Dış Politika10 Ağustos 2005 00:00

Apo bitti Barzani verelim - Behiç Kılıç

Başlığa lütfen tekrar bakın!..  ABD-AB patentli Türkiye’ye dayatılan yeni oyunun adı budur!.. Bir süredir, ince bir plan çerçevesinde, hemde yerli medya ile topluma şu mesaj şırınga edilip, bilinçaltına yerleştiriliyor..”PKK’ya karşıyız  ABD’nin ve AB’nin üst düzey sözcülerinden başlayan bu demeçler kendilerine “aydın” sıfatı veren ve de ABD ile AB çevreleri ile bu çevrelerin Soros vakfı gibi örgütleri ile dirsek temasında olan gurupları tarafından da dillendiriliyor!.. Aynı sözcüklerle “PKK’ya karşıyız” deniliyor... discount drug coupons codesamples.in free discount prescription cardcialis coupons printable link discount prescription drug cardcialis sample coupon cialis manufacturer coupon 2016 cialis manufacturer coupon

Ama ince bir çizgi var...

PKK’ya karşıyız diyenler, Elde silah can alan, PKK kökenli eşkiyaya karşı operasyon yapılmasına olabildiğince set çekiyorlar.. AB-ABD buna “Karşında beni bulursun” diyebiliyor, içerdeki aydınlar da bildirilerinde “PKK ateş kessin(!) devlette operasyonları durdurup koşulsuz af çıkarsın, bunlara siyaset olanağı verilsin” teklifine elçilik yapıyor. Ama PKK’ya karşılar!..

Şimdi neler oluyor özetle bakalım...

Bu Abdullah Öcalan’ın Ankara’ya teslimiyle ivme kazanan bir süreçtir!.. Buna “PKK işini gördü sıra Barzani’de süreci” diyebiliriz Ve dediğimiz gibi Batı patentlidir.Ülkemizde “PKK’ya biz de karşıyız” kampanyası inceden inceye başlatıldığı sırada, Barzani kaynakları da Abdullah Öcalan’ı yaylım ateşine tutmaya başladılar. Barzani‘nin yayın organlarında Abdullah Öcalan yerden yere vuruluyor ve Kürtçü hareketlerin Barzani bayrağı altında toplanması isteniyor. Abdullah Öcalan’a “Türk Genelkurmayı’nın adamı” (!) bile deniliyor. Bu propaganda Batılı stratejisyenlerce yürütülüyor.

Kürt kimlikli insanlara şu dayatılıyor...

“Barzani Irak’ta devleti kurdu. Bu devlet Batı’nın her türlü desteğine sahip. Petrol bölgelerini kontrol edip zengin olacak. Irak’ta merkezi hükümeti de kontrol edecek. Ardından sırasıyla bu devletin toprakları  İrıan Suriye ve Türkiye’ye de yayılacak.”

Türkiye’de artık her etnik evin içinde kabul edilen strateji şudur..

“Doğu ve Güneydoğu ‘da yaşayanlar da K.Irak’ta kurulan Kürt devletinin elde edeceği petrol gelirlerinin nimetlerinden yararlanacak, Buradaki ihalelerin,ticaretin söz sahipleri haline gelecekler. Zenginleştikçe Türkiye’de etkinlikleri artacak. Sırası geldiğinde de...”

Hayal şudur...

Irak’ta nasıl hem devletimiz var hem Bağdat’a hakimiz, bu Türkiye’de de böyle olacak!..

Bugün PKK adı ile eylem yaptığını, can aldığını, şehirlere sızdığını, Kandil’den geldiğini okuduğumuz terör guruplarının aslında Amerikan destekli Barzani stratejisine hizmet eden öncüler olduğu konusunda bilgiler mevcut. Ve bu Kürtçü siyaset silahlı silahsız platformlarda yolunda ilerledikçe, Ankara da iç çekişmelerle doğru dürüst bir tavır sergileyemediği için, Türkiye’nin Kürt insanlarının kafasını karıştırmakta, arada kalmaktan korkmakta, devlete karşı ihanet etmemekte, can ve mal güvenliklerinin kaybolduğunu gördükçe kararsızlıkları artmakta ve çare beklemektedirler.

İşte Başbakan böyle bir ortamda bölgeyi ziyaret edecek...

Gezi öncesi “aydın”larla görüşmesi çok önemliymiş..

Kendisine “O aydınlar”nasıl yol gösterecek!...

İçlerinde bir tek kurbanı olmayan, ya da canı yanmaya aday olmayan, ya da meseleye milli bir perspektiften bakmayı çağdışılık sayabilen aydınlarla neyi görüşecek!.. O “aydın” hanımlar beyler bildirilerinde söylediklerini tekrarlayacaklar ve devletten PKK diye sundukları çeteye teslimiyeti isteyeceklerse ne olacak...

Başbakan acaba bu “ aydın”larla görüşürken, kulağında şehit yakınlarının feryatları, tepkileri olacak mı?.  Hani şu kendileri hafta sonu bilmem ne adasında yakınları ile halı sahada top teperken Ankara’da yükselen feryatlardan, gidemediği cenaze töreni feryatlarından kulağında kalan, uzuktan uzçağa da olsa feryat var mıdır?..

O acı dolu tepkileri gazete haberlerinden hatırlayalım...

"Hakkari Şemdinli'deki İlçe Jandarma Komutanlığı'na yönelik PKK teröristleri tarafından dün düzenlenen bombalı saldırıda şehit düşen Jandarma Kıdemli Uzman Çavuş 27 yaşındaki Durmuş Ali Uzun memleketi Karaman'da, Uzman Çavuş Evren Ayyarkın da Ankara'da gözyaşlarıyla toprağa verildi."

Şehit Uzun'un cenaze töreninde konuşan Jandarma Binbaşı Özcan Çam'ın, "Yumruklarımız sıkılmış, dişlerimiz kenetlenmiş, ağlamıyoruz. Başımız dik, anlımız açık. Zira şehitlik bizim için en büyük vuslattır. Teröristler kendi döktükleri kanda boğularak şehit olan Uzman Çavuş Evren Ayyarkın için Kocatepe Camiii'nde askeri tören düzenlendi."

Şehit'in annesi Suzan Ayyarkın, “Ben ona Kenan Evren'den dolayı o adı vermiştim. Ağlamıyorum, çünkü şehitler ölmez” diyerek oğlunun fotoğrafını sürekli elinde taşıdı.

Şehitin yakınları sık sık fenalık geçirdiği için askeri personel, cenaze töreni sırasında annesi, kız kardeşi ve 28 günlük eşine sakinleştirici iğne vurdu.

Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın aileye taziye dilekleri sırasında şehidin bir yakını, “Paşam senin emrine birini daha gönderiyorum, gerekirse biz de geliriz” derken bir başka yakını ise “Bu iş daha ne kadar sürecek, biz bu teröristler için kaç şehit daha vereceğiz” dedi.

Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül'ün taziye dilekleri sırasında şehidin yakınları, çıkarılan yasaların PKK ve terörist kimlikli insan hakları savunucularına destek verdiğini söylediler. Bir şehit yakını da “Biz 600 yıl Osmanlı'yı yönetenlerin torunlarıyız, yönetemiyorsanız bırakın biz yönetelim” diye tepki gösterdi.

Cenaze namazının kılınmasının ardından askerler tarafından taşınan tabutun ardından yürüyen şehit yakınları ve öğle namazı için camiye gelen bir grup vatandaş, “Şehitler ölmez vatan bölünmez”, ”Kahrolsun PKK”, “Kahrolsun Amerika” diye slogan attılar.

GENELKURMAY Başkanı Hilmi Özkök’ün ‘Yetkimizin kısıtlanmasına rağmen mücadelemiz sürecek’ açıklaması, cenaze töreninde yankılandı. Şehit yakınları ‘Biz bu kadar aciz bir toplum muyuz?’ diye tepki gösterdi. Ayyarkın’ın Ankara Kocatepe Camisi’ndeki cenaze töreninde, bazı şehit yakınları başsağlığına gelen askeri yetkililere, ‘Biz bu kadar aciz bir toplum muyuz? Sivil olarak asker olarak arkanızdayız. Dün akşam açıklamaları dinledik çok üzüldük’ diyerek serzenişte bulundu. Askerler ise yakınları, ‘Aciz değiliz ama herşeyin bir zamanı var’ sözleriyle teselli etmeye çalıştı.

Ayyarkın’ın annesi Suzan Ayyarkın ve babası Mustafa Ayyarkın ile aile yakınları, başsağlığı dileyen Abdullah Gül’e sert tepki gösterdi. Ayyarkın’ın eniştesi Faruk Güllü, Gül’e ‘Türkiye bu kadar aciz mi? Amerika’nın köpeği olmayalım’ derken, bazı şehit yakınları da uzaklaşan Gül’ün ardından yüksek sesle, ‘Bu hükümet nasıl hükümet? Kendi çocuklarınızı askere göndersenize. Bizim çocuklarımız da bir günde büyümüyor. Siz, Amerika’ya daha çok yalvarırsınız. Ne asker ne hükümet bu sorunu çözemez bırakın vatandaş çözsün’ diye konuştu. Acılı baba Ayyarkın ise Orgeneral Özkök’e ‘Bu sorunun çözümünü siz biliyorsunuz Paşam’ diyerek İmralı’daki Abdullah Öcalan’ın idam edilmesini istedi. Özkök bu sözler karşısında sessiz kalmayı yeğledi.”
Uzatmayalım... Ateşin düştüğü yerde hem evlat acısı hemde vatan acısı görülüyor. Şehitlerimizi toprağa verirken toprağımızın elimizden alındığı duygusu yayılıyor.Yehit babaları iktidar sahibi asker ve sivillere,”al bir oğlum daha, benim de canım var al ama vatanımı verme” diye bağırıyor...

Bilmemm anlatabiliyor muyum?..

Şenidin eniştesi “Amerikan köpeği olmayalım” diyor..

Görüşmeciler Başbakan’a böyle bir teklif getirebilir mi sizce?..