Siyaset13 Ocak 2005 00:00

Derin devlet - Mahir Kaynak

On yıl kadar önce, bir televizyon programında, Türkiye’de bir derin devletin olmadığından şikayet etmiştim. Yanılmıyorsam bu kavram o günden beri söylenir oldu. Aslında ülke yönetiminin, sanıldığının aksine, halkın tercihlerine bırakılmadığını, bunun demokrasiye inançsızlığın ifadesi olmaktan çok bir gerçeği dile getirmek olduğunu düşünüyordum. Kamuoyu kolayca yönlendirilebiliyor ve bir ülkenin iradesi, toplum mühendisliği ile belirlenebiliyordu. Ülkeyi yöneten ve kurumsal yapısı olmayan bir güç odağının kendi halkını yönlendirmesi gerektiğini ve bu yapının niteliğinin her ülkede farklı olabileceğini düşünüyordum. cialis manufacturer coupon drug coupon drug coupon cardnaproxennatrium site naproxen kruidvatcialis forum link cialis bez receptafusidinezuur voetschimmel read fusidinezuur acne

ABD, özel teşebbüsün egemen olduğu bir toplum olarak, bu güç tarafından yönlendirilirken Rusya’nın gizli servis odaklı politikalarla yönetildiğini söylüyordum. Putin bu söyleşiden çok sonra iktidara geldi ve adeta bizim gözlemlerimizi doğruladı. Rusya uluslar arası sermayenin egemenliğine son vererek kendi derin devletinin yönetimine girdi.

Bana göre ABD’de önce uygulanacak politikalar belirleniyor sonra yönetim şekilleniyordu. Oysa genel düşünce bunun tersi idi ve seçilenlerin yeni politikayı saptadığına inanılıyordu. Halkın önceden belirlenen bir figürü ve partiyi iktidara getirmesi medya ve propaganda aracılığıyla sağlanıyordu. Bu ülkelerde herhangi bir yabancı gücün kamuoyu oluşturması mümkün olmadığı için istenen yönetimin getirilmesinin önünde bir engel bulunmuyordu. Oysa daha küçük ülkelerde sermayenin dışarıya bağımlılığı ve medyanın da bunların kontrolünde olması, bu ülkelerin yönetiminin belirlenmesini dışa açık hale getiriyordu.

Rusya bu konuda da bir örnek oluşturuyordu. Putin iktidara geldikten sonra hem uluslar arası bağlantısı olanların ekonomik gücünü elinden alıyor hem de bunların kontrol ettiği medyayı ele geçiriyordu. Kaldı ki Rusya’daki rejim değişikliği ve komünizmin tasfiyesi ancak derin devletin bir tercihi olarak açıklanabilirdi. Ne bir savaş yaşanmıştı ne de bir iç isyan söz konusuydu. İktidardaki güç adeta intihar etmiş, kontrol ettiği ülkeleri kendi iradesiyle terk etmiş, kendisiyle özdeşleşen bir ideolojiden vazgeçmişti. Olay hasmı olmayan bir yenilgiyi andırıyordu.

Türkiye’de bu kavrama gerçek anlamının dışında bir mana yüklendi ve derin devlet bir yeraltı örgütüne indirgendi. Ülkesini sevdiği özellikle vurgulanan bir takım kişiler, çoğu zaman kanun dışı yollarla, bir takım eylemler yapıyordu. Derin devlet kötülere karşı savaşan iyiler olarak kamuoyuna sunuldu. Benim kastettiğim derin devlet bir eylem örgütü değil uzun dönemli politikaları oluşturan ve yönetimi yönlendiren bir güçtü. Bunların var olan yönetimin dışında ve kendi tercihlerine göre, bir direniş örgütü gibi çalışması söz konusu bile değildi.

Bu gücün belirli bir yapısının olmaması gizli olduğu şeklinde algılandı. Oysa böyle bir gücün gizli olması için hiçbir neden yoktur. Herkes bir ülkede etkin olan gücün ne olduğunu bilebilir. ABD’de bir çok sivil toplum kuruluşunun yönetim üzerindeki etkisi ve belirleyiciliği bir sır değildir. Bunları oluşturanların medyadaki ve kamuoyunu oluşturmadaki rolünü, siyasetteki ağırlığını bilmeyen yoktur ve seçim sonuçlarını, onları analiz ederek tahmin etmek, gelecekteki politikalar hakkında ipuçları elde etmek mümkündür.

Türkiye’de de bunların zaten var olduğu söylenebilir ama sorun bunların uluslar arası bağlantıları nedeniyle Türkiye ile özdeş sayılamamasıdır. Otoriteyi ve gücü temsil edenlerin de düşünce boyutunda bağımsız olamaması bir engel oluşturmaktadır.

Sonunda derin devletimiz yer altı örgütleriyle birlikte çalışan gizli servis mensupları olarak algılandı. Bir gizli servisin derin devlet olması veya onun bir parçası sayılabilmesi için politika üreten bir kurum olması gerekir. Yani sırf gizli servis olmak bu sıfatı kazanmaya yetmez.

Her ülkenin derin devleti, tarihi içinde oluşur ve bunun standart bir biçimi yoktur. Bizde böyle bir yapı oluşacaksa ya kurucu sıfatına sahip olmalıdır ya da kurucudan daha etkili olan bir gücün oluşması gerekir. Yer altı bağlantılı birkaç gizli servis mensubundan sadece çete oluşur, derin devlet değil.