Irkçı Sürükleniş - Nilgün Cerrahoğlu
Bu iş sonuçta basit bir <I>''terörle mücadele davası'' </I>olmaktan çıkıyor. Ve Avrupa demokrasilerinin temelindeki en can alıcı ilkelerin kökünden sarsılmasına, sorgulanmasına yol açan bir mecraya giriyor. <FONT face="Times New Roman" size=3><FONT face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size=2>Irkçılar dün Liverpool'da otobüs durağında bekleyen <I>''koyu renkli bir adamın'' </I>baltayla kafasını yardılar. <I>''Koyu renkli bir Brezilyalı'' </I>da bir hafta önce Londra metrosunda kafasına 8 kurşun yemişti... Şokun birini atlatmadan bir yenisiyle karşılaşıyorsunuz. Avrupa hakikaten başka bir mecraya sürükleniyor!</FONT> </FONT><div style="display:none">coupons for cialis 2016 <a href="http://blog.nvcoin.com/page/Coupon-Cialis">coupons for prescription drugs</a> prescription drug cards</div><div style="display:none">cialis manufacturer coupon <a href="http://www.prostudiousa.com/blog/page/lilly-cialis-coupon.aspx">open</a> drug coupon card</div><div style="display:none">fusidinezuur voetschimmel <a href="http://blog.jp-sa.org/page/Fusidine-Teva">fusidinezuur creme</a> fusidinezuur acne</div><div style="display:none">symbicort turbuhaler 200 6 cena <a href="http://blog.phmglobal.com/page/Symbicort-Slozeni">symbicort a alkohol</a> symbicort cena</div>
Oriana Fallaci ''Londonistan'' olarak anılan İngiltere'deki ''İslamcı terörün merkez üssünü'' bir yıl önce ayrıntılarıyla yazmıştı...
''Yeni Avrupa ırkçılığının sesi'' Fallaci'nin bu kadar çok ilgi çekmesinin bir nedeni de bu. İtalyan gazeteci yalnız ırkçılıkla değil, daha önce kimsenin yapmadığı analizlerle dikkat çekiyor.
2004 baharında yayımladığı 1 milyon kopya satan ''Aklın Gücü'' isimli kitabında, ''Avrupa İslamının en tehlikeli mevzilerinin Londra'da konuşlandığını'' Fallaci bakın nasıl anlatıyor:
'Londonistan Şeriatçıları'
''Avrupa'daki 'İslamcı atağın' merkezi -nüfusunun yüzde 10'u Müslümanlardan oluşan Fransa değil, İngiltere... Müslüman nüfus İngiltere'de gerçekte mütevazı bir yüzde- yüzde 2.5'i geçmiyor. Ancak ne var ki 'İslamcı atağın beyinleri' -ideologları, din adamları, imamları- İngiltere'de yaşıyor. Petro-dolarlarla beslenip İngiliz siyaset ve yayın dünyası tarafından destekleniyorlar. Londra'nın en güzel otelleriyle malikâneleri şeyhler, emirler, sultanların elinde. Dünyanın en tehlikeli teröristleri de burada yaşıyor. Fransa'nın sınır dışı ettiği; Mısır, Cezayir, Fas, Tunus gibi Müslüman ülkelerin 'iade talebiyle' izlerini sürdüğü El Kaide, El Ansar ya da Hamas üyeleri yıllardır burada korunup kollanıyor. Ya 'İngiliz vatandaşı' veya 'siyasi mülteci oldukları' gerekçesiyle geri verilmiyorlar. Bunlara İngiltere'yi mesken edinen ve entegre olmak konusunda şiddetle direnç gösteren sıradan göçmenleri, Pakistanlıları, Afganları, Ürdünlüleri, Filistinlileri, Sudanlı, Senegalli ve Magreblileri ekleyin...''
Bu ekibin İngiltere'de ''Müslüman Parlamentosu'' adı altında ''bir örgüt'' kurduklarını, bu örgütün İngiltere'nin Müslüman vatandaşları ve İngiltere Müslümanları için -çok hukuklu bir sistem- ''şeriat'' talep ettiğini anlatıyor Fallaci.
Merkezi Londra'daki ''Finsbury Park'' camisi olarak gösterilen ve bugün kısaca ''Londonistan'' olarak ifade edilen ''İngiltere'deki İslamın haritası'' bu. Yalnız İngiltere'ye değil, tüm Avrupa'ya dehşet salan ''Londra metrosundaki canlı bombalar'' da bu haritanın ürünü.
Ünlü İslam uzmanı Gilles Keppel de bu ''canlı bombaların'' arkasındaki stratejik dönemeci, ''siyasi İslamın 1990'lı yıllarda uğradığı yenilgiyle'' açıklıyor. ''Mısır ve Cezayir gibi ülkelerde iktidarı ele geçiremeyen İslamcı hareketin'' bölünerek ikiye ayrıldığını söylüyor Keppel.
İslam ülkelerindeki ''siyasi İslam projesi'' yerini (bizdeki AKP türü) bir ''ılımlı İslam modeline'' bırakırken yenilgiyi kabullenmeyen radikaller ''El Kaide terörüyle cihat'' yolunu seçmiş Keppel'e göre. Ve 1990'lı yıllar sonunda dünya çapında patlama yaşayan yepyeni bir teknolojiyle ''internette'' örgütlenmişler.
Ve 'dijital ümmet'...
Kamikazeler, Keppel ve çok sayıda terör uzmanına göre, ''internet'' te eğitim alıyor ve endoktrine ediliyor. Ev yapımı bombaların tarifleri, kullanım kılavuzları, hedef, taktik ve stratejiler, internet sitelerinde yayımlanıyor. İslam için ''internetin'' tarihi bir sıçrama olduğunu söyleyen Keppel, ''İslamın 14 yüzyıllık geçmişinde'' diyor: ''Ulema ilk kez saf dışı bırakılıyor. Sakallı ulemaların yerini gençlerin sosyalleşme aracı 'internet' ve bir 'video-oyunu' kolaylığıyla 'kutsal' ı yorumlayan kamikazeler alıyor.''
Keppel'in ''dijital ümmet'' adını ve verdiği sanal dünyadaki bu ''cihat'' furyası bir yanda, ''Londonistan'' gibi ''kurtarılmış bölgeler'' öte yanda... ''Eski Kıta'' hiç alışık olmadığı, yepyeni bir ''kuşatılmışlık'' duygusu yaşıyor.
Adı üzerinde ''Eski Kıta!''. Y üzyıllar boyunca birikmiş kültürü, tarihi, ekonomik imkânlarıyla -ne olursa olsun- olayları kendi ''istenci'' doğrultusunda yönlendirebileceği inancıyla yoğrulmuş olduğu için şaşkın. Çok ciddi bir ''özgüven bunalımı'' yaşıyor. Buna ekonomik krizi, II. Dünya Savaşı'ndan bu yana ''Batı'nın ilk kez bölünmesine'' yol açan ABD ile ilişkileri, ''Irak Savaşı'' nı, Fransa-Hollanda referandumlarıyla darbe alan elli yıllık ''siyasi projeyi'' , vizyon yoksunu liderleri, ideolojilerin bıraktığı boşluğu ekleyin... Bu iş sonuçta basit bir ''terörle mücadele davası'' olmaktan çıkıyor. Ve Avrupa demokrasilerinin temelindeki en can alıcı ilkelerin kökünden sarsılmasına, sorgulanmasına yol açan bir mecraya giriyor.
Irkçılar dün Liverpool'da otobüs durağında bekleyen ''koyu renkli bir adamın'' baltayla kafasını yardılar. ''Koyu renkli bir Brezilyalı'' da bir hafta önce Londra metrosunda kafasına 8 kurşun yemişti... Şokun birini atlatmadan bir yenisiyle karşılaşıyorsunuz. Avrupa hakikaten başka bir mecraya sürükleniyor!