Siyaset12 Ağustos 2005 00:00

Bölünüşten Bütünleşmeye – Mümtaz Soysal

Şimdi irili ufaklı ve birbirinden kopuk da olsa, örgütlenmiş birimler söz konusudur; temasları, diyalogları, derlenip toparlanmayı kolaylaştıran etken bu. Çünkü, kuruluşların başında bütün üyeler adına konuşabilecek, tartışıp sonuca varmaya çalışacak yönetimler ve kişiler var. İlle de örnek bulmak gerekiyorsa, İstiklal Harbi'nin başlangıcındaki "Kongreler" dönemi, en belirgin olarak da Erzurum ve Sivas Kongreleri var. Elbet, bu benzetişteki en önemli eksikliği unutmadan: Mustafa Kemal'in büyük şansı, bütün koşulların son derece ağır ve umut kırıcı olmasına karşın, çöküşün, yenilginin somutluğu ve işgalin, hem de Yunan işgal gibi aşağılayıcı bir işgalin, gözle görülür, yaşanan, daha doğrusu kahrolmadan yaşanmaz oluşuydu. Bugünkü işgal ise, zihinlerde; kahrolmayı önleyen, insanları avutup kandıran şimdiki "mütareke basını" o zamankinden çok daha güçlü ve etkili.cialis forum link cialis bez receptasitagliptin phosphate and metformin hydrochloride read sitagliptin phosphate side effectskamagra link kamagra gel

Cumhuriyetçi sol'daki bölünüşleri izleyen kuruluş çokluğunun olumlu tek yanı, bu çoğalışın bireysel dağılmayı ve edilgin seyirciliği önlemiş olmasıdır. Bezginler, küskünler köşelerine çekilselerdi daha' mı iyi olurdu?

Şimdi irili ufaklı ve birbirinden kopuk da olsa, örgütlenmiş birimler söz konusudur; temasları, diyalogları, derlenip toparlanmayı kolaylaştıran etken bu. Çünkü, kuruluşların başında bütün üyeler adına konuşabilecek, tartışıp sonuca varmaya çalışacak yönetimler ve kişiler var.

İlle de örnek bulmak gerekiyorsa, İstiklal Harbi'nin başlangıcındaki "Kongreler" dönemi, en belirgin olarak da Erzurum ve Sivas Kongreleri var.

Elbet, bu benzetişteki en önemli eksikliği unutmadan: Mustafa Kemal'in büyük şansı, bütün koşulların son derece ağır ve umut kırıcı olmasına karşın, çöküşün, yenilginin somutluğu ve işgalin, hem de Yunan işgal gibi aşağılayıcı bir işgalin, gözle görülür, yaşanan, daha doğrusu kahrolmadan yaşanmaz oluşuydu. Bugünkü işgal ise, zihinlerde; kahrolmayı önleyen, insanları avutup kandıran şimdiki "mütareke basını" o zamankinden çok daha güçlü ve etkili.

Ama halktaki aldanışları önleyerek derlenip toparlanmayı her zamankinden daha zorunlu kılan da bu zaten.  Kuruluşların bir araya gelip durumu çözümleme, çareleri tartışma ve ortak bir zemin oluşturarak paylaşılabilir bir eylem bütünlüğü yaratma girişimlerini güçleştirecek iki etken olabilir: Büyüklük farklılıkları ve ego uyuşmazlıkları Ana muhalefet partisi, bakarsınız, Meclis dışı "küçük" partilerle bir araya gelmek istemez; falanca kişinin egosu belki filancanınkiyle bir çerçeveye sığmaz.

Ne var ki, şimdiki gidiş yüzünden cumhuriyetin karşı karşıya kaldığı tehlikeler öylesine büyük ki, Kemalist mirası korumaya ve ileri götürmeye azmetmiş kuruluş ve kişilerin bu güçlükleri bir biçimde aşmaları gerekecektir.

Dolayısıyla, kuruluşların ve kişilerin çaplarına bakılmaksızın birkaç kişilik delegasyonlarla eşit katılımı, bir küçük toplantı, gelecek genel seçimler öncesinde ortak davranış için daha geniş bir kongrenin çekirdeğini oluşturabilir.

Durumun çözümlenmesi ve ortak çizginin oluşturulması, her şeyden önce, bazı soruları doğru yanıtlayarak cumhuriyeti korumanın temel ilkeleri üzerinde anlaşmayı gerektirecektir: Bu koruma, yalnız laiklik ve demokrasiye sahip çıkıştan mı ibaret kalmalıdır, yoksa etnikliği öne çıkarmanın, AB'ye yamanmanın, ekonomiyi Dünya Bankası'na ve IMF'ye teslim etmenin, dış politikada bağımsızlıktan uzaklaşmanın yanlışlığı da vurgulanarak daha kapsamlı ve sağlam bir ortak zemin mi oluşturulmalıdır?

Bunları tartışıp bir "manifesto"ya bağladıktan sonra gerekli eşgüdüm mekanizmalarının kurulmasına ve işletilmesine geçmek, başarılması ne kadar güç olursa olsun, şimdiki gidişe hep birlikte seyirci kalıp hayıflanmaktan daha doğru olmaz mı?