Siyaset15 Ocak 2005 00:00

ETNİK ÇATIŞMANIN TAHRİKİ - Mustafa Erkal

Türkiye''nin sorunu bir etnik sorun olmamasına rağmen; konu bu yönden kaşınmakta ve Kürt asıllı vatandaşlarımız toplum içinde zor duruma düşürülmeye çalışılmaktadır.Böylece onlar "öteki"leştirilerek cepheleştirilmek amacı güdülmektedir.Bunları hiçbir zaman temsil etme hakkına sahip olmayan ve o konumda da bulunmayan öyle insanlar ortaya çıkmaktadır ki; acaba bunların Kürtlere nasıl bir düşmanlığı olabilir sorusu akla gelmektedir.Değişik yerlerde ve ekranlarda önlerine çıkan fırsatı kullanarak Türkiye''yi dinamitlemek isteyen işbirlikçi örnekleri görülmektedir.Bunlar Kürtlerin de dostu değillerdir.Bu tipler AB ile olan ilişkilerimizde verilen tavizler ve çıkarılan uydu yasalarıyla iktidarın tavrından destek almaktadırlar.new prescription coupons free prescription cards discount online cialis coupons

Sanki Türkiye açık arttırmaya çıkarılmış da bunlarda bundan pay kapma hevesine düşmüşlerdir.

Oysa mevcut iktidar Türkiye değildir.

Türkiye Cumhuriyetine ihanet örnekleri açıkça sergilenmektedir.

Çünkü bölücülük suç olmaktan çıkmıştır.

Kürtçü bölücüler milli devleti ve milli kimliği reddederek federasyon peşine düşmüşlerdir.

Türk tarafı ve Kürt tarafı ayırımları yapılmakta; Güney ve Kuzey Kürdistan kavramları telaffuz edilmektedir.

Etnik sorunun olduğu bir ülkede mabet, kabristan farklıdır.

İş ortaklığı olmaz.

Nikah kapalıdır.

İç göçler azalır.

Güneydoğu Anadolu''da katıldığım bir açık oturumdan sonra bir vatandaşımız bana şunları söylemişti: "Hocam, ben Kürdüm.

Ancak, milli kimliğimin de Türk olduğu inancındayım.

Etnik tuzaktan bahsediyorsunuz; bizim aile çok geniştir; bir akrabamız terör örgütüne üye olmuştur.

Beş kişi de köy korucusudur.

Örgüt üyesi bu kişiyi ailenin yüzde doksan beşi dışlamıştır.

Etnik sorun bu mu?" Gerçekten bu vatandaşımız bir gerçeğe parmak basmıştı.

Kürt asıllı nice insan vardır ki; en az benim kadar Türk milliyetçisidir.

Kısaca haçtan değil; hilalden ve Türkiye''den yanadırlar.

Ancak son yıllarda bu insanların önüne çeşitli senaryolar konarak zihinleri bulandırılmaya çalışılmaktadır.

Diğer taraftan, Kürt olmayanlar da Kürtlere karşı kışkırtılmaktadır.

Amaç, etnik çatıştırmadır.

Birbiriyle aynı dili konuşmayan, Prof.

Dr.

Mehmet Eröz''e göre Türkçeyle anlaşabilen Zazalarla Kürtleri bir sayma yanlışını resmi, gayri resmi bir çok çevre yapabiliyor.

Psikolojik baskıyla bazı Zazalar da kendilerini Kürt sayma eğilimine girmişlerdir.

Bu bilgisizlikten de kaynaklanmaktadır.

Bazıları sanki Zaza olmayı ayıp saymaktadırlar.

Zazaların da, Kürtlerin de Türk olmadıkları ispatlanamıyor.

Sümer ve Zazacadaki ortak kelimeler; Çuvaşça ve Zaza lehçesi arasındaki benzerlikler gözardı ediliyor.

Sayın Prof.

Dr.

Tuncer Gülensoy bu konuda eserler vermiştir.

Dr.

Mahmut Rişvanoğlu''nun "Saklanan Gerçek ( Kurmançlar ve Zazaların Kimliği , C.I ve C.II)" de önemli bir eserdir.

Aralarında yaşama tarzı farkları olmasına, kız alıp vermemelerine rağmen; Zazacanın Kürt lehçesinin beşinci kolu olduğu iddia ediliyor.

( Kırmanç, Lur , Soranî ve Goranî''ye ilave olarak) Prof.

Dr.

Mehmet Eröz''e göre; Zazaların Alevi ve Sünni olduklarını görüyoruz.

Alevilik Eröz''e göre Türkmen olmanın da bir göstergesidir.

Daha ziyade Rus yazarlar Zazaları Kürtler içine sokmaya çalışmışlardır.

( İslam Ansiklopedisi''nde Kürtler maddesini yazan Minorsky ve Bazil Nikitin) Alikan Aşireti üzerine çalışan İsmail Beşikçi de bu aşireti Zaza olmasına rağmen; Kürt aşireti olarak göstermiştir.

Kendisi bir Zaza olan ve alçakça şehit edilen M.

Şerif Fırat "Doğu İlleri ve Varto Tarihi"nde Zazaları ele alıyor.

Yine kendisi de bir Zaza Türkü olan Hayri Başbuğ "İki Türk Boyu: Zaza ve Kurmançlar" adlı eserin yazarıdır.

Bu konuda Nazmi Sevgen''in eserlerinden de faydalanılabilir.

Bir ara Londra''da bir konferansa gitmiştim.

Aynı yerde benden on beş gün önce Batı''nın oyuncağı, Kürtçü bir eski milletvekili konuşma yapmıştı.

Kürtçe başladığı konuşmasını anlaşılamadığından Türkçe devam etmek zorunda kalmıştı.

Terör örgütü bile Kürtçe ile anlaşamıyor.

Ancak, tirübüne oynayanlar ve önümüzdeki seçimlerde etniklik üzerine siyaset yapmaya meyilli belirli bir bölücü partinin listelerinde yer kapabilmek için yarışmaktadırlar.

Mezopotamya son yıllarda aşırı ilgi odağı oldu.

Kürt eksenli ırkçılık yapanlar bu bölgeyi mukaddes ilan ettiler.

Oysa bunu destekleyecek ellerinde ciddi hiçbir kaynakları yoktur.

Bu bölgede adı geçen Sümer, Guti ve Kimmerlerin Türk boyu olduğu bilinmektedir.

Bu konuda Landesberger''in açıklamaları önem taşıyor.

Değerli ilim adamı Prof.

Dr.

Orhan Türkdoğan''ın " Güneydoğu Kimliği" adlı eserine başvurulabilir.