Siyaset31 Temmuz 2005 00:00

Korkuyorum... - Yiğit Bulut

- Cari açık, dış ticaret açığı gibi dinamikler rekor kırarken; 'finanse edildiği sürece' sorun olmaz diyenler gündemde 'en güçlü' olmayı sürdürebiliyorlar... - Sıcak para ile siyasi gündemi bastırdığını düşünüp, bu topraklar üzerinde yaşayan herkesin 'artan borsa ve düşen dolar' ile verilen tavizleri algılamayacağını düşünenler, bu tavırlarını kesintisiz hatta daha da güçlendirerek korkusuzca sergiliyorlar... - Artan işsizliğin terörü beslediğini görmeyenler, issizliğin sebeplerini yanlış yerlerde aramaya devam edip, toplumsal tepkileri yanlış analiz etmekte ısrarcı oluyorlar...Sanıyorlar ki; sıcak para ülke kaynaklarını emerken, bu halk her gün şehit vermeye devam edecek ve hiç sesini çıkarmayacak... - AB yolunda ilerlediğimizi iddia edip, Cumhuriyet'in kazanımlarından taviz verenler, bu gidişin içeride yarattığı sıkıntıyı ve sıcak para döngüsünün kırılması ile patlama noktasına gelebileceği gerçeğini görmemekte ısrar ediyorlar... renovation vejle renovation skive renova

Siz bu yazıyı okurken borsa endeksi, 'ikincil sıcak para' dalgasının başlayıp başlamadığının sorgulandığı bir ortamda, 2.20 cent seviyesini yani 2000 yılında 3.7 cent öncesi gördüğümüz son sınırı zorluyor olacak. Böyle bir ortamda ortaya iç içe geçmiş birçok soru çıkacağı gibi olayları takip edenlerin bir kısmı sadece sıcak parayı algılayarak 'her şeyi toz pembe görmeye', diğer bir kısmı da 'sıcak dinamiğin altına' bakarak 'acaba' ile dolu sorular sormaya başlayacaklar... Uzun lafın kısası; toplumsal algılama biraz daha sıkışacak, her konuda yapılan sorgulamaların şiddeti artacak...
Sevgili dostlar, yukarıda anlatmaya çalıştığım ortamda, 'derin piyasa analizlerine girmeden', verileri ve gelişmeleri sentez etmek isteyenlere de katkı yapabileceğine inandığım, adresi olmayan 'korkuyorum' başlıklı mektubumun özetini sizlere aktarmak istiyorum. Umarım, cümlelerim sizlerin de düşündüğünüz birçok noktayı içerir ve ortaya döker...
Korkuyorum...
- 1999 sonrası 'IMF ile yeni bir Türkiye' başlığı adı altında 3.7 cent seviyesine zorlanan, ülkemin birikimlerini 6 ay içinde tamamen emen borsa endeksi, yine 2.20 cent üzerini zorluyor...
- Ekonomiyi sadece sıcak paradan ibaret sayanlar yine bayram yapıyor, yine 'üretim, makro, reel, GSMH' gibi terimleri unutmuş görünüp, üretemeyen bir ekonominin 'bugünün dünya düzeninde var olmasının' mümkün olmadığını anlamamakta ısrar ediyorlar...
- Dolar kuru, zafer havası içinde tarihi düşük seviyeleri zorlarken, Türkiye'yi 'ithal tüketim ile büyütmekle' övünenler yine işin ciddiyetini algılayamayıp, yine 'nasıl büyüdük' masalları anlatmaya devam ediyorlar...
- Cari açık, dış ticaret açığı gibi dinamikler rekor kırarken; 'finanse edildiği sürece' sorun olmaz diyenler gündemde 'en güçlü' olmayı sürdürebiliyorlar...
- Sıcak para ile siyasi gündemi bastırdığını düşünüp, bu topraklar üzerinde yaşayan herkesin 'artan borsa ve düşen dolar' ile verilen tavizleri algılamayacağını düşünenler, bu tavırlarını kesintisiz hatta daha da güçlendirerek korkusuzca sergiliyorlar...
- Artan işsizliğin terörü beslediğini görmeyenler, issizliğin sebeplerini yanlış yerlerde aramaya devam edip, toplumsal tepkileri yanlış analiz etmekte ısrarcı oluyorlar...Sanıyorlar ki; sıcak para ülke kaynaklarını emerken, bu halk her gün şehit vermeye devam edecek ve hiç sesini çıkarmayacak...
- AB yolunda ilerlediğimizi iddia edip, Cumhuriyet'in kazanımlarından taviz verenler, bu gidişin içeride yarattığı sıkıntıyı ve sıcak para döngüsünün kırılması ile patlama noktasına gelebileceği gerçeğini görmemekte ısrar ediyorlar...
- Rum tarafını 'Kıbrıs Cumhuriyeti' olarak tescil eden imzayı atanlara destek verenler, kamuoyunda ele geçirdikleri noktalarda aksini iddia ederlerken, bizi yönetenler imza sonrası içeride oluşabilecek sıkıntıyı ve özellikle '3 Ekim sonrası' oluşabilecek siyasi-ekonomik dalgalanmalarda tepkinin katlanarak büyüyebileceğini algılamakta zafer sarhoşluğundan dolayı geç kalıyorlar...
- Yüzde 24 ile iktidara geldiğini unutanlar devletin kurumları ve yerleşik düzen ile inatlaşmaya devam edip, YÖK'ü, yargıyı, sağlık kurumlarını, eğitim yapısını zorlamaya ve en önemlisi siyasallaştırmakta ısrar etmeye devam ediyorlar...
- Korkuyorum...Algılama ile gerçek arasındaki mesafe yine açılıyor ve bu süreç 'rasyonel' bir zemine oturtulamazsa ilk kırılmada 'rasyonel olmayan'
tepkiler oluşabilir... Böyle bir dinamik içinde siyasi ve ekonomik anlamda olan yine bizlere, yine bu ülkenin 'orta kesim' insanlarına olur...
Sonuç: 2000 yılında borsa endeksi 3.7 cent seviyesini zorlarken yaratılan sanal dünya Türkiye gündemine hakim olmuş, 'Devletin kurumlarını zorlamayan', AB yolunda içeride 'taviz' verir algılanmayan bir hükümet bile sonrası oluşan 'sanal dünya' çöküşünde ülke gündemine hâkim olamamıştı...Bugün durum çok daha farklı, çok daha zor. İç dinamik atılan adımlarda aşırı zorlanmış, kamuoyunun ikna olmadığı her konuda tepkisi bastırılmış bir durumda... Böyle bir dinamik içinde 'yeni en noktalarının' zorlandığı bir dalganın geri dönüşünü düşünmek bile istemiyorum...
İstemiyorum ve açıkçası ülkem adına çok korkuyorum...