Siyaset18 Ocak 2005 00:00

Hesap kitap meselesi - Yücel Sarpdere

Başefendi, “Biz tüccar siyaset yapacağız” dediğinde birçok insan pek bir şey anlamamıştı. Lafın manası şimdi daha iyi anlaşılıyor. Beyefendi hediye edilen takıyı, ya Allah deyip kapıyor, yenge hanım çantaya indiriyor, olay patlayınca önce büyük bir suskunluğa, daha doğrusu pişkinliğe bürünülüyor, ama iş zıvanadan çıkıp ortalık kızışınca bu kez hediye olayını yazıp çizenlere bindiriliyor. Çünkü beyefendiye haksızlık yapılmış! Bazı nifak odakları beyefendiyi gözden düşürmek için yalan yanlış şeyler yazmış. Meğersem, hediyenin değeri 30 bin dolar değil 10 bin dolarmış! levitra and diabetes diabetes sexuality treatment sexual dysfunction in diabetescialis coupons printable blog.suntekusa.com discount prescription drug cardcleocin 150 mg mattnichols.co.uk cleocin 300 mgabilify idippedut.dk abilifycialis sample coupon prescription card discount cialis manufacturer coupondiscount card prescription discount prescription coupons prescription drugs discount cards

Öyleyse bundan sonra bu tür yanlışlıklar olmaması, başefendi ve yengenin aldığı hediyelerin ederine ilişkin yanlış yayınlar yapılmaması, aileye iftira atılmaması için birtakım önlemler alınsın!
Mesela, beyefendi ve zevceleri geziye çıktığında heyete eksperler de katılsın.
Diyelim Moskova’da iş merkezi açılışı yapıp hediye alacaklar.
Beyefendi ve zevceleri kürsüye çıksın, hediye vericiler kürsünün önünde tek kol düzeninde sıraya girsin.
Hediyeler önce tarafsız eksper heyetince sıkı bir incelemeden geçirilsin, ardından cazgır herkesin duyabileceği şekilde bağırsın:
“Bilmem ne kuyumculuktan yenge hanıma 10 bin dolarlık elmas taşlı takı sunulmuş olup, takının değeri tarafsız komisyon tarafından test edilmiş, taşlar kıratı kıratına, altının ağırlığı gramı gramına hassas terazilerde tartılıp onaylanmıştır.”
“Bilmem hangi halıcılıktan saf ipekten el dokuma halı; komisyon ederinin 5 bin 3 yüz dolar olduğu karara bağlanmış olup pazarlık yoktur.”
***
Fakat yine de en ilginci beyefendinin şu laflarıydı:
“Hediye takı 30 bin dolar değil 10 bin dolarlık bir şeydir. 50 bin dolar verene hemen veririm.”
Hadi bakalım çıkın işin içinden.
Yoksa tüccar siyaset dediği şey bu muydu?
Hediye 30 bin dolar değil, ancak 10 bin dolarlık bir şeymiş. Ama 50 bin dolar verene hemen verebilirmiş!
Güzel ve faydalı bir alışveriş.
Neymiş, hediyeler umumi istek üzerine belki bir hayır kurumuna verilecekmiş!
Veya devletin demirbaş listesine kaydedilecekmiş!
Kaydetsen ne olur kaydetmesen!
Kaybetsen ne olur kaybetmesen!
Sen makama oturduktan sonra şirketler kuruyorsun.
Mahdumlarının düğün davetiyelerini makam uçağıyla dağıtmak için birkaç saatliğine ülke turlarına çıkıyorsun.
Kralları, padişahları, devlet adamlarını nikah şahidi yapıyorsun, ama ne hediyeler geldi sayıp dökmüyorsun!
Düğünlerde ortada hediye, takı torbaları dolaştırıyorsun.
Sonra da kalkıp dinden imandan, ahlak faziletten bahsediyorsun.
Sen o makamda olmasan senin düğününe kral mı gelir?
Herkes biliyor ki, o hediyeler, hediye vermek için sıraya girenler, senin gülyüzüne değil, makamın ta kendisinedir!
Öyleyse yok 30’du, yok 10’du, şuydu buydu diye eveleyip gevelemenin alemi yok.
Herkes kime ne hediye vereceğini, kimin ne olduğunu pek iyi biliyor.
Nitekim, bak vakti zamanında Çin de, “netekim paşaya” ördek hediye ediyor!