Siyaset14 Ocak 2005 00:00

Türkiye'de Siyaset Yapmak... - Erol Manisalı

Demokrasinin kurulabilmesi ve işlemesi için, önde gelen siyasi partilerin tabanının (ve temelinin) sosyal sınıflara dayanması gerekir. Özellikle Türkiye gibi ''arada kalmış'' ülkelerde bu durum ''olmazsa olmaz'' bir koşuldur. Türkiye'ye benzeyen Brezilya bu işi çözdü ve işçi sendikasının tabanını oluşturduğu siyasi örgüt ve lideri Lula da Silva seçimle başkan oldu. Siyasi partiler sosyal tabana ve temele dayanmadıkları takdirde, - tarikatlara ve dine dayanırlar, - gayri milli sermaye çevrelerinin maşası olurlar, - ya da etnik tabana (yani bölücülüğe) bel bağlamak zorunda kalırlar. cleocin 150 mg mattnichols.co.uk cleocin 300 mg

Bunun dışında kalan seçkin ve aydın partileri veya hemşeriliğe (bölgeciliğe) dayanan partiler ise ''marjinal'' kalmaya mahkûmdurlar. Türkiye'de İslama, gayri milli sermaye çevrelerine ve etnik tabana dayanan partiler Türkiye'nin (ve Türkiye Cumhuriyeti'nin) partileri olmaktan çok Batı kapitalizminin (ve emperyalizminin) partileri durumundadırlar.

Bu ifadeyi biraz daha düzeltip yerli yerine koyalım; bu üç gruba dahil olan siyasi örgütlenmeler zaten ''Batı emperyalizminin desteği ile'' yeşermiş, kurulmuş ve geliştirilmişlerdir. Türkiye'nin değil daha çok dış çevrelerin partileri konumundadırlar.

Avrupa'da, ABD'de veya Kanada'da böyle dış kaynaklı örgütlenmelere sistem izin vermez. Şirketler, işçi, köylü, bürokrasi hatta kilise, ''kendi ulusal çıkarları etrafında bütünleşerek'' demokrasiyi yürütürler.

AB gibi birleşmeler görüldüğü zaman, ''AB ülkelerinin ulusal çıkarları, dışardakilere karşı her alanda korunur'' .

- İçerdeki köylü korunur. AB'nin 2005 bütçesinde tarım sübvansiyonu 43 milyar Euro'dur.

- Sanayi dışarıya karşı korunur. Demir-çelikte, enerjide ortak politika vardır.

- AB'nin şirketleri dış ticaret politikaları ile de korunurlar. AB içindeki ''sosyal sınıfların dışarıya karşı korunmaları'' , siyasi sistemin ve demokrasinin ayrılmaz bir parçası haline gelir.

Hatta bu koruma ''içerdeki demokrasi adına'' o kadar ileri götürülür ki, başka ülkeler (ve pazarlar) silahlı güçlerle işgal edilerek içerdeki sosyal sınıfların refah düzeyleri yükseltilir.

'Batılı gibi olmak' mı istiyorsunuz?..

- Batı gibi olmak için içerdeki işçiyi, köylüyü dışarıya karşı korumak gerekir.

- Memura grev hakkı vererek ''sistemdeki siyasi yerini almasını sağlamak gerekir'' .

- Ulusal sanayi, tarım, ticaret, eğitim politikaları ile ''sosyal sınıfları ayakta tutmak ve geliştirmek gerekir''.

- Sağlık ve eğitimin tamamen sosyalleştirilmesi ve ulusallaştırılması gerekir.

- Kısacası, ''sosyal sınıflara dayalı bir siyasi katılım düzeni'' oluşturmak zorunluluğu vardır.

Batı'nın bu tanımlar dışına taşan ''fazlaları'' da bulunuyor. Kapitalizmin dış getirileri ile (emperyalizm ile) sosyal tabana destek sağlanır. Bu destekten işçi de, köylü de, iş çevreleri de yararlanırlar. Sosyal sınıfların çıkarları ''dış sömürü aracılığı ile daha iyi bütünleştirilir'' .

Dünyadaki gelir bölüşümünün giderek bozulmasına yol açan esas neden budur. Batı kapitalizminin yarattığı ''tek yanlı düzen'' , gelir paylaşımının daha da bozulmasına yol açmıştır.

Cici demokrasi yerine...

Türkiye'de demokrasinin işleyebilmesi için işçi sendikalarının ''işçinin çıkarını koruyacak bir biçimde'' siyasallaşmaları gerekir. Köylü siyasi olarak örgütlenmeden, demokrasi ''emperyalizmin cici demokrasisi'' olmaktan öteye gidemez. Memurun, esnafın KOBİ'lerin de siyasallaşması gerekir.

Sadece ''bireylerin siyasallaşması'' ile ancak sahte demokrasi işler.

Batı kapitalizminin Türkiye benzeri ülkeler için önerdiği budur; işçi, memur, esnaf, ulusal iş çevresi gibi sınıfların siyasallaşarak sisteme girmediği; bunun yerine İslamcı gayri milli siyasilerin, gayri milli sermayenin ve bölücülerin Batı ile birlikte sahte demokrasiyi sergiledikleri bir yapı ortaya çıkar.

CHP acaba, kendi iç çatışma ve yapılanmasında sosyal sınıflarla olan bütünleşmesini düşünüyor mu? Yoksa Batı'nın öngörüleri doğrultusunda liberal demokrasiyi mi tercih ediyor?

Galiba bir üçüncü yol bulunmuyor. Tony Blair bile Irak'ta batağa saplanmadı mı!..