Ekonomi9 Ağustos 2005 00:00

AKP'nin inadı inat, babalar gibi satıp babaları işsiz bırakacaklar...

Unakıtan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Maliye Bakanı değil , Çokuluslu Şirketlerin (ÇUŞ) ya da Dış Özel Teşebbüslerin yöneticisi gibi: “Efendim (Yabancı sermaye hazırları almasın da, kendi burada kursun.) Canım, adam da hesabını yapacak. Efendim (Karlıları almasında, zararlıları alsın.) Öyle bir şey var mı? Şimdi Erdemir'i düşünüyoruz. (Erdemir'i yabancı mı alsın, yerli mi alsın?) Erdemir gitti, Romanya'da şirket aldı, Bulgaristan'daki özelleştirmeye girdi. Sen alıyorsun, dışarıdan da senden gelip alındığında kötü mü yani. Öyle şey, öyle açık gözlülük var mı?” Sayın Bakan o zaman siz de Erdemir’in Romanya’da aldığı tesisleri satın, Türkiye’deki tesisleri Türkiye’ye kalsın.acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadacialis forum cialis prodaja cialis bez receptasymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort a alkohol symbicort cena

Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, özelleştirme sürecinde ''Yerliye mi, yabancıya mı verelim? Ona mı verelim, buna mı verelim?'' tartışmalarının olabileceğini ifade ederek, ''Türkiye olarak şunu iyi bilmemiz lazım. Türkiye sermaye birikimi az olan bir ülke'' dedi.
      Maliye Bakanı Kemal Unakıtan bakanlıkta yaptığı açıklamada, Temmuz ayı bütçe gerçekleşmeleri hakkında bilgi verirken, basın mensuplarının sorularını da yanıtladı.
      Unakıtan, gazetecilerin, ''ABD'de bir petrol şirketinin stratejik
nedenlerden dolayı özelleştirilmesinden vazgeçildiğini'' belirterek, Türkiye'de stratejik kurumların neden özelleştirilmeye çalışıldığına ilişkin sorusu üzerine, bazı medya haberlerinin resmi makamların kararı gibi sunulmaması gerektiğini ifade ederek, şöyle devam etti:
      ''Burada Çin bir yerde özelleştirme için müracaat etti. Orada işte (Bu özelleştirmeyi yabancıya verelim mi, vermeyelim mi?) diye bizim burada olduğu tartışmalar oldu. O özelleştirmeye girecek olan kendi karar verdi. Kendi girip, 'almay
acağım' dedi.
      Hiçbir resmi kararda bu giremez, bu alamaz, yabancı sermaye herhangi bir hisse buradan alamaz diye bir şey söz konusu değil. Yani orada yabancı sermayenin önüne set çekilir hiçbir karar yok.''
     
     ''(YERLİYE Mİ, YABANCIYA MI VERELİM?) TARTIŞMALARI OLABİLİR''

      ''(Yerliye mi, yabancıya mı verelim? Ona mı verelim, buna mı verelim?) tartışmaları olabilir. Herkes fikrini söyleyebilir. Bizde de söyleyip duruyorlar'' diyen Unakıtan, ''Türkiye olarak şunu iyi bilmemiz lazım. Türkiye sermaye birikimi az olan bir ülke'' dedi.
      Unakıtan, Türkiye'nin kalkınması için yeni sermayeye ihtiyacı bulunduğunu belirterek, bunu da ancak yabancı sermayeyi getirmek suretiyle yapabileceğini söyledi.
      Yabancı sermayenin Türkiye'ye katacağı
çok şeyler bulunduğunu ifade eden Unakıtan, şunları söyledi:
      ''Çevrenize bakın. Macaristan, Polonya, Çek Cumhuriyeti'ne ve diğer ülkelere bakın. Her ülke kendisine daha fazla yabancı sermaye çekmek için adeta yarışıyor, mücadele ediyor ve adeta rekab
et savaşı veriyor.
      Bu durumda Türkiye'nin onlardan daha çok, daha fazla yabancı sermayeye ihtiyacı olduğunu bile bile yabancı sermaye gelirken buna karşı çıkmak acaba akılla ne kadar bağdaşıyor? Memleketi kalkındırmak istiyorsak bu isteğimizle ne kad
ar bağdaşıyor. Şunu bir tartışalım, konuşalım yani.'' Türkiye'nin ''kalkınmak için yatırım yapma mecburiyeti'' gibi bir gerçeği bulunduğuna işaret eden Unakıtan, Türkiye'nin yerli yatırımcılarının yapmış olduğu yatırımların yetersiz olduğunu, daha fazla yatırım yapılması ve daha fazla sermaye gelmesi gerektiğini vurguladı.
      Türkiye'nin kamu ve özel sektör tasarruflarının yeterli olmadığına dikkati çeken Unakıtan, ''Türkiye'nin büyüklüğü zannedildiği kadar değil. Halimizi bilelim, durumumuzu bilelim'' d
edi.
      Unakıtan, İspanya'daki bir bankanın aktif büyüklüğünün Türkiye'nin 4 katı olduğunu ifade ederek, ''Şimdi size soruyorum. Böyle küçük mü kalalım? (Küçük olsun, bizim olsun mu?) diyelim. Yoksa yabancı sermayeyi daha fazla nasıl getirebiliriz, nasıl Türkiye'ye çekebiliriz. Onun mücadelesi ve gayretinde mi bulunalım? Bunun, lütfen akıl ölçüleri içinde cevabını bulun'' diye konuştu.
     
     ''YABANCI SERMAYE GELMESİ İÇİN YILLARDIR UĞRAŞILIYOR''


      Türkiye'ye yab
ancı sermaye gelmesi için yıllardır uğraşıldığını belirten Unakıtan, şunları dedi:
      ''Şimdi gelmeye başladı. Bu sefer niçin geliyor bunlar... Olur mu böyle şey canım. Hatta bu yetersiz, bu gelenler yetersiz. Türkiye'nin çok daha fazla yabancı sermaye
ye ihtiyacı var. Kalkınmak, çağdaş ülkelere yetişmek istiyorsak ve evlatlarımızın istikbalini düşünüyorsak daha fazla yabancı sermayeye ihtiyaç var.
      Efendim (Yabancı sermaye hazırları almasın da, kendi burada kursun.) Canım, adam da hesabını yapacak.
Efendim (Karlıları almasında, zararlıları alsın.) Öyle bir şey var mı? Şimdi Erdemir'i düşünüyoruz. (Erdemir'i yabancı mı alsın, yerli mi alsın?) Erdemir gitti, Romanya'da şirket aldı, Bulgaristan'daki özelleştirmeye girdi. Sen alıyorsun, dışarıdan da senden gelip alındığında kötü mü yani. Öyle şey, öyle açık gözlülük var mı?
      Bunu lütfen bilimsel platformda iyice tartışıp, ona göre karar verelim. Hatta tartışmaya bile gerek yok.'' Özelleştirmeyi karlı, zararlı diye yapmadıklarını, devleti ekonomik fa
aliyetlerden kurtarmak için yaptıklarını hatırlatan Unakıtan, ''Devlet ekonomik faaliyetleri yürütmez. Yürütürse de, ha böyle yürütür işte. Siyasiler her tarafı çiftlik haline getirmiş. İstediği, tanıdığı akrabasını almış, onu almış, oy almak için daha fazla adam almış. İskenderun'a bakın. İskenderun şimdiye kadar 3 milyar doların üzerinde zarar etmiş. Bu para kimden toplandı. Vergisini ödeyen bütün 70 milyon nüfustan toplandı. Şimdi bu adalet mi, bu yönetim mi? Böyle şey olur mu?'' diye konuştu.
      O ne
denle milleti artık bu pisliklerden kurtarmak istediklerini kaydeden Unakıtan, onun için de devletin ekonomik faaliyetlerden çekileceğini ve bu özelleştirmelerin tamamlanacağını, Türkiye'nin geleceğinin buna bağlı olduğunu söyledi.
     
     ''SİSTEM BÖYLE GİTMEZ''

      Yurtdışındaki finansal kuruluşların, ekonomistlerin, yurtiçindeki makul düşünenlerin görüşlerine bakıldığında bu işin böyle gitmeyeceğinin görüldüğünü belirten Unakıtan, şunları kaydetti:
      ''Hepiniz diyorsunuz ki bu sistem böyle gitmez. Gitmez. Neden? Devletin bu hantal yapısıyla, bu devlet gider mi? Hantal yapı neden? Devlet düzenleme, denetleme görevini bırakmış, ticaretle uğraşıyor. Şimdiye kadar gübreyi, şekeri, sütü devlet üretiyor. Bu olmaz ki. O zaman bütün bu ekonomik faaliye
tler özel sektöre ait olacak. Devletin tüccarlık, sanayicilik, üretim yapması hiçbir şekilde ekonomik değerlendirilemez.
      Maaşlı bir memur gelecek genel müdür olacak. Efendime söyleyim aynı maaşı alacak. Orası karlıysa aynı maaşı, zarar da etse aynı m
aaşı. Nasıl olacak bu? Hangi ticarete sığıyor. Ondan sonra genel müdürleri zaten orayı iyi etmesi için koymuşuz, o kadar parayı da veriyoruz. Genel müdür kalkıyor, efendim özelleştirilecek şeye mani olacak. Orası ona değil de, buna satılacak. Kime satılırsa satılır, sana ne. Sen genel müdürsün maaşını alan bürokratsın maaşını alırsın, orayı da en iyi şekilde yönetmek mecburiyetindesin.'' Özelleştirmenin politikasının siyasi iradeye ait olduğunu, bunun kararını siyasi iradenin vereceğini vurgulayan Unakıtan, sözlerini şöyle sürdürdü:
      ''Şimdi özel sektörde de bankayı satıyor biri. Aydın Doğan bankasını sattı, (Ben bunu yabancıya mı, yerliye mi satayım) diye genel müdüre mi soracak? Sen ne dersin? Ne demek ya... Özelleştirme ise sahibi, Özelleştirme İdare
si karar verir. Genel müdür onun iradesini yerine getirir. Efendim özelleştirme için genel müdür niye istifa etmiş. İstifa eder, yerine başkası... Koltuk boş kalmaz, koltuk doldurulur. Herkesin kendi görevini çok iyi bilmesi, ona göre de hareket etmesi lazım.''