuriyet Gazetesinde yer alan bir demecinde CHP Milletvekili Prof. Dr. Osman Çoşkunoğlu şu açıklamayı yapmıştır: İktidarın iletişim alanında hiçbir ulusal strateji kaygısı taşımadığını belirterek, "ABD ve Avrupa''nın savunduğu ''Siz üretmeyin, sahip olmanız da önemli değil, sadece iyi kullanın, bu sizin için daha iyidir'' anlayışını benimsemiş durumdalar" dedi. Çoşkunoğlu, "Alman Deutsche Telekom önemli bir Amerikan telekomünikasyon şirketini satın almak istediği zaman Amerika''da bu geniş tepki yaratmış ve konu ABD Parlamentosu''nda görüşülmeye kadar gitmişti" diye konuştu.
Çoşkunoğlu, sözlerini şöyle sürdürüyor: "Enformasyon ve iletişim sektöründe ülkemizdeki hükümetlerde ise 15-20 yıldır süregiden üç anlayış egemen. Birincisi, ABD ve Avrupa''nın savunduğu ''Siz üretmeyin, sahip olmanız da önemli değil, sadece iyi kullanın, bu sizin için daha iyidir", anlayışını benimsemiş durumdalar". İkincisi, serbest piyasa adı altında başıboş piyasa uygulamalarını benimsemiş durumdalar; Üç, hiçbir ulusal strateji kaygısı hissetmez durumdalar". Çoşkunoğlu 90''ların başında Teletaş''ı satın alan Alcatel''in yaptığı ilk işin Teletaş''ın Ar-Ge bölümünü kapatmak olduğunu kaydetti. Artık Alcatel-Teletaş ürün ve teknoloji geliştiren değil, yurtdışından ithal edilen ürün ve teknolojiyi ülkemizde satan bir kuruluş haline gelmişti. Daha sonra, ben ABD''nin Silcon Vadisi''nde, Teletaş''ın Ar-Ge bölümünde çalışırken firma satıldıktan sonra işten çıkarılan mühendisler ile tanıştım. Onlar artık ABD firmalarında teknoloji üretiyorlardı".
İktidar milli, mahalli, yerli ve öz değerlere sözle değil uygulamalarıyla büyük zararlar vermektedir. Özelleştirmenin her anlamda özden vazgeçmeye dönüştürülmesinin ardında da bu zihniyet vardır.