Komisyon: Bir Süre İşbaşında Kalmak -İzzettin Önder
''Sümerbank'ı bitirdik!'' yakışıksız lafı üzerine çok yazıldı, ama bu konuda ben de bir iki şey söylemeden geçemeyeceğim. Her şeyden önce, bu çirkin lafı eden bakana teşekkür borçluyuz! Çünkü bu kişi, şaka ile karışık ifadelerle halka yutturduğunu zannettiği davranışları ile, üyesi olduğu kabinenin ve partinin bilinçaltını ifşa etmektedir. Halkımıza düşen, bu lafları ve davranışları yorumlamak, siyasal tavrını ona göre ve daha bir insan onuruna yakışır şekilde koymak ve ulusun makûs kaderini değiştirmektir! new prescription coupons lilly cialis coupon online cialis couponsdiscount drug coupons lilly coupons for cialis free discount prescription cardnaproxennatrium site naproxen kruidvatsymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort a alkohol symbicort cenaabilify abilify alkohol abilify
Bir siyasal kadro niçin böyle yapar? Birinci olasılık, kapitalizmin çözülüşünü ve çözülürken küreselleşme politikaları ile sergilediği yükselen saldırganlığını algılayamaması ve anlayamamasıdır. Bir siyasal kadronun böyle bir cehalet içinde olması söz konusu olamaz. Bu noktanın aydınlanması siyasal kadronun temsil kimliğinin aydınlanması ile olasıdır. Kapitalist toplumlarda siyasal kadronun temsil kimliği burjuvazinin çıkarı ile örtüşür. Bu iktidarın Avrupa Birliği'ne yaklaşmaktan, özelleştirmeye ya da devletin ekonomiden çekilmesine dek tüm kararları, halkın değil, sermayenin ve onun çevresinde oluşan burjuvazinin çıkarlarına hizmete yöneliktir.
Bu noktada siyasal iktidar kadar burjuvazi de yanlış hesaplar içindedir. Şöyle ki Türkiye'nin dış güçlerle küreselleşme akımına kaptırılması Batı ekonomilerine kaynak aktarmaya yöneliktir. Batı ekonomileri derinleşen krizin kendi dokularında sosyal sorunlara yol açmaması için, çevresel ekonomilerden kaynak çekerek çöküşün hızını yavaşlatmaya çalışmaktadır. İç burjuvazi ise Batı'ya eklemlenerek kaynak sorununa çare bulabileceğini ummaktadır. İç burjuvazinin ve Batı'nın aynı havuzdan kaynak çekmeye yönelmesi, açıktır ki, bir çelişkidir ve bu çelişkide güçlü taraf üstün olacaktır. Güçlenen ve merkezileşen sermayenin çevre dokuyu proleterleştirmesi ve zamanla yoksullaştırması, kapitalizmin temel yasasıdır. Bu yasayı burjuvazi de, yandaş akademisyenleri de bir kutsal kitap hükmü gibi bilir, hem de çok iyi bilir, ama çıkarına aykırı olduğu için halka açık etmez. Çünkü amaç, günü kurtarmaktır!
Meselenin ikinci boyutunda ise siyasal kadronun Cumhuriyeti ve onun kazanımlarını bir türlü hazmedemeyen gerici kesime politik mesaj gönderme amacı saklıdır. Sümerbank'ı bitirmek, gerici kesimin bilinçaltında laik Cumhuriyeti bitirmekle özdeştir. Sümerbank, Cumhuriyetin ekonomik simgesidir. ''Sümerbank'ı bitirdik'' ifadesindeki ''bitirdik'' sözcüğü, özelleştirmenin ya da yağmalamanın da ötesinde, psikolojik açıdan yorumlamaya muhtaç bir sözcüktür.
Laik Cumhuriyetin bitirilmesi Türkiye'nin değil, Batılı emperyalistlerin emeli ve birinci hedefidir. Zira, bu yolla, bir zamanlar Kurtuluş Savaşı vermiş ve mazlum uluslara önder olmuş bir ulus, bu kez küreselleşmede çökertilerek ve sosyal uyanışı köreltilerek yeni sömürge ağında sindirilmeye çalışılmaktadır. Bu büyük operasyonun iç ajanlarından onurlu olanlar istifa etmekte, diğerleri ise özelleştirmelerle iftihar etmektedir. ERDEMİR'in, TÜPRAŞ'ın, TEKEL'in ve daha birçok değerli varlığın satışını yabancı tekellere devrederek Türkiye'yi bitirme operasyonunu başarı olarak sergileyen siyasal kadrolar da, onları koro halinde izleyen bürokratlar da bu millete karşı, insanlığa karşı sorumludurlar ve bu sorumluluktan da kurtulamayacaklardır!
Taşeronluğun komisyonu, bu çirkin hizmeti sürdürmek için bir süre işbaşında kalmaktır!