Erdoğan ile Öcalan''ın söylemi aynı! Arslan BULUT
9-10 Ağustos 1915''te Kurmay Albay Mustafa Kemal, Anafartalar Zaferi''ni kazanırken, dünya tarihini değiştirecek bir iş yapmıştı. İngiliz''in Türk''ün karşısına sürdüğü Anzak askerleri, Anafartalar''dan cepheyi yarsaydı, Türk Ordusu kuşatılacak ve yok edilecekti. İngilizler ve Fransızlar Anafartalar''dan sonra fazla dayanamadılar. O kadar kayıp vermişlerdi ki çekilip gitmek zorunda kaldılar! İşte bu sebeple yardıma gidemedikleri, Çarlık Rusya''sı 1917 Ekim devrimi ile tarihe karıştı! Başlangıç olarak emperyalizme karşı yeni bir cephe kurulmuş oldu. Türkiye, bu sayede daha sonraki işgalcileri Erivan''a veya Ege Denizi''ne kadar kovalayabildi. levitra and diabetes diabetes sexuality treatment sexual dysfunction in diabetesacheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadadiscount drug coupons lilly coupons for cialis free discount prescription carddiscount drug coupons site printable coupons for cialisfusidinezuur voetschimmel fusidinezuur creme fusidinezuur acnerenovation vejle renovation skive renovabuscopan link buscopan pluscialis walgreen coupon cialis discount cialis coupon
O dönemde İngiliz Genelkurmayı''nın İskenderun''a çıkarma yapıp, Kafkaslar''dan inecek Rus ordusu ile buluşma planları da vardı. Fakat, Diyarbakır ve Muş''ta Rusların karşısına da Mustafa Kemal Paşa çıktı! Böylece, İngiltere''nin İslam dünyasını kendisine bağlı bir "ılımlı halife" ile yönetmek esasına dayanan, ''dörtlü konfederasyon'' stratejisi suya düştü!
20''nci yüzyılın sonuna doğru, İsrail''in planlaması ile, aynı strateji, ABD''nin elinde Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi olarak uygulamaya sokuldu.
Bu defa, strateji, "Irak''ta üs devlet kurmak" esasına dayalıydı. Irak''ta Talabani, Barzani ve PKK''yı kullanarak Ertuğrul Özkök''ün deyimiyle, "küçük bir Bushistan" oluşturdular. İşte bu devletçiği, Türkiye, İran ve Suriye için çözücü olarak kullanmaya başladılar bile!
Teröristbaşı, bu durumu fırsat bilerek ve kendisine yakın aydınları kullanarak, PKK terörünü sona erdirmek karşılığında, bir genel af ilan edilmesi ve kendisinin de serbest bırakılmasını sağlamaya çalışıyor. Üstelik, Öcalan''ın "konfederasyon" derken, Irak, İran, Suriye ve Türkiye''deki Kürtleri birleştirecek bir Kürt federasyonundan değil, Türkiye''nin iç federasyonundan bahsettiği belirtiliyor! Hani, Özal''ın "tartışalım" dediği federasyon gibi!
Tam da böyle bir noktada, kendilerine aydın denilmesini istemeyen bir grup vatandaş, "PKK''nın silahlı eylemlere derhal ve önkoşulsuz son vermesini istiyoruz. Hükümetin, kalıcı barışın sağlanması ve herkesin demokratik toplumsal hayata katılabilmesi için gerekli yasal düzenlemeleri gerçekleştirmesini talep ediyoruz" talebinde bulunduktan sonra Başbakan tarafından Diyarbakır gezisi öncesi kabul ediliyor!
Nevzat Erkeskin, konuyla ilgili gönderdiği mektupta "Bir düşünelim, ülkenizde terör olayları artıyor ve Genelkurmay Başkanı da terörle mücadelede zaafların olduğunu söylüyorsa siz başbakan olarak önce güvenlikten birinci dereceden sorumlu olan askerlerle görüşerek bir durum değerlendirmesi mi yaparsınız, yoksa ülkenin sözde ''aydınlarıyla'' toplantı mı yaparsınız?" diye soruyor!
Erkeskin, "Bu toplantının amacı, Kürt federasyonuna doğru taşların döşenmeye çalışılmasıdır" diyor.
Bana göre de Erdoğan Özal''ın yolundan ilerliyor! Adalet Bakanı Cemil Çiçek, hala "Meseleyi buralara kadar Özal düşmanlığı getirdi" dediğine göre, bu düşüncenin altında Özal politikalarının yeniden ısıtılmak istendiği gerçeği yatıyor!
Zaten Diyarbakır''ın Büyük Ortadoğu projesinin yıldızı olacağını söyleyen Tayyip Erdoğan değil miydi?
Abdullah Öcalan''ın ilk hedefi de bu değil mi?
Ondan sonra?
Özal, Kerkük-Musul''u hedef gösteriyor ama aslında Türkiye-Kuzey Irak federasyonu için çaba gösteriyordu. Dolayısıyla, AKP hükümeti, ABD''nin Büyük Ortadoğu projesine destek vererek, Özal''ın bu hedefine ulaşmaya çalışıyor! Yeni terfilerde, Büyük Ortadoğu Projesi''ni "muhteşem" bulan bir iki komutanın öne çıkmasıyla işlerinin daha da kolaylaşacağını düşünüyorlar olsa gerek.
Fakat, Özal zamanında belirttiğimiz gibi Türkiye asıl o zaman bölünür. O yıllarda sık sık kullandığım deyimle Dimyat''a pirince giderken evdeki bulgurdan olursunuz. Kaldı ki şimdi Dimyat''ta yani Kerkük''te PKK bezleri dalgalanıyor, Türkmenler ve Araplar, evlerinden, topraklarından atılıyor!
Erdoğan, kabul ettiği vatandaşlara, "''Kürt sorunu ya da daha pek çok başka sorun, bizim için demokratikleşme sorunudur'''' Hepsi, büyük demokratikleşme şemsiyesi altında, demokratik cumhuriyet prensipleri içerisinde ve Anayasal düzen dairesinde ele alınmalıdır'''' dedi
Öcalan da İmralı savunmasında "demokratik cumhuriyet" dedi ve hala da öyle diyor. O da demokratikleşme sorunundan bahsediyor.
"Başbakan ile teröristbaşı bu kavramları farklı hedefler için kullanıyor?" denilebilir.
Fakat, demokratikleşme, Başbakanlık tarafından bastırılan kitapta belirtildiği gibi, Soros güdümlü IULA''nın katkısıyla hazırlanan ve Türkiye''yi 81 devlete bölen kamu yönetimi reformu gibi reformlarla hayata geçirilmek istendiğine göre, sonuç aynı kapıya çıkmıyor mu?
Bir de "Anadolu kardeşliği" lafı üretildi!
Bu ne demektir?
Erdoğan''ın Türkiye kimliği gibi bir laf işte! Yani, Türkiye Cumhuriyeti, bir Türk devleti olmaktan çıksın demek!
Türkiye Cumhuriyeti''nin başbakanı böyle derse, kendilerine aydın denilmesini istemeyen grup da bu kadar ileri gider tabii..