Siyaset11 Ağustos 2005 00:00

"Aydınlar" ve Başbakan ABD''yi perdeledi - Hasan Demir

Ne zaman ki Türk devlet ve milleti hep bir ağızdan ABD''ye, Beyaz Saray''ın ta kalbine, orada oturan teröristin gözünün içine baka baka, "PKK''dan elini ayağını çek, yoksa o eli keser, o ayağı kırarız" demezse, ve bu aydınlar gazetelerde tam sayfa, "ABD, terörü destekleme" ilânları verme cesareti göstermezse, biz daha yıllarca, bataklığa düştüğümüz için değil, bu bataklıktan çıkamadığımız için "boğulacağız" korkusuyla ecel terleri dökmeye devam ederiz…Peki, niçin böyle diyoruz?Bu sorunun cevabını DEHAP Batman eski İl Başkanı Mehdi Öztürk, "ABD''lilerin maksadı Türk-Kürt savaşı çıkartmak. Türkiye uluslar arası bir komplo karşısında ve bu komplo Türkiye üzerinde Kürtler vasıtasıyla oynanmak isteniyor" diye vermemiş miydi?new prescription coupons lilly cialis coupon online cialis couponsoxcarbazepine dosage bilie.org oxcarbazepin

E.L.Cole, "Suya düştüğünüz için değil, sudan çıkamadığınız için boğulursunuz" demiş ya, sanki şu içine düştüğümüz borç ve terör bataklığında çırpınan 2000''li yılların Türkiye''sini resmetmiş.


Şu "Aydınlar-Başbakan" görüşmesini diyorum, birileri bu "muhabbeti" öyle takdim ediyor ki, sanki bataklığa düşmüş Türkiye''ye, "Hadi tut şunun ucunu da, kurtul!" diye bir halat atıldı, Türkiye de bu halata tutunacak, selamet sahiline ulaşıverecek?!

Yapmayın be mübarekler, görmüyor musunuz, bu görüşmede konuşulanlar, bu toplantı sonrası yapılan açıklamalar düştüğü/düşürüldüğü bataklıktan bir türlü kurtulamayan bu milletin ayağına taş bağlamaktan başka bir şey değil. Benzer bir taş zaten "aydınların" gazetelere tam sayfa ilan vererek, PKK''yı silah bırakmaya çağırmalarıyla bağlanmıştı…

İyi de, bunda ne var, teröriste, elindeki silahı bırak demenin ne gibi bir kötülüğü olabilir, diyebilirsiniz…


Allah biliyor karıncanın bile incinmesini istemiyorum.


Ama kurucusu olduğu derneğin PKK hâmisi olduğunu yıllarca fark edememiş bir "aydın" ve benzerlerinin gazetelere tam sayfa ilân vererek dünyanın en şedit terör örgütüne "Silah bırak!" demesi belki birilerince "cesaret" ve belki çoklarınca "fevkâlade insanî" görülebilir ama, çok af buyurun bu tür düşünce ve kanaatler bir parkta kendisine bir yabancı tarafından uzatılan elma şekerinin peşi sıra giden bir çocuğun düşünce ve kanaati kadar saf ve tehlikelidir. En azından bu kadar açıkta satılan yiyecek sağlığa kesin zararlıdır.


Yahu görmüyor, duymuyor musunuz?


Aylar önce DEHAP Batman İl Başkanı Mehdi Öztürk feryat figan gerçeği kör gözlerimize şu açıklaması ile sokmadı mı:

"- ABD''lilerin maksadı Türk-Kürt savaşı çıkartmak. Buraya gelen her heyet bize ''ayrı yanlarımızı'' öne çıkarmamızı söylüyor. Türkiye uluslar arası bir komplo karşısında ve bu komplo Türkiye üzerinde Kürtler vasıtasıyla oynanmak isteniyor!"


İşin özü, bu.


PKK''yı niye muhatap alıyorsunuz, o bir maşa.


Onu muhatap almak Amerika''yı perdelemektir…


Silahı bırakıp bırakmamak PKK''nın elinde değil ki. O silahı o ele kim verdiyse, silahı o ele lehimlemiştir ve onu örgütün elinden anca veren el alabilir. İşte Irak''ın kuzeyinde 6-7 bin militan her gün üç öğün yemek yiyor, bunların üst başı var, bunların silah, mermi, mayın, C4 giderleri var, kim karşılıyor bunları, yahut kimin himayesi altında temin ediliyor bütün bunlar? Biz şurada otuz gün çalışıyor bir boğaza zar zor bakıyoruz, binlerce başıboş insanı yedirip içirmek, silah ve mermi ile donatmak, yatırıp kaldırmak, bir yerden bir yere nakletmek devlet bütçesi ister, devlet bütçesi!


O devlet de ABD.


AB de bu oluşuma destek veriyor.


Öyleyse "aydın" denilen insanların gazetelere ilan verip PKK''ya silah bırak çağrıları yapması, başbakanın da bunları ciddiye alarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk milletinin bekasını bu kişilerle masaya yatırıp ortak görüşe varması, işte bu, gün gibi ortada "PKK-ABD muhabbeti" gerçeğini, "gece gibi karanlığa" çevirmektir.

Anlaşılan o ki hem Başbakan ve hem bu "aydınlar" sahibine ses çıkartmaktan ürktükleri köpeğe "hoşt" diyerek meseleyi çözeceklerine inanıyor, yahut bize böyle bir görüntü vermek istiyorlar.


Hedef saptırılıyor, gündem çalınıyor.


Bilerek bilmeyerek, yapılan bu…


Peki, ya çözüm derseniz, cevap Milli Mücadele''de mevcut…



Cevap Mustafa Kemal tavrında apaçık ortada…

Ne zaman ki Türk devlet ve milleti hep bir ağızdan ABD''ye, Beyaz Saray''ın ta kalbine, orada oturan teröristin gözünün içine baka baka, "PKK''dan elini ayağını çek, yoksa o eli keser, o ayağı kırarız" demezse, ve bu aydınlar gazetelerde tam sayfa, "ABD, terörü destekleme" ilânları verme cesareti göstermezse, biz daha yıllarca, bataklığa düştüğümüz için değil, bu bataklıktan çıkamadığımız için "boğulacağız" korkusuyla ecel terleri dökmeye devam ederiz…

Peki, niçin böyle diyoruz?

Bu sorunun cevabını DEHAP Batman eski İl Başkanı Mehdi Öztürk, "ABD''lilerin maksadı Türk-Kürt savaşı çıkartmak. Türkiye uluslar arası bir komplo karşısında ve bu komplo Türkiye üzerinde Kürtler vasıtasıyla oynanmak isteniyor" diye vermemiş miydi?


Kerkük''te, ABD Konsolosluğunun yanı başında dalgalanan PKK bayrağına ses çıkartmayan ABD''nin müttefiki Türkiye Cumhuriyeti askerlerinin başına çuval geçirip eline kelepçe vurması ve ikide bir Türkmen Cephesi bürolarını basması da mı bu aydınların ve Başbakan''ın gözünü açmıyor?

Sen devlet ve aydın olarak Türkiye Cumhuriyeti''nde misafir olan Bush''un elini sıkmak isteyen Türk bakanların avuçlarını ABD''li korumaların kontrol etmelerini ve yine sen ABD''ye uçacak olan Türk milletvekillerinin Amerikalılar tarafından daha Ankara''da bir terörist gibi üst araması yapmasını içine sindirebiliyor, Amerikalı diplomatların Diyarbakır''a, Batman''a gidip, "Siz Kürtsünüz, Türklerle ne işiniz var, ayrı bir devlet kurun" zehri kusarken ellerini kelepçeleme cesareti gösteremiyorsan devlet de sayılmazsınız, aydın da…

Ve bu kafayla bu kanı dur-du-ra-maz-sınnn…

Mesele Batı için bir "Şark Meselesi"dir ve birilerinin aydın dediği kişilerin ve ışığını ampulden alanların meseleye gündemdeki yaklaşımı da tam bir Şarklı yaklaşımıdır…

Velhasıl, PKK ciddiye alınarak ABD perdelenmiş, fitne ve düşmanın merhametine sığınılmıştır.


Fitnenin rahmeti asittir ve düşman merhametiyle vatan ve hürriyetin korunabildiğine tarih şahit olmamıştır.