Ekonomi12 Ağustos 2005 00:00

Küreselleşme Bitiyor, Türkiye Bitiriliyor - Zekeriya Temizel

Bakan'ın bu sözleri söylediği anda küreselleşmenin öncüsü gelişmiş ülkelerde önemli gelişmeler oluyor. İtalyan Merkez Bankası tarım kesimini kredilendirmek için kurulmuş bölgesel bir banka olan “Banca Antonveneta” nın çoğunluk hisselerinin Hollanda Bankası “ABN AMRO” tarafından alınmasına izin vermiyor. İtalyan hükümeti, Fransız enerji grubu “Electricité de France” ın İtalyan enerji şirketi “Edison” daki oy haklarına sınırlama getirerek enerji sektöründe Fransız sermayesinin güç kazanmasının önüne set çekiyor. Japon Parlamentosu, posta hizmetlerinin özelleştirilmesini kabul etmiyor. ABD petrol şirketi UNACOL'un bir Çin şirketine satılmasını ABD Senatosu'ndaki itirazlar engellerken, Fransız DANONE'nin Amerikan şirketi PEPSICO tarafından satın alınacağı söylentileri ile Fransa''da yer yerinden oynuyor, satış durduruluyor. cialis manufacturer coupon open drug coupon cardsymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cena

Gazete haberlerine göre Bakan Unakıtan; “Sümerbank'ı bitirdik, yakında tarihten siliniyor” demiş.

Bakan Unakıtan'ın iki şapkası var. Birisi Maliye Bakanlığı, ikincisi ise Özelleştirmeden Sorumlu Bakanlık.

Bakan Unakıtan bu sözü, mutlaka, Özelleştirmeden Sorumlu Bakan sıfatıyla söylemiştir. Çünkü Türkiye'nin Maliye Bakanı'nın böyle bir sözü söylemesi için aklını peynir ekmekle yemesi gerekir. Maliye Bakanlığı'ndaki birikim, Sümerbank'ın ülke ekonomisi için nasıl işlevler gördüğünü, bugün dünya tekstil piyasasında Türkiye varsa bunu Sümerbank'a borçlu olduğunu, Türk ulusal sanayiinin birçok kuruluşunun Sümerbank sayesinde oluştuğunu Bakan'ının önüne kor.

Kaldı ki, bir maliye bakanının yansız olması, ülkesinin tüm kuruluşlarına aynı mesafede bulunması, kuruluşların verimlilik ve rekabet güçlerini korumaları için gerekli her türlü önlemi alır bir konumda olması gerekir.

Oysa özelleştirmeden sorumlu bakanlar, yaptıkları işe haklılık ve meşruiyet kazandırma çabası ile olsa gerek, kamu ya da kamu payı olan işletmeleri kötülerler. Üstelik özelleştirmenin mantığı ile çelişmesine karşın bunu yaparlar. Onlara göre özelleştirme adı altında satılmaya ya da yok edilmeye çalışılan işletmeler hantaldır, verimsizdir, pistir, kısacası kötüdür.

Peki kötülenen işletme satılır mı?

Elbette satılmaz, ama malını kötüleyenler alıcının bu sözlere inanmayacağını, zaten alıcıların gerekli incelemeleri yaparak o işletmenin kârlı ve verimli işletmeler olduğunu öğrendiklerini bilirler. Bakanların bu sözleri, politikalarını doğrulattırmak istedikleri ancak gerçekleri gizledikleri, halka yöneliktir. Çünkü halk, gereken tepkiyi ortaya koyamasa da, kamusal kapasitenin özelleştirme adı altında yok edilmesini içine sindiremez. Uluslararası mali kuruluşlar dayatmış, bu kuruluşlar satılmak zorunda bırakılmıştır. Bu durumda, yönetime, bu işi haklı kılmak için malı kötülemekten başka çare kalmamıştır.

***

Ulusal sanayisine büyük katkılar sağlayan, Türkiye'nin bugünkü rekabet gücünün oluşmasında itici güç olan bir kuruluşunu tarihten silmekle övünen Bakan, dünyadaki değişimin farkında değil mi?

Bakan'ın bu sözleri söylediği anda küreselleşmenin öncüsü gelişmiş ülkelerde önemli gelişmeler oluyor.

İtalyan Merkez Bankası tarım kesimini kredilendirmek için kurulmuş bölgesel bir banka olan “Banca Antonveneta” nın çoğunluk hisselerinin Hollanda Bankası “ABN AMRO” tarafından alınmasına izin vermiyor. İtalyan hükümeti, Fransız enerji grubu “Electricité de France” ın İtalyan enerji şirketi “Edison” daki oy haklarına sınırlama getirerek enerji sektöründe Fransız sermayesinin güç kazanmasının önüne set çekiyor.

Japon Parlamentosu, posta hizmetlerinin özelleştirilmesini kabul etmiyor.

ABD petrol şirketi UNACOL'un bir Çin şirketine satılmasını ABD Senatosu'ndaki itirazlar engellerken, Fransız DANONE'nin Amerikan şirketi PEPSICO tarafından satın alınacağı söylentileri ile Fransa''da yer yerinden oynuyor, satış durduruluyor.

Fransız Cumhurbaşkanı Chirac ulusal şirketlerin korunması gerektiği konusunda açıklama yapıyor. Oysa aynı DANONE, Türk piyasasına girerek Türk TİKVEŞLİ'yi satın alabiliyor . Yoğurdun anavatanı Türkiye''de Fransız Danone'nin piyasa hâkimiyeti kurmaya dönük çabaları ile TİKVEŞLİ'ye yönelik düşüncelerinin sır olmaması gerekirken, buna yönelik hiçbir hareket olmuyor. Bugün piyasada hâlâ Tikveşli markası taşıyan ürünler varsa bunun nedeni Tikveşli adı piyasadan silinse bile pazarına tamamen hâkim olmanın olanaksızlığından kaynaklanıyor olsa gerek.

***

Ulusal şirketlerini, rekabet gücü kazandırarak yaşatmak yerine, serbest piyasa bağnazlığı ile yok oluşlarını ve yabancıya satışlarını alkışlayan yöneticilere sahip tek ülke biz kaldık.

Ama ulusal şirketlerini yabancılara sattıkları için ya da ulusal sanayinin omurgasını oluşturan kuruluşları tarihten sildikleri için sevinenlere Türk halkı övgüler düzmeyecek.

Küreselleşmenin geleceğinin sorgulandığı; hükümetlerin, ulusal şirketlerini sahiplendiği süreçte, ulusal şirketlerini yok ederek ülkesini omurgasız bırakanlar, küreselleşme dalgası da dindiğinde hiç de saygıyla anılmayacak.

Kapitalist dünya, küreselleşmenin dayattığı neoliberal politikalar belasından ulusal şirketlerini korumaya çalışırken, can çekişen küreselleşme de gelişmekte olan ülkelerin varlıklarının kanını emerek ömrünü biraz daha uzatmaya ve tutunmaya çalışıyor.

Umarız ki Türk halkı, geri dönülmez bir noktaya gelmeden olayları durduracak gücünün farkına varır.