Siyaset2 Eylül 2004 00:00

GAP'ı Kaptırışımızın Son Adımları... - Orhan Erinç

Yabancıların ülkemizden toprak almasına ilişkin haberler ve doğal olarak da yorumlar ağustos ayının ortalarında gündemin öncelikli konularından biri oldu. Konunun 2002'nin başında ortaya atılmışken aradan geçen yaklaşık iki buçuk yıllık suskunluğun ardından ve tam da Avrupa Birliği (AB) ilerleme raporunun hazırlanmakta olduğu dönemde canlandırılıvermesi insanı kuşkuya düşürüyor. discount drug coupons lilly coupons for cialis free discount prescription cardsymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort a alkohol symbicort cenarenovation vejle site renovacialis sample coupon cialis coupon card cialis manufacturer coupon

Acaba ''AB'ye uyum sürecinde, bu alanda da kurallara ayak uydurduğumuzu yansıtmak için kullanılıyor muyuz'' sorusu akıllarda çakılı kalıyor.

****

Biraz geriye gidelim.

Bu köşede 18 Şubat 2002 günü ''Meğer GAP'ı da Kaptırmışız'' başlıklı bir yazı yayımlanmıştı.

Yazı, Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) konusunda Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nin yayın organı Forum dergisinde yayımlanan bir anketin aktarılarak yorumlanmasından oluşmuştu.

Yazının çıktığı gün Ankara Sanayi Odası Başkanı Sinan Aygün 'den bir ileti aldım.

Onu da yine bu köşede 21 Şubat 2002 günü ''GAP'ta Gizli Trafik'' başlığı ile okurlarımızın bilgisine sundum.

Hemen belirteyim ki o tarihlerde yabancıların mülk edinmesine değgin yasa Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) iktidarda olmadığı için değiştirilmemişti.

Aygün önce ''Maalesef GAP'ı yıllar önce kaptırdık. Ülkeyi idare edenlerin yanlış ve beceriksiz yönetimleri sonucu bu şaheser, üzülerek söylüyorum yabancıların kontrolüne girdi'' diyor, sonra da şunları ekliyordu:

''Şu anda GAP'ta durum vahimden de ötedir. Ne kadar toprağımızın gizli ve açık olarak satıldığı resmi olarak belli değildir. Bu sayının korkunç boyutlarda olduğu tahmin edilmektedir. Nitekim devrin başbakanının Mesut Yılmaz olduğu 1996 yılının 14 Mart günü Türkiye-İsrail arasında serbest bölge anlaşması imzalandı. Bu anlaşma ile GAP bölgesinde İsrail'e olağanüstü kolaylıklar sağlanmış ve DTÖ (Dünya Ticaret Örgütü) ilkeleri çerçevesinde serbest yatırım bölgelerinin kurulması öngörülmüştür. Serbest bölge demek 'özerk bir ticaret kolonisi' demektir. Bu bölgelerde, sizin çok iyi bildiğiniz gibi, Türkiye'nin hükümranlığı söz konusu olmayacaktır.''

****

2003 yılının Temmuz ayında AKP iktidarının gecenin geç saatlerinde değiştirdiği, çeşitli kanunlarda değişiklik yapan 4916 sayılı yasa ile değişik 2644 sayılı Tapu Yasası'nın 35'inci maddesi şöyle başlıyor:

''Karşılıklı olmak ve kanuni sınırlamalara uyulmak kaydıyla , yabancı uyruklu gerçek kişiler ile yabancı ülkelerde bu ülkelerin kanunlarına göre kurulan tüzelkişiliğe sahip ticaret şirketleri Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde taşınmaz edinebilirler.''

Maddeye bakınca, yabancıların özellikle tarım toprakları konusunda ellerini kollarını sallayarak gelemeyeceklerini sanıyorsunuz.

Aralarında Köy Yasası, tarım topraklarına ilişkin yönetmelikler, Tarım Reformu Yasası, ulusal güvenliğe ilişkin yasaların da yer aldığı bir kurallar dizgesi var.

Anlaşılıyor ki 35'inci madde değişikliği sihirli bir değnek gibi o kuralları da yok edivermiş.

***

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü'nün internet sitesinden Türkiye'de taşınmaz edinen yabancı uyruklu özel ve tüzelkişilerin ülkelerine ait bilgiler de basın aracılığı ile kamuoyuna yansıtıldı.

Almanya, ABD, Avusturya, Belçika, Fransa, Hollanda, İngiltere, İtalya, KKTC, Suriye ve Yunanistan uyruklularının aldığı taşınmazların sayıları ve alanları biliniyor, ama ilaç için olsun aralarında bir tek İsrailli yok.

Bu noktayı da Erhan Göksel açıklığa kavuşturuyor (Tempo dergisi / 19-25 Ağustos 2004):

''GAP'ta iki şey oluyor. Birincisi İsrailliler oradan toprak alıyor. Buna ek olarak kalburüstü diyebileceğimiz Türkler de oradan toprak almaya devam ediyor. Yatırımlar hep arazi üzerine. İsrailliler bölgeden toprak alıyorlar, ama hangi yöntemle? Zilyetlik yöntemiyle. Biliyorsunuz, zilyetlik bir kimseye, bir taşınmazın sahibi olmaksızın ondan yararlanma hakkının verilmesi anlamına geliyor. Dolayısıyla, tapu kayıtlarından böyle bir satışı tespit etmeniz mümkün değil.''

***

Sinan Aygün'ün ''GAP'ın ulusal stratejik dava'' ilan edilmesi önerisini bir kez daha anımsatıp dört maddede sıraladığı önlemlerin kimilerini de yineleyelim.

* ''Yabancıların hangi yolla olursa olsun toprak alımına son verilmelidir.

* Devlet bu bölgeyi hayati ayrıcalıklı bölge ilan etmeli ve ona göre politikalar uygulanmalıdır.''

***

Akşam bastırdıktan sonra sabah şerifler hayrolsun demek gibi oldu, ama yazmadan edemedim.

Cumhuriyet