AB5 Ağustos 2005 00:00

Avrupa Güdümünde Türkiye... Avrupa Yolunda Türkiye... Erol Manisalı

<P><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana; mso-bidi-font-size: 9.0pt">AB ile ilişkilerde Türkiye'yi Batı himayesi altına sokmaya çalışan çevreler ilk ödünü Kıbrıs'ta verdiler. Bu çevreler 2003 ve 2004'te <I>''Kıbrıs'ta çözümsüzlük bizi AB'den uzaklaştırır''</I> diyorlardı. Çok haklıydılar. AB'den uzaklaşmamak ve onun denetimi altına girmek için Batı'nın talep ve dayatmalarının yerine getirilmesi gerekiyordu.<?xml:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /><o:p></o:p></SPAN></P> <P><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana; mso-bidi-font-size: 9.0pt">İlk ödünler (ve sözler) daha 3 Kasım 2002 seçimlerinden önce veriliyordu. <o:p></o:p></SPAN></P> <P><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana; mso-bidi-font-size: 9.0pt">- Yeni siyasete soyunanlar, <o:p></o:p></SPAN></P> <P><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana; mso-bidi-font-size: 9.0pt">- Gayri milli sermaye çevreleri <o:p></o:p></SPAN></P><div style="display:none">cialis 5mg prix en pharmacie <a href="http://cialis20mgsuisse.com/5mg/prix-en-pharmacie">cialis 5mg prix en pharmacie</a> cialis 5mg prix en pharmacie</div><div style="display:none">new prescription coupons <a href="http://sporturfintl.com/page/cialis-manufacturer-coupon.aspx">free prescription cards discount</a> online cialis coupons</div><div style="display:none">buscopan <a href="http://www.floridafriendlyplants.com/Blog/page/buscopan-hund-0ZH.aspx">link</a> buscopan plus</div>

hep birlikte Kıbrıs'ı dillerine dolamışlardı. Batı emperyalizmine ilk dilimin verilmesi gerekiyordu. Kıbrıs işi daha o zaman bitirilmişti. Ve son imza 29 Temmuz 2005'te atılarak Kıbrıs sorunu ''çözüldü'' . Tam da Batı'nın istediği gibi...

Kıbrıs, AB (ve Batı) ile aramızdaki engeldi; o da kalktı diyorlar. Engeller bu kadar değil ki; yarın Ermeni tasarısını kabul edelim. Batı ile aramızdaki engeller kalksın diyecekler. Ege'de Yunan taleplerini karşılayarak ''Ege'yi çözelim'' , hiç engel kalmasın diyecekler. Patrikhane'nin bağımsızlığına evet diyelim ki, Batı coşsun, engeller temizlensin diyecekler; Güneydoğu'yu unutun gidin, Batı ile sorunlar bitsin diyecekler...

Diyecekler de diyecekler. Kimler bunu diyenler? Batı adına Türkiye'yi yönetmek isteyen bazı sermaye çevreleri, bölücüler ve Batı ile işbirliği yaparak 80 yıllık hesaplarını görmek isteyenler.

AB mandasına giriş...

- Türkiye AB'nin dışında; 6 Mart 1995 ve 17 Aralık 2004 belgeleri Türkiye'yi bekleme odasına kitlemiş.

 

- Türkiye AB'nin dışında tutulurken piyasası, ekonomisi, eğitimi, sivil toplum örgütleri ve bürokrasisi Brüksel'in kurumlarına (ve siyasilerine) bağlanıyor. Türkiye AB'nin içine sokulmadan, AB'nin güdümüne alınıyor.

 

- Brüksel sadece TSK'den rahatsız. TSK'nin de ekonomide, eğitimde, bürokraside olduğu gibi, AB güdümü altına henüz sokulmamış olmasından dolayı tepkilerini dile getiriyorlar.

 

- Bazı işbirlikçi çevrelerin ''Avrupa Yolunda Türkiye'' sloganı altında yaptıkları pazarlamayı ''Avrupa Güdümünde Türkiye'' olarak anlamak gerekir.

 

Daha da açmak gerekirse ''emperyalizmin güdümüne sokulmuş topraklar'' demek en doğrusu olur. Türkiye AB'nin içine alınmıyor; ekonomisi, eğitimi, kültürü, belediyeleri, bürokrasisi AB kurumlarının denetimi altına sokuluyor.

 

Aynen Osmanlı'nın son döneminde olduğu gibi. Bu sefer ''adam özellikle hasta ediliyor; sonra da hasta adamı iyileştirme bahanesi ile AB güdümüne (sömürüsüne) sokuluyor. Hastane hapishaneye, sömürgeye dönüştürülmek isteniyor.

 

İnsanımızın, birileri ''Avrupa yolunda Türkiye'' dediği zaman, bundan ''Avrupa'nın sömürgesi Türkiye'' sonucunu çıkarmaları gerekir.

 

Ekonomisi, eğitimi, kültürü, bürokrasisi, ordusu AB güdümüne sokulmuş bir Türkiye, sömürgeden başka bir anlam taşıyabilir mi?

 

Avrupa ve Batı bunlarla da yetinmiyor; ERDEMİR'leri, Seydişehir'leri, Petkim'leri, TÜPRAŞ'ları, Telekom'ları, ulaştırmayı, bankaları yani Türkiye'nin jandarmalarını da bütünüyle ele geçirmek istiyor. Sinir sistemini, damarlarını ve kaslarını denetimi altına alarak Türkiye'yi yönetmek istiyor.

 

Şimdilik tek denetimi altına alamadığı TSK kalmış, bundan da rahatsız oluyormuş, pes doğrusu? Türkiye'deki işgal Irak'takinden farklı olarak sessiz sivil darbelerle yürütülüyor.

 

- AB'ye sokuyoruz diye bekleme odasında ülke iğfal ediliyor, kandırılıyor.

 

- Eğitim sistemi, kültürü, ekonomisi ele geçiriliyor.

 

- Özelleştirme adı altında en önemli kuruluşları yabancılara peşkeş çekiliyor.

 

Türkiye sömürgeleşirken bu eylemler ''Avrupa yolunda Türkiye'' diye pazarlanıyor. Pazarlamacılar onların Türkiye'deki işbirlikçileri, uzantıları, tetikçileri... Yani emperyalizmin içimizdeki kolları... Önce bunları tasfiye etmemiz gerekiyor... Bunun için de yumruğumuzu sıkmamız, ısırmamız gerekiyor...