Siyaset5 Ağustos 2005 00:00

"Kısıtlanmış yetkiler"le hedef ve gönül birliği - Arslan Bulut

Türkiye''nin bağımsızlığını ortadan kaldırmaya başlayan Avrupa Birliği yetkilileri karşısında, gerek başbakanın, gerekse ondan önce Cumhurbaşkanının ve tabii ki Genelkurmay Başkanı''nın, muhalefet liderlerinin tavrı nedir? Hemen hepsi, Türk halkına, bu işin bir devlet politikası olduğunu söylemişlerdir! Bu nasıl devlet politikası ise, kendi egemenliğini sona erdiren bir sürece boyun eğmeyi öngörüyor! Öyle ya, Türk Silahlı Kuvvetleri''nin terörle mücadele etmesini önlemek üzere yetkilerini kim kısıtladı? Evet, hükümet ve parlamento kısıtladı ama bunu kim istedi? Avrupa Birliği değil mi? E hani Avrupa Birliği, devlet politikası idi ve TSK de bu politikanın arkasında idi! Buna kendi bindiği dalı kesmek demezler mi? Durum böyle olunca, terörle mücadelede veya başka bir alanda, halkla devlet arasında hedef ve gönül birliği kalır mı? new prescription coupons free prescription cards discount online cialis couponscialis forum cialis prodaja cialis bez receptaclaritin mazilo claritin tablete claritin mazilokamagra kamagra 100mg kamagra gel

Türk Milleti''nin "ordu millet" niteliği, tarihteki gibi olmasa da, "vatani görev" bilinciyle devam ediyor. Türkiye''yi güçlü yapan işte bu bilinçtir!
Herhalde, Avrupa Birliği yetkilileri, Türkiye''nin asıl gücünün vatani görev bilinci olduğunu keşfetti ki, mecburi askerliğin kaldırılmasını, paralı askerliğin ve gönüllülüğün esas olmasını istedi! Tabii bu arada AB Komiseri Kretschmer''in "Askeriniz yönetimde hala çok etkin. Bu durum uyum süreci için engel" dediğini de unutmamak gerekir.
Bir ara, Paris tren istasyonu zeminine, sevmedikleri dünya liderleri ile birlikte Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu''nun da resmini çizmişler, neyse ki bir grup Türk genci bunları silmişti.


Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök. Afganistan''dan dönen Türk birliğini karşılama töreninde
"TSK, halkı eski acılı günlere geri götürmeyi amaçlayan bölücü terör örgütüne karşı mücadelesini kısıtlanmış yetkilerine rağmen özveriyle sürdürmektedir ve sürdürmeye devam edecektir. Bu mücadele, TSK ve diğer güvenlik kuvvetleri yanında, bütün halkımızın, yöneticilerimizin ve sivil toplum kuruluşlarının da iştirakiyle, topyekün bir tarzda yapıldığında daha etkileyici sonuçlar elde edilebilecektir. Terör örgütlerinin en korktuğu şey, toplumun kendilerinden başka tamamının el ele, gönül gönüle bir karşı cephe oluşturmasıdır'''' dedi.
Özkök''ün "Terörle mücadelenin, TSK ve diğer güvenlik kuvvetleri yanında, bütün halkımızın, yöneticilerimizin ve sivil toplum kuruluşlarının da iştirakiyle, topyekün bir tarzda yapılması"ndan bahsetmesi, bu alanda bir eksiklik olduğundandır. Nitekim, Özkök, "TSK''nın kısıtlanmış yetkileri" ifadesini kullanmasının sebebi de budur!
Peki, sadece terörle mücadelede değil, her alanda bir ülkenin hedef ve gönül birliğini sağlaması gereken, öncelikle kimdir?
Türkiye''de elbette başbakandır ve hükümettir!
Peki, Türkiye''nin bağımsızlığını ortadan kaldırmaya başlayan Avrupa Birliği yetkilileri karşısında, gerek başbakanın, gerekse ondan önce Cumhurbaşkanının ve tabii ki Genelkurmay Başkanı''nın, muhalefet liderlerinin tavrı nedir?
Hemen hepsi, Türk halkına, bu işin bir devlet politikası olduğunu söylemişlerdir!
Bu nasıl devlet politikası ise, kendi egemenliğini sona erdiren bir sürece boyun eğmeyi öngörüyor! Öyle ya, Türk Silahlı Kuvvetleri''nin terörle mücadele etmesini önlemek üzere yetkilerini kim kısıtladı? Evet, hükümet ve parlamento kısıtladı ama bunu kim istedi? Avrupa Birliği değil mi? E hani Avrupa Birliği, devlet politikası idi ve TSK de bu politikanın arkasında idi!
Buna kendi bindiği dalı kesmek demezler mi?
Durum böyle olunca, terörle mücadelede veya başka bir alanda, halkla devlet arasında hedef ve gönül birliği kalır mı?

Özkök, "Ancak her şeyden önemlisi, Türk askerinin Büyük Önder Atatürk''ün o veciz ifadesiyle ne kadar ''civanmert'' olduğu bir kez daha kanıtlanmıştır. Dünya, Türk askerinin doğasında var olan içsel zenginliği ve görev yaptığı ülkelerin halkları üzerinde ne kadar derin etkiler bıraktığını gözleriyle görmüştür. Bu zenginlik esasen Türk askerinin doğasında var olan, cesaret, adalet duygusu, insani değerlere olan bağlılık, bugün uzmanların da üzerinde fikir birliğine vardığı ve başarı için çok daha önemli olduğuna inandığı ''duygusal zekasındaki'' yükseklik ve yaratıcılığından kaynaklanmaktadır'''' diyor.
Zaten en büyük servetimiz ve dayanağımız da Türk askerinin civanmertliği değil mi?
Ama bu Türk askeri terörle mücadele ederken yetkileri budanıyor, ABD ve İngiltere''de güvenlik kurumlarının yetkileri artırılıyor!
ABD''nin sözde terörle mücadelesi için Türk Silahlı Kuvvetleri de seferber oluyor, Afganistan''da görev üstleniyor, ABD ise, PKK''yı Türkiye''ye karşı koz olarak kullanıyor!
Dolayısıyla, içerdeki hedef ve gönül birliği, bu alanda da gerekiyor.
Türkiye ile alenen dalga geçen bir sözde müttefikle, Türkiye daha ne kadar durumu idare edebilir!
Kendi istihbaratlarının eseri olan El Kaide''yi bahane ederek, Afganistan ve Irak''ı işgal ettiler, Türkiye ise burnunun dibinde, Kerkük''e PKK bayrağı çekilmesini seyrediyor!