Yetkim yok... - Behiç Kılıç
Önce hangisini yazmalı?.. Paşa haızretlerinin yetkisizlikten yakınmasını mı, Ankara’dan devlet ricali ile şehit cenazesi kaldıran ülkenin başbakanının PKK uzantıları ile masada bir araya gelmelerini mi?.. Hangisini?.. Eşkıya memleketin göbeğinde, hem şehirlerde hem de dere tepe, dağ bayır elini kolunu sallaya sallaya dolaşırken, önlerinden geçen şehit cenazelerini seyreden ülkenin tepesindeki asker sivil zevata ben ne diyeceğimi iyi biliyorum da... Yetkilerim kısıtlı!.. Bu kısıtlı yetkilerle konuşuyoruz işte!.. Ancak şu kadar diyebiliyoruz. ”Ne yetkisizliği Hilmi bey elinden tüfeğini mi aldılar?!” new prescription coupons sporturfintl.com online cialis couponssymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenasymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenaclaritin mazilo claritin tablete claritin mazilo
Yetkisizlikten bahseden Hilmi Bey’e hatırlatıyorum...
Önceki gün gene bir evladımızı toprağa verdik.. Şehidimizin babası bir başka evladının, toprağa düşen kahramanın kardeşinin kolunu cenazenin başında havaya kaldırıp sizlere “Bunuda alın, vatan için feda olsun” diye haykırmadı mı?..
Daha ne yetkisi istiyorsun, ne bekliyorsun, düşmanın zafer çığlıklarını bize ne dinletiyorsun?..
Yetkisi kısıtlıymış!..
Eşkıya çetesi sizden daha mı yetkili memleket üzerinde de bu kadar etkili olabiliyor?.. Bizi can evimizden vurup ardından memleketin tapusunu yasal zeminlerde isteyebiliyor ve en acısı gzbebeğimiz kuruluşumuzun en tepesindeki adama, sanki yıldırılmış gibi, sanki elini kolunu bağlatmış gibi demeçler verdiriyor!?.
Söylediğim gibi..
“Al çocuğumu, canı feda olsun vatanımı koru! dan büyük yetki yoktur..''
“Göklerden gelen bir ses sana nediyor dinle”
Bu konuda konuşarak tek güvencemiz olan camiayı yıpratmanın yanlışlığı ortadadır ama, olan bitenler, kulaklarımıza dolanlar, artık her akşam tv ekranlarından içimize ateş düşüren görüntüler milletimize sadece öfke değil umutsuzluk da şırınga etmeğe başladı... Bu yüzden “Yetkim kısıtlı” laflarından çok, elinde dağı taşı dümdüz edecek gücü “AB kriterlerine ayıp olur!” diye tutmayan, bu gücü kullanmadığı içinde yüreğimize tabut tabut acı taşıyan yöneticilere hangi makamda olursa olsun tepkisiz kalınamayacağı ortadadır.
Ya yapacaksın, ya gideceksin kardeşim...
Süre doldurma falanbeklemeyeceksin, saltanatı sonuna kadar kullanayım diye düşünmeyeceksin,gideceksin...
Kısıtlı yetkilerimle anlatmayı sürdüreyim...
Diyeceksin ki;
“Ey millet, gördüğünüz gibi bana emanet ettiğiniz askeri, izni için memleketine giderken eşkiyanın eline düşmekten koruyamadım. Kendi elemanımı koruyamadım memleketin korumasında da zaaflarım olabilir, bu yüzden bana müsaade..”
Coşkun Kırandi’nin memleketinde karşılanışı sırasında yakınlarının havaya sıktıkları kurşunların hıncı sadece terör örgütüne midir iyi hesaplamak lazım... ”Delikanlımızı eşkiyanın ocağına düşürdünüz, propagandasına alet ettiniz, canımızı onlara muhatap ettiniz” öfkesini iyi hesaplamak lazım..
Önceki gün yapılan şehit cenazesinde bağrı yanık, öfkeli bir ses şöyle diyordu...
“Biz 600 yıl Osmanlı’yı yönetenlerin torunlarıyız, yönetemiyorsanız bırakın biz yönetelim"
Bakın “Yetkimiz kısıtlı “demecine karşı bir vatandaş görüşü yansıtıyorum . Sayın Olgun Sert şöyle diyor.
Başarıyı kabullenmek kadar bazı konulardaki başarısızlıkları da kabullenmek erdem olsa gerek. ARGE çalışmalarımız ne durumda? Plastik patlayıcılara karşı teknoloji geliştiriyor muyuz? İsrail’i örnek alacak olursak kendilerince terör eylemlerinin merkezindeler; ama bizim eğitici ve bilim adamı, öğretmen vs sayısı kadar nüfusa, Silahlı Kuvvetlerimizin bütçesi kadar GSMH mevcut ama teknolojisi malum. Kaçta kaçına sahibiz. Şapkamızı önümüze koymanın zamanı geldi de geçiyor.
Şehidimiz, Uzm. J. Çvş. Evren Ayyarkın’ın cenaze töreninde de “yetkisizlik” beyanı konuşuluyordu. Orada olanları, bu açıklama yaralamıştı. ‘Biz bu kadar aciz bir toplum muyuz?’ diye tepki gösterdiler..
Bazı şehit yakınları başsağlığına gelen askeri yetkililere, ‘Biz bu kadar aciz bir toplum muyuz? Sivil olarak asker olarak arkanızdayız. Dün akşam açıklamaları dinledik çok üzüldük’ diyerek serzenişte bulundu. Askerler ise yakınları, ‘Aciz değiliz ama bir zamanı var’ sözleriyle teselli etmeye çalıştı!..
Demek ki, başlarından kendilerine yansıyan böyle bir “telkin” var..!
“Zamanı var” mış!.
Bu zamanınızı doldurana kadar kaç cana ihtiyacınız var?!. Nasıl olsa çocuklarımızı tarladan topluyoruz!..
Şöyle bir resepsiyon falan tertipleyin, bir davet verip toplanın bakalım, sofrada yiyip içerken ne kadar daha zamana ihtiyacınız olduğunu aranızda bir konuşuverin!.. Hele şu Tayyip’te, malum aydın tayfası ile bir buluşsun bölücü unsurların görüşleri kendisine aktarılsın, ondan sonra o da katılır toplantınızı,”karşıdan gelen” görüşlerle daha rahat karar verirsiniz!..
Ne kadar zamana ihtiyacınız olduğuna... Hiç öyle yetki falan da beklemeyin!..
AB size ne yetkisi verecek!..
Kellenizi istiyor!..
Bizim de ülkemizi..